Archive for the 'Ordaydım' Category

31
Oca
14

Düzeyli – Düzeysiz ilişkiler

qqqHayatta sevdiğim herşeyin bağımlısı oldum, her ne kadar nedenini bilmesem de. Kahve, alkol, deniz, kitaplar ve sevdiğim kadınlar. Bu tutkularımdan biri beni birgün öldürecek ama hangisi bilmiyorum. Normal sevmeyi beceremedim dedim de, normal dediğiniz nedir ki? Tutku dediğimiz duygu ne kadar normal olabilir ki ?

Kahve

Düzeysiz bir ilişkimiz var. Günde 3 fincan kahveyle başlıyorum ama ona aşkım depreştiği zamanlarda kalp atışlarım değişinceye kadar içmeye devam ediyorum. Aşk böyle birşey tutkuyla bağlanırsınız ve birgün o sizi öldürür. katil uşak değil tutkunun ta kendisidir. Güne iyi bir kahveyle başlamak gibisi yok diyecem ama sevişerek başlamakta kahve kadar iyi sayılır. Kokusu, tadı, içimi ısıtması ve beni güne hazırlaması. Hepsi bir ilişki yaşadığımın ipuçları gibi.

Alkol
İçelim ab-ı hayat neşe versin bedene, Allah rahmet eylesin rakıyı icat edene. Taşşın dökülmesiz, artsın eksilmesin, Allah bizi meyhanesiz memlekete düşürmesin… İyi gün dostum… Kötü günlerimi daha kötü yapan düşmanım. Ne demişler dostlarınızı yakınınızda, düşmanlarınızı daha da yakınınızda bulundurun demişler. doğru demişler.

Deniz
Konuşmadan anlaştığım tek aşkım. Ona doyamıyorum, saatlerce ona bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum. Beni terketmeyeceğini bildiğimden ona güvenim sonsuz olsa da, ona hiçbir zaman kavuşamayacağımıda biliyorum. Platonik bir aşk benimkisi ve gayet tehlikeli…

Ah nice denizci, ah nice kaptan,
Sevinçle uzağa sefere çıkan,
Bu kasvet dolu ufukta kayboldu.
Kurbanı oldu kötü bir kaderin,
Aysız gecede, dipsiz bir denizin,
Karanlıklarına gömüldü…

Oceano Nox – Viktor Hugo (1837)

Kitaplar
Tam olarak hatırlayamadığım bir söz ”Kitaplar geçmişteki insanlarla konuşmak gibidir” derdi. Bu ilişkide dinleyen taraf benim, sadece dinleyen taraf değil eğitilen,öğrenen taraf demek daha doğru. Onlar anlatır diğerlerinin hikayelerini, hatalarını, kararlarını, yaptıklarını ve bunlar beni daha güçlü kılar, beni hazırlar bundan sonra hayatta göreceklerime ama ne kadar hazırlasalarda tutku herşeyi yıkar geçer. Öğrendiklerim sadece bu savaştan daha az çizik alarak ayrılmama yardımcı olur, daha fazlasına değil.

Ve Sevdiğim Kadınlar
Sadece bir kez hata yaptılar.

Without passion, you don’t have energy; without energy, you have nothing. Nothing … Donald Trump

Reklamlar
13
May
12

Porno filmdeki figuran…

image

Porno filmdeki figüran, evet işte o benim. Diyeceksiniz genelde insanlar kendilerini başrole koyar, niye başrolü seçmedin ayrıca neden sanatsal,macera ya da polisiye film değilde porno. Sözün özüne şöyle başlamak daha aydınlatıcı olur. Ben Pattaya, Thailandda yaşıyorum yani dünyanın en büyük açık hava kerhanesinde. Burada yaşayan kadınların %85’i ya orospu ya da yeteri kadar para öderseniz sizinle yatmaya meyilli. Durum aslında sadece bayanlarla bitmiyor, buradaki erkeklerin  %40 bildiğimiz tip erkek, %10’u Emo saçlı parti boy, %35’i kırıtık ve %15’i de travesti. Ne biçim yermiş lan orası dediğinizi duyar gibi oluyorum. İşte bu yüzden kendimi porno filmdeki figüran gibi hissediyorum. Konulu filmde konu başlamadan önce sağdan soldan geçen ama aksiyon başladıktan sonra orada olmayan kişi benim. Sahil yolu boyunca bekleyen orospuların önünden geçerken düzenli olarak duymaya alıştığım  “Hello, How much ?” Sözü; figüranı olduğum porno filmin başlama gongunu duymuşum gibi hissettiriyor bana. Sadece sahil yolu değil, sahil yolunun bitiminde başlayan “Walking street”e girince karşınıza çıkan “A Go Go” barlar bu gong hissiyatının bittiğini ve bir sonraki aşamaya geçildiğini anlatan birer sinyal gibi. A Go Go basit olarak striptiz klübüne benzesede normalde sitriptiz klübünde kızlar giyinik çıkar ve dansederek image çıplak kalmayacak şekilde kıyafetlerini çıkarırlar. Tabi a go go da öyle değil, ben size ne diyorum, ben porno filmde figüranım diyorum, o yüzden a go go ları striptiz barlardan ayıran iki özellik var. Burada kapıdan girdiğiniz anda tamamen çıplak kızlarla karşılaşıyor olmanız , tamamen çıplak derken üstlerinde sadece 4 parmak genişliğinde bir etekleri var ve içki koyduğunuz masanın üstünde dansediyorlar. Şimdi ikinci özelliğe gelirsek a go go ile striptiz klübü birbirinden ayıran, a go go dan kızları kısa süreli veya tüm gecelik para karşılığı kiralayabiliyorsunuz. Kaç tane istiyorsanız… İşte ben bu yüzden porno filmdeki figüranım. İçkinizi içtiniz eve ya da otele gitmek istemiyorsunuz bara ya da club’a girdiniz. Beğendiğiniz bir kız olursa birşeyler ısmarlayıp geceyi birlikte geçirmek için pazarlık yapabilirsiniz. Pazarlık her zaman yapın :) Gittiğiniz mekanlarda birilerini beğenemediniz ya da yeteri kadar içmediniz, otele yürüyerek dönerken sigara ve soğuk alkollü içki almak için 7/11’a girdiniz. Bir baktınız hoş bir hatunda tek başına alışveris yapıyor. Hemen yanaşıp “Hello mello” dedikten sonra birseyler icelim mi gibi klişe bir cümle ile giriş yaptıktan sonra hatun evet derse bu geceyi sizle gecirip geçirmeyeceğini sorabilirsiniz. Tabi para karşılığı. İşte ben böyle bir yerde yaşıyorum ve unoffical mesleğim porno filmdeki figüranlık. Bu arada erkekler için yazılmış bir yazi gibi görünse de aslında cinsiyet farketmez. Paranız varsa kız olmanız onlar için sorun teşkil etmiyor ve bu hizmetleri günün 24 saati alabilrsiniz.  Dünyanın en çılgın şehrinden sevgilerle Nif :]

Walter Scott demiş ki: ” Paranın öldürdüğü ruh, kılıcın öldürdüğü bedenden fazladır. ”

Daha Fazla Bilgi için Tıkla

11
Tem
11

Sosyal Medya & Sex

Biliyor musunuz sosyal medya da çok takılırsanız sex hayatınız olmaz… Oradan hatun düşüremezsiniz eğer yakışıklı ya da ağzınız laf yapmıyorsa,  erkek arkadaş  bulamazsınız eğer gerçekten güzel olmazsanız… Yanı gerçek dünyanın gerçek kuralları sosyal medyada da geçerli… Uuuu ne ateşli parti, uuu uçuyoruz yok kopuyoruz diye feed girebilirsiniz ya da twit atabilirsiniz hatta facebook status yazabilirsiniz ama o parti gerçekten ateşli olsa siz elinize telefonu bile almazsınız… Telefondan twit atmak aklınıza bile gelmez… ya süper bir oğlanla bir köşede flörtleşiyor olursunuz, ya süper bir kızla kafası iyiyken süper bir şarkı eşliğinde dansediyor olursunuz… ama bunları yapmıyorsanız sıkılmışsınız…  işte o zaman alırsınız elinize telefonu status güncellemesi yaparsınız. Siz hiçbir sosyal hayatı olmama yolunda ilerleyen bir sosyal medya (asosyal medya) taraftarısınız… Hazır sokaklardayken sosyalleşmeye bakınçünkü görebileceğiniz yegane insanlar oradakiler, en azından sanal görüntüler altına saklanmış sanal hayatlar değiller. Hayatınızın bir kısmını koyduğunuz fotoğrafları karşı cinse beğendirmekle, diğer bir kısmını aldığınız ürünlerle hava atmayla, bir kısmınıda havalı yerlerde check in etmeyle harcıyorsunuz… Bunlar ben güçlüyüm, ben çekiciyim, ben entellektüelim demenin Türkçe halleri. Bir ara Like Nightlar vardı… İnsanlar gider sosyal medya da gördükleri insanlarla orada kaynaşırlardı… En azından bir sokak etkinliğiydi… Bunun gibi aksiyonlar özlenmiyor değil… Yine tıkılındı bilgisayarların başına. Buradan yanlış anlaşılmasın Sosyal medyayı kötüleme gibi bir düşüncem yok, onu kötü kullanan bizleriz, aslında kötü demeyelimde gereğinden fazla diyelim… Hayatımıza hergün yeni bir sistem giriyor Google+ gibi ve tartışmalar alevleniyor ilk G+ FF yi öldürecekmiş ondan sonra Facebook’u indirecekmiş diye… Kapanan kapanacak ama siz yine burada olacaksınız sadece bir sistemden diğer bir sisteme taşınacaksınız tanıdıklarınızla… Yine Sex yapamayacaksınız… Yine sex yapamayacaksınız eğer sokağa çıkıp iki üç insanla tanışmadan geceleri çılgınlar gibi eğlenmeden sarhoş olmadan ve “Birbirine Dokunmadan”… Asla…

Cenap Şehabeddin demiş ki : “Karnı açlardan çok, kalbi açlara acırım.”

09
Tem
11

Testereli Dilenci !!!

Yıllardan 2006 ya da 2007 bir yaz günü sıçaktan gebermiş şekilde çalışma bölgemdeki bir hastanenin arkasına gölgeye arabayı çektim, serinliğin keyfini çıkarıyorum, elimde soğuk bir içecek arabanın koltuğu geriye doğru yaslanmış, camdan arada gelen hafif esinti… Saat 2 sularıydı ben yatış yaparken sırtında motorlu testereli bir adam yanıma yanaştı…

“Abi memleketten buraya iş yapmaya geldim” dedi testereyi göstererek,

“Buralarda bahçe işleri yapıyorum ama bir süredir bulamadım AÇIM” Dedi…

Adamın şöyle bir tipine baktım, temiz yüzlü, üstü başı kirlenmiş, sırtında en az 10kg gelecek kocaman bir motorlu testere… Arabamın kültablasında bulunan bozukları son kuruşuna kadar adama verdim üstümde zaten başka bozuk yoktu. Adam alırken o kadar çok utandı ki, bende üstüne sigara ikram ettim ona, 2-3 tane aldı sonra yavaş yavaş gözden uzaklaştı ve beni benimle baş başa bıraktı. Aklımdan binlerce şey geçiriyordum aslında… Normalde dilencilere para vermem ama adam beni etkilemişti. Kendi kendime dedim “Ne kadar çok ihtiyacı var ki, gelip hiç tanımadığı birinden birşeyler isteyecek kadar çaresiz ve muhtaç olabiliyor” “Nasıl bir çaresizliktir bu !!!” Bense arabada oturmuşum, sıcaktan işimi biraz aksatıp keyif yapıyorum ve tek derdim olan sıcaktan kendimce kaçıyordum… Bu adam beni çok etkilemişti “Muhtaç olma” durumu beni garip yapmıştı aklımdan o kadar çok düşünce geçiyorduki, tam bir düşünce fırtınasıydı… O zamanlar ki sevgilimle birgün yemeğe çıkmıştık ve bu adam geldi aklıma… Bir restorantın bahçe tarafında oturmuş yemeklerimizi yerken bir taraftanda muhabbet ederken, başımdan geçen bu olayı ona anlatıyorum… “Bak dünyada ne muhtaç insanlar var !” “Adam ne kadar acıkmış ki böyle birşey yapıyor”, “Testerede ağır dilenci olsa neden taşısın” derken yemek yediğimiz, restorantın bahçesinde oturduğumuz yer yürüyüş yolunun hemen yanındaydı ve bu herif çıkp gelmesin mi “Abi memleketten buraya iş yapmaya geldim” dedi testereyi göstererek… bu olay olalı 2-3 ay olmuştu herif aynı numarayı yaparak geziyordu, o anda adamın suratına yapıştırmak geldi… Benim acıma duygumu kullanmıştı ki pek acıma duygum yoktur ama inanmıştım ben bu adam…. Hem de sevgilime bak nasıl muhtaç insanlar var diye bu adamı anlatırken bu herifin çıkıp gelmesi bana bir işaretti…  Bundan sonra yardım edeceğim kişiye ben karar verecem birine acıdım diye para istedi diye vermek istemiyordum… Kandırılmıştım, güven duygularımla oynanmıştı… Sinir bozucuydu… “Ben seni tanıyorum aynı boku başka yerdede yemiştin, şimdi sktir git” deyip adamı kovdum ama kandırımmak 3-5 tl için bile olsa kötü bişeydi…

Gabriel García Márquez demiş ki “Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.”

30
Haz
11

İlk Defa Taylandda Gördüklerim…

Bunları nasıl sıralayacağımı hiç bilemedim Karma karışık bir şekilde verecem…

*Biraya buz atmak : Adamlar Biraya Buz Atıyore yaw… İlk önce anlayamadım, buranın Hong Thong diye bir Rom’u var o zannettim ama bira olduğunu görünce kafayı sıyırdım… Genelde Thaililer yapıyor olsada Bir Almanıda böyle Buzlu Bira içerken iğrenerek izledim…

*Redbull Bira : Bunu sadece 1 Thailide gördüm yaygın olmadığını umuyorum…

*Zehir gibi acı : Bu hani bizi adananalılar acı yiyor, yok diyarbakırın acısı falan demeyin… Tüm Doğu Anadoluyu toplayın, işte orada yenen acıyı burada adamlar BİR (Rakamla 1) günde yiyorlar.. Kızın çorbasına koyduğu acı yan masadan benim gözümü yakıyor… Bangkokta yanlışlıkla denedim, başım döndü lan o nasıl birşey… Bu insanlar kendilerine neden bu kadar acı çektiriyor… Acı koymadan yiyemiyorlarmış… Ohaaa… :D

*Herşeyin Micro boyu : Herşeyin ama herşeyin micro boyunu bulabiliyorsunuz derken şaka yapmıyorum…

Şampuan, saç kremi, cola, kahve, tuz :D aklıma gelmedi ama tek tuvalet kağıdı ve tek sigara ve tek shot içki alabileceğin bir farket bile var :D

*Yaşlılar : Pattaya için konuşuyorum buranın yaş ortalaması 80 :D Kendimi huzur evi bahçesinde gibi

hissediyordum ama bu amcaların ne kadar enerjik olabileceklerine şahit oldum :D

*Tuk Tuk : 2 Türü var… Bangkoktaolan Motordan bozma olanlar ki Bangkoka giderseniz kesin binin ama fazla binmeyin istanbul trafiği gibi sıkışık trafikte ekzost dumanı koklamak istemezsiniz :D Diğeri ise Pattayada olan Isızu kamyonetten bozma dolmuş tuktuk :D 10 Baht (0.5 tl) karşılığında sizi uzun uzun götürür :D Yağmur yağınca garip oluyor ama hep efil efil seyehat ediyorsunuz :D

*Açıkta duran etler : Cız Cızcılar olsun tüm etler açıkta… Nasıl oluyor da bir kişi bile zehirlenmiyor ya da

midesini bozmuyor… Garip çok sık tüketmemekle beraber Club çıkışı dayanamayıp bende yiyorum evet itiraf ediyorum bende yiyorum :D

*Yolda Böcek satan adamlar : Kamboçyaya özgü sakın ıyyy demeyin Kamboçya ya hükmeden Pol Pot adında bir şerefsiz dikdatör halkı günlük bir tabak piriç veriyormuş sadece… İnsanlar açlıktan böyle bir yöntem geliştirmişler… Yokluktan… Siz yemeyebilirsiniz ama sakın aşşalamayın… Rejim yıkılmasının üstünde çok yıllar geçmediğinden alışkanlıklar devam ediyor ama genelde Kamboçyalılar yiyorlar…

*Döner kebab satan fikirsizler : Derken Burada Thaililerin ve diğer milletlerden gelenlerin işlettiği Döner tezgahları var… Genelde tavuk döner… Bu adamlar hayatlarında döner görmeden döner kebab satan adamlar halinde otomatiğe bağlanmış bunları satıyorlar… Sıhhi hiçbir yanı olmadığı için tadına bakmak nasip olmadı aman olmasında :D

*Dansedemeyen kızlar : Go Go barlarının girişinde dansedemeyen kızlar koymuşlar… Dansedemeyen diyorum çünkü gerçekten dansedemiyorlar… Bunları köylerinden getirmişler kızlar böyle müziği ilk defa duyunca ne yapmaları gerektiği hakkında hiçbir fikirleri yok o yüzden kıvırmayla sarsılma, titremeyle sallanma arası garip hareketler yaparak çalkalanıyorlar :D

*Her adım Başı Yemekçi : Bu Thailandda 100 dükkandan 90’ı yemek satıyor ve Thaililerin yarısını yemek yerken görebilirsin… Ya yemek satıyorlar ya yemek yiyorlar sanki başka şansları yok :D

*7/11(seven eleven): Thailandın en sevdiğim şeylerinden biri…. Market zinciri ama her köşe başındalar… İnanamazsınız her yerde aynı sokakta 2 tane aynı caddede 30 tane olabilir…  Her türlü günlük ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz 24 saat açık olan marketler… Bu market tarzını çok beğendim… İçki de alabilirsin Sossisli de , Buzda alabilirsin, sıcak kahvede, şampuanda :D Güzel sistem :D

*Köpekbalığı yüzgeci ve Bird Nest : Çinliler akıllarını şeyleriyle bozmuşlar :D Köpek balığı yüzgecinden çorba yapıyorlar ve gramla satıyorlar… Pahalı birde… Bir işe yaradığını düşünmesemde bunu içiyorlar… Bird Nest çorbası ve ondan üretilen bir içecek satıyorlar mini kavanozlar içinde… Tam olarak ne işe yaradığını bilmesemde sizin için içip deneyecem evet evet bunu yapacam :D

*Bir dolu garip meyva ve sarı karpuz : Biz en çok aralarında Lamut diye kahveli meyva diyoruz,onu sevdik :S Durian durian dediler ama hiç beğenmedim…  Ben hepsini anlatmayacam tek tek deneyin :D ama yuvarlak ve avuç içine sığacak kadar olanlardan uzak durun, onların içi hep aynı uzak durun bize tatsız geldi en iyi 3 dersek Lamut (La-mood), Mango ve Pomelo (Portakal ve Greyfrut karışımı). En güzel yanı ise sokaklarda Meyva satıcıları var her tarafta ve karpuzun çekirdeğini bile çıkarıyorlar, hazırlanmasını gerekenleri hazırlayıp elinize veriyorlar :D

*Bu kadar çok Rus : gelen turistlerin %40’ı rusmuş oha dedim antalyadan daha fazla turist var burada :D

*Hello kittyli Crocks : Aslında Burada Herşeyin hello Kittylisi var :D Sadece Crocks değil Motorsikletin bile Kittylisi var…

*Yol boyu Orospu : Beach Road Ortalama uzunluğu 6-7 km olan bir yol ve başından Walking Streetin girişine kadar yol boyu bekleyen Orospuları görebilir ve pazarlık yapabilirsiniz… Erkek Orospularda var ama işlevlerini anlamadım :DDDD

*Sabah altıda yemek yiyen insanlar : Heryede yanan mangallar, çubukların ucunda kedibalıkları, Domuz şişleri, tavuk kanatları…

*Sky Train : Metronun üstten giden versiyonu… İstanbula yapsalar trafik sorunu kalmaz… Tüm şehri üstten geçebilirsiniz… harika…

*Sirocco Sky Bar (Lebua Otel) : Bir Otel düşünün 63 katında bir sky bar var… offf fena hava koşulları müsait olursa tün Bangkokun gece ışıklarını izleyerek içkilerinizi yudumlayabileceğiniz Bangkoktaki nadide yerlerden :D

*Mutfağı olmayan evler : Thaililer evde yemek yemedikleri için evlerde mutfak yok… illa isteyen balkona sokağa bir tüp atıp üstünde pişiriyorlar…

*Kaşığa koymak için çatal kullanmak : İlk gördüğümde garipsemiştim… Mesela biz Noddle’ı çatala sarar yeriz, Thaililer o sardıkları noddle’ı kaşığa koyuyorlar… Ne yerlerse yesinler çatalı kaşığa koymak için kullanıyorlar…

*Şekerli mayonez ve yiyecekler : Bunlar akıllarının şekerle ve acıyla bozmuşlar… Mayonezleri şekerli, ekmekleri şekerli, Yengeçli ve sosisli poğaçamsı şeylerin üstüne bile şeker döküyorlar ve hatta ve hatta Yeşil mangonun yanına Şekerli biber veriyorlarki garip… Sadece garip….

*Teknoloji merkezinde kola standı : Teknosa ya da Mediamarkt gibi bir yerden kola alıp gezerken içebilirsiniz :D Kola dolabı var alla alla :D

20
Haz
11

Kamboçya… Fakir Olduğu Kadar Zengin Bir Ülke…

Air Asia sağ olsun 25$ 4 ay önce aldığımız biletlerimizle Bangkok Suvarnabhumi havaalanından 45 dakikalık yolculuğumuza çıktık… Normalde Kamboçyaya girildiği gibi uçak sallanmaya başlarmış… Biz en son kısımda baya güzel bir düşüş yaptık ama genel olarak stabil bir uçuştu… Eğer Uçağın sallanmasından korkuyorsanız Bangkoktan 10 saatlik araba yolculuğuyla Kamboçya Phnom Phen’e ulaşabilirsiniz… Havaalanına indikten sonra uçakta dağıtılan kağıtları doldurup vize kısmına yanaşın, 1 fotoğraf ve 20 dolar karşılığı 5 dakikada vizenizi alacaksınız… İmmigrationdan geçtikten sonra Duty Free aradık Sim Kart almak ve para exchange etmek için… İleride bir kapı vardı, orayı geçince ana hole çıkar alırız dedik ama kapıdan çıkınca kendimizi sokakta bulduk… ve çok Şaşırdık :D Hemen çıkışta Hello sim kart satan yerden internet sim aldık para exchange ettik ama Paranızı Kamboçya Riyaline çevirmenize gerek yok, Tüm ülkede dolar geçmekte dert etmeyin..  Dolar olarak kullanabilirsiniz.  Phnom Penhde  nerelere gideceksiniz…

Phnom Penh

*Royal Palace

Adından da anlaşılacağı gibi Kraliyet Sarayı ve içinde tapınakların bulunduğu Phnom Phende gezilmesi gereken en önemli yerlerden biri… Geniş arazi üzerine kurulmuş Thai stili binalar çok görkemli… Giderken  erkekler ve kadınlar T-Shirt ve pantalon giymeyi unutmayın yoksa içeri giremezsiniz. Özellikle kadınlar askılı kıyafetle gitmemeli. 6.25$ giriş ücreti var. saat 08-11 ve 14-17 saatleri arası açık. Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*Tuol Sleng Genocide Museum (S-21 Prison)

Kamboçyada beni kalbimden vurdu… Orası bir soykırım müzesi… Soykırım yapılmadan önce ilkokul olan daha sonradan hapishane ve işkence yeri haline getirilen bir mekan… Duvarlarda Fotoğralar tüm öyküyü çok hüzünlü bir şekilde aktarıyor. Diktatör Pol Pot’un kendi halkına yaptığı soykırım ve işkencelere inanamayacaksınız… Kamboçya ya gidip burayı ziyaret etmeden dönmek yazık olur… Kesinlikle gidin… 3$ gibi bir ücreti var. Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*The Killing Fields of Choeung Ek

Biz gidemedik ama Pol Pot’un yaptığı soykırımın kanıtlarını silmek için toplu mezarlara insanları gömdüğü yer. Bizim zamanımız kalmadığından gidemesekte siz uygun olursanız atlamayın…

*The National Museum of Cambodia

Royal palasın hemen yanında. Müzeye uğradıktan sonra Royal palasa gidebilirsiniz… Müze Kamboçyanın tarihi hakkında kapsamlı bilgi vermekte… Taş oyma heykellerden gözünüzü alamayacaksınız… Ben ce gitmenizde fayda var… Gezip müzenin içinde oturma alanlarında serinleyebilirsiniz… Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*Wat Phnom

Şehre ismini veren tapınak… Büyük bir bahçenin ortasında bir tepede bulunan bir tapınak. Biz oradayken tapınak restorasyondaydı, o yüzden tam olarak göremedik, ama bahçesi, ana binası ve çevrede bulunan diğer  anıtlarla kesinlikle görülmesi gereken bir yer… Sadece 1$ :D

*Wat Ounalom

Royal Palace ve National Museum’a 5 Dakika mesafede… Şehir turunuzu atarken bu 3’ünü aynı günde görebilirsiniz… Ufak şirin serinlemek için durabileceğiniz bir tapınak. Ücretsiz… İstediğiniz gibi gezin :D Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*Sisowath Quay aka Riverside

Nehir Yolunda kafeler dizilmekte ve yürüyüşyolu bulunmakta… Bira 1-2$ civarında… Kamboçyanın Kendine has birası Angkor’un tadını svmedim ama akşam gezin için yemek yiyin… Yemekler 3-5$ civarı

Phnom Penhden 3 yolla Siem Reap’e geçebilirsiniz… Uçakla ki tavsiye etmem çok pahalı, Otobüsle giderseniz 6$lık olanları tercih etmeyin çok kötü otobüsler siz 10-11 dolarlık olan lüx otobüsleri tercih edin ki rahatca gidebilirsiniz ya da taksiyle… Ortalama 100$ vermeniz gerekir ki biraz pahalı bir seçenek… :D Biz otobüsü tercih ettik… Yanınıza yiyecek birşeyler almadan binmeyin, yollar çok fena nerdeyse yolun yarısı stabilize yol ama maceracı bir ruha sahipseniz sorun yok… Kamboçya geceleri karanlığa bürünür ve yol boyunca göreceğiniz tek ışık Bir flöresan ışınının altında duran su dolu mini havuzlardır… Bunlar Böcek kapanlarıdır… Işığa gelen böcekleri yakalamak için kullanırlar daha sonra Kamboçyanın bilimum yerlerinde satıldığını ve Kamboçyalıların afiyetle yediğini görebilirsiniz :D Deneyebilirsiniz ama tadı pek de ahım şahım değil unutmayın… Alışık olduğumuz bir tat değil… !!!

Uyarılar ve Önlemler…

*Royal Palace’a giderken Kolları açık bırakacak şeyler giymeyin T-Shirt iyidir, Kısa mini etek ve Şort Giymeyin Pantalon veya uzun kapri giyin yoksa giremezsiniz… Unutmayın !!!

*Tuk Tuklarla pazarlık yapmayı unutmayın ve biryere gidip gelirken dönmeden otele yada gideceğiniz yere ulaşmadan tuk tuk şöförüne para vermeyin…

*Hava karardıktan sonra Phnom Penh karanlığa bürünür ara sokaklara girmeyin, arka taraflardaysa oteliniz Tuk Tuk tercih edin !!!

*Paranızı Kamboçya Riyaline çevirmenize gerek yok, Heryerde Amerikan Doları geçmektedir…

*İçkiler çok ucuz görünebilir dikkat edin sahte çıkabilir… !!!

*2 günden fazla zaman harcamayın Siem Reap’e geçin…

*Ne alırsanız alın Pazarlık yapın !!!

*Çocuk ticareti yasal değildir görürseniz hem polise haber verin !!!!

Siam Reap

*Angkor Wat

Dünyanın en önemli Turistik merkezlerinden biri… Burayı görmeden ölmemek gerekiyor… Kimer Krallığının en büyük olduğu dönemlerden birinde yapılmış… Çok görkemli, çok geniş bir arazi üzerinde yapılmış bir tapınak… Biz otelin kapısının önünde duran Tuk Tukla pazarlık yapıp tüm gün için (öğleden sonra) 12$’a anlaştık… Anlaşma Otelden Angkor Wat – Bayon – Otel… Bu Turun nerdeyse 25 km olduğunu ve adamın sizi 4-7 saat bekleyeceğini unutmayın… Bahşişini eksik etmeyin parayı otele ulaştığınızda verin… Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*Angkor Thom

-Bayon

Tuk Tuk şöförünüze söylerseniz sizi Bayon’a götürecektir… Ankor Wat’a 3km uzaklıkta…Yürüyerek gidemezsiniz. Angkor Thom alanının içinde bulunan Tapınaklardan biri… Angkor Wat’dan sonra görülmesi gereken en önemli yerlerden biri… Tapınakta sayısız yüz görüceksiniz, ve sizi takip eden gözler gibi hissedeceksiniz… 12. yüzyılda Bayon’u kuran VII. Jayavarman yüzleri olduğu düşünülmektedir…Biz baya bi yağmura yakalandık, Sırılsıklam olduk ama gezdik… Kesinlikle görmeden ölmeyin :D Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

-Baphuon

Bir çok tapınağın bulunduğu Bayon’un hemen 200 metre ilersindeki 2. Tapınak alanı… Böyle büyük bir alan sizi büyüleyecek, bazı tapınakları gezebilir bazı tapanaklara giremezsiniz, biz gittiğimizde bazı tapınakta Restorasyon çalışmaları vardı giremedik ama yamur altında saatlerce gezdik…  Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

-Terrace of The Elephants

Baphuon’un çıkışında bulunan teras… Uzunluğu Nerdeyse 500 -700 metre uzunluğunda bir teras… Taştan Filleri görünce Terrace of The Elephants da olduğunuzu anlarsınız…

*Ta Phrohm

Angkor Thomdan ortalama 1-2 km uzaklıkta bir alan ve yine Tuk Tuk Şöförünüze söylerseniz sizi götürecektir extra ücret almaz unutmayın… Girişte Tuk Tuk Şöförü sizi bırakır ve arka çıkıştan alacağını söyler… Uzun bir yürüyüzle 700 metre kadar ilerde Ta Phrohmtapınağına geleceksiniz… İnanılmayacak düzeyde büyük bir alan ve bazı ağaçlar Tapınağın üstünü kaplamış durumdadır, Tam bir görsel şölen… Nereye bakacağınızı saşıracaksınız… Görmeden ölmeyin :D Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

Biz gidemedik siz gidin

Kampong Phluk Floating Village yağmur mevsiminde tehlikeli

Uyarılar ve Önlemler…

*Yağmur mevsiminde gitsenizde gitmesenizde Marketten Yağmurluk alın ve çantanıza atın !!!

*Lonely Planet kitabı çok yardımcı olacak bir tane alın, ya da Kamboçyada iyi bir pazarlıkla 4$’a çakmasını alabilirsiniz ama orjinal iyidir çok işinize yarayacak unutmayın, verdiğiniz paraya değer :D

*Tuk Tuklarla pazarlık yapmayı unutmayın ve otele dönene ya da gitmek istediğiniz yere gidene kadar para vermeyin kaçar giderler…

*Paranızı kimsenin gözüne sokmayın çok fakirler zorla insanları kötü yola sürükletmeyin…

*Gençler azda olsa ingilizce biliyor, yaşlılar ise fransızcayı akıcı konuşmaktadırlar…

*Çocuk ticareti yasal değildir görürseniz hem polise haber verin !!!!

*Fotoğraflar pek kaliteli değil, Telefon ve Hava Koşulları Yüzünden Kusura Bakmayın :D

10
Haz
11

Ne Kadar Şanslı Olduğunuzu Bilmiyorsunuz !!!

Türkiyede yaşıyorsunuz, ne kadar şanslısınız bilmiyorsunuz ! Nasıl bir zenginliğin içinde olduğunuzu görmüyorsunuz… İnanın tahmin bile edemezsiniz insanlar nasıl yaşıyorlar… Siz iPhone alamayanı fakir olarak görürken dünyanın diğer ucunda insanlar yarın yemek bulup bulamayacağını bilmiyorlar. Markalı kıyafet giymeyenleri siz fakir sayarken insanlar günde 1 dolar zor kazanıp bir de ailelerine yardım edecekler ve evleri olmadığı için sokakta uyuyacaklar… Siz ne kadar şanslı olduğunuzun farkında bile değilsiniz… hayatınız devamlı mızmızlanmakla geçiyor… ben öyle insanlar gördüm ki iki t-shirt iki pantalonu var, gece Tuk Tuk’ta (Asyaya özgü motor taksi) yatıyor, evi olmadığı için duş almak için aylık üç dolar veriyor tuk tukla iş tuttuğu yerdeki bir eve… Siz ne kadar şanslı olduğunuzu bilemezsiniz yarın hangi arabayı alsamda borç altına girsem, hangi evi alsamda hangi bankadan kredi çeksem diye düşünürken, dünyada insanlar çocuklarını sex kölesi olsun diye satıyor… keyfinden değil fakirlikten… Yarın yiyecek birşeyler bulabilmek için çocuklarını 800-1000 dolara satıyorlar… Siz hiç birşeyinizi aç kaldığınız için sattınız mı ????  hele ki çocuğunuzu satmayı düşünebilirmisiniz… Taktir etmiyorum hatta sonuna kadar böyle bir şeye karşı çıkıyorum ancak bu insanlar üç kuruş için çocuklarını satarken siz o üç kuruşa iPhone mayfone alıyorsunuz…Yapacağınız 3 dolarlık yardım birçok insanın hayatını değiştirecek sizi de fakirleştirmeyecek deneyin görün !!! Dünya da çok fakir insanlar var ayka sadece 1 kere yardımla bile çok şeyi değiştirebilirsiniz !!!

John Florio demiş ki: “Fakirliğin tahrip edemeyeceği erdem yoktur “




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,748 hits