Archive for the 'Human being' Category

11
Nis
10

Five Rules Of Girl

1-Love Me But Don’t Touch Me !Gördüğünüz gibi ilk kural sev beni ama bana dokunma… Dokunmadan sevgi, aşk mı olur yaw… Hatta bir klişe vardır ” Ten uyumumuz yok” diye… yani dokunmadan koklamadan aşk mış sevgiymiş lave mış olmaz kardeşim…. Dokunacan bakacan kızın teni asidik mi bazik mi ? Nötr de Dove mu kullanıyor anlamadan tanımadan aşk, sevgi love mı olur yaw :S Neyse 2. kurala geçelim….

2-Touch Me But Don’t Kiss Me !

Neyse 2. kurala geçmeden önce kızın teni asidik mi, bazik mi ? öğrenmişiz, şimdi dudakları kiraz mı çilek mi onu öğrenecez… :D Aslında Öğrenemeyecez çünkü don’t kiss me diyor hatun. Evet bu aşmak için ne yapılası gerekir onu anlatacam kısaca… İlk önce üşümesini sağlayın… eğer mevsim yaz ise işiniz zor ama o zamanda bayıra ya da deniz kenarına götürmeniz lazım esintili bir mekan bulmak için… Neyse esintili bir mekan buldunuz ve rüzgar kuzey – kuzey doğudan 3-4 kuvvetle esiyor. Hımmm güzel bir başlangıç diyebiliriz ve tanrıya dua eder bu hava akım hızını korumasını dilerizk i bundan daha soğuk olursa kız eve gitmek ister daha yavaş olursa hava ısnır sarılmana ihtiyaç kalmaz… Neyse tanrı yardım etti hava stabil solundan hatuna yaklaşırsın. Ona romantik bişeyler söylersin. Mesela ; “Canimi kapina, yüregimi ellerine, ruhumu bedenine, uykumu yatagina, öpücüklerimi dudagina gönderecegim!. Ve yemin ederim seni ölünceye kadar SeVecegiM!…” diye ucuz bir sözle 16 yaşında ya da 3 vodka içmiş hatunu tavlayıp öpebilirsin. daha iyisi elinden geliyorsa ardına koyma :D Neyse çaktırmadan öpücüğü aldıysan 3. aşamaya geçiyoruz bebeğim :D

3-Kıss Me But Don’t Use Me !

Bu tamamen beni one night stand olarak kullanma demek amazon dilinde :D Kısaca Hang Out But Don’t use Me… Çıptıs Çıptıs mekanlara gidelim takılalım, erotik dansla yapayım sana, öpeyim kiraz dudaklarından, seni sonuna kadar sex’e hazırlayım ama yarı yolda bırakayım kuralıdır Number 3… Yani köy çeşmesini suyla gidip susuz getirme kuralı ama bize işlemez tabiki. Kızların kendi aralarında kullandıkları bişeydir. Kendimi kullandırmadım lafı… lafta kalır. sen benim yanımda olduğun her an zaten ben seni kullanıyorum, öpmem koklamam, elden tutman ya da tutmaman bişey değiştirmez, ben seni kullandım ama sen farkında değilsin diyerek diğer kural Number 4’e geçebiliriz :D

4-Use Me But Don’T Forget Me !

Şimdi burası pek karmaşık. Bu kısımda Fuck buddy’e geçip geçmemek sizin elinizde :D Ara ara ziyaretlerle hatrını sorduğunuz geceler yaşayabilir ve geçici hafıza kayıplarıyla durumu idare edebilirsiniz :D İstesenizde unutamazsınız… Bir laf vardır ” Tatlı Tatlı yediğiniz hurmalar, çıkarken kıçını tırmalar” diye… Ya yerken tatlı tadı unutturmaz ya da çıkarken ki acı tadı. Unutanı görmedim… neyse son kural Number 5’e geçelim…

5-Forget Me But Don’t Tell Anyone !

Bu kısma bişey yazmak ve yazmamak arasındayım aslında. Zaten unutulmaz olsan Number 4’e döneriz ki Zaten Number 5’e ihtiyacım olmaz. İşte bu son şık kızların aptallıklarının son noktasıdır. Aslında Don’t Forget Me But Don’t Tell Anyone deseler çok sevinirdim. Burada “Forget Me But Don’t Tell Anyone” but yerine and kullansalar daha iyi olurdu. Burak Kut’un bir parçası vardı ” Yaşandı Bitti Saygısızca, Aldatmanın tadına varınca” gibi bişeydi. Zaten erkekler dünyaya 25 yaşına kadar süper hafızalı, 25 yaşından sonra alzheimer olurlar. İstesenizde sizi hatırlamazlar merak etmeyin.

Neyse kızların kuralları çiğnenmek içindir tüm kural ve kanunlar gibi… Çükü biz türküz kız dediğin elinin kiri… Kirin ne kuralı olur… aman hadi naş bebeğim… Beğnini çok zorlama… Aşıksan batmışsındır boka…

31
Mar
10

Pisküvi Savaşları ve Kız Erkek İlişkileri

Bu aralar Benimo diye bir pisküvinin reklamı var… Benimo dan verirmisin diyo kız… Oğlan gıcık ama vermem falan diyo. sonra değişip Naz Elmas olsam Çok güzel olsam diyo bizim oğlana… Bizim oğlanda Benimo da Benimo tutturmuş vermem deyip duruyor… Neyse bizim oğlan gerzek ne de olsa. Ama boşa oğlan demiyorum ben buna. Türk kanı damarlarında akmadığına da eminim… Bizimkiler olsa… “Veririm veririm gel sana ne gösterecem” der kızı ıssıza götürür Pippa Bacca sendromuna sokar hatunu. ama bu furya Biskremle başladı aslında… Bi Biskrem versem sende bana versenlerle başladı. Biri vermemek biride vermek üzerine 2 garip reklam. Benimo elinde tutan oğlana Naz Elmas gelse sana biskrem versem üstünede göstersem, sende bana versen oooo kimin eli kimiin cebinde uleyn karıştı reklamlar iyice :D Aslında bunların pazarlama stratejileri yanlış… Türkler için bir reklam yapıyorsan Türk gibi düşüneceksin… Benimo yu bir kızın eline verip karşısına brad pit’i koyacan, o benimo isteyecek kızda gösterecek ama vermeyecek… :D Türk aile örf ve adetlerine göre bunu izleyen aileler bunu izledikten sonra ” Bak Brad Pit geldi, kızdan istedi, kız gösterdi ama vermedi” diyecek ve bu reklam örnek teşkil edecek… Biskremi tipsiz çirkin Okan Bayülgen gibi bir adamın ya da Memet ali Erbilin eline verecen 100 tane kız koyup reklama bi biskrem versen, sende bana versen… diye oynatacan, kızlarında eline biskrem bistick veresem sana sende bi sticksen de gitsen, havanı alsan diyecek. Kız aileleri izlerken havalara uçacak örnek gösterecek bu reklamıda. “Bak kızım yabancıdan şeker almamayı öğretmiştik sana ama bunlar gibi davranacan göstercen ama vermeyecen, kendi biskremini kendin alcan tek taşını kendin takacan” dese ne güzel olmaz mı :D. Kendi kendine kitle yaratan reklam… Almayacağıda varsa alır bizim hırbolar bu malları. Gelecekte GAG , Zabazub gibi programlara malzeme olacaklar. Bir zamanlar ne aptalca reklamlar yapılıyor diye… Offf offf vermek ve almak üzerine kafa yoran başka millet yoktur heralde :D derken bişey aklıma geldi.Busta Rhymes’ın bir parçası vardı Give it to me diye… Orada der ki….

Baby if you give it to me
Bebek eğer onu bana verirsen

I’ll give it to you
Ben de sana vereceğim

I know what you want
Ne istediğini biliyorum

You know I got it
Ona sahip olduğumu biliyorsun …

Bunlarda yabancıların Benimocu Biskremci tayfası :D

29
Oca
10

Nette Kadın/Erkek Olmak !

 

Nette kadın olmak ve erkek olmak… Konumuz tam anlamıyla budur… Kadın olmak hep avantajlı görünmüştür bana. Ne yazarsanız yorum alır, ne söylersen likelanır, izleyiciler ganiyle gelir… ama bunları yapan erkekler boş anında yakalarsa anında kündeye getirir sen bile ne olduğunu şaşırırsın ! Yazdıklarına kıçımı silmeyeceğim yazıları yazan kızlara prim veren apachi ve abazan hem cinslerime çok sinirleniyorum. Tek umudunuz nette görmediğiniz kendi fotosunu bile koymaya cesaret etmeyen kızlara prim verip el üstünde tutup onlardan ne gibi bir çıkar bekliyorsunuz, siz salak mısınız ? Ha tam anlattığım kriterlere uyupta güzel yazılar yazan yok mu? tabiki var ! Kimi tutar erkek arkadaşlarının penisleriyle sexi birbirine harmanlar, kimi asansörde beni şu sıkıştırsa der… Yazın sonuna kadar, yazın benide malzeme yapın sorun değil lafım size değil size prim veren erkeklerde ! Erkeklerde sanki aç köpek bir kaç gerzeğin peşinden havlayarak koşuyorlar… Ulan yapmayın demiyoruz bari yaparken avaz avaz yapmayın… Kendi skor tablonuza yazın erkekler arası muhabbetler için malzeme olarak saklayın ! Hoş skor tablosu gayet geniş tabi ama kim havlarsa ona değil gayet sessiz ve derinden götürene ! Yalakalık bile yapacaksan karşılığını alabileceksen yap. yoksa sende penis hesaplaması bloglarına rüyanda bile zor girersin… kimsenin blogunda asansörde şıkıştıran adam olamazsın, kimsenin ex aşkı, kimsenin şömüne önündeki ayı postu üzerinde seviştiği ya da uçak tuvaletinde sıkıştırdığı kişi olmazsın… Taktik çocuğum. yoksa sana ekmek falan yok… O zaman ne yapıyoruz “havlayan köpek ısırmaz ” desturumuzla yola çıkıyoruz havlamıyoruz direk ısırıyoruz ::D Bende Bukowskinin Kadınlar romanı gibi bir blog açacam yazacam onun kukusu böyleydi, bunun memişi şöyle, bunun saçı sarı aklı kısa, bunun saçı kara ama… falan falan diye döşeyecem… Zaten ne satar ” Sex, çıplaklık, şehvet, aldatma, ihtiras…” derler … Tamam tamam kapatıyorum yazımı bir özlü sözle ” Mutfakta Aşçı, Yatakta Orospu, İnternette Kadın ol” demişler..
10
Ara
09

Türkü Türk Yapan Şey Vicdan !

Türkü Türk yapan şey bence vicdan ! Türk milletini vicdanı ele veriyor. Bizim bu vicdan anlayışımız başka hiçbir millette yok ! Kendi içimizde bir adalet terazisi kurar ve yapılan haksız durumlar için teraziyi çalıştırırız ama genelde karşıdaki kişinin iyi niyetli olduğunu düşünürüz. Terazisi yamuk Türk milleti karşıda, bir suç unsuru olsada onu görmezden gelmekte üstüne yoktur. Kırmızı ışıkta geçen birini polise şikayet etmemek ya da alkollü araba kullanan birinin durdurulmamasını sağlamak gibi. Vicdan devreye girdiği anda genel olarak yanlış kararlar verdiğimizi düşünüyorum. Fazla duygusal bir milletiz. Hatta ve hatta birini ihbar etsek yaptığı kötü davranıştan sonra geceler boyu uyutmaz bizi vicdanımız. Şöyle düşünürsek alkollü araba kullanan birini ihbar etsek polise ve dönüp evimize gitsek acaba polis yakaladımı, ehliyetinede el koymuşlardır şimdi ya da yakalanmadıysa acaba sağ sağlim eve varabildimi… Biz salağız galiba. Düşünmeyiz o adamın birilerini ezip hayatlarını karartabileceğini. Ama uyutmaz bizi vicdan, dürtükler acaba yakalanırsa şirket arabasıyla işten atılır mı diye ! Ve Türk Milletinin başına ne geldiyse vicdanından dolayı gelmiştir ya da olayı normal seyrine çevirmek için çok geç kalınıştır. Bırakın artık bu vicdanlı olma masallarını. Siz vicdanlı davrandıkça etrafınızdaki dünyanın kurallarını esneterek zarar görmemesi gereken kişilerin zarar görmesini sağlıyorsuz. Kötüler hep kazanır denmesinin nedenide senin yüzündendir. Adaletinin Terazisini düzgün çalıştır ki toplumsal sorumluluklarının bilincine varsın insanlar. Aman bişey olmazlarla yola çıkmasın tedbirli davransın bu millet. Yamuk teraziyle biyere giden görülmemiştir. Bu öyle bir adalet sistemidir ki, kendi kendini ipe götürürsün farkına varmadan ! Tek söyleyeceğim şudur ki vicdansız ol, hep trafikten verdim ama örnekleri o ihbar etmediğin alkollü ya da aşırı hızlı sürücü gelecek günlerde seni, sevgilini, çocuğunu ya da bir arkadaşını ezip hayatını karartabilir. Yapman gerekeni yap; Terazini düzgün çalıştır !
19
Kas
09

I Hate You !

Bazı insanları hayatımdan uzak tutmaya çalışıyorum… Ama bu sosyal platformlar özelliklede facebook her ne kadar bana ulaşmasını istediğim kişiler ulaşsa da ulaşmamasını istedikleriminde bana ulaşmasında yardımcı oluyor… Facebook’u artık fazla kullanmıyorum, fazla yayılmasın diye hiçbir post etmemeye, kimsenin yorum yapabileceği şeyleri yollamamaya çalıştıkça, hani derler ya sevmediğin ot burnunun dibinde biter diye öyle bitiveriyorlar. Sonra onları uzaklaştırmak için yaptığım girişimler genelde karşı tarafın küfür etmesiyle sonlanıyor ki buda umrumda değil. Sosyal platformları seviyorum ama beni bulmasını istemediğim gerzeklerin beni bulmamasını sağlayamadım lanet olsun… Neyse En azından Blog için malzeme oluyorlar ama gerisi boş işte :( Bu sefer biraz kısa oldu idare edin işte :
12
Kas
09

Katliam Bayramı !!!!!


Eski kabilelerde öldürdüğünün etini yersen tüm gücünün yiyen kişiye geçtiğine inanılır… İneğin ne gücü var demeyin aptal aptal etrafa bakmasından başka. İşte bu yiyenlere geçiyor ve aptallaştırıp insanları katliama devama zorluyor. Hangi çocuğa bu durumu anlatırsanız anlatın -kurban bayramının hikayesini- size kıçıyla gülecektir. Yok sırat köprüsüymüş yok cennetmiş falan. Tanrı diyor ya verdiğim canı bir tek ben alırım diye… Eeee bu kurala ne oldu şimdi. O kurbanda geçerli değil mi. Yoksa biz kuralları aşmayı sevdiğimizden mi böyle davranıyoruz… Bİlmiyorum ama sadece kan gölü olan bir bayram olamazmış gibi geliyor bana. Eskiden belediye falan kurallar koymadan ve cezalar kesmeden önce sokaklarda kan nehirleri görmedik mi? Ben çocukken önümde kafası kesilmiş bir boğanın koştuğunu gördüğümden beri hiç bir inancım kalmadı böyle şeylere. Ve çocuklar böyle şeyleri izliyorlar. Yine ben çocukken beslediğimiz koyunların ineklerin kesildiğini görmedik mi. duygusal bağlar kurduğumuz hayvanların kör bıçaklarla acemi kasaplar ve kendini kasap zannedenler tarafından katledildiğini görmedik mi? Kaçan hayvanlara sopalarla işkence edildiğini, dövüldüklerini, iplerle boğazlarının sıkıldığını, satırlarla kaçmasınlar diye yaralandıklarını görmedik mi… Onlarında canı var onlarda yaşıyorlar çevrelerini ne kadar algılayamasalarda. ama sırf bu yüzden onlara acı çektirmemiz mi lazım. Ayrıca şu fakirlere et dağıtılması meselesi. Şöyle bir baktığımda etrafta fakir diyebileceğimiz herkes de kurban kesiyor.. Kurban kesen bir çok kişinin o etleri mangalda yapıp sonra rakıyla afiyetle yediğinni görmedik mi? SEvmiyorum bu katliam bayramını kim ne derse desin… Hayvanlara eziyet eden bir millet, onların saflığından ve çaresizliğinden yararlanan bir milletin sonu nereye varır bilmiyorum ama ben bu bayramı kutlamıyorum ve protesto ediyorum…….
31
Eki
09

Hangisiyim ?

Gerçekte biz kimiz ya da şöyle diyeyim toplum, iş ve arkadaş çevresinde takındığımız roller çok farklı. İşte yırtıcı bir kaplanken, ailemizin yanında saygılı ve uysal aile çocuğu (ki ben hiç olamadım), anime sever kankalarımızın yanında anime manyağı, alkolik kankaların arasında alkolik, sevgilimizin yanında romantik bir aşık olabiliyoruz. Peki hangisi biziz… Herkesin yanında farklı bir yüzümüzü gösteriyoruz. Bunların toplamı mı bizi oluşturuyor yoksa parçalar yeter mi. Ana bir temel üzerine oturtulmuş değişik özellikler. Sadece belli insanlara gösterdiğimiz belli yüzler. Herkesle paylaştığımız şeylerin farklılığı bizi bölüyor, ama sevdiğimiz insanlarla iletişimi devam ettirmek için yaptığımız bişey bu diye düşünüyorum. Herkesle herşeyi yapabileceğini düşünen insanlardan değilimdir. Duygusal bir insanla karate filmine gitmek, çabuk sarhoş olanla içki masasına oturmak, ana kuzusu kankayla gece alemlere akmak… Kişiye özel aksiyon planları yapılmadığı sürece iletişimin de başarısız olacağını düşünüyorum. Her kankamla farklı şeyler yapmamı ve farklı bir kimliğe bürünmem ne kadar garip görünsede eminim sizde yapıyorsunuzdur. Peki günün sorusuna gelelim tekrar. Hangisi gerçekten biziz.. Sevgilimizin yanındaki romantik mi,çilingir masasındaki sarhoş mu, İşteki kaplan mı, Gecelere akan disko kralı mı…. vb… vb… Herzaman aynı şeyleri yaptığımız insanlara farklı bişeyler gösermeye kalktığınızda sen çok değiştin gibi yorumlarda gelmiyor mu. Peki aslında gösterdiğimiz özellik her ne ise alışık olmayan kişiye, diğer yüzümüzü gösteriyorsak, diğer yüzümüzde biz değil miyiz? Anlatmakta zorlansamda sevgliniz işteki kaplanlığınızı ve yüzsüzlüğünüzü görse biz değişmiş mi oluyoruz. Aksiyon potansiyeli yüksek kankalarla dışarı çıktığımızda onlara sevgilimizin yanında takındığımız romantik yüzümüzü gösterince biz değişmiş mi oluyoruz. Aynı beden içindeki farklı özellikler yanlış insanlarda farklı duygu durumlarına yol açıyorsa, her zaman yaptığımız nabza göre şerbet vererek doğru şeyi yapmıyormuyuz. Kendime bakınca 20 ayrı Nifgörüyorum. Hangisi benim karar veremiyorum. Gerçekte hangisi biziz ?PS: İlgili alakalı foto olmadığından kendi fotolarımdan yapmak zorunda kaldım, buda ne reklamımını mı yapıyor demeyin sonra :D




Twitterdan Takip Et

  • kendimi muzige biraktigimda gittigim yerlere sizi de goturmek isterim. kendimi daha acik ifade edebilecegim bi yer yok cunku. 3 months ago

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,400 hits