Mayıs 2011 için arşiv

26
May
11

En Büyük Tutku…

Çocukken hepimize sormuşlar ne olmak istiyorsun diye, hepiniz kendi çevremizin ve hayallerimizin doğrultusunda bir cevap vermişizdir; Doktor, astronot, asker, pilot vs… benim genelde cevabım Arkeolog olurdu… Aslında bunu dememin amacı o kelimeyi yeni öğrenmem ve havalı olmasıydı :D tabi gün geçtikçe hepimiz büyüdük fikirlerimiz ideallerimiz ve isteklerimiz değişti. Sizin değiştiği gibi benimkisi de değişti… Üniversiteye geldiğimde yazar olmak istiyordum, en büyük isteğim buydu bununla ilgili çalışmalara girişmeye başladım, daha sonra adli tıp da uzmanlık yapmak istedim ama koşullar beni engelledi ye yıllar geçtikten sonra ise aşçı olmak istedim… Bunlar benim tutkularımdı. Aslında fikirlerim değişmemişti sadece evrim göstermişti, yazar olmak istemekle adli tıpçı olmak istedğim günlerden sonra adli tıpbı konu alan bir roman yazarı olmaya karar verdim ve bu tercih isteklerimi kolaylaştırıyordu, daha sonra aşçılıkla bu birleşince yemeklerle ilgili bir roman yazmaya karar verdim… garip bir gelişmeydi ve hayatımda en çok istediğim 3 şeyden ortak bir sentez yakalayabilmiştim ve en baskını olan yazarlık bana buna ulaşmamda aslında yardımcı oldu… Birçok fikir birçok düşünce aklımda yer etti ve en sonunda hayata geçirmeye değer bir proje ortaya çıkardım… Tabiki bunu sizinle paylaşmayacam ama belki tembelliğe biraz son verip yazmaya başlarsam en büyük tutkuma ulaşmakta ilk adımı atmış olacam. Tutkularımı öğrenmek ve onları harmanlamak benim 10 yılımı aldı… Aklımdaki fikir devamlı dolaştıkça durma gibi bir ihtimalim yok zaten… Peki siz ne yapıyorsunuz, sizin tutkunuz var mı , bunları hayata geçirmek için neler yapıyorsunuz, hayatta sizi mutlu eden şeyler var mı bir düşünün… Sonra durmayın yapın hayat çok kısa… İnsanların kendilerini tatmin etmesinin para kazanmaktan çok daha önemli olduğunu düşünenlerdenim,dünyadaki herşeyi para olarak görenler ölme zamanı yaklaştıkça hiçbirşey yapmadıklarını anlayacaklardır… Dünya oyun alanı keyfini çıkarın….

Donald Trump Demiş ki ” Without passion you dont have energy, without energy you have nothing”

Reklamlar
10
May
11

Herşeyin Başlangıcı….

Size herşeyin nasıl başladığını anlatacam… çok romantik bir hikaye değil aslında… üniversiteyi kazandığım ilk sene 1999’a dayanıyor herşey. Sağlıkla ilgili bir bölüm kazanmıştım. O sene ve TRT 1 kanalında “CSI: Crime Investigation Scense”, “kanıt peşinde” olarak TRT 1 de gösterime girmişti… İşte o zaman anladım adli tıp ile ilgili bir iş yapmam ve yazar olmam gerektiğini. Hiç evde olmamam gereken cuma günlerini dizi izlemek için evde geçirmeye başladım. Hoş daha sonra gecelere doğru aksam da bu benim içimdeki ateşi asla söndüremiyordu… Dizi izliyordum notlar tutuyordum ve hep olmak istediğim kişi Grissom oluyordum 1 saatliğine de olsa da. Grissom adli tıppın başı çok okuyan ve kitaplardan ve özellikle sheakspeareden alıntılar yapan bir bilim manyağıydı. Kızları, grissom olduğumda gözüm görmüyordu sadece notlar ben adli tıp ve alıntılar vardı. Pür dikkat, dikkatimi ve motivasyonumu kaybetmeden diziyi izliyordum. Sonra ilk adli tıp kitabım üniversiteden bir arkadaşım tarafından bana hediye edildi. Artık hayatımdaki tek amacım adli tıp okumak ve yazarlık yapmaktı ama buna tabiki ulaşamadım farkettiğiniz gibi ama asla vazgeçmedim. CSI bölümleri ilerliyor ve benim ilgim artıyordum, okulu uzatmalı olarak beş buçuk senede bitirsemde aslında uzamasının nedenlerinden biri 3. sınıftaki adli tıp dersimizden sonra adli tıp masterı yapmak istemem ve girebileceğim bölümlerde doktorlara öncelik verildiğini ve asla giremeyeceğimi anlamam birazda sebep oldu. Daha sonra bu yabancı dizi sevgisi bende bir takıntı haline dönüşüp o kadar çok dizi izledim ki bende bir tane yazmaya karar vermemle tabiki noktalandı… İşte herşeyin başladığı noktadayız. Bu blogu neden açtığımın anahtarındayız. Bunlar benim senaryo hikayelerimin çöplüğü. Kayda değer bulmadığım ne varsa aslında burada, bu blog bir yazım denemesi. Yazımımı geliştirmek ve kötü hikayelerimi anlatmak için bir araç. Bu bir simya… Değersiz hikayeleri altına çevirme işi :D Şu an 100 kadar yazı yazdım bunları 500e tamamladığımda biraz yazmayı ve kurguyu öğrenmiş olmayı ve kendi senaryomu adam gibi yazmayı planlıyorum. Okuduğunuz şeyler aslında benim çöplerim kullanmaya değer bulmadığım hikayelerim…Herşeyin başladığı yer burası, ne kadar çöplük desemde hazineye ulaşmak için katetmem gereken güzel ağaçlıklı patika burası… Bana şans ve güç dileyin çünkü yeni hayatımda burada çok şey değişecek ve bu yeni hayat yolumu daha hızlı ilerlememde bana güç sağlayacak… Buradan sevgilime çok teşekkür ediyorum,bu büyük sıçramayı yapmamda yardımcı olduğu, beni her an desleklediği ve bunun benim için ne kadar değerli olduğunu anladığı için…

Goergo C.Lichtenberg demiş ki:”Bir kitap aynadır, ona bir eşşek bakacak olursa karşısında elbette bir evliya görmez…”

01
May
11

Penang… Andaman Denizinin İncisi…

Penang neresidir…? Kabaca Malezyanın kuzeyinde Taylanda çok yakın bir ada… Andaman denizindeki ilk kolonial ada…Hayatınız boyunca bir kez de olsa görmeniz gereken yerlerden biri… Tarihi çok zengin, çok çeşitli kültürlerin birleştiği (Çinliler, Hintliler,Thaililer, Endonezyalılar ve tabiki Malaylar) çok güzel sahilleri ve parkların bulunduğu, ufak olduğu kadar 1 haftalık aktivite bakımından doyurucu bir yer… Evet penang turumuza başlayabiliriz :D  Yapacağınız ilk iş havaalanından girer girmez bir internet sim almak olsun… Ücreti 2gb 25Rm (12.5 tl) 1 ay kullanabiliyorsunuz… İnternet hızı süper… Google  Map Çok Yardımcı Olacak Size yön bulmanızda…

Biz George Town kısmında Çin mahallesinde bir otelde kalmayı tercih ettik… Adayı en güzel gezme yolu motor kiralayıp gezmek ama trafık akış yönü size garip gelebilir, biz Taylandda yaşadığımız için bizim için sorun olmadı :D  Öncedende bahsettiğim Google map sayesinde , motor üstünde dura dura, konumumuzu check ede ede yavaş yavaş gezdik… BUlmak istediğimiz her yeride bulduk :D

*Kolonial Bölge

Burayı yürüyerek gezmeniz tavsiye edilir… 25 kadar bina hemen hemen 2 km karelik bir alanda sıkışmış durumda.  Bu yüzden yürüyerek gezmeniz idealdir. Buradaki binalar gerçekten çok güzel, hepsinin ismini vermeyecem, penang haritasını elinize alınca görürsünüz ama ben en beğendiğim birkaçını size tanıtayım…

1-Penang State Museum’a kesinlikle gidin. Penang tarihini ve burada yıllardır  yaşayan insanlar ve ada tarihçesini en iyi  görebileceğiniz yer…

2-Teochew Temple… Ufak tefek bir temple ama kesinlikle görülmesi gerekiyor… Tahminime göre Çin Tapınağı…

3-The Pinang Peranekan Mansion… İşte en sevdiğim yerlerden biri Penangdaki…  2 Katlı süper tarihi bir bina… Her yerinden tarih akıyor… Arka kısmında Tapınak kısmınada hasta oldum… Resimleri görmek için tıklayın…

4-Little İndia… Kesinlikle gidin. Komedi Dükkanları dolu… (işin şakası ama çok komikler) Müzikleri alıp sizi hindistana götürecek ve orada bırakacak :D Kendinizi kısa sürede olsa hindistanda gibi hissedeceksiniz… 2 numaradaki Teochem Temple çok yakınlarınızda…

Bu bölgeyi gezmek size sabah 11-12 gibi başlarsanız tan 1 gününüzü alacak. Saat en geç 6da Templelar kapanıyor unutmayın… O yüzden gezi planınızı düzgün yapın… Bu arada havalar çok sıcak oluyor ve aşırı günes, gerekli güneş kremidir yağıdır almayı unutmayın :D

*Çin Mahallesi ve Etrafı

Bu bölge kolonial bölgeye en yakın kısım… Zaten yan yanalar… Penang Haritası alıp baktığınızda burası Buffer Zone olarak yazılan bölge olarak karşınıza çıkacaktır…Burada Kolonial bölgeye göre pek birşey olmasada şehrin simgelerinden olan Komtar’ı içinde barındırır… Simge dediysem siz sallamayın, alışveriş merkezş olarak çok berbat bir yer ancak altında KFC gibi birkaç restorant bulunmakta… KFC manyağı olacaksınız unutmayın :D

Burada Upper Penang Road’a gitmeyi unutmayın… Tüm bar ve diskolar burada… Öyle dediğime   bakmayın zaten topu topu 5-6 tane ve fiyatlar inanılamaz… Bir bira 25-40 RM arası yani 12.5-20 tl arası oluyor bu fiyatlara pek değmez ama gidip bir yorgunluk birası içmeden gelmeyin… Taylandda yaşadığımız için bize bu fiyatlar çok geliyor ama Türkiyede yaşayanlar için pek fazla olmasa gerek :D

*Ada içleri ve Diğer Parklar

1-Penang Kelebek Çiftliği (Penang Butterfly Farm) işte Penangda en görülmesi gereken yerlerden biri… İçeride bir dolu kelebek, böcek, böcek yiyen bitkiler, kaplumbağalar, yılanlar ve komodo ejderi benzeri  kertenkeleler… İç kısımlarda dev böcekler ve kelebek sergileri… Beklediğimden ufak bir çiftlikti ama kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir yer… Profesyçnel makinanız varsa en az 2 saat burada kaldınız demektir… Fotoğraf çekmekten keyif alacaksınız. 28 Rm yani 14 tl civarı… Resimleri görmek için tıklayın…

2-Penang National Park… Biz pazar günü gittiğimizden dolayı biraz geç kalmıştık botanik bahçelerini görmek için ama kesinlikle gidilip görülmesi, yürünmesi ve çimenlere oturup keyif yapılması gereken bir yer. Burada bir.ok maymun görebilirsiniz, sakın beslemeyin ve çok  yaklaşmayın !!! Tehlikeli olabiliyorlar ! Resimleri görmek için tıklayın…

3-Kek Lok Si Temple… Otelimizin Roofunda kahvaltı yaparken ortalama 4 km uzakta dağın yamacında gördüşümüz ve merakla gittiğimiz dev bir Temple… Penangda en çok etkilendiğim yerdi… Tepede bulunan Kuan Yin Statue & Octagonal Pavilion’a çıkmayı nutmayın. Bu kadar büyük bir buddha görmemiştim ayrıca tüm Penang’ı ayaklarınızın altına alan bir manzarası var… Resimleri görmek için tıklayın…

4-Penang Bird Park… Anakarada olmasına rağmen buraya koydum… O tarafta yapılabilecek tek etkinlik… Bulmamız biraz uzun sürsede gayet güzel  bir parkla karşılaştık… Binlerce kuşu canlı olarak görebileceğiniz bir park… Kaçırmayın üzülürsünüz… Fotoğraflarda ayrıntıları bulunmakta :D Resimleri görmek için tıklayın…

*Batu Ferringhi ve Gurney Plaza

Batu Ferringhi süper plajları olan bir sahil yolu… Kesinlikle gidip denize girin… Parasailing, Jet Ski, Tekne gezileri ve süper sahilleri burada bulabilirsiniz… batu Ferringhinin sonuna doğru Bay Viev Otelin tam arkasında Echo (Tam adından emin değilim) bir hint restorantı var. Yemekleri beğendik, özellikle Naan… Naan : Bizim bildiğiniz gözleme, hemde el açması… Kesinlikle yiyin… Mantar çorbasıda güzel. Naan ısmarlayın bitirin doymazsanız yemek söyleyin… Kaşarlı naan ve mantar çorbası üstüne yemeği bitiremedik…

Resimleri görmek için tıklayın…

Gurney plaza George Town’a daha yakın bir yerde sahilde bulunan Penangın en güzel alışveriş merkezi… Bizi ilgilendiren kısmı, ara antrede bulununan restorantlar oldu… Chicago da steak ya da rib yemeden gelmeyin. Onun karşısında bulunan Chilli’s de ise hamburgerler devasa ve süper… 2 kişi ortalama 100Rm (50tl) civarı tutuyor…

Uyarılar ve Önlemler…

Taksilerde taksimetre yok… Arasıra binmek için iyi ama  adayı gezerken pahalı… Motorsiklet tercih edin.

Trishaw’a kesinlikle binin… İçinde 2 kişilik oturma yeri bulunan bisiklet… Sürücü sizi istediğiniz yere götürecek ama fiyatlar devamlı binmeye uygun değil… George Town – Gurney Plaza arası 30 Rm  (15 tl)

Sokakta alkol içmeyin… Müslüman bir ülke ve sıkı gözetimde. Alkollü içki fiyatları çok yüksek . Bir Bira 12-20 tl barda, 5-7 tl Marketlerde…

Genel olarak ada bize pahalı geldi , belkide Thailand buraya göre ucuz olduğundandır ama Türkiyeden gelecekler içim pekte pahalı değil…

Gidin, görün, yiyin, için , gezin ve Penang’ı unutmayın.

Maymunlardan uzak durun !!! Beslemeyin ve çok yaklaşmayın !!!!




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,748 hits