Archive for the 'İçiyorum' Category

13
May
12

Porno filmdeki figuran…

image

Porno filmdeki figüran, evet işte o benim. Diyeceksiniz genelde insanlar kendilerini başrole koyar, niye başrolü seçmedin ayrıca neden sanatsal,macera ya da polisiye film değilde porno. Sözün özüne şöyle başlamak daha aydınlatıcı olur. Ben Pattaya, Thailandda yaşıyorum yani dünyanın en büyük açık hava kerhanesinde. Burada yaşayan kadınların %85’i ya orospu ya da yeteri kadar para öderseniz sizinle yatmaya meyilli. Durum aslında sadece bayanlarla bitmiyor, buradaki erkeklerin  %40 bildiğimiz tip erkek, %10’u Emo saçlı parti boy, %35’i kırıtık ve %15’i de travesti. Ne biçim yermiş lan orası dediğinizi duyar gibi oluyorum. İşte bu yüzden kendimi porno filmdeki figüran gibi hissediyorum. Konulu filmde konu başlamadan önce sağdan soldan geçen ama aksiyon başladıktan sonra orada olmayan kişi benim. Sahil yolu boyunca bekleyen orospuların önünden geçerken düzenli olarak duymaya alıştığım  “Hello, How much ?” Sözü; figüranı olduğum porno filmin başlama gongunu duymuşum gibi hissettiriyor bana. Sadece sahil yolu değil, sahil yolunun bitiminde başlayan “Walking street”e girince karşınıza çıkan “A Go Go” barlar bu gong hissiyatının bittiğini ve bir sonraki aşamaya geçildiğini anlatan birer sinyal gibi. A Go Go basit olarak striptiz klübüne benzesede normalde sitriptiz klübünde kızlar giyinik çıkar ve dansederek image çıplak kalmayacak şekilde kıyafetlerini çıkarırlar. Tabi a go go da öyle değil, ben size ne diyorum, ben porno filmde figüranım diyorum, o yüzden a go go ları striptiz barlardan ayıran iki özellik var. Burada kapıdan girdiğiniz anda tamamen çıplak kızlarla karşılaşıyor olmanız , tamamen çıplak derken üstlerinde sadece 4 parmak genişliğinde bir etekleri var ve içki koyduğunuz masanın üstünde dansediyorlar. Şimdi ikinci özelliğe gelirsek a go go ile striptiz klübü birbirinden ayıran, a go go dan kızları kısa süreli veya tüm gecelik para karşılığı kiralayabiliyorsunuz. Kaç tane istiyorsanız… İşte ben bu yüzden porno filmdeki figüranım. İçkinizi içtiniz eve ya da otele gitmek istemiyorsunuz bara ya da club’a girdiniz. Beğendiğiniz bir kız olursa birşeyler ısmarlayıp geceyi birlikte geçirmek için pazarlık yapabilirsiniz. Pazarlık her zaman yapın :) Gittiğiniz mekanlarda birilerini beğenemediniz ya da yeteri kadar içmediniz, otele yürüyerek dönerken sigara ve soğuk alkollü içki almak için 7/11’a girdiniz. Bir baktınız hoş bir hatunda tek başına alışveris yapıyor. Hemen yanaşıp “Hello mello” dedikten sonra birseyler icelim mi gibi klişe bir cümle ile giriş yaptıktan sonra hatun evet derse bu geceyi sizle gecirip geçirmeyeceğini sorabilirsiniz. Tabi para karşılığı. İşte ben böyle bir yerde yaşıyorum ve unoffical mesleğim porno filmdeki figüranlık. Bu arada erkekler için yazılmış bir yazi gibi görünse de aslında cinsiyet farketmez. Paranız varsa kız olmanız onlar için sorun teşkil etmiyor ve bu hizmetleri günün 24 saati alabilrsiniz.  Dünyanın en çılgın şehrinden sevgilerle Nif :]

Walter Scott demiş ki: ” Paranın öldürdüğü ruh, kılıcın öldürdüğü bedenden fazladır. ”

Daha Fazla Bilgi için Tıkla

30
Haz
11

İlk Defa Taylandda Gördüklerim…

Bunları nasıl sıralayacağımı hiç bilemedim Karma karışık bir şekilde verecem…

*Biraya buz atmak : Adamlar Biraya Buz Atıyore yaw… İlk önce anlayamadım, buranın Hong Thong diye bir Rom’u var o zannettim ama bira olduğunu görünce kafayı sıyırdım… Genelde Thaililer yapıyor olsada Bir Almanıda böyle Buzlu Bira içerken iğrenerek izledim…

*Redbull Bira : Bunu sadece 1 Thailide gördüm yaygın olmadığını umuyorum…

*Zehir gibi acı : Bu hani bizi adananalılar acı yiyor, yok diyarbakırın acısı falan demeyin… Tüm Doğu Anadoluyu toplayın, işte orada yenen acıyı burada adamlar BİR (Rakamla 1) günde yiyorlar.. Kızın çorbasına koyduğu acı yan masadan benim gözümü yakıyor… Bangkokta yanlışlıkla denedim, başım döndü lan o nasıl birşey… Bu insanlar kendilerine neden bu kadar acı çektiriyor… Acı koymadan yiyemiyorlarmış… Ohaaa… :D

*Herşeyin Micro boyu : Herşeyin ama herşeyin micro boyunu bulabiliyorsunuz derken şaka yapmıyorum…

Şampuan, saç kremi, cola, kahve, tuz :D aklıma gelmedi ama tek tuvalet kağıdı ve tek sigara ve tek shot içki alabileceğin bir farket bile var :D

*Yaşlılar : Pattaya için konuşuyorum buranın yaş ortalaması 80 :D Kendimi huzur evi bahçesinde gibi

hissediyordum ama bu amcaların ne kadar enerjik olabileceklerine şahit oldum :D

*Tuk Tuk : 2 Türü var… Bangkoktaolan Motordan bozma olanlar ki Bangkoka giderseniz kesin binin ama fazla binmeyin istanbul trafiği gibi sıkışık trafikte ekzost dumanı koklamak istemezsiniz :D Diğeri ise Pattayada olan Isızu kamyonetten bozma dolmuş tuktuk :D 10 Baht (0.5 tl) karşılığında sizi uzun uzun götürür :D Yağmur yağınca garip oluyor ama hep efil efil seyehat ediyorsunuz :D

*Açıkta duran etler : Cız Cızcılar olsun tüm etler açıkta… Nasıl oluyor da bir kişi bile zehirlenmiyor ya da

midesini bozmuyor… Garip çok sık tüketmemekle beraber Club çıkışı dayanamayıp bende yiyorum evet itiraf ediyorum bende yiyorum :D

*Yolda Böcek satan adamlar : Kamboçyaya özgü sakın ıyyy demeyin Kamboçya ya hükmeden Pol Pot adında bir şerefsiz dikdatör halkı günlük bir tabak piriç veriyormuş sadece… İnsanlar açlıktan böyle bir yöntem geliştirmişler… Yokluktan… Siz yemeyebilirsiniz ama sakın aşşalamayın… Rejim yıkılmasının üstünde çok yıllar geçmediğinden alışkanlıklar devam ediyor ama genelde Kamboçyalılar yiyorlar…

*Döner kebab satan fikirsizler : Derken Burada Thaililerin ve diğer milletlerden gelenlerin işlettiği Döner tezgahları var… Genelde tavuk döner… Bu adamlar hayatlarında döner görmeden döner kebab satan adamlar halinde otomatiğe bağlanmış bunları satıyorlar… Sıhhi hiçbir yanı olmadığı için tadına bakmak nasip olmadı aman olmasında :D

*Dansedemeyen kızlar : Go Go barlarının girişinde dansedemeyen kızlar koymuşlar… Dansedemeyen diyorum çünkü gerçekten dansedemiyorlar… Bunları köylerinden getirmişler kızlar böyle müziği ilk defa duyunca ne yapmaları gerektiği hakkında hiçbir fikirleri yok o yüzden kıvırmayla sarsılma, titremeyle sallanma arası garip hareketler yaparak çalkalanıyorlar :D

*Her adım Başı Yemekçi : Bu Thailandda 100 dükkandan 90’ı yemek satıyor ve Thaililerin yarısını yemek yerken görebilirsin… Ya yemek satıyorlar ya yemek yiyorlar sanki başka şansları yok :D

*7/11(seven eleven): Thailandın en sevdiğim şeylerinden biri…. Market zinciri ama her köşe başındalar… İnanamazsınız her yerde aynı sokakta 2 tane aynı caddede 30 tane olabilir…  Her türlü günlük ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz 24 saat açık olan marketler… Bu market tarzını çok beğendim… İçki de alabilirsin Sossisli de , Buzda alabilirsin, sıcak kahvede, şampuanda :D Güzel sistem :D

*Köpekbalığı yüzgeci ve Bird Nest : Çinliler akıllarını şeyleriyle bozmuşlar :D Köpek balığı yüzgecinden çorba yapıyorlar ve gramla satıyorlar… Pahalı birde… Bir işe yaradığını düşünmesemde bunu içiyorlar… Bird Nest çorbası ve ondan üretilen bir içecek satıyorlar mini kavanozlar içinde… Tam olarak ne işe yaradığını bilmesemde sizin için içip deneyecem evet evet bunu yapacam :D

*Bir dolu garip meyva ve sarı karpuz : Biz en çok aralarında Lamut diye kahveli meyva diyoruz,onu sevdik :S Durian durian dediler ama hiç beğenmedim…  Ben hepsini anlatmayacam tek tek deneyin :D ama yuvarlak ve avuç içine sığacak kadar olanlardan uzak durun, onların içi hep aynı uzak durun bize tatsız geldi en iyi 3 dersek Lamut (La-mood), Mango ve Pomelo (Portakal ve Greyfrut karışımı). En güzel yanı ise sokaklarda Meyva satıcıları var her tarafta ve karpuzun çekirdeğini bile çıkarıyorlar, hazırlanmasını gerekenleri hazırlayıp elinize veriyorlar :D

*Bu kadar çok Rus : gelen turistlerin %40’ı rusmuş oha dedim antalyadan daha fazla turist var burada :D

*Hello kittyli Crocks : Aslında Burada Herşeyin hello Kittylisi var :D Sadece Crocks değil Motorsikletin bile Kittylisi var…

*Yol boyu Orospu : Beach Road Ortalama uzunluğu 6-7 km olan bir yol ve başından Walking Streetin girişine kadar yol boyu bekleyen Orospuları görebilir ve pazarlık yapabilirsiniz… Erkek Orospularda var ama işlevlerini anlamadım :DDDD

*Sabah altıda yemek yiyen insanlar : Heryede yanan mangallar, çubukların ucunda kedibalıkları, Domuz şişleri, tavuk kanatları…

*Sky Train : Metronun üstten giden versiyonu… İstanbula yapsalar trafik sorunu kalmaz… Tüm şehri üstten geçebilirsiniz… harika…

*Sirocco Sky Bar (Lebua Otel) : Bir Otel düşünün 63 katında bir sky bar var… offf fena hava koşulları müsait olursa tün Bangkokun gece ışıklarını izleyerek içkilerinizi yudumlayabileceğiniz Bangkoktaki nadide yerlerden :D

*Mutfağı olmayan evler : Thaililer evde yemek yemedikleri için evlerde mutfak yok… illa isteyen balkona sokağa bir tüp atıp üstünde pişiriyorlar…

*Kaşığa koymak için çatal kullanmak : İlk gördüğümde garipsemiştim… Mesela biz Noddle’ı çatala sarar yeriz, Thaililer o sardıkları noddle’ı kaşığa koyuyorlar… Ne yerlerse yesinler çatalı kaşığa koymak için kullanıyorlar…

*Şekerli mayonez ve yiyecekler : Bunlar akıllarının şekerle ve acıyla bozmuşlar… Mayonezleri şekerli, ekmekleri şekerli, Yengeçli ve sosisli poğaçamsı şeylerin üstüne bile şeker döküyorlar ve hatta ve hatta Yeşil mangonun yanına Şekerli biber veriyorlarki garip… Sadece garip….

*Teknoloji merkezinde kola standı : Teknosa ya da Mediamarkt gibi bir yerden kola alıp gezerken içebilirsiniz :D Kola dolabı var alla alla :D

20
Haz
11

Kamboçya… Fakir Olduğu Kadar Zengin Bir Ülke…

Air Asia sağ olsun 25$ 4 ay önce aldığımız biletlerimizle Bangkok Suvarnabhumi havaalanından 45 dakikalık yolculuğumuza çıktık… Normalde Kamboçyaya girildiği gibi uçak sallanmaya başlarmış… Biz en son kısımda baya güzel bir düşüş yaptık ama genel olarak stabil bir uçuştu… Eğer Uçağın sallanmasından korkuyorsanız Bangkoktan 10 saatlik araba yolculuğuyla Kamboçya Phnom Phen’e ulaşabilirsiniz… Havaalanına indikten sonra uçakta dağıtılan kağıtları doldurup vize kısmına yanaşın, 1 fotoğraf ve 20 dolar karşılığı 5 dakikada vizenizi alacaksınız… İmmigrationdan geçtikten sonra Duty Free aradık Sim Kart almak ve para exchange etmek için… İleride bir kapı vardı, orayı geçince ana hole çıkar alırız dedik ama kapıdan çıkınca kendimizi sokakta bulduk… ve çok Şaşırdık :D Hemen çıkışta Hello sim kart satan yerden internet sim aldık para exchange ettik ama Paranızı Kamboçya Riyaline çevirmenize gerek yok, Tüm ülkede dolar geçmekte dert etmeyin..  Dolar olarak kullanabilirsiniz.  Phnom Penhde  nerelere gideceksiniz…

Phnom Penh

*Royal Palace

Adından da anlaşılacağı gibi Kraliyet Sarayı ve içinde tapınakların bulunduğu Phnom Phende gezilmesi gereken en önemli yerlerden biri… Geniş arazi üzerine kurulmuş Thai stili binalar çok görkemli… Giderken  erkekler ve kadınlar T-Shirt ve pantalon giymeyi unutmayın yoksa içeri giremezsiniz. Özellikle kadınlar askılı kıyafetle gitmemeli. 6.25$ giriş ücreti var. saat 08-11 ve 14-17 saatleri arası açık. Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*Tuol Sleng Genocide Museum (S-21 Prison)

Kamboçyada beni kalbimden vurdu… Orası bir soykırım müzesi… Soykırım yapılmadan önce ilkokul olan daha sonradan hapishane ve işkence yeri haline getirilen bir mekan… Duvarlarda Fotoğralar tüm öyküyü çok hüzünlü bir şekilde aktarıyor. Diktatör Pol Pot’un kendi halkına yaptığı soykırım ve işkencelere inanamayacaksınız… Kamboçya ya gidip burayı ziyaret etmeden dönmek yazık olur… Kesinlikle gidin… 3$ gibi bir ücreti var. Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*The Killing Fields of Choeung Ek

Biz gidemedik ama Pol Pot’un yaptığı soykırımın kanıtlarını silmek için toplu mezarlara insanları gömdüğü yer. Bizim zamanımız kalmadığından gidemesekte siz uygun olursanız atlamayın…

*The National Museum of Cambodia

Royal palasın hemen yanında. Müzeye uğradıktan sonra Royal palasa gidebilirsiniz… Müze Kamboçyanın tarihi hakkında kapsamlı bilgi vermekte… Taş oyma heykellerden gözünüzü alamayacaksınız… Ben ce gitmenizde fayda var… Gezip müzenin içinde oturma alanlarında serinleyebilirsiniz… Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*Wat Phnom

Şehre ismini veren tapınak… Büyük bir bahçenin ortasında bir tepede bulunan bir tapınak. Biz oradayken tapınak restorasyondaydı, o yüzden tam olarak göremedik, ama bahçesi, ana binası ve çevrede bulunan diğer  anıtlarla kesinlikle görülmesi gereken bir yer… Sadece 1$ :D

*Wat Ounalom

Royal Palace ve National Museum’a 5 Dakika mesafede… Şehir turunuzu atarken bu 3’ünü aynı günde görebilirsiniz… Ufak şirin serinlemek için durabileceğiniz bir tapınak. Ücretsiz… İstediğiniz gibi gezin :D Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*Sisowath Quay aka Riverside

Nehir Yolunda kafeler dizilmekte ve yürüyüşyolu bulunmakta… Bira 1-2$ civarında… Kamboçyanın Kendine has birası Angkor’un tadını svmedim ama akşam gezin için yemek yiyin… Yemekler 3-5$ civarı

Phnom Penhden 3 yolla Siem Reap’e geçebilirsiniz… Uçakla ki tavsiye etmem çok pahalı, Otobüsle giderseniz 6$lık olanları tercih etmeyin çok kötü otobüsler siz 10-11 dolarlık olan lüx otobüsleri tercih edin ki rahatca gidebilirsiniz ya da taksiyle… Ortalama 100$ vermeniz gerekir ki biraz pahalı bir seçenek… :D Biz otobüsü tercih ettik… Yanınıza yiyecek birşeyler almadan binmeyin, yollar çok fena nerdeyse yolun yarısı stabilize yol ama maceracı bir ruha sahipseniz sorun yok… Kamboçya geceleri karanlığa bürünür ve yol boyunca göreceğiniz tek ışık Bir flöresan ışınının altında duran su dolu mini havuzlardır… Bunlar Böcek kapanlarıdır… Işığa gelen böcekleri yakalamak için kullanırlar daha sonra Kamboçyanın bilimum yerlerinde satıldığını ve Kamboçyalıların afiyetle yediğini görebilirsiniz :D Deneyebilirsiniz ama tadı pek de ahım şahım değil unutmayın… Alışık olduğumuz bir tat değil… !!!

Uyarılar ve Önlemler…

*Royal Palace’a giderken Kolları açık bırakacak şeyler giymeyin T-Shirt iyidir, Kısa mini etek ve Şort Giymeyin Pantalon veya uzun kapri giyin yoksa giremezsiniz… Unutmayın !!!

*Tuk Tuklarla pazarlık yapmayı unutmayın ve biryere gidip gelirken dönmeden otele yada gideceğiniz yere ulaşmadan tuk tuk şöförüne para vermeyin…

*Hava karardıktan sonra Phnom Penh karanlığa bürünür ara sokaklara girmeyin, arka taraflardaysa oteliniz Tuk Tuk tercih edin !!!

*Paranızı Kamboçya Riyaline çevirmenize gerek yok, Heryerde Amerikan Doları geçmektedir…

*İçkiler çok ucuz görünebilir dikkat edin sahte çıkabilir… !!!

*2 günden fazla zaman harcamayın Siem Reap’e geçin…

*Ne alırsanız alın Pazarlık yapın !!!

*Çocuk ticareti yasal değildir görürseniz hem polise haber verin !!!!

Siam Reap

*Angkor Wat

Dünyanın en önemli Turistik merkezlerinden biri… Burayı görmeden ölmemek gerekiyor… Kimer Krallığının en büyük olduğu dönemlerden birinde yapılmış… Çok görkemli, çok geniş bir arazi üzerinde yapılmış bir tapınak… Biz otelin kapısının önünde duran Tuk Tukla pazarlık yapıp tüm gün için (öğleden sonra) 12$’a anlaştık… Anlaşma Otelden Angkor Wat – Bayon – Otel… Bu Turun nerdeyse 25 km olduğunu ve adamın sizi 4-7 saat bekleyeceğini unutmayın… Bahşişini eksik etmeyin parayı otele ulaştığınızda verin… Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

*Angkor Thom

-Bayon

Tuk Tuk şöförünüze söylerseniz sizi Bayon’a götürecektir… Ankor Wat’a 3km uzaklıkta…Yürüyerek gidemezsiniz. Angkor Thom alanının içinde bulunan Tapınaklardan biri… Angkor Wat’dan sonra görülmesi gereken en önemli yerlerden biri… Tapınakta sayısız yüz görüceksiniz, ve sizi takip eden gözler gibi hissedeceksiniz… 12. yüzyılda Bayon’u kuran VII. Jayavarman yüzleri olduğu düşünülmektedir…Biz baya bi yağmura yakalandık, Sırılsıklam olduk ama gezdik… Kesinlikle görmeden ölmeyin :D Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

-Baphuon

Bir çok tapınağın bulunduğu Bayon’un hemen 200 metre ilersindeki 2. Tapınak alanı… Böyle büyük bir alan sizi büyüleyecek, bazı tapınakları gezebilir bazı tapanaklara giremezsiniz, biz gittiğimizde bazı tapınakta Restorasyon çalışmaları vardı giremedik ama yamur altında saatlerce gezdik…  Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

-Terrace of The Elephants

Baphuon’un çıkışında bulunan teras… Uzunluğu Nerdeyse 500 -700 metre uzunluğunda bir teras… Taştan Filleri görünce Terrace of The Elephants da olduğunuzu anlarsınız…

*Ta Phrohm

Angkor Thomdan ortalama 1-2 km uzaklıkta bir alan ve yine Tuk Tuk Şöförünüze söylerseniz sizi götürecektir extra ücret almaz unutmayın… Girişte Tuk Tuk Şöförü sizi bırakır ve arka çıkıştan alacağını söyler… Uzun bir yürüyüzle 700 metre kadar ilerde Ta Phrohmtapınağına geleceksiniz… İnanılmayacak düzeyde büyük bir alan ve bazı ağaçlar Tapınağın üstünü kaplamış durumdadır, Tam bir görsel şölen… Nereye bakacağınızı saşıracaksınız… Görmeden ölmeyin :D Fotoğraflara Buradan Ulaşabilirsiniz…

Biz gidemedik siz gidin

Kampong Phluk Floating Village yağmur mevsiminde tehlikeli

Uyarılar ve Önlemler…

*Yağmur mevsiminde gitsenizde gitmesenizde Marketten Yağmurluk alın ve çantanıza atın !!!

*Lonely Planet kitabı çok yardımcı olacak bir tane alın, ya da Kamboçyada iyi bir pazarlıkla 4$’a çakmasını alabilirsiniz ama orjinal iyidir çok işinize yarayacak unutmayın, verdiğiniz paraya değer :D

*Tuk Tuklarla pazarlık yapmayı unutmayın ve otele dönene ya da gitmek istediğiniz yere gidene kadar para vermeyin kaçar giderler…

*Paranızı kimsenin gözüne sokmayın çok fakirler zorla insanları kötü yola sürükletmeyin…

*Gençler azda olsa ingilizce biliyor, yaşlılar ise fransızcayı akıcı konuşmaktadırlar…

*Çocuk ticareti yasal değildir görürseniz hem polise haber verin !!!!

*Fotoğraflar pek kaliteli değil, Telefon ve Hava Koşulları Yüzünden Kusura Bakmayın :D

01
May
11

Penang… Andaman Denizinin İncisi…

Penang neresidir…? Kabaca Malezyanın kuzeyinde Taylanda çok yakın bir ada… Andaman denizindeki ilk kolonial ada…Hayatınız boyunca bir kez de olsa görmeniz gereken yerlerden biri… Tarihi çok zengin, çok çeşitli kültürlerin birleştiği (Çinliler, Hintliler,Thaililer, Endonezyalılar ve tabiki Malaylar) çok güzel sahilleri ve parkların bulunduğu, ufak olduğu kadar 1 haftalık aktivite bakımından doyurucu bir yer… Evet penang turumuza başlayabiliriz :D  Yapacağınız ilk iş havaalanından girer girmez bir internet sim almak olsun… Ücreti 2gb 25Rm (12.5 tl) 1 ay kullanabiliyorsunuz… İnternet hızı süper… Google  Map Çok Yardımcı Olacak Size yön bulmanızda…

Biz George Town kısmında Çin mahallesinde bir otelde kalmayı tercih ettik… Adayı en güzel gezme yolu motor kiralayıp gezmek ama trafık akış yönü size garip gelebilir, biz Taylandda yaşadığımız için bizim için sorun olmadı :D  Öncedende bahsettiğim Google map sayesinde , motor üstünde dura dura, konumumuzu check ede ede yavaş yavaş gezdik… BUlmak istediğimiz her yeride bulduk :D

*Kolonial Bölge

Burayı yürüyerek gezmeniz tavsiye edilir… 25 kadar bina hemen hemen 2 km karelik bir alanda sıkışmış durumda.  Bu yüzden yürüyerek gezmeniz idealdir. Buradaki binalar gerçekten çok güzel, hepsinin ismini vermeyecem, penang haritasını elinize alınca görürsünüz ama ben en beğendiğim birkaçını size tanıtayım…

1-Penang State Museum’a kesinlikle gidin. Penang tarihini ve burada yıllardır  yaşayan insanlar ve ada tarihçesini en iyi  görebileceğiniz yer…

2-Teochew Temple… Ufak tefek bir temple ama kesinlikle görülmesi gerekiyor… Tahminime göre Çin Tapınağı…

3-The Pinang Peranekan Mansion… İşte en sevdiğim yerlerden biri Penangdaki…  2 Katlı süper tarihi bir bina… Her yerinden tarih akıyor… Arka kısmında Tapınak kısmınada hasta oldum… Resimleri görmek için tıklayın…

4-Little İndia… Kesinlikle gidin. Komedi Dükkanları dolu… (işin şakası ama çok komikler) Müzikleri alıp sizi hindistana götürecek ve orada bırakacak :D Kendinizi kısa sürede olsa hindistanda gibi hissedeceksiniz… 2 numaradaki Teochem Temple çok yakınlarınızda…

Bu bölgeyi gezmek size sabah 11-12 gibi başlarsanız tan 1 gününüzü alacak. Saat en geç 6da Templelar kapanıyor unutmayın… O yüzden gezi planınızı düzgün yapın… Bu arada havalar çok sıcak oluyor ve aşırı günes, gerekli güneş kremidir yağıdır almayı unutmayın :D

*Çin Mahallesi ve Etrafı

Bu bölge kolonial bölgeye en yakın kısım… Zaten yan yanalar… Penang Haritası alıp baktığınızda burası Buffer Zone olarak yazılan bölge olarak karşınıza çıkacaktır…Burada Kolonial bölgeye göre pek birşey olmasada şehrin simgelerinden olan Komtar’ı içinde barındırır… Simge dediysem siz sallamayın, alışveriş merkezş olarak çok berbat bir yer ancak altında KFC gibi birkaç restorant bulunmakta… KFC manyağı olacaksınız unutmayın :D

Burada Upper Penang Road’a gitmeyi unutmayın… Tüm bar ve diskolar burada… Öyle dediğime   bakmayın zaten topu topu 5-6 tane ve fiyatlar inanılamaz… Bir bira 25-40 RM arası yani 12.5-20 tl arası oluyor bu fiyatlara pek değmez ama gidip bir yorgunluk birası içmeden gelmeyin… Taylandda yaşadığımız için bize bu fiyatlar çok geliyor ama Türkiyede yaşayanlar için pek fazla olmasa gerek :D

*Ada içleri ve Diğer Parklar

1-Penang Kelebek Çiftliği (Penang Butterfly Farm) işte Penangda en görülmesi gereken yerlerden biri… İçeride bir dolu kelebek, böcek, böcek yiyen bitkiler, kaplumbağalar, yılanlar ve komodo ejderi benzeri  kertenkeleler… İç kısımlarda dev böcekler ve kelebek sergileri… Beklediğimden ufak bir çiftlikti ama kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir yer… Profesyçnel makinanız varsa en az 2 saat burada kaldınız demektir… Fotoğraf çekmekten keyif alacaksınız. 28 Rm yani 14 tl civarı… Resimleri görmek için tıklayın…

2-Penang National Park… Biz pazar günü gittiğimizden dolayı biraz geç kalmıştık botanik bahçelerini görmek için ama kesinlikle gidilip görülmesi, yürünmesi ve çimenlere oturup keyif yapılması gereken bir yer. Burada bir.ok maymun görebilirsiniz, sakın beslemeyin ve çok  yaklaşmayın !!! Tehlikeli olabiliyorlar ! Resimleri görmek için tıklayın…

3-Kek Lok Si Temple… Otelimizin Roofunda kahvaltı yaparken ortalama 4 km uzakta dağın yamacında gördüşümüz ve merakla gittiğimiz dev bir Temple… Penangda en çok etkilendiğim yerdi… Tepede bulunan Kuan Yin Statue & Octagonal Pavilion’a çıkmayı nutmayın. Bu kadar büyük bir buddha görmemiştim ayrıca tüm Penang’ı ayaklarınızın altına alan bir manzarası var… Resimleri görmek için tıklayın…

4-Penang Bird Park… Anakarada olmasına rağmen buraya koydum… O tarafta yapılabilecek tek etkinlik… Bulmamız biraz uzun sürsede gayet güzel  bir parkla karşılaştık… Binlerce kuşu canlı olarak görebileceğiniz bir park… Kaçırmayın üzülürsünüz… Fotoğraflarda ayrıntıları bulunmakta :D Resimleri görmek için tıklayın…

*Batu Ferringhi ve Gurney Plaza

Batu Ferringhi süper plajları olan bir sahil yolu… Kesinlikle gidip denize girin… Parasailing, Jet Ski, Tekne gezileri ve süper sahilleri burada bulabilirsiniz… batu Ferringhinin sonuna doğru Bay Viev Otelin tam arkasında Echo (Tam adından emin değilim) bir hint restorantı var. Yemekleri beğendik, özellikle Naan… Naan : Bizim bildiğiniz gözleme, hemde el açması… Kesinlikle yiyin… Mantar çorbasıda güzel. Naan ısmarlayın bitirin doymazsanız yemek söyleyin… Kaşarlı naan ve mantar çorbası üstüne yemeği bitiremedik…

Resimleri görmek için tıklayın…

Gurney plaza George Town’a daha yakın bir yerde sahilde bulunan Penangın en güzel alışveriş merkezi… Bizi ilgilendiren kısmı, ara antrede bulununan restorantlar oldu… Chicago da steak ya da rib yemeden gelmeyin. Onun karşısında bulunan Chilli’s de ise hamburgerler devasa ve süper… 2 kişi ortalama 100Rm (50tl) civarı tutuyor…

Uyarılar ve Önlemler…

Taksilerde taksimetre yok… Arasıra binmek için iyi ama  adayı gezerken pahalı… Motorsiklet tercih edin.

Trishaw’a kesinlikle binin… İçinde 2 kişilik oturma yeri bulunan bisiklet… Sürücü sizi istediğiniz yere götürecek ama fiyatlar devamlı binmeye uygun değil… George Town – Gurney Plaza arası 30 Rm  (15 tl)

Sokakta alkol içmeyin… Müslüman bir ülke ve sıkı gözetimde. Alkollü içki fiyatları çok yüksek . Bir Bira 12-20 tl barda, 5-7 tl Marketlerde…

Genel olarak ada bize pahalı geldi , belkide Thailand buraya göre ucuz olduğundandır ama Türkiyeden gelecekler içim pekte pahalı değil…

Gidin, görün, yiyin, için , gezin ve Penang’ı unutmayın.

Maymunlardan uzak durun !!! Beslemeyin ve çok yaklaşmayın !!!!

29
Nis
11

Bangkok… Tapınaklar Şehri…

Bangkok turuna hoş geldiniz…  Tabi ilk önce uzun bir ucak yolcuğundan sonra havaalanından kurtulup otelinize yerleşmeniz lazım… Biz bunun için taksiyi seçtik yorgunluktan dolayı ama diğer seçenek olarak bizdeki havaşa benzer servislerle şehre gidebilirsiniz… Hepsi 1. kattan kalkmaktadır… Otabüsün ücretini bilmiyorum ama taksiye fiş alarak bineceksiniz. Biz Uzak olan Sukumvit road bölgesine 400 baht + 60 baht Otoban ücreti (girmeyedebilirsin) ile 460 baht yani 23 tl karşışığında gittik. Sabah olmasına rağmen Bangkokun havası Chao Phraya nehrinden dolayı çok nemli ve basıktı ama kısa sürede alışıyorsunuz…

Neyse gezi planımızı yaparken Lonely Planet Thailand kitabından yararlandık… Sizde bir tane edinirseniz gerçekten çok faydası oluyor… Şimdi turumuza başlayalım… ilk olarak kesinlikle gidilmesi gereken tapınaklar ve sarayla başlayalım…

Grand Palace & Emerald Buddha ya gidin ilk önce… Biz öyle yapmasak da siz öyle yapın ve en önemlisinden başlayın…

Önemli Not: Tapınaklara Pantalonla gidin yoksa içeri giremeyebilirsiniz… !!! Kadınlarda çok açık giyilmemesi tavsiye edilir… T-Shirt  ve Pantolon idealdir…

*Grand Palas çok geniş bir arazi üzerine kurulmuş Thai stili binalar ve ana saray binasından ve en önemlisi Emerald Buddhanında içinde bulunduğu gayet komplex bir yapıdır…Uzun uzun gezebileceğiniz, böyle yapılardan ve duvar resimlerinden keyif alıyorsanız bir gününüzü keyifle harcıyabileceğiniz Bangkoktaki bir numaralı tarihi yer ! Giriş ücreti 300 baht (15tl veya 10$) Tekrar hatırlatalım kıyafetlerinize dikkat edin….

*Wat Pho (Reclining Buddha ya da Sleeping Buddha) gideceğiniz ikinci adresiniz… 46 metre uzunluğunda 15 metre yüksekliğinde altın bir Buddha heykeli bulunmakta… İhtişamı ve duruşu sizi  hayret içinde bırakacak, kesinlikle gidilmesi gereken bir Temple… Bangkokun en eski ve en büyük tapınağı… Aslında çok anlatabileceğim bir şey yok görülmesi gerekiyor… Diğer heykellere hasta oldum :D

*Wat Arun... İşte burayı çok sevdim. Yükseklik, dik ve dev basamaklardan korkmuyorsanız kesinlikle bu yapının üstüne çıkmalısınız… Chao Phraya nehrini ve Wat pho yu görebilirsiniz. Nadide bir mimariyle yapılmış çok görkemli bir eser… Buraya Chao Phraya nehri üstündeki Tha Tien Pier den 3baht karşılığında karşıya geçebilirsiniz.

*Golden Mount… İşte Bangkoku tepeden muhteşem manzarasını görebileceğiniz bir yer. Normalde Temple ama Temple kısmı beni pek tatmin etmesede oraya kısa tırmanış ve manzara süper…Bize söylenene göre güneş batarken Golden Mountdan süper görünüyormuş ama biz o saatlere yetişemedik.

*Golden Buddha… 190 milyon dolar değerinde 5.5 ton altından yapılmış dev buddha… Gerçekten çok görkemli bir Temple… Biz sıcaktan Temple içinde baya uzun bir serinleme gerçekleştirdik… Huzur dolu yarım saat geçirdik 5.5 tonluk Altın Buddhayla… Gidin görün pişman olmayacaksınız.

Biz size sadece 5 önemli tapınağı tanıttık. Bangkok tapınaklar diyarı bir şehir… Daha fazlasını kendiniz arayıp bulabilirsiniz bize 6-7  tanesi yettide arttı bile. Bunlara gidin görün yoksa Bangkoka gelmiş sayılmazsınız.

2.Bölümümüzde ise Bangkokta  görmeniz gereken diğer yerleri tanıtacaz…

*Jim Thompson’s House biraz arada kalıyor ama kolayca bulabilirsiniz.

Bu kimdir derseniz Efsanevi Amerikan ipek Tüccarı… Evinde ne yapacam bu herifin derseniz, Gidin görün… Biraz serinler ve biraz bahçesinde nefes alırsınız… Ev bozulmadan korunmuş ve içinde kullanılan tüm eşyalarla muhafaza edilmiş bir ev… ama  ben en çok bahçedeki havuzun içinde karidesle beslenen dev balık ve kaplumbağalara bayıldım…

*Lumphini Park… Sıcak sizi yaktı kavurdu… İşte size yayılabileceğiniz yapay gölü olan bir park… Biz gittik 2 içecek alıp biraz yürüdük ve yayıldıp serinledik… Yenilenip gezmeye tekrar koyulduk… Bangkokun ortasında güzel bir kaçamak…

*Lebua Hotel (Sirocco & Sky Bar)… Kesinlikle ve kesinlikle paranıza kıyın ve gidin… State towerda bulunan lebua hotelin 63. katında  bulunan Sirocco & Sky Bar gibi bir bar görmediniz…Hava şartları elverişli olursa Bangkok ayaklarınız altında…. Chao Phraya Nehri, Şehrin ışıklarıyla parlıyor Kehribar gibi parlıyor… Havada hafif bir esinti ve içkinizden aldığınız ufak yudumlar… Dikkat biraz pahalı ama verilmeyecek ücretler değil. İçkiler 400Baht (20tl) den başlıyor.

Şimdi sırada gidilmesi gereken Bölgeler ve Caddeler var… Akşam yemekleriniz olsun, etkinlikleriniz olsun ya da laf olsun diye gidip görülmesi gereken yerler…

*China Town (Yaowarat Street)… İşte yemek burada yenir ama her yerinde değil… Kuş Yuvası (Bird Nest) çorbası veya Köpek balığı yüzgeci çorbası arıyorsanız doğru yerdesiniz ama deniz ürünleri yapan yerler çok ama çok leziz yapıyorlar… Oturun ve King Prawnların, Mavi Yengeçlerin keyfini çıkarın… Yemek siparişi verirken acısız istediğinizi belirtmeyi unutmayın. Biz 2 akşam yemeğimizi burada yedik ve tabiki Tiger Prawnları ve mavi yengeçleri götürdüm… Prawnları Grill olarak tercih ediyorum ama mavi yengeci Curryli yapıyorlar  işte o çok fena güzel birşey ama çok fazla yengeç eti yiyebileceğinizi düşünmeyin ama prawn’a doyacaksınız. 2 kişi ortalama 700baht (35tl) arası tutuyor hatırlatalım… Verdiğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz :D

*Siam Square (Siam Paragon)… Al sana dev gibi bir alışveriş merkezi ve aynı zamandan zannedersem buzhane :D Klimaların bir binayı hiç bu kadar soğuttuğunu görmemiştim hatta düşünmemiştim. Aradığınız hemen hemen herşeyi tüm ünlü markaları burada bulabilirsiniz… Hatta Lamborgini mağzasından araba bile satın alabilirsiniz ama direksiyonun sağda olduğunu unutmayın :D

*Patpong Night Bazaar… İlk defa Bangkokta yankesici tarafından kalabalıkta burada çarpılmaya çalıştılar ama hızlı farkettim… Kalabalıkta ceplerinize ve çantanıza dikkat edin. Onun dışında gece kurulan bir pazar var, ancak önemli kılan kısım pazardaki süper t-shirtler ve  çantalar değil pazarın etrafında bulunan Go Go Barlardır… Striptiz, çekik gözlü fantezileriniz varsa gidin ama dikkatli olun… Katta ve ya içerisi görünmeyen yerlere girmemeye çalışın…

*Chao Phraya… Nehir gezisi yapın ama bizden size tavsiye etrafta nehir gezisi yapan yerler 1000-3000 Baht arası para istiyorlar… Öyle çok önemli birşeyde yapmıyorlar. Biz direk pierden (iskeleden) nehirde aşağı yukarı taşıma yapan süper hızlı kocaman tekneler var onlarla turumuzu kendimiz yaptık… 2 kişi 200 baht’a bile mal olmamıştır. 1 saatiniizi ayırın bir aşağı bir yukarı gezin Chao Phrayada :D

Ulaşımda ne kullandık

Genelde Sky Train (Bizdeki metro gibi ama yukardan gideni) ve taksi kullandık… Sky Train için 15 binişlik bilet ve Sky Train duraklarında bulunan ücretsiz haritayla tüm Bangkoku gezdik… Taksi sudan ucuz ama taksimetre açtırmayı unutmayın… Tuk Tuk denen küçük motorlu ulaşım araçlarını tercih etmedik. Biraz pahalı ve trafikte egzost kokluyorsunuz ama en az bir kez de olsa binin. Keyfi ayrı…. Onlarda Goverment (Devlet) Tuk Tukları var çok ucuzlar ama ayrımını yapamadık  pek… Goverment tuk tuk şöförleri ayrı bir forma gibi bir mavi bir kıyafet giyiyor ama görmek ve ayırt etmek pek mümkün değil…

Uyarılar….

Kesinlikle Sky Train’e binecekseniz uzun kollu birşeyler yanınıza alın…. Bangkokta kapıdan girilen heryerde inanılmaz bir soğuk var… Klima kullanımında sınır yok aman dikkat hasta olarak geçirmeyin tatili…

Taksiye binince taksimetre açtırmayı unutmayın…

Tuk Tuk pahalı ama pazarlık yapın ve binmeden dönmeyin

Hiçbirşeyi pazarlık yapmadan almayın… Dönün gidin o zaman istediğiniz fiyat ya da  yakın bir fiyata alabilirsiniz…

Yemekler çok acı, sipariş verirken acısız olmasını istediğinizi söylemeyi unutmayın… Ben acı yerim demeyin en son iddialaştığımdan yemek yerken başım dönüyordu acıdan….

7/11 lar marketleri 24 saat açıktır buralarda aradığınız birçok şeyi bulabilirsiniz… Tostları güzel alın atıştırma olarak kullanabilirsiniz…

Meyva satıcılarından meyva alın yiyin, hem ucuz hemde çok lezzetli… 10-20 Baht

Bangkok herşeyiyle keyifli bir şehir… Görülmesi ve gidilmesi gereken bir çok yer var. Uyumayan bir şehir sabah altında bile akıcı bir trafik görebilirsiniz… Türkiyedeki gibi kahvaltılar bulamayacaksınız kendiniz hazırlayın.

Biz gitmedik ama siz gidin…

Bangkok Under Water World (1000 Baht) (Siam Paragonda)

National Museum

Supper Club

Floating Market

Zamanımız kalmadı yetiştiremedik… Sizin enerjiniz ve zamanınız olursa kaçırmayın :D Cep telefonumda bir sorun olduğu için fotoğrafların bir kısmı silindi…. Bunlar Kurtarabildiklerim. Fotoğraf albümünü görmek için Tıklayın :D

Pattayada yaşıyoruz artık… Thailandla ilgili herhangi bir sorunuz olursa çekinmeden sorabilirsiniz….

05
Ara
10

Red Bull Garage Party Ankara !

Ankarada bir event vardı… Red Bull Garage Party… Nasıl bir etkinlik, içerik ne şöyle bir baktım, FG 93.7 nin DJ’lerinden DJ Erdinç Akbulut çalıyordu. Setine söyle bir baktık Progresive House çalıyordu… Eeee bari gidelim dedik adam pek fena çalmıyordu hem de FG nin DJ’i ve Red Bull’un partysi olduğu için Powerfull bir şey vardı önümüzde biliyorduk… Gece 00.30 civarı giriş yapmak için Kentparktan girdik… Önümüzde uzun bir sıra vardı ve aslında böyle bir kalabalık beklemiyorduk orada… Ankaralılar pek DJ’leri sevmez eller havayacıdırlar. Neyse Girişe yaklaştığımızda önümüzde 8 kişilik bir yabancı grup vardı ve girmeleri 5 dakika sürdü ama kapıdaki kızların bir türlü hesap kitap ve içecek fişi verememelerinden dolayı… Kapıdan kimlik göstermeden geçtikten sonra kaşe bastılar kolumuza üniversite yıllarındaki gibi ve sonra garaja inmek için asansörlere yöneldik. İlk şoku asansörde yedik. Asansörde önümüzde bir çift vardı kız mini etek ve simli file çorap giymişti… Bizde gözlerimizle birbirimize bakarak “Ne işi var simli file çoraplı bir hatunun garage partyde” diye düşündük… Asansörden çıkınca müziğin sesi bir anda çarptı… İlk önce çalan parçayı anlayamadık ama Türkçe çalıyordu ve yıkılmıştık… İçerdekileri görünce 2. yıkım gecikmedi… Reinaya ya da Ankarada Salataya gelir gibi giyinmiş hatunlar (miniler- maxiler – payetli kıyafetler), Takımlı tipler, apachiler…. Ben de garage party diye Standart bir flash t-shirt’ü kız arkadaşımsa polar giyip gelmişti… Çok paçoz (!?;!) kalmıştık garage party concepti için ! Ben dedim bu party’e içmeden katlanamayacam bara gidip içecek alalım diye ama barın önüne gittiğimizde bir gürüh karşıladı bizi. İçki almak için depişen insanlar ama barın önünde nerdeyse 50 kişi var ve birbirini fortluyordu içki almak için ! 50 az demeyin 3 metrelik ve 3 barmenin olduğu bir barın önünde 4 sıra halinde dizilmiş içki almaya çalışan insanları düşünün. Almaktan vazgeçtim tabi denemedim bile… Diğer bir bar vardır orayı deneyelim dediğimizde barın tam zıt tarafında partynin diğer ucunda 2.  bar’a yöneldik ama görüntü burada da aynıydı ve içki almaktan bir süreliğine vazgeçtim çünkü partyde sadece 2 bar vardı. 45 dakika sonra tekrar bu kalabalığın arasına girip bardan alkol almayı denediğimde elimizdeki fişlerle sadece Vodka alınabildiği ve Vodkanın bittiğini öğrendik… Lanet olsun parayla alalım dedim ve onun için viski gibi bir seçeneğimiz vardı sadece. 20 tl karşılığında KARTON bardakla Ballantines + Redbull aldım. Gayet hafif güzel bir içki olmuş :DD Biz tabi FG nin DJ Erdinç Akbulut çıkacak diye bekliyoruz ama bir türlü çıkmıyor saat 01.30 olmuş. 1. Barın orada sahneye yakın bir yerde bekliyoruz ve bir DJ, garage partyde Demet akalın , Serdar Ortaç ve buna benzer çalınmayacak herşeyi çalarken herkes apachiler de apachi dansı yaparak kopuyorlardı :S  Bara vodkanın geldiğini gördüğüm gibi uçtum bara, 2 tane bol buzlu vodka + Red Bull alıp hızlıca hüplettim :D  En sonunda biz karar verdik bu adam FG’nin DJ’i olmalıydı :S Neyse yakınlarda organizatör boyun askılı biri vardı…

  • Nif :”Pardon… Pardon… Organizatörmüsünüz ?” .
  • Adam:”Sorry I don’t understand” .
  • Müziğin yüksekliğinden anlayamamış olduğumu zannettim adam ingilizcemi konuşuyordu :S Party de tek konuştuğum adam yabancı çıkamazdı ya derken…
  • Nif: “Sorry… Sorry… Where is the FG DJ?” diye sordumadam sesten anlamadı ve de  ben söylediklerini sesten anlamadım ama dediği,
  • Adam: “I came first time in Ankara…. sorry I cant help you” gibi bişey dedi.

“Sevgilime gülerek dönüp konuştuğum adam yabancı çıktı ve ilk defa Ankaraya gelmiş” dedim.

Aptal müzikleri dinleyip mini etekli kızları çekiştirip, apachilerin dansını izleyerek bir süre geçirdikten sonra müzik kısıldı… Polis basmıştı party’i… Sesin yükselmesini bir süre bekledikten sonra WC ye gidelim dedik ama wc’ler 4 kat yukarda çıkışın oradaydı… 4 kat çıktık, çıkışa kadar gittik, WC ye geldik… Kız arkadaşımı beklerken WC’nin önünde çalan müzikler partyde çalan müziklerden daha iyiydi… Party’e dönelim derken bir elinde telsiz olan bir adam “Konser bitti” dedi bizde “Komser gitti” anladık ve yürümeye devam ettik. Sonra şimşek çaktı ve adama dönüp “Konser mi bitti, komser mi gitti” diye sorduk.  “Konser bitti dağılıyorlar ve aşağı inişler yasaklandı” dedi :S bizde dönüp partynin bitişiyle eve gidelim dedik. Çıktık, arabaya gittik, binip çıkarken polis alkol kontrol noktası atmışlar bizi çevirmeye soktular. Ben 1 viski ve 2 vodka içmiş olarak bu sefer “SIÇTIM” dedim. Gerekli belgeleri verdik ve üflemem istendi… Bende gayet üfledim…  0.31 artıyor yavaş yavaş, .32 .33. 34 polis “0.50 ye kadar iznin var .51 derse bende bişey yapamam” dedi… .35 .36 yukarı doğru saymaya devam ediyor ama benim kalbim güm güm, yediğin cezayamı üzülürsün bu salak party için yoksa arabanın çekildiğine ve 6 ay ehliyetine el konulduğuna mı? derken sayım devam ediyor .37 .38 .39 dedi ve Dııııııızzzztttt diye dünyada duyduğum en güzel seslerden biri geldi. sayım durmuştu ve 0.39 promil alkollü çıkmıştım :S Çok sevindim duruma tabi ve bir orgazm sigarası yaktım ama yolda giderken şöyle bir düşündüm, ortalama Birbuçuk saat içinde 1 viski ve 2 vodka Redbull içmiştim ve bardak başına 0.13 promil alkol oranı çıkmıştı… Bize alkol yerine su mu vermişleri :S Gecemiz böyle geçti işte Garage party, Elektronik Demet Akalın – Sertaç Ortaç ve adını bilmediğim hep bir ağızdan söylenen parçalar, düğüne gelmiş gibi kızlar, mini-maxi etekler, payet islemeli kıyafetler, simli file çoraplar, apachiler ve dansları, karton bardakta Alkolümsü + Red Bull, polis baskını ve çevirme…
Son olarak…

Aiskhylos demiş ki : “Acının ödülü tecrübedir.”

07
Eki
10

Yaş 16 !!11!B!r1!

(Bu yazıda yaşadıklarım tamamen gerçektir… adı geçen maddeleri açıklamayacağım kusura bakmayın )
O zamanlar yaşım daha onaltı… Deli gibi aşığım hatuna, böyle damarlarımda testesteron tonla… Kaçmışım hatunun peşinden İzmire gitmişim… Gitttim ama plan onlarda kalmaktı ama babasının evden geç gideceği tutttu şantiyeye. Annesi beni seviyordu o yüzden büronun anahtarını verdi ve operasyon böyle başladı… Gece ben onlarda kalamadım baba evde… kalacak yer yok neyse ki büronun anahtarını almışız ama kızı evden kaçırmak lazım… Neyse ki çöpü kapıcı geceleri topluyor. Bende erketede yatıyorum, kapıcı kapıyı çaldı. Salondan kapı gözükmüyor annesi çöpü atma bahanesiyle kapıyı açtığında kızı kapıdan aldım çaktırmadan sonra izmir gecelerine aktık hemen… Bir yerde bunu bir arkadaşı Ş. ile buluştuk… Ş. bütün yazımızı burnumuzdan getiren iğrençoit. Dakika bir gol bir “Kızım bana Doc (psikiyatrist) ne yazdı biliyormusun” dedi ve poşeti gösterdi… İçinde dozajında kullanıldığında tedavi edici çok kullanıldığında kafa yapıcı yeşil reçeteli birşeyler var :S Neyse aldık hatunu B. nin annesini büroya gidiyoruz… B. dedi ki C. de gelecek onunla kıbrıs şehitlerinde buluşacaz… Eywallah dedik gittik. C. yi aldık birde baya bira stokladık ofise geçtik… Neyse birkaçar tane bira içtikten sonra C. eve gitmemiz lazım ben biraz emanet (kafa yapıcı şeyler) alıp gelmem lazım dedi. “Gel benimle sende” dedi, bende ” eywallah gidelim dedim… Neyse muhabbet ediyoruz oda benim eski hatun B. den hoşlanıyormuş çaktırmadan yolda beni tehdit ediyor. C. nin evine varmaya yakın “balkondan gireyim evdekiler farketmesin ” dedi bende eywallah dedim, nerden girersen gir diye düşündüm ama bahçe girişi falan zannettim. Baya bir yürüdükten sonra ıssız sokaklarda geldik evin önüne, “ben bir gidip geleyim “dedi. “sen burada bekle ben beş dakikaya buradayım “diyip balkonlardan tırmanmaya başladı ama tırmanmaya başlayıp bir türlü tırmanması bitmeyince evinin en üst katta olduğunu öğrendim. 4. kata kadar herif balkonlardan tırmandı. Balkona çıktı , yaz havası kapısı açık içeri daldı kız kardeşi başrış çağırış, çığlıklar hafiften ” bir kere de kapıdan gir” diye bağırıyor, dedim “bu çocuk hasta, her seferinde balkondan giriyor anlaşılan”, neyse birşeyleri aldık o hızla ofise döndük… Hatunlar biraları çekmiş, bizi bekliyorlar. Neyse bunlar hazinelerinden birşeyler çektiler ve 20 dakika sonra tribe girdiler. O zaman kadar Bad trip diye bir şey bilmiyordum o gece öğrendim. bunların uçuşu başladı ama ben bişey almadığım için garip geliyor… Ş. öyle bir uçmuş ki artık dalga geçer oldum, halüsinasyonlar başladı. bende geceyi en azından güzel geçsin diye Ş.nin halüsinasyonlarını kullanmaya başladım. Sabaha karşı ayılmaya başlayınca Ş. Tutturdu ben eski sevgilimin yanına gidecem bu gece diye… Her boku bu ayarlıyor diye bende bundan kurtulmam gerektiğini biliyordum. Telefon etti çocuğa gelecem falan diye çocukta gel dedi… ama gidecek parası yok herşeyi birşeylere yatırmış ve alkole :S neyse bende cebimdeki tüm parayı verdim ” tamam ben alırım senin biletini eğer sen gitmek istiyorsan” dedim, ama amacım onu B. den uzaklaştırmak sadece. hatuna parayı verdim sabah ilk otobüsle gitti gideceği yere… Bizde B.’nin evine gidiyoruz babası gitmiş evde kıçımız rahat yer görsün diye. Kapıyı çaldık, kapıyı annesi açtı “Nerde kaldınız gazete ve ekmek nerede” dedi… Bizde şaşkınlık ama mutfağa girince şaşkınlık bitti hemen operasyona döndü… İçeride Ş. nin annesi ” dün gece gelmedi Ş. gördünüz mü?” demez mi ? offf Lafı eveleyip geveleyip görmediğimizi anlattık, bir bilse kızının evden kaçmasında ki sponsorunun ben olduğumu.. Yorgunuz uyuyalım falan diyip odaya geçtik. Uyandığımızda Ş. nin annesi yoktu B’nin annesi ne yapıp edip göndermişti. Kahvaltı yaptık, Sonra izmir sokaklarına atıldık, Bir dolu yer gezdik B’yle sonra C de bize katıldı kıbrıs şehitlerinde gitar çalıp para topladık Sarap alıp o paralarla kafamızı kıyak yaptık. Yorucu bir günün de ardından ve erken uyanmanın verdiği güç kaybından eve dönmeye karar verdik… B. ile sitelerine geldik, asansöre bindik, saıldı bana , mutluydum ve ellerimin arasından yavaşça kaydı… Asansörün dibinde yatıyordu ama asansör mezar gibi ufacıktı. Kata geldiğimizde kapıyı açtım, sürükleyerek onu dışarı çıkardım, kucağıma aldım , kapıyı çaldım ama kalbim nasıl hızlı atıyor ilk önce öldüğünü zannettiğim B, bayılmış :S Annesi açtı kapıyı , “Tansiyonu düştü bayıldı asansörde “dedim içeri girdik… Yatağına yatırdım… Ömrümden ömür geçti ama izmirde bir buçuk günü böyle yaşadım… Evet 16 yaşında bir çocuk için fazlaydı… ama böyle büyüdüm, ben böyle nif oldum…
George Carlin demiş ki : “Hayat kaç defa soluk aldığınız ile değil, soluğunuzu kesen olayların sayısı ile ölçülür…”

 




Twitterdan Takip Et

  • kendimi muzige biraktigimda gittigim yerlere sizi de goturmek isterim. kendimi daha acik ifade edebilecegim bi yer yok cunku. 3 months ago

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,400 hits