Ağustos 2010 için arşiv

26
Ağu
10

Göt !

Birgün Antalyada yara bakımı kongresindeyiz… Uzun ve yorucu bir kongreydi :S Kongre bitti ama eşyaları toplarken uçağa yetişemeyeceğimizi farkedince odadaki eşyaları bavulun içine depiştirip, havalimanına apar topar kuduz köpek kovalar gibi gitttik. Neyse X-Rayden geçerken Görevli arkadaşın bavuluna bakıp ” Çantanızda 6 pil ve bir dolu kablo görünüyor” dedi… Eleman açtı çantayı kabloları ve pilleri gösterdi… Mp3 player, psp, fotoğraf makinesi falan… Görevli peki bu kutunun içinde ne var demez mi…. Bizim arkadaşın surat birden asıldı, aynı anda görevli tedirgin bir bakış attı… Bizim arkadaş ne oluyoruz lan bakışı attı, görevli acaba ne var lan kutunun içinde bakışı atarken , Görevli “Beyfendi kutuyu açarmısınız” dedi… Bizim arkadaş bomba gibi bir cevap ortaya koydu ve Söyle bir diyalog ortaya çıktı…

Ark. “Açarım ama beni tutuklamayacağınıza söz verirseniz”
Gör. “!!!!!!! açarmısınız beyfendi”
Ark. “İlk önce söz verin”
Gör. “Beyfendi açın””içinde ne var !” ama gayet ciddileşmişti ısrar etsek tutuklayaak
Ark. “GÖT var”
Gör. “Nasıl  GÖT var”
Ark. “Göt var işte”
Gör. “Açın beyfendi kutuyu”

Ve kutu açılır içinden bir göt çıkar ama öyle bir göt değil yara bakım kongresinde kullanılan demo yaralı götlerden… Herkes birbirinin suratına anlamsız bir şekilde bakar… Birileri hafif bir gülümsese kahkahalar patlayacaktır ama önceki diyaloğun gerginliğinden bir türlü guggle loop kırılamamıştır… herkesin kahkahası içinde kalmıştır… Bavul ciddi bir şekilde toplanıp uçağa binilir… ve guggle loop uçakta kırılır ve bütün yol boyunca kahkaha atmaktan mos mor olunur…   içinde göt var zuahahahah göt işte göt hahahazuahahahah :D o gün 97 kilo pirzola yemiş kadar olduk :D çok gülen çok ağlar derler ama bunun konumuzla bir ilgisi yok… :D
Seneca demiş ki “Hayat bir öyküye benzer, önemli olan yanı eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır.”

24
Ağu
10

Night Club Rules !

Bu yaz tatilde bir süre Bodrum ve Marmaristeydim ve gördüğüm kadarıyla gece klubüne gitmek için ve gece gerçek birilerini tavlamak için ne yapmanız gerektiğini anlatacağım…

Eğer Kızsanız…
* Kesinlikle mini bişeyler giyin hem yaz için havadar pek terlemezsiniz ve dansederken sexy duruyor… özellikte basamaklarda.
*O senenin topuklu ayakkabı modasını takip edin ama ayaklarınız çirkinse az gösteren şeyler tercih edin.
*Lütfen saçlarınızı yaptırıp gelin ama Tecavüze uğramış Bülent Ersoy modeli olmasın
*İçeri girer girmez öküzlemesine içmeyin…
*Pipetle içebileceğiniz şeyler seçin Vodka türevleri gibi… Pipetle içmek kızlarda sexy duruyor tabi becerebilirseniz. Pipetten üfleyerek baloncuk çıkartırsanız sizden ıslak köpekten kaçtıkları gibi kaçarlar…
*Güneşten yanmayan kısımlarınız tabi çok aşırı değilse, erkeklerin görmesi onları kışkırtır ama yanlış kişileri kışkırtırsanız sonuçlarına katlanırsınız…
*Durmayın Dansedin, öyle bar önünde kırıtmakla, kenarda köşede oturmakla olmuyor…
*Birileri yanınıza geldi baktınız sarmadı tipler hemen uzaklaşın, zaman kaybetmeyin gece düşündüğünüz kadar uzun değil, siz bakarken diğerleri kapıyor…
*Çok sarhoş olmamışları seçin yoksa gecenizin tadı kaçar…
*Gerçekten hoşlandıysanz bişeyler ısmarlamasına izin verin yoksa o içkiyi içene kadar onunla konuşmak zorunda kalabilirsiniz…

Eğer erkekseniz…
*Sinek kaydı traş olmayın iş görüşmesine gitmiyorsunuz ama Amerikaya gitsen el-kaide diye tutuklanacak kadarda sakalınız olmasın…
*Modayı takip edin, rahat bişeyler giyin ama 10 TL lik T-shirtlede gitmeyin, o T-shirtle ancak balık et ve üzeri bir av yakalayabilirsiniz.
*Paranız olabilir ama kenarda köşede kalmış vip locaları tek başınıza ya da arkadaşlarınızla tutmayın, muhabbetten uzak kalırsınız… O zaman paranız önemli değil, zamanınızı boşa harcarsınız…
*Aktif olun dansedin ama kızlar size bakıp salak salak gülüyorsa ve arkadaşlarına sizi gösteriyorsa dans etmeyle ilgili bir sorununuz var demektir, cool takılın ve gündüz aynanın karşısına geçip dansınızı düzeltin :D
*İçeri girer girmez öküzlemesine içmeyin… Hafif bişeylerle başlayın…
*İçerde rakı içen kız yoksa rakı içmeyin.. (Benim kadar çok sevseniz bile)
*Kızlara kafadan yazmayın, hiç birşey elde edemezsiniz. Yavaşta davranmayın sizden önce kaparlar. Yeteri kadar göz kontağı (kesiştiğiniz) kızın yanına gidip şansınızı deneyin…
*İçmiş olanından seçin ama zurna gibi sarhoş olanından seçmeyin…
*Kızlar romantik parçalar çalıyorken telefonlarını verme olasılığı 2 kat daha fazlaymış. Diskoda nerden bulurum slow demeyin aşklı meşkli bir parça çaldığında deneyin, 2 katı olmasada şansınız daha yüksek unutmayın…

M.L.King demişki “Yaşamın uzunluğu değil, nasıl yaşanıldığı önemlidir.”…….

21
Ağu
10

Ey Şehr-i Ramazan, Bu Sene de Bize Uğramasan

Ramazan ayını bir türlü sevemedim… Bir kere her sene aynı zamana gelmemesi aklımı karıştırır hep… İnsanları ikiyüzlüleştiren bir ay. Hergün şu karıyı şöyle götürdüm, şurada şu kadar içtim -benden fazla kimse içemez-, Yok şu herifle şöyle yattım, 122 ayakkabımı burdan aldım diyen insanlar bu ay gelince İçmem, sevişmem, yiyişmem, yan gözle bakmam, açın fakirin halinden anlarım demeye başlaması ikiyüzlülük değilde nedir… Sonra bütün gün açları anlamak için oruç tutuyorum deyip, bir kuş sütü eksik olan masalarda domuz gibi yiyen ve hala açların fakirlerin halinden anladım diyen insanlarla dolu bir aydır… Olmadığın gibi olma ayıdır bu ay… Herkes hiç aç kalmadığından sinirli, uyuz , yorgun, dalgın, şaşkın olduğu aydır bu ay. Araba kazaları daha fazla olur, kavgalar nedensiz çıkar, dışından söyleyebildiklerini içinden söyleme ayıdır bu ay… Televizyonlarında dini program yayınlama ayıdır bu ay… Reyting dertleri çoktur ama hep aynı filmleri yayınlarlar… İnsanların eve kapanma , trafiği iftardan önce felç etme ayıdır bu ay… Herşeye, ota boka oruç yüzünden bahane bulma ayıdır bu ay… Sağlık açısından oruç tutmaması gereken kişilerin oruç tutmaları yüzünden acil servisleri doldurduğ aydır bu ay… Sevemedim seni iki yüzlü ay… O yüzdendir ki ” Ey Şehr-i Ramazan, Bu Sene de Bize Uğramasan”

19
Ağu
10

Peri Tozu…

Şunu farkettim düzenli hayat benim için sinkov gibi birşey, ilham perilerimi kaçırıyor. Serseri gibi yaşamak, içinden geldiği gibi takılmak, bol alkol, sevgilisiz yaşam, gece hayatı ve giren çıkanın belli olmayan bir ev…. Bu unsurlar olmayınca tüm yazım hayatım monotonlaşıyor sanki devlet dairesinde çalışan işten eve evden işe giden memur gibi oluyorum… Bazılarında vazgeçebilirim ve vazgeçiyorum ama alkolden asla… Hayal dünyasına kolay dalmamda bana yardımcı oluyor tinker bellin peri tozu gibi. O benim peri tozum… Ne zaman birinin üstüne dökülse uçuruyor tabi ben içerek aynı etkiyi yapıyorum. Seviyorum yaw peri tozunu… Ben peter pan değilim ki, kendi kendine uçabilmem için  yardımcı unsurlar lazım, benim yaratıcılığımın ortaya çıkması için bunlar şart… Beynimi özgürleştiriyor ve bunun için referandum yapmama gerek bırakmıyor. Cesaret veriyor… Tek düze bir hayat fazla sıkıcı ve bunaltıcı bu çin işkencesne nasıl katlanıyor insanlar, normal olmaktan ne anlıyorlar anlamıyorum…Herkes uçabilseydi bu normal olurdu bu yüzden farklı bişeyler yapmak lazım… hayatı yaşanabilir kılmak için biraz Barney Stenson, biraz Jeff Murdock olmak lazım; yoksa şu koca evrende birbirimiz üzerinde yarattığımız etkiden başka ne var elimizde. Para kazanmak, güzel sevgili bulmak, değişik giyinmek ve dikkat çekici olmak… Amacımız bu değil mi zaten. Ne için yaşıyorsunuz, ne için kazanıyorsunuz, daha azıyla mutlu olabilmek varken neden daha fazlasını istiyorsunuz, hepsi fark yaratmak daha üstün olduğu göstermek için… ama herkesin değer yargılarının farklı olması tekerinize çomak sokuyor değil mi… En üstte olmak için ne yapmalısınız ya da üstte hisstmek için ne yaparsınız. Sexte üstte olmaktan başka elinizde ne var…  hiç birşey… Hayal gücünüzden , anlattıklarınızdan, insanların hayatında yarattığınız farktan başka ne var elinizde… Tekrar ve tekrar hiç birşey… O yüzden kalıcı olmak istiyorsanız insanların hayatlarına değer katın… Öyle ham göt muhabbeti yapmakla, komik fotolar paylaşmakla, kedili feed açmakla biyere ulaşamazsınız… nerden açtık konuyu nereye geldik… Boşa demişler “Laf lafı açar, laf götü açar diye”

Mark Twain demiş ki “O şekilde yaşamalısın ki, öldüğün zaman tabutçu bile matem tutsun.”

16
Ağu
10

Merhaba ben Abdullah,Kıroluk tanrısıyım

Yunam mitolojisini bilirmisiz…. Zeus, Apollo, Ares, Artemis, Athena, hades ve daha niceleri… Hep böyle şeylerin Anadoludan çıktığına inanılır… Peki hepsi uydurma ama ya hikaye düşündüğünüz gibi değilse… “Merhaba ben Abdullah,Kıroluk tanrısıyım” dese ya da bir diğeri ben Efecan ” Playboy ve Kızlara yazma tanrısıyım ” dese ne düşünürdünüz… Anadolu Mitolojisindeki tanrıları bir sıralayalım… Anadolunun bağrından kopup gelen tanrılarımız…

Abdullah : Kıroluk tanrısı,
Efecan : Playboy ve Kızlara yazma tanrısı,
Mihriban : Sarı saçlılık ve Rüküşlük tanrısı,
Meftune : Çekirdek çitleme ve Nabeeer Gıııı Tanrısı,
Ökkeş: Kıroyum emme para bende tanrısı,
İbiş: Balık etli kız severim tanrısı,
Okşan : Ay başı tanrısı,
Mürüvet : Başım ağrıyor bu gece olmaz tanrısı,
Şahin : Çıkarmadan 5 Posta tanrısı,
Hüsamettin : Kılıbıklık tanrısı,
Nif (•̪●): İçiyom içiyom şarhoş olamıyom bea tanrısı,
Cengiz: Kafanı gözünü kıranım, cam çerçeve indiririm tanrısı
Ferruh : BMW ile piyasa yapma tanrısı,
Kumrunur : Ayakkabı ve çanta aldırma tanrısı,
Ayşe Teyze : Kızların içine mürüvet isteği sokma tanrısı,
Fadıllah : Referandumda evet dedirtme tansısı…

Ve daha niceleri….

Anladığınız gibi olay bir aldatmaca gibi görünsede söyle etrafınıza baktığınızda bu tanrılardan binlerce görmüyormusunuz. Ben görüyor… Bu tanrıların kontrolünde binlerce sığır görüyorum, güdülmeyi bekleyen bir sürü koyun görüyorum… Bu tanrılar neden içimizde, neden bizi bu kadar kontrollerine alıyorlar orası tam bir muamma amam siz siz olun bunları görürseniz sadece uzak durun… koşarak uzaklaşın…

Seneca şöyle demiş “Hayatta bir gayesi olmayan insanlar, bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler; onlar gitmezler, ancak suyun akışına kapılırlar.”

P.S: İsimler tamamen sallamadır :D Hoşuna gitmeyen varsa yeni isim önerisiyle gelebilirler :D

09
Ağu
10

Bertan & Nif Istanbul Trip

Kanka bir gün telefon etti… “Olm beni istanbula götürür müsün? hafta sonu 2300 km yol yaptım gitmem gerekiyor gidemeyecem” Bende böyle bir fırsatı kaçırmadım “Tabi ki olm götürürüm” dedim… Neyse aşağı indik arabaya oturdum kartı yerine yerleştirirken bertan da koltuk ayarı yapıyordu arabada, neyse ben start düğmesine bastığımda çooooktan uyumuştu yorgunluktan… İstanbula doğru yola koyuldum ama deniz görme heyecanıyla (çünkü aşığım ona) bastım gaza. Bolu dağı tünelinden geçerken radyodan gelen kötü ingilizcesi kızın uyarılarını dinleyerek hızlı bir şekilde tünelden çıktım… ama basıyorum bariz 160 falan ortalama bertan kafayı kaldırdı, takometreye gözlerini netleştirerek baktı ve “Buralar buzz olur”  dedi ve kafayı küt diye vurup uyumaya devam etti… Bir an düşündüm bu herif bana çok güveniyor diye … Neyse kazasız belasız kış vakti istanbula vardık, her zaman ki gibi Green Park Bostancıya yerleştik, aslında yerleştik demeyim, kapıdan 3-5 parça eşyayı bıraktıktan sonra Bertanın istanbula gelmemizin nedeni olan işi halledip Caddeye aktık… Güzelce kafaları güzelleştirdikten sonra otele döndük… Muhabbet edip bir taraftanda içerken gecenin bir yarısı Bertanın bir arkadaşı aradı… “Olm bana biriyilik yapman lazım”, “eeee”, “Şimdi beni hatunun evi üsküdarda gidip kapısına kalp falan çizip, seni seviyorum yazacaksın”… Meğerse bu çocukla kız neredeyse ayrılma aşamasındaymış bizden küçük bir jest istemiş… Bertan “olm gecenin bir yarısı nasıl gidelim” diyince çocuk bastı lafları feryat figan” Sen ne biçim kankasın , dost dedik bağrımıza bastık” falan filan… bertan baskılara dayanamadı “Tamam gidecez” dedi… Biz resepsiyona inip kapıya çizecek bişeyler ararken eğitime gelmiş bir şirketin salonundan board marker aldık… Çıktık bostancı green parktan üsküdarın arka sokaklarına doğru yola koyulduk… Neyse bostancıya vardık kızın adresini bulduk ama insanlar dolu sokaklar bertan apartmandan içeri girip yazıyı yazamadı. yarın yaparız falan dedik , Çıktık otele döndük tam uyuyacaz  bebe yine aradı ” sen ne adi adamsın, bir işi beceremedim….. bıdı bıdı” bir dolu daha söz bertan dayanamadı “Tamam yapacaz a.q” dedi “Çıkıyoruz berk, halledelim şu işi de rahatlayalım” dedi. Yola koyulduk sabah 4 falan üsküdara kızın apartmanını tekrar bulduk, bertan daldı apartmana sonra koşarak geldi bas gaza dedi bastık otele döndük. O sırada bertan bebeye haber verdi yaptık mission complete diye. 20 dakika sonra bebe yine aradı tam yatacaz bebe tekrar aradı ” Allah belanı versin, yanlış kapıya yazmışsın,kızın karşı komşuya yazmışsın” demesin mi? Bertan ” Olm kız görsün”diye yazdık dedi yırttık… Uyuduk uyandık gece Nişantaşına ordanda Tarabya sahiline rakı balığa gidecez “Kanka biz şimdi çok içeriz bizi bırakacak birilerini bulayım” dedi 1-2 telefon sonra birilerini ayarladı Karı – Kız var deyince ve gecelere akacaz deyince çocuk uça uça geldi… Gece güzel geçti, içtik, eğlendik, coştuk dönerken bebe sürüyor arabayı, biz fazla içmişiz arabada sızdık ama fazla sürmedi. Dürtüklenerek uyandık “Olm sizin arabada ogs yok mu, Boğaziçi köprüsünden nasıl geçecez” diyen bir adam ama biz önceden 2. köprüden geç demişiz… Bakıyoruz köprüye aval aval… “Bertan ” bas geç ogs den hızlı ol yakalanmayalım bari” dedi… Çocuk bastı gaza geçtik ama üç buçuk atıyoruz . Biz çıktık Ankaraya doğru yola biraz bertan sürdükten sonra “olm sen geç Ankaraya yaklaşınca ben alırım” dedi bende yine tapa gaz geliyorum. Düzcede öyle bir sise girdim ki 160 la falan, böyle çizgi filmlerdeki gibi testereyle kes kenara koy. Sağımdan kırmızı kırmızı bişeyler geçiyor o ara bertan yine dikeldi gözlerini netleyerek kadrana baktı ve “Sisleri yak” dedi ve geri yattı… içimden dedim “Bu herif bana fazla güveniyor” diye ama yolculuğun sonuna kadar ben getirdim arabayı ve şunu anladım ben araba sürerken bayıltıcı bir etkim olduğunu ve bertanın bundan çok etkilendiğini ve sadece 2 çift söylemek için sadece kafasını kaldırabildiğini :D

02
Ağu
10

See you later allagator….

Tarih Fii tarihi… Biz izmir alsancakta arkalarda bir bara girdik. İzbe bir yer… Saat 01’i geçiyor. Saatler durmuş zaten o gün gelmişim izmire. Neyse alel acele kafamızın iyi olması lazım, bizde bir bilene danışıp barmene sorduk. “Dostum bize öyle bişey yap ki kafaları hemen saat 1-2 kıvamına getirsin” oda bize fazla düşünmeden “olur, size See You later” yapayım” dedi. ismi bile güzel see you later :D bizde ismini duyar duymaz evet yap bize dedik. Neyse bişeyler koydu shakerın içine shake yaptı, buz koydu tekrar shake yaptı falan derken önümüze su bardağı gibi bir bardakta bulamaç gibi bir içki getirdi ve ” See you later allagator, dont forget toilet paper ” diye servis etti :D bizim gözler tabi dışarı fırlamış bakıyoruz bardağa, ” Ha bu arada unutmadan bu shot yapılır ” dedi ama kocaman bardak , nasıl içilmesi gerekiyorsa yaptık kafaya çektik bunu. offf kezzap gibi, değdiği her yeri yakıyor :S garip bişey, lezzet namına hiç birşey yok ama lezzet arayan kim ki zaten… Neyse biz içtikten sonra 2 bira söyledik ağzımızı çalkalamak için ama kar etmedi. kafalarda iyi olmadı bira bitene kadar. Bara yanaşıp tam hiçbişey olmadı diyecekke barmen ” Abi bişey olmadı deme bekle” dedi bende ” o zaman 2.leri yap bize” dedim abi ” bu sizi götütür ama “dedi ” Gittiği yere kadar” derken o yine shake yaptı buz kattı bişeyler ekledi shake yaptı koydu bulamaçı önümüze. ” see you later allagator don’t forget toilet paper” derken. biz yine çektik bunları , müzik daha güzel, hayat daha güzel, izmir ve tüm türkiye daha güzel derken gece ilerledi. Son hatırladığım şeylerin listesi şöyle

1- arabayı arıyorduk ama eve gitmek için değil uyumak için
2- Arabayı koyduğumuz sokağı arıyorduk
3- gülüyorduk ama neye…
4- Ayakkabıma taş kaçmış ama kimin umrunda
5- Kız yok lan sokaklarda
6- Taksiyi kim çağırdı lan
7- Kaçıncı katta oturuyordun sen
8- Ayakkabılarımı çıkarmam lazım
9- Kimin umrunda
10- Halı ne kadar yumuşak………

sabah kalktığımda kapının girişindeki halının üstünde yatıyordum ve ark. da yanımda yatıyordu… tek ayakkabım ayağımdaydı…  offf
Şimdi anlıyorum barmen dostum seni… See you later allagator dont forget toilet paper derken :S Bir daha olsa bir daha yaparım :D




Twitterdan Takip Et

  • kendimi muzige biraktigimda gittigim yerlere sizi de goturmek isterim. kendimi daha acik ifade edebilecegim bi yer yok cunku. 3 months ago

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,400 hits