Archive for the 'Ankara' Category

28
Nis
10

Dumanların İçinden Gelen…..

sene 1988 – 89 tam olarak hatırlamasamda. O zaman bir ev satınalmışlardı bizimkiler ama ev sobalıydı. Bizimkiler paşazade çocukları oldukları için açıkçası şimdiye kadar hiç sobalı evde oturmamışlar. Kendi çaplarında bir maceraya dalmışlardı. Babam o zamanlar ticaretle uğraşıyordu ve eve yakın biryerlerde dükkanı vardı. Her öğleden sonra gelip sobayı yakar ben okuldan geldiğimde saat 4 gibi evin sıcak olmasını sağlardı. Sobalı evlerden o günlerden sonra nefret etmişimdir hep. Neyse bu düzen böyle giderken babamın şehir dışında işi çıktı ve annemle başbaşa kalmıştık. Bir akşam annem işten eve geldikten sonra sobayı yakmaya yeltendi ve herşey o andan itibaren başladı :D Annem hayatı boyunca bırakın sobayı mangal bile yakmamış, tek yaktığı şey içtiği sigaradan ibaret olan bir kadın olarak denemelerine başladı… Neyse tam sıralamasını bilmesemde, onun da bildiğini düşünmüyorum ya, kağıdı odunu kömürü doldurmuş kovanın içine, kovayıda sobanın içine,ateşide vermiş üstten üstten… Tabi soba yakmanın bir şekli şemali olduğu için bizimki becerememiş… Heryer duman altı -duman altı derken öyle böyle değil, gözgözü görmüyor-… ben annemi izliyorum ama miniciğim daha ilkokul çocuğu, dumanlar içinden annemi görüyorum ama annem beceremiyor yakmayı, neyse camları açtı duman çıksın diye… Evin içinde öyle yoğun bir duman var ki gören yangın var sanır… Neyse annem beni dumandan ve camları açtığı için soğuktan etkilenmeyeyim diye odaya koydu. Benim bekleyişim sürdükçe sürüyor.Guinness rekorlar kitabina girebilecek kadar uzun bir bekleyişti benimki… Annem öksürükler içinde falan ama sonuç yok. Sonra kapı açıldı, içeriye bir adam girdi… kocaman bir adam. “Amca sen kimsin” dedim Adamda bana “Ben itfaiyeciyim oğlum, seni kurtarmaya geldim” dedi, bende “Amca merak etme annem sadece soba yakmaya calışıyor” dedim ama adam beni kucakladığı gibi dışarı çıkardı. Baktılar ortalıkta yangın falan yok gerçekten sadece annemin çıkardığı sahte yangın var… Bırakın yangını kadın daha sobayı yakamamış evi nasıl yaksın zaten :D Ondan sonra zaten bizim paşazade çocukları ordan taşındılar yine alıştıkları gibi kaloriferli bir eve geçtiler ama benim akciğerlerimdeki hasar hep kaldı :D  Komşuların yardımıyla soba yakıldı… Biz sıcak evimizde huzur içinde uyuduk ve annem bir daha asla soba yakmadı… -Mutlu son :D –
Reklamlar
18
Mar
10

Günler 48 saat olsun artık !!!

Günler 36 saat hatta 48 saat olsun… offf günler yetmiyor… Çalıştıktan sonra can kalmıyor ki insanda, pelte gibi yayıldıkça yayılası geliyor… Ne kitap okuyabiliyorsun, ne film izliyebiliyorsun, ne arkadaşlarınla takılabiliyorsun, sinema ya da tiyatro hak getire. Sevişmek bile tercihen. Zaman bana hiç yetmiyor aralarından birini seçene kadar geçen zaman bile fazla. Yok kitap okuyayım yokya yorgunum gözler bitik, yok bir film koyayım derken ooo Bihterle Behlülün ilişkisi gibi sonuçsuz kalıyor seçimler… Yemek yerken film izleyelim derken bir bakmışsın saat 22 olmuş bile. Ev işleri, yok işle ilgili raporlar, sen ne yaptın ben ne yaptım derken zaten saat 24’ü vuruyor…. Uyumasan diğer gün feci geçiyor uyusan zamanı boşa harcıyorum derken kendine kızıyorsun… Günler uzatılsın ama bizim millet öyle bişey olsa bihter behlülü 7 saat yapar, haber bültenleri 4 saat olur, televoleler ve evlenme programları patlama yapar, kimsenin kitap okuyup film izleyeceğini arkadaşlarıyla keyifli zamanlar geçireceğini düşünmüyorum…Uyuma işi 4 saatden fazla da olmamalı… Zürafalar günde 5dak*4 den 20 dakika toplam, o 20 dakikayıda ayakta uyurlarmış ama bizim millet Bihter behlül izleyelim derken sevişmeye bile zaman ayırmazlar. Okumam gereken binlerce sayfa izlemem gereken yüzlerce film öğrenmem gereken milyonlarca şey varken uyumak kendimi suçlu hissettiriyor. Benim gibi düşünen çok adam olduğunu biliyorum ama sadece 7 saat bihter behlül izlemek isteyenlerinde bir o kadar olduğuna eminim… Yoruldum artık herşeyi sıkış tepiş yaşamaktan… İyi ki Ankarada oturuyorumda trafikte saatlerimi harcamıyorum. yoksa hiçbirşey için zamanım olmazdı… Birde Ankarayı sevmezler. Bana günde 1 – 1.5 saat kazandırıyor birşeyler yapmak için ama o bile yetmiyor… Hızlı okuma tekniği çalımam lazım… 15000 sayfa okumam gereken kitap, RSS readerda okumam gereken 1200+ blog yazısı, arşivde izlenmesi gereken yüzlerce DVD derken dünyadaki en zor yapılan şey olan “seçim”‘i yapmak… Size yetiyor mu zaman… ya da neyi tercih ediyorsunuz…
10
Mar
10

Yapıştıııırrrrr -Puhahahaa-

Yıllardan 90’ların ortalarında… O zamanlar orta son bilemedin lise hazırlığa falan gidiyorum. Odam benim tapınağım… Hiç çıkmadan günlerce yaşayabilecek erzak, çay makinası, çöp, tv ve radyo teyp var hemde cd’li… Nayse yatakta yatarken sağa sola bakıyorum duvarda benim çizdiğim resimler başucumda mezar taşı falan derken tavanın anlamsızca boşluğu beni huzursuz etmeye başlamıştı… Bişeyler çizemezdim tavana çünkü hem boy problemim vardı – ki o aralar biraz tıfıldım- hem tavana çizmek hiç kolay değil ayrıca değişik bişeylerolsun derken aklıma ışığı emip sonra dışarı veren yıldız şeklinde parlak şeyler geldi… Süper olacaktı… tüm tavanı onlarla kaplayacak, yattığımda gökyüzünü izlemiş olacaktım… Gittim 7- 8 paket yıldız aldım eve geldim yapıştırmaya başladım ama bu salak yıldızlar pürüssüz zeminler için üretildiğinde bizim tavanda isyan edip kendilerini aşşağıya attılar. Neyse pratik çözümler üretmek maksadıyla bizim kiler aynı zamanda babamın alet edevat deposu olan yerde yapıştırıcı bulup yıldızları geldikleri yere tekrar yapıştırdım… Huzur içinde yatağa yattım ama istediğim gibi ışık vermedikleri için sinir olmuştum… ama asıl hikayemizde burada başlıyor. Öbürsü gün ablam telefon etti… Bir taraftan pöskürerek gülüyor bir taraftanda söylemek istediklerini söylüyor tam doğrusu soruyor… 5. seferde anlayabildim. Ablam pöskürerek şunu soruyordu ” Berk sen -puhahahaa- balici olmuşsun… -Puhahahahah zuahahahah- Bali çeki- zuahaha- yormuşsun -puhahahah- Annem çöpünde -puahahaha- bitmiş bali tüpü -puahahah- bulmuş -zuahahaha-” “Oğlum balici oldu -puhahahah- diye ağlıyordu -zuahaha-” Benide bir gülme aldı haliyle annem beni balici zannediyordu salak parlamayan yıldızları yapıştırmak için kullandığım baliyi bitince odamdaki çöpe attığım için -zuahahah- Neyse ben annemim yanına gidince Annem ağlayarak ” sen balimi çekiyorsun” demez mi? Ben orada koptum tabiki… Anne saçmalama -puhahaha- neden bali çekeyim -zuahahaha- falan derken yıldızları falan gösterip ikna ettim ama 2 haftada gözleri üzerimden ayrılmadan devamlı kontrollerle geçirilen 2 hafta sonunda özgürlüğüme kavuştum ve temiz olduğumu kanıtladım :D

28
Ara
09

Nasıl Girersen Öyle Gidermiş !

Yeni yıla abuk subuk girdiğim yıllar oldu… adam akıllı girdiğim sene sayısı fazla yoktur bu sene nasıl geçecek bakalım. Sene sıralaması olmadan, tahmini kronolojiye koyduğum yılbaşı gecelerinden bahsedecem.

  • Üniversite yılları o zaman sevgilim yok evde tek başıma girecekken okuldan bir kız arkadaşımı aradım ya da o beni aradı tam olarak hatırlamıyorum… Anlayacağınız şuursuz bir gündü, O da yalnız girecekmiş beraber geçirelim dedik. Neyse evinden aldım, kızılaya indik. Elimizde biralar içip dolaşırken, o zamanlarda yeni işi bıraktığım şirketten 2 kız 1 erkekle karşılaştık… Kimsenin planı olmadığı için kızlardan birinin evine gitme kararı aldık. Alkol stokunu fulledikten sonra batıkentteki bekar evine gittik. Ev ev değil ahırdan bir parmak ötede. Neyse hoşbeş muhabbet falan. Kızlardan birinin sevgilisi yanında diğer kızdan da o şirkette çalışırken ben hoşlanıyordum. Hoşlandığım kızla hafiften yaklaşmalar -ben alkolün etkisiyle tavşan gibi sekiyorum- Neyse geceyi tek oda da geçirdikten sonra yatmaya karar verdik. Kız odasının yanında ki oda da (duvarları bitişik ve bitişik duvarada kızın yatak bitişik) bize yer yatağı hazırladı. Ben 2 kızın arasında yatıyorum ama alkolün etkisi ve hoşlandığım kızın yanımda olmasının verdiği etkiyle uyumuyorum -uyuyamıyorum-. Neyse yan odada ki kızla erkek sevişmeye başladılar ama sanki yanımızda sevişiyorlar… Tavşan gibi maşallah :D Offf böyle işkence olmaz olsun :D Neyse kafamın iyi olması, yan odadaki aksiyon beni harekete geçirdi ve hoşlandığım kıza aksiyon yaptım. oda bana boş değilmiş (Mod : Nuri Alço) İşin kötü tarafı sol tarafımda hoşlandığım kız sağ tarafımda sınıf arkadaşım kız -ki bana aşıkmış sonradan öğrendim- yatıyor ama biz kızla sevişiyoruz ve diğer kızın uyuduğunu düşünüyoruz. Sabah 6 olupta hadi ben eve gidiyorum diye kalkınca öyle olmadığını farkettik. Utanılacak bişeydi ama bu kadar heyecanlı olabilir… Spontan oluşan ama güzel geçirdiğim yılbaşlarından biridir :D Nasıl Girersen öyle gider kısmına gelirsek o sene kızla ayrıldık, ben okulu uzattım onun yüzünden ve yeni yıla girdiğim kadar heyecanlı bir yıl olmadı hatırladığım kadarıyla :D
  • Seneyi yine hatırlamasam da üniversite yılları diyelim 5.5 senede bitirdiğim için üniversite yaşantım uzun sürdü :D Bir sevgilim var o yılarda böyle Aysu Kayacı gibin bişey sülün gibi üniversiteye yeni düşmüş çıtırlardan :D ama gelirken beynini memlekette unutmuş.. Benim bekar evinde yeni yıla girmek için toparlandık. Neyse pek sallanacak bir gece değil ama bu kız içti içti içti sonra bağırmaya başladı ” Ne zaman Bastırıyoruzzzz, Ne zaman Bastırıyoruzzzzzz….” diye Ben şaşkına dönmüş ve anlamamış bir şekilde “Neyi Bastırıyoruz” dedim. Kız düğün davetiyesini demez mi ! Kafamdan kaynar sular hatta kaynar yağlar döküldü ve surların dibinde kafasına kızgın yağ dökülmüş Bizans askeri gibi sersemledim… Meğerse kız o zamana kadar kimseyle öpüşmemiş ve ben ilk erkek arkadaşı ve ilk öpüştüğü adam olmuşmuşum :S Sonra motoru açtı ama bende hasarı çoktur :D Nasıl girersen öyle gider kısmına gelirsek… O sene kızdan ayrıldım, kafasına cep telefonu fırlatmak suretiyle… Bastırmadığımız için şanslı hissettim ve yılbaşı gecesi gibi pek sallanacak bir yıl olmadı !
  • Neyse yine üniversite yılları. O zaman bir sevgilim var yine… Nereye gidelim muhabbeti oldu. Bende kızılayda Eski Limon vardı şimdi kapatıldı ama başka bişey oldu, neyse oraya gidelim dedim. Yılbaşında limonun programı söyleydi. Açılış Manga daha sonra Grup 84 kapanıştada Çilekeş. Ünlü olacak herkes oradaydı! Süper olmuştu. Tüm grupları bir gecede dinleyebilmek, ucuz bira, kafalar dümdüz, yanında sevgilin, yeniyıl falan süperdi. Kız arkadaşım tuvalete gittiğinde bana asılan hatunlar, ben tuvalete gittiğimde peşimden gelen kafası iyi hatunlar derken baya aksiyonluydu… ama birde kimle karşılaşalım. Eski sevgilim :S tabi benim hatun mod’u cinnete çekti. Bende huzursuz olunca başka bir mekana geçtik. Huzurlu mutluyuz içiyoruz müzik güzel derken benim eski hatunu tekrar görmezmiyim. Alkolün etkisiyle halüsinasyon görüyorum ya da kabus görüyorum zannettim. Milli piyango biletine büyük ikramiye çıkması ama elindeki biletin sahte olması gibi bir hayal kırıklığı içindeydim. Sanki beni takip ediyordu. Neyse o bizi görmedi, benim hatun onu görmedi. Mod’u tekrar cinnete çekmemesi için mekandan ayrılıp eve geçelim dedim. Kafam iyi numarası yaptım. Ayık uyumak zorunda kaldım :( Nasıl girersen öyle gider kısmı bende de aksiyonluydu o hatunla seneyi tamamladık, bana yine asılanlar oldu onun sınıfından :D yine sinirler gerildi yine götüm kalktı :D eski sevgilim beni tatilde yakaldı. Yine peşimdeydi yine ben uzak durdum. yine yine yine…..
  • Yine yeniden üniversite yılları… Bir arkadaşımızın evinde yeni yıla giriyoruz… aslında pek fazla aksiyon olan bir yılbaşı değildi ama hiç yapmadığımı yaparak yeni yıla evin banyosunda 3.2.1 dedikten sonra yeni yıla sevişerek girdik. Nasıl Girersen öyle gider derler ama öyle olmadı… ama denemedim diyemem. Şansımı denedim yeni yıl ruhu gerisine müsade etmedi :D nasıl girersen öyle gider yalan oldu ! En azından bunuda yapmadık demeyiz :D
  • Geldik tahmini 2005 yeni yılına. Bunula ilgili yeni yıla girebildik mi diye bir yazı yazmıştım ama kısaca burada da değinecem. Neyse Realden alkol stokunu tamamladıktan sonra Angora evleri civarında arkadaşın müstakil evine geldik. Süper bir kış bahçesi olan sevimli bir evdi. 5 kişi başladığımız geceye sevgilimin üniversiteden arkadaşlarıda katıldı. 4 tane ateş parçası hatun. (Bilkent İçmimarlığın güzelleri bilinir ) ama onlar gelene kadar aldığımız içkiler ve tekila ile denediğimiz kokteyller yüzünden zaten kafalar 1 milyon olmuştu. Neyse kızlardan biri ex falan aldı heralde garip garip dansedip tangasını göstermeye başladı tabi benim hatun beni sıkı gözetime aldı. Öyle garip dansediyordu ki sanki TRT de seksenler dansözlerinin yer hareketleriyle modern dansı birleştirmişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde kış bahçesinde şöminenin önünde yayılmışken benim hatun “çantamdan tokamı getirir misin” dedi. Ben içeriye çantanın yanına gittiğimde sağda ve solda tek kişilik koltuklar var sağdakinde bizim arkadaşlar kızla oğlan kucak kucağa oturuyorlar soldaki koltukta da çanta. Bu ex’li hatun yanıma gelip “tokamı gördün mü ?” dedi. Ben bizim arkadaşların gözünün içine bakıyorum onlarda ben ne söyleyecem diye bana dikkatli bakıyorlar zaten, o kadar yakınız ki nefesimi bile duyarlar, kıza zor zar ” tokan ne renk” diye sordum. Hafif kırıtarak ve gözlerimin içine bakarak “Ne renk olduğuna sen karar ver !” demez mi… Offf ne biçim bir çıkmazın içindeydim. Bar kapısı önünde girmeye yaşı tutmayan bebeler gibi hissettim kendimi ve “istersen yukarıda ki odalara bak” dedim ve terler içinde sanki hamamdan çıkmışım gibi yerime döndüm. Kız hayal kırıklıkları içinde mi bilmem ama benden sonra hedef değiştirdi ve ben yeni yıla terler içinde girdim :D Nasıl girersen öyle gider kısmında ise ben hala yaşı tutmayan bebeler gibi bar kapılarındaydım sanki. Bütün sene aksiyon yapsamıydım yapmadığım iyi mi oldu diye düşünerek geçirdim !
  • Bir sene de Bilkent Roll House ta girmiştik… Çok sakin güzel bir geceydi. 4 kişi 1 locayı paylaşıyorduk. Gece bowling oynadık ama kafalar güzel olunca daha güzel oluyor bowling oynamak. Ayrıca alkolden değil ama bowling oynayan bir palyaço vardı gecede :S herif strike üstüne strike yapıyordu ağzım açık onu izledim. Neyse sınırsız içki olarak anlaşmıştık ama gecenin sonunda garsondan alkol tedariği istediğimde beyfendi artık alkol servisi yapamıyoruz dediğinde hayal kırıklığına uğramıştım. Hatta çıkışta markete gidip market çalışanına şikayet ede ede söylene söyle bira almıştım. Sakin, huzurlu, bol alkol, güzel yemekler ve kafa iyi şekilde bowling oynayarak geçirilen sade bir geceydi keyifliydi :D Nasıl girersen öyle gider yine yalan olmuştu. O sene hatun beni terk etti ama yeni daha iyi bir iş buldum. hayallerim yıkıldı ama kendime daha güzel hayaller yarattım :D
  • Bir sene geçe çıkıp bir mekana gitmiştik… Neyse yeniyıl oldu herkes kucaklaşıyor falan… Şampanyalar patlatıldı ama herkes birbirine fışkırtıyor… Pehhh üstüm başım şampanya böyle ıslak balık gibiyim, bide gözüme kaçmasın mı. Yüzüne kezzap atılmış konsimatris gibi kıvranıyorum. Ulan su yok ki gözüme yüzüme atayım şöyle ferahlayım… Gözde allerji olunca ve şampanyada dandikti heralde- Cristal Champagne olsa hiç öyle yapmazdı eminim :P – pek fena bir gece geçirdim ve gözlerim 1 saat kadar pek bişey görmedi.Tavuk karası olmuş gibiydim. Ondan sonrada zaten keyfim kaçtığı için geceyi erken bitirmek zorunda kalmıştım :S Nasıl başlarsa öyle gider kısmına gelirsek işten atılmama ramak kala iş buldum ve transfer oldum. Maaşım ve şartlar süper oldu. Kötü giden gecenin sonunda eve gelmek gibi yatağa yatınca bir ohhh çekiyorsun. Sevgilisiz geçirdiğim tek yılbaşıdır heralde !

Genelde yılbaşı geceleri aksiyon yapacam diye başlamayıp ama genelde unutulmaz dakikalarla geçirdiğim gecelerdir. Alkolün ve ortamın etkisi çok olsada her yılbaşı hemen hemen en az 1 unutulmaz an yaşarım. Bakalım bu sene nasıl bir yıl geçirecem. Aksiyon olursa sizinle paylaşacam… Hadi bakalım gelsin perşembe kader başıma nasıl çoraplar ördü bakacaz :D

PS: Fotoğraflar tamamen temsilidir :D

18
Ara
09

Öğrenci Evi…

Bu yazım Uçanpastırma’nın “ayrı eve çıkma hayalleri”yazısını okuduktan sonra yazılmış bir yazıdır :DBenim aile bir garipti ben daha orta okuldayken Bodrum yakınlarında Ören’e taşındılar. Yarı dönemli olarak ordaydılar. 6 ay Ankara da 6 ay örende yaşıyorlardı. Sonra ben liseye geçtikten sonra 4 ay Ankara da kalmaya başladılar. Neyse ben lise son a geçtiğimde artık gelmiyorlardı ben onların yanına gidiyordum. Ankara da üniversiteyi kazandım. Kendime evimizin yakınlarında bir ev tuttum çünkü bizimkiler evi satıp Ören de değerlendirmeye karar verdiler. Artık kendi evim vardı… Tek başıma süper günler geçirecektim. Üniversiteye kayıt için geldim ve evde oturmaya başladım. Evde herşeyim vardı. Televizyonlar, buzdolabı, ocak, mikrodalga…. bir tek bulaşık makinesi yoktu onuda ben buldum :D Neyse ilk 3 gün huzur içindeydi. Evde uzandım TV izledim, Dergi aldım okudum, bilgisayarla bıdı bıdı… offff patladım…sıkıntıdan ölüyorum sandım. Fazla yalnızdım. Sonra üniversite başladı üniversite arkadaşları falan, ev canlanmaya başladı.. Kızlar, arkadaşlar, kankalar, İçmeler, Sızmalar, Kusmalar offf evde bir ben yaşıyordum ama evde hep birileri oluyordu… Neyse sonra evi olmayan arkadaşların eve kız atma isteği karşısında işi daha ticari bir yöne çekmeye karar verdim. Nede olsa ne kadar ekmek o kadar köfteydi. İşte o günden sonra elim ne bulaşığa değdi ne de evi temizlemek zorunda kaldım. Evi temizletip, bulaşıkları yıkatıyordum eve kız atmak isteyenlere :D ama kötü bir yanı vardı evde diğer kızların bıraktıkları aksesuarlar, toka, gözlük, don, sütyen, orkit…. Sevgililerim evde hiç tanımadıkları kızların eşyalarını buluyorlardı… işin şaşılacak tarafı bende tanımıyordum bu eşyaları ve bunları bırakan kişileri ama çokta problem değildi ev pırıl pırıldı. Bir ara 2 arkadaşım bana bir cuma film izlemeye geldiler… Geliş o geliş. Herifler mülteci kampına sığındıkları gibi bana sığındılar. Cuma gelip pazar gidiyorlardı daha sonra abartıp cuma gelip perşembe gitmeye başladılar. Silkeleyip atmak zor oldu 2 sene mi aldı ama yolladım. Bu arada okulu uzattığım için 5.5 sene öğrenci evinde yaşadım uzun uzun. Birgün sevgilimle yatakta uzanmışız telefon yatakla duvar arasına düştü. Bende telefonu alırken elime çarpan bir tokayıda alıp tüm samimiyetimle sevgilime bunu aşağıya düşürmüşsün dedim… Demez olaydım. Yeşil Dev Hulk’un sinirlenmiş ve kırmızı gözleriyle bana öyle bir bakış attı ki nefesim kesildi duvara yapıştım… inme inmiş horoz gibi çırpındım ama boşaydı ama gerçekten o tokayla hiç bir alakam yoktu.. ben asla iz bırakmam :D Neyse bir arada ev arkadaşım oldu. Tabi bizim aile bundan habersiz bana para yolluyor ama ben çocuktan kiranın ve herşeyin yarı parasını alıyorum. Offf ne günlerdi. Hafta sonları full dışarda… Alkol havuzlarında yüzüp kusa kusa eve geliyorum. Para bok zaten Bir taraftan içip bir taraftan alkol tedavisi görebilecek kadar çok. Birde burs var ki ATO bursu o zamanlar. Değmeyin keyfime :D İyi ki sıkı fıkı bir aile yapımız yokta 3 sene boyunca 2 ev arkadaşım oldu bizimkilerin ruhu duymadı. Bir arada üniversitede Mesleki İngilizce hocam vardı… O stajerleri atardı eve bende sınavlara girmeden dersten yüksek puanla geçer üstünede özel ders alırdım. Üniversite günlernde öğrenci evini ticari bir meta haline getirmiştim.. o zamanlar toydum ama şimdiki aklım olsa deli gibi para basardı o ev. Tek başına yaşamaya başlayalı 10 yılı geçti ve artık bekar evinin sessizliği bana batmıyor. Uçanpastırma rahatça sevişmek istersen evimin kapıları sana açık dostum… ben rahatsız sevişmenin adrenalinini özledim :D Her ne kadar zor olsada tek başına yaşamak kesinlikle her genç rahatça sevişebilmeli :D Bu özgürlüğe alıştıktan sonra kesinlikle vaz geçemeyeceksin. Rahat rahat sevişeceksin, ağlıyacaksın, parti verceksin, içeceksin, sızacaksın, 10 kaplan gücünde olacaksın :D Aslansın sen Kaplansın :D

10
Ara
09

Savaş ! Herşeyle….!

Geçmişten Notlar !Hayat bir savaş ve biz bunu tam ortasındayız… Geri çekilmemiz gerekiyormu bilmiyorum ama devamlı kavgaya devam eder haldeyim. Asla geri adım atmam, geri adımlar kimseye bişey katmadı bilincindeyim. Durum ve koşullar bazen ne kadar ağır gelsede hep sıyrıldım. Kendi yeteneklerimle mi sıyrıldım yoksa Allahın sevgili kulumuyum diye düşünüyorum ! Ama hep ileri gidiyorum kimseyi yarı yolda bırakmıyorum. Şu aralar zor bir durumun altından kalkmaya ve doğru kararlar vermeye çalışıyorum. Bu yazıyı 20. okuyuşumda büyük ihtimalle bu sorunlar geçmiş bitmiş ben yoluma devam ediyor olacam ama şu anda zor geliyor ! Kimseden neden yardım istemiyorum anlamıyorum bazen bu kadar güçlü olmanın kime ne faydası var bilmiyorum ama yine bildiğim yoldan gidiyorum… Yenilmez bir savaşçı değilim ama belki yenmek için daha çok çalışmalı bu hayat ! Yenilmekte pek başarılı değilim. Galiba bu yazı yorgunluk belirtileri ya da öyle bilmiyorum ama yazıyorum ! Barış sadece savaşa hazırlanmak için geçen zamandır derler bu yüzden biraz barışa ihtiyacım var tüm gücümle saldırabilmek için ! Hadi bana güç dileyin ! Derlerki sadece öldüğünde kaybetmişsindir… Daha ona çok var !

Bu yazıyı yazdığım zamanların üstünden baya zaman geçmiş durumda. ve ben durumları aşmış ve kendi yolumda (Nindou) devam ediyorum ! Frank Sinatranın My Way şarkısını söyleye söyleye önüme çıkan her güçlüğün üzerinden tek başıma gelerek devam ediyorum. Bu sorunların bir sonu varmıdır bilmiyorum ama belki hayat böyledir. John Lennon’ın dediği gibi Hayat siz plan yaparken olan herşeydir diye…. Öyle işte yeter bu kadar kuru gürültü. Yolum beni bekler !

12
Kas
09

Katliam Bayramı !!!!!


Eski kabilelerde öldürdüğünün etini yersen tüm gücünün yiyen kişiye geçtiğine inanılır… İneğin ne gücü var demeyin aptal aptal etrafa bakmasından başka. İşte bu yiyenlere geçiyor ve aptallaştırıp insanları katliama devama zorluyor. Hangi çocuğa bu durumu anlatırsanız anlatın -kurban bayramının hikayesini- size kıçıyla gülecektir. Yok sırat köprüsüymüş yok cennetmiş falan. Tanrı diyor ya verdiğim canı bir tek ben alırım diye… Eeee bu kurala ne oldu şimdi. O kurbanda geçerli değil mi. Yoksa biz kuralları aşmayı sevdiğimizden mi böyle davranıyoruz… Bİlmiyorum ama sadece kan gölü olan bir bayram olamazmış gibi geliyor bana. Eskiden belediye falan kurallar koymadan ve cezalar kesmeden önce sokaklarda kan nehirleri görmedik mi? Ben çocukken önümde kafası kesilmiş bir boğanın koştuğunu gördüğümden beri hiç bir inancım kalmadı böyle şeylere. Ve çocuklar böyle şeyleri izliyorlar. Yine ben çocukken beslediğimiz koyunların ineklerin kesildiğini görmedik mi. duygusal bağlar kurduğumuz hayvanların kör bıçaklarla acemi kasaplar ve kendini kasap zannedenler tarafından katledildiğini görmedik mi? Kaçan hayvanlara sopalarla işkence edildiğini, dövüldüklerini, iplerle boğazlarının sıkıldığını, satırlarla kaçmasınlar diye yaralandıklarını görmedik mi… Onlarında canı var onlarda yaşıyorlar çevrelerini ne kadar algılayamasalarda. ama sırf bu yüzden onlara acı çektirmemiz mi lazım. Ayrıca şu fakirlere et dağıtılması meselesi. Şöyle bir baktığımda etrafta fakir diyebileceğimiz herkes de kurban kesiyor.. Kurban kesen bir çok kişinin o etleri mangalda yapıp sonra rakıyla afiyetle yediğinni görmedik mi? SEvmiyorum bu katliam bayramını kim ne derse desin… Hayvanlara eziyet eden bir millet, onların saflığından ve çaresizliğinden yararlanan bir milletin sonu nereye varır bilmiyorum ama ben bu bayramı kutlamıyorum ve protesto ediyorum…….



Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,748 hits