Temmuz 2011 için arşiv

14
Tem
11

Bir Çift Çorap…

Size bugün çok sevdiğim bir hikayeyi anlatacam… Hikayemiz Şöyle Başlıyor…

 *Ölüm döşeğinde bir adam varmış. Çocuklarını son nefesi öncesi çağırmış ve konuşmaya başlamış… “Çocuklar mirasımı size pay ettim rahat edebilirsiniz… Kenara bıraktığım bu zarfın içinde ve size bir mektup yazdım ben öldükten sonra açın okuyun ” demiş ama “sizden tek bir isteğim var, ben öldükten sonra beni en sevdiğim çoraplarımla gömün ” demiş… Çocuklar “baba olur mu öyle şey” dese de adam ısrarcı olmuş son isteğinde ve ertesi günde son nefesini vermiş. Çocukları Cami hocasına “Babam en sevdiği çoraplarla gömülmek istiyordu” deseler de hoca “Dinimizde sadece kefenle gömülebilirsin uygun değil öyle birşey, öyle gömemeyiz” demiş… Çocuklar ne kadar ısrarcı olsa da hoca öyle gömülmesine müsade etmemiş… Neyse babalarını gömdükten sonra eve dönen çocuklar zarfı bulmuşlar ve açmışlar. Bir kağıtta mirasın payı diğer kağıtta ise çocuklara bıraktığı kısa mektup varmış… mektupta sadece şöyle yazıyormuş “Bakın gördünüz mü bir çift çorap bile götüremedim öbür tarafa, Dünya Malı Dünya ya !”

Aslında bundan sonra yazılacak çok şey yok ama iki çift kelamımı mazur görün… Bir çift çorabı bile öbür tarafa götüremiyorken bu kadar mal isteği neden… iphone mayfone ( temsilidir ) alana kadar o parayla tatile çıkın emin olun tanıştığınız farklı insanların, gördüğünüz değişik kültürlerin, yediğiniz değişik şeylerin size katacağı şey o cihazdan çok daha fazladır… Biraz maceracı olun, hayattan alınacak çok keyif var, paranızı harcarken hayatınıza harcayın, başkalarının düşüncelerini düşünmeden yaşayın… Keyfini çıkartacağınız çok az vaktiniz kaldı… Unutmayın !

Yazar demiş ki : “Önemli olan ne kadar yaşadığın değil, nasıl yaşadığındır…”

Not : Fotoğraf  Uğur Doyduk Tarafından Çekilmiştir….

Reklamlar
11
Tem
11

Sosyal Medya & Sex

Biliyor musunuz sosyal medya da çok takılırsanız sex hayatınız olmaz… Oradan hatun düşüremezsiniz eğer yakışıklı ya da ağzınız laf yapmıyorsa,  erkek arkadaş  bulamazsınız eğer gerçekten güzel olmazsanız… Yanı gerçek dünyanın gerçek kuralları sosyal medyada da geçerli… Uuuu ne ateşli parti, uuu uçuyoruz yok kopuyoruz diye feed girebilirsiniz ya da twit atabilirsiniz hatta facebook status yazabilirsiniz ama o parti gerçekten ateşli olsa siz elinize telefonu bile almazsınız… Telefondan twit atmak aklınıza bile gelmez… ya süper bir oğlanla bir köşede flörtleşiyor olursunuz, ya süper bir kızla kafası iyiyken süper bir şarkı eşliğinde dansediyor olursunuz… ama bunları yapmıyorsanız sıkılmışsınız…  işte o zaman alırsınız elinize telefonu status güncellemesi yaparsınız. Siz hiçbir sosyal hayatı olmama yolunda ilerleyen bir sosyal medya (asosyal medya) taraftarısınız… Hazır sokaklardayken sosyalleşmeye bakınçünkü görebileceğiniz yegane insanlar oradakiler, en azından sanal görüntüler altına saklanmış sanal hayatlar değiller. Hayatınızın bir kısmını koyduğunuz fotoğrafları karşı cinse beğendirmekle, diğer bir kısmını aldığınız ürünlerle hava atmayla, bir kısmınıda havalı yerlerde check in etmeyle harcıyorsunuz… Bunlar ben güçlüyüm, ben çekiciyim, ben entellektüelim demenin Türkçe halleri. Bir ara Like Nightlar vardı… İnsanlar gider sosyal medya da gördükleri insanlarla orada kaynaşırlardı… En azından bir sokak etkinliğiydi… Bunun gibi aksiyonlar özlenmiyor değil… Yine tıkılındı bilgisayarların başına. Buradan yanlış anlaşılmasın Sosyal medyayı kötüleme gibi bir düşüncem yok, onu kötü kullanan bizleriz, aslında kötü demeyelimde gereğinden fazla diyelim… Hayatımıza hergün yeni bir sistem giriyor Google+ gibi ve tartışmalar alevleniyor ilk G+ FF yi öldürecekmiş ondan sonra Facebook’u indirecekmiş diye… Kapanan kapanacak ama siz yine burada olacaksınız sadece bir sistemden diğer bir sisteme taşınacaksınız tanıdıklarınızla… Yine Sex yapamayacaksınız… Yine sex yapamayacaksınız eğer sokağa çıkıp iki üç insanla tanışmadan geceleri çılgınlar gibi eğlenmeden sarhoş olmadan ve “Birbirine Dokunmadan”… Asla…

Cenap Şehabeddin demiş ki : “Karnı açlardan çok, kalbi açlara acırım.”

09
Tem
11

Testereli Dilenci !!!

Yıllardan 2006 ya da 2007 bir yaz günü sıçaktan gebermiş şekilde çalışma bölgemdeki bir hastanenin arkasına gölgeye arabayı çektim, serinliğin keyfini çıkarıyorum, elimde soğuk bir içecek arabanın koltuğu geriye doğru yaslanmış, camdan arada gelen hafif esinti… Saat 2 sularıydı ben yatış yaparken sırtında motorlu testereli bir adam yanıma yanaştı…

“Abi memleketten buraya iş yapmaya geldim” dedi testereyi göstererek,

“Buralarda bahçe işleri yapıyorum ama bir süredir bulamadım AÇIM” Dedi…

Adamın şöyle bir tipine baktım, temiz yüzlü, üstü başı kirlenmiş, sırtında en az 10kg gelecek kocaman bir motorlu testere… Arabamın kültablasında bulunan bozukları son kuruşuna kadar adama verdim üstümde zaten başka bozuk yoktu. Adam alırken o kadar çok utandı ki, bende üstüne sigara ikram ettim ona, 2-3 tane aldı sonra yavaş yavaş gözden uzaklaştı ve beni benimle baş başa bıraktı. Aklımdan binlerce şey geçiriyordum aslında… Normalde dilencilere para vermem ama adam beni etkilemişti. Kendi kendime dedim “Ne kadar çok ihtiyacı var ki, gelip hiç tanımadığı birinden birşeyler isteyecek kadar çaresiz ve muhtaç olabiliyor” “Nasıl bir çaresizliktir bu !!!” Bense arabada oturmuşum, sıcaktan işimi biraz aksatıp keyif yapıyorum ve tek derdim olan sıcaktan kendimce kaçıyordum… Bu adam beni çok etkilemişti “Muhtaç olma” durumu beni garip yapmıştı aklımdan o kadar çok düşünce geçiyorduki, tam bir düşünce fırtınasıydı… O zamanlar ki sevgilimle birgün yemeğe çıkmıştık ve bu adam geldi aklıma… Bir restorantın bahçe tarafında oturmuş yemeklerimizi yerken bir taraftanda muhabbet ederken, başımdan geçen bu olayı ona anlatıyorum… “Bak dünyada ne muhtaç insanlar var !” “Adam ne kadar acıkmış ki böyle birşey yapıyor”, “Testerede ağır dilenci olsa neden taşısın” derken yemek yediğimiz, restorantın bahçesinde oturduğumuz yer yürüyüş yolunun hemen yanındaydı ve bu herif çıkp gelmesin mi “Abi memleketten buraya iş yapmaya geldim” dedi testereyi göstererek… bu olay olalı 2-3 ay olmuştu herif aynı numarayı yaparak geziyordu, o anda adamın suratına yapıştırmak geldi… Benim acıma duygumu kullanmıştı ki pek acıma duygum yoktur ama inanmıştım ben bu adam…. Hem de sevgilime bak nasıl muhtaç insanlar var diye bu adamı anlatırken bu herifin çıkıp gelmesi bana bir işaretti…  Bundan sonra yardım edeceğim kişiye ben karar verecem birine acıdım diye para istedi diye vermek istemiyordum… Kandırılmıştım, güven duygularımla oynanmıştı… Sinir bozucuydu… “Ben seni tanıyorum aynı boku başka yerdede yemiştin, şimdi sktir git” deyip adamı kovdum ama kandırımmak 3-5 tl için bile olsa kötü bişeydi…

Gabriel García Márquez demiş ki “Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.”




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,748 hits