Archive for the 'Özlü söz derlemesi' Category

20
Şub
14

Sanata Nasıl Baktığın Senin Kim Olduğunu Gösterir…

prrovŞimdi size 2 hikaye anlatacam. Biri bizim ülkemizde biri ise 1840 londrasında geçiyor.

Yıl: 14 Haziran 2011
Yer: Kars, Türkiye
Sanatçı: Heykel Traş Mehmet Aksoy
Eser: İnsanlık Anıtı
Eser Başbakan tarafından Ucube olarak anılıyor

Yıl: 1840
Yer: Londra kraliyet akademisi resim sergisi
Sanatçı: J.M.W Turner
Eser: Köle gemisi (Orjinal adı Slave Ship)
Eser eleştirmenler tarafından kanlı bir mutfak duvarı diye tanımlanmıştır.

J.M.W Turner’ın Köle gemisi tablosunu o zamanın eleştirmenleri anlamadıkları gibi Mehmet Aksoyun eserinde de anlaşılamamış ya da birilerinin siyasi kimliğini rahatsız etmiştir.Mehmet aksoyun eserinde ve Turner’ın eserinde de aslında bir insanlık dramı anlatılmaktadır. ve kendi zamanının ÖNDE GELENLERİ aşağılayıcı sözlerle bu eserleri yermişler hatta yıktırmışlardır. Mehmet Aksoy bu konuda Turner’a göre daha şanssızdır. Çünkü eseri artık yok edilmiş ve parçalanmıştır. Turner’ın köle gemisi adlı eserine de eleştirmenler söyle söylemişlerdi ‘Tiksinti verici bir saçmalık, kanlı bir mutfak duvarından farksız’.Slave-ship Turner’ın o zaman yaptığı resime gelen bu eleştirililer sigorta parası yüzünden gemiden canlı canlı denize atılan 132 kölenin dehşet verici hikayesini İngiltere denilen ticaret imparatorluğunun yüzüne vurmasından kaynaklanıyordu. Aynı yüze vurma Türkiyede de gerçekleşmiş ve eser günümüzü görememiştir. Turner yaşadığımız dönemde 19. yüzyılın en büyük ressamı olarak anılmaktadır, Mehmet Aksoy tarafında ise hala tamamen baskılanmaya çalışılan bir sanatçı vardır. Bir esere ucube demek için ne gerekiyor bilmiyorum, herhalde en güzel cevap o eserin ne anlattığını anlamamak olsa gerek. Aynı zamanda bolca saygısızlık.Şunu düşünün ülkemizde dünyaca ünlü kaç müze (resim galerisi) vardır? Sadece Paristen örnek verirsek Louvre müzesi, Orsay Müzesi, Picasso Müzesi, Orangerie müzesi Parisin sahip olduğu belli başlı müzelerden sadece birkaçıdır. Sadece her hangi biriyle boy ölçüşebilecek bir müzemizin olmaması sanata ne kadar az değer verdiğimizi basit bir şekilde özetlemektedir. Ülkeizden dünyaca ünlü kaç sanatçı(şarkıcıları kastetmiyorum, resim heykel dans edebiyat vs) çıkmıştır. Peki bizim ülkemizden neden çıkmıyor diye sorarsak benim tek diyebileceğim devlet politikaları yüzündendir. Sanatçılar kesinlikle desteklenmemiştir. Sadece aşağılanmışlardır ve devlet büyükleri onları eğlendirmek için var olan hokkabazlar olarak düşünmektedirler. Son bir sorum daha var Niye hala bu yanlış devam etmektedir. Heykeli haram olarak düşünen kafalar yüzünden. Neyse Turner 19 yüzyılın en büyük ressamı ilan edilerek ingiltere üstündeki kara lekeyi silmiştir bir bakıma, şimdi sıra biz de bizim sanatçılara gereken değeri vermekte diyecem (Bu yazıyı yazarken alkol almadım, tamamen kendi saçmalamam) ama o günleri görebileceğimizi pek zannetmiyorum.

Bir ülkede akıl ve sanattan çok, servete değer verilirse, bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır… Friedrich

31
Oca
14

Düzeyli – Düzeysiz ilişkiler

qqqHayatta sevdiğim herşeyin bağımlısı oldum, her ne kadar nedenini bilmesem de. Kahve, alkol, deniz, kitaplar ve sevdiğim kadınlar. Bu tutkularımdan biri beni birgün öldürecek ama hangisi bilmiyorum. Normal sevmeyi beceremedim dedim de, normal dediğiniz nedir ki? Tutku dediğimiz duygu ne kadar normal olabilir ki ?

Kahve

Düzeysiz bir ilişkimiz var. Günde 3 fincan kahveyle başlıyorum ama ona aşkım depreştiği zamanlarda kalp atışlarım değişinceye kadar içmeye devam ediyorum. Aşk böyle birşey tutkuyla bağlanırsınız ve birgün o sizi öldürür. katil uşak değil tutkunun ta kendisidir. Güne iyi bir kahveyle başlamak gibisi yok diyecem ama sevişerek başlamakta kahve kadar iyi sayılır. Kokusu, tadı, içimi ısıtması ve beni güne hazırlaması. Hepsi bir ilişki yaşadığımın ipuçları gibi.

Alkol
İçelim ab-ı hayat neşe versin bedene, Allah rahmet eylesin rakıyı icat edene. Taşşın dökülmesiz, artsın eksilmesin, Allah bizi meyhanesiz memlekete düşürmesin… İyi gün dostum… Kötü günlerimi daha kötü yapan düşmanım. Ne demişler dostlarınızı yakınınızda, düşmanlarınızı daha da yakınınızda bulundurun demişler. doğru demişler.

Deniz
Konuşmadan anlaştığım tek aşkım. Ona doyamıyorum, saatlerce ona bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum. Beni terketmeyeceğini bildiğimden ona güvenim sonsuz olsa da, ona hiçbir zaman kavuşamayacağımıda biliyorum. Platonik bir aşk benimkisi ve gayet tehlikeli…

Ah nice denizci, ah nice kaptan,
Sevinçle uzağa sefere çıkan,
Bu kasvet dolu ufukta kayboldu.
Kurbanı oldu kötü bir kaderin,
Aysız gecede, dipsiz bir denizin,
Karanlıklarına gömüldü…

Oceano Nox – Viktor Hugo (1837)

Kitaplar
Tam olarak hatırlayamadığım bir söz ”Kitaplar geçmişteki insanlarla konuşmak gibidir” derdi. Bu ilişkide dinleyen taraf benim, sadece dinleyen taraf değil eğitilen,öğrenen taraf demek daha doğru. Onlar anlatır diğerlerinin hikayelerini, hatalarını, kararlarını, yaptıklarını ve bunlar beni daha güçlü kılar, beni hazırlar bundan sonra hayatta göreceklerime ama ne kadar hazırlasalarda tutku herşeyi yıkar geçer. Öğrendiklerim sadece bu savaştan daha az çizik alarak ayrılmama yardımcı olur, daha fazlasına değil.

Ve Sevdiğim Kadınlar
Sadece bir kez hata yaptılar.

Without passion, you don’t have energy; without energy, you have nothing. Nothing … Donald Trump

02
Ağu
11

Katil Aileler Toplum Bilincini Öldürdüler…

Toplumumuzun bilinci bitkisel hayatta… Artık hiçbir şeye tepki vermez olduk… Bize dokunmayan yılan bin yaşasıncılık aldı başını gitti… Dünyamızda birşeyler oluyor herkes kendine göre “o niye oldu bu, niye oldu” diye soruyor ama onun olmaması için hiçbirşey yapmıyor… Bunu galiba ailelerimizden öğrendik… Onların korumacı tavrı ve evlenene kadar aynı evde 30 – 40 yaşına kadar beraber yaşama biçimi yaptı bunu… Kimse biraz sıkıntı çekmek istemedi, özgürlüklerini elde etmek, kendi evlerinde kendi kuralları olacağını bile bile konfora sattılar özgürlüklerini… Tek istekleri çamaşırları yıkansın ütülensin, önlerine yemek konulsun idi. Götü sağlama almak için çıkmadılar annelerinin babalarının sözünden… Onlar karar verdi hangi okulu okuyacağına, onlar karar verdi hangi işe gireceğine hatta onlar karar verdi kimle evleneceğine ve nerede oturacağına… Benim bir sözüm vardır ve hep kendime tekrarlarım “Birinden bir şey (para – meta) alıyorsan, aldığın kişilerin senin hayatın üzerinde söz söyleme hakkına sahiptir” diye… Babanızda araba almak için para isteseniz, “onu alma şu modeli al öyle veririm” diyebilir, en basitinden 2 kıyafet almak için para alsan “kızım mini etek alma” diyebilir ve siz almazsınız… alamazsınız… Skerler… Aslında gelmek istediğim noktadan uzaklaşıyor gibi görünsemde aslında tam o noktanın üzerindeyim… Bir insan daha ne alacağının bile kararını kendi kendine veremiyorken, ondan nasıl bir toplum bilinci oluşturmasını bekleriz… Neredeyse 35 yaşında kendi hayatını kuruyor bu insanlar… Kendi kararlarını almayı bu yaşta öğrenmeye başlıyorlar ve bu yaşta başlarsan hata yapmadığın için şimdiye kadar doğru karar da veremezsin ya da doğru olup olmadığını bile anlayamazsın… Devamlı korumacı ailelerle yetiştiğimiz için bu hallere düşüyoruz… Bir insanın özgürlüğünü elde etmesi bu kadar zaman almamalı… Koruyucu ailenin diğer neden olduğu şey ise “Kıymet bilmememizi” sağlıyor aslında… Kendi paramızı kazansak bile o evde rahat içinde yaşadığımız için, paranın kıymetide düşük oluyor, nede olsa ne kira, ne elektrik, ne doğalgaz ya da su parası ödenmiyor, zaten bunlar ödense eline birşey kalmaz ve kazandığı para kıymetli olur… O yüzden malımızın değerini bilmiyoruz… O yüzden Benzine yapılan zamları sallamıyoruz, ekmeğe yapılan, telefon ücretlerine yapılan zamları sallamıyoruz… o yüzden sokaklara dökülmemiz gerekirken kendi meramızda kaval dinliyoruz… Tamam çocuklar aileler için çok önemli ama fazla korumacı tavır bir gün hepimiz tehdit edecek… Toplum bilinci yok olacak ve bizi ne denirse inanacaz, ne denirse yapacaz… Robotlaşma ve yozlaşma beraber olacak ve o koruduğunuz çocuklarınız dünya üzerinde bir hiç olacak…

Somerset Maugham Demiş ki : “Eğer bir millet herhangi bir şeyi özgürlükten daha değerli görürse, özgürlüğünü kaybeder; ve komik olan şu ki daha değerli gördüğü rahatlık veya paraysa, onu da kaybeder. “

14
Tem
11

Bir Çift Çorap…

Size bugün çok sevdiğim bir hikayeyi anlatacam… Hikayemiz Şöyle Başlıyor…

 *Ölüm döşeğinde bir adam varmış. Çocuklarını son nefesi öncesi çağırmış ve konuşmaya başlamış… “Çocuklar mirasımı size pay ettim rahat edebilirsiniz… Kenara bıraktığım bu zarfın içinde ve size bir mektup yazdım ben öldükten sonra açın okuyun ” demiş ama “sizden tek bir isteğim var, ben öldükten sonra beni en sevdiğim çoraplarımla gömün ” demiş… Çocuklar “baba olur mu öyle şey” dese de adam ısrarcı olmuş son isteğinde ve ertesi günde son nefesini vermiş. Çocukları Cami hocasına “Babam en sevdiği çoraplarla gömülmek istiyordu” deseler de hoca “Dinimizde sadece kefenle gömülebilirsin uygun değil öyle birşey, öyle gömemeyiz” demiş… Çocuklar ne kadar ısrarcı olsa da hoca öyle gömülmesine müsade etmemiş… Neyse babalarını gömdükten sonra eve dönen çocuklar zarfı bulmuşlar ve açmışlar. Bir kağıtta mirasın payı diğer kağıtta ise çocuklara bıraktığı kısa mektup varmış… mektupta sadece şöyle yazıyormuş “Bakın gördünüz mü bir çift çorap bile götüremedim öbür tarafa, Dünya Malı Dünya ya !”

Aslında bundan sonra yazılacak çok şey yok ama iki çift kelamımı mazur görün… Bir çift çorabı bile öbür tarafa götüremiyorken bu kadar mal isteği neden… iphone mayfone ( temsilidir ) alana kadar o parayla tatile çıkın emin olun tanıştığınız farklı insanların, gördüğünüz değişik kültürlerin, yediğiniz değişik şeylerin size katacağı şey o cihazdan çok daha fazladır… Biraz maceracı olun, hayattan alınacak çok keyif var, paranızı harcarken hayatınıza harcayın, başkalarının düşüncelerini düşünmeden yaşayın… Keyfini çıkartacağınız çok az vaktiniz kaldı… Unutmayın !

Yazar demiş ki : “Önemli olan ne kadar yaşadığın değil, nasıl yaşadığındır…”

Not : Fotoğraf  Uğur Doyduk Tarafından Çekilmiştir….

17
Mar
11

Bize Aykırı !!!

Bize aykırı diyorlar sadece davranışlarımız onlarınkinden farklı, bize deli diyorlar sadece düşüncelerimiz onlara göre aykırı… Biz marjinal doğmadık ki… Sonradan olduk.. Kimse bize demedi ki sen şunu şunu yapacaksın diye, içimizdeydi muhalefet. Babamız fenerbahçeyi, annemiz galatasarayı tutuyor diye biz beşiktalı doğduk. Ruhumuz aykırıydı her koyun sürüsüne, en sevdiğimiz müzik kaval olamadı hiçbir zaman. Kimsenin düşünmediği gibi düşünmeyi doğuştan edindik, hele yanına rakı – bira ekledik mi yazdık yazılarımızı kimsenin okumadığı, kimsenin görmediği… Protestomuzdu bu dünyaya, güzel fikirlerimizi kimse bilsin istemedik… Aykırı doğduk, aykırı ölecez, kimsenin yapmadıklarını yapacaz, kimsenin görmediği yerleri görecez, kimsenin cesaret edemediği şeyleri yapacaz ama kimse bilmeyecek, bilmesine de ihtiyaç duymayacaz… Birşeyleri başkaları için yapıp göstermeyle, birşeyleri kendin için yaptıktan sonra anlatmanın farkını hep bilecez… Bu dünya üzerinde genelde yalnız olacaz, bizi anlamalarını beklemeyecez ama biz hep biz olacaz, yine gezecez, yine yapacaz, yine yıkacaz, keyfinide çıkaraz, hüznünüde yaşayacaz ama ot gibi oturup kaderimizi beklemeyece… Biz kaderimizin üzerine gidecez… Biz kimmiyim… Bilmiyorum hala arıyorum… Bulursam anlatırım…
Goethe demiş ki:”Malını kaybeden bir şey kaybetmiştir. Şerefini kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Cesaretini kaybeden, her şeyini kaybetmiştir.”

12
Şub
11

Sikeni severler…

Sikeni severler kural budur dünya üzerindeki, Şarkılar bile bunun üzerine yazılır… Dilenci duası gibi şarkılar. Şarkıda diyor ki “seni sensiz seveceğim” işte sikeni severler’e güzel örneklerden biri… Acılar içinde kıvranan ve hala ondan aşk dilenen sikilen. Aslında dünya düzeni ve ilişkiler bunun üzerine kurulmuş,hatta ve hatta zaten ilişki dediğimiz şey budur… Siken ve sikilen diye ayırdığım için bunun cinsiyet içeren kavramlar olduğunu düşünmeyin , bu sikme işini en çok kızlar yapar, hem ruhumuzu, hem kalbimizi hemde kafamızı sikerler bir ilişkide :D Bir ilişkinin böyle olduğunu kafalarına kazımışlardır… Bir erkeğe ne kadar acı çektirirlerse erkeklerin onlara o kadar çok bağlanacaklarını düşünürler. Bir bakımada haklıdırlar. İnsan bir şeye sahip olursa onu istemekten vazgeçiyor Lacan’ın bakış açısınışöyledir “Fanteziler gerçekdışı olmak zorundalar. Çünkü istediğiniz şeyi elde ettiğiniz anda artık onu istememeye başlarsınız.” İşte kızların iç dünyalarında lacan yatar :D o yüzden o sizi sikmeye başlamadan siz onu sikin ki aklı başına gelsin :D

26
Eyl
10

Acele eden öküz….

Geçenlerde bir haber vardı… Düğün günü alkollü şekilde eve dönüş yolunda aşırı hız yüzünden arabanın kontrolünü kaybeden evli çift ağaca çarpıp ölmüşlerdi… İşte böyle olunca hiç üzülmüyorum nedense, vicdanım medusa görmüş vicdan gibi taşlaşıyor… Ne o alkolü çekince gerdeğe mi geç kaldınız, yoksa çok alkol alınca tuvalete yetişmek için mi hız yaptınız. En mutlu gününüzde bu kadar ölümcül bir hatayı nasıl yaparsınız… Eğer karını gerçekten seviyorsan neden hayatını tehlikeye atıyorsun bire vicdansız Michael Schumacher… İnsanlar ne kadar düşüncesiz ve bencil olabiliyor ya da tam bir aptal… Size bir ayrıntı daha vereyim ve şok olun. Bu iki aceleci sevişgen emniyet kemerlerini taksalardı hayatta kalabilir istedikleri gibi bir gerdek geçirebilirlerdi.. Hoş umrumda değilsiniz o ayrı konu ama siz siz olun böyle hatalar yapmayın… Ölürsünüz. Evet; alkol aldığında normal düşünemeyebilirsin, evet; o günü heyacanı damarlarını adrenalinle doldurmuş olabilir, evet; o kalabalıktan ve yoğunluktan en kısa zamanda kendini dışarı atmak için can atıyor olabilirsin ama kimsenin ama kimsenin hayatıyla oynama hakkını sana vermez… Şimdi koca bir sessizlik içinde, bir karış toprağın altındasın… Artık aceleye gerek yok… İstediğin kadar orada kalabilirsin…

Anonim bir laf vardır “Acele eden öküz ahıra sıçarmış” diye….




Twitterdan Takip Et

  • kendimi muzige biraktigimda gittigim yerlere sizi de goturmek isterim. kendimi daha acik ifade edebilecegim bi yer yok cunku. 3 months ago

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,400 hits