Ekim 2010 için arşiv

23
Eki
10

Tutku !!!

Herşey Hippilazmanın sheakspeare tarzı konuşmayı seviyorum demesyile başladı aslında…
Nif demiş ki : Tutkuyla karşılaşmayan yaşamış sayılır mı, aşkı görmeyen heyecanlanmış sayılır mı, ya rakı içmeyen sarhoş… Ruhunu aç, camını aç, kalbini aç… Ben geldim sana… Mutlulukları sakladım kalbime gel kendin keşfet beni… Yüreğim tutkun sana ama gözlerim yorgun… Ne zaman başladı bilemedim ama mutluyum artık…
Her ne kadar Macbeth: Come what come may, Time and the hour runs through the roughest day. (1.3.156-7)’e benzese de aslında hikaye daha çok tutkuda bitiyor…
Tutku dünyadaki aşktan sonra en büyük his. Belkide aşktan çok daha uzun süren ve insanları psikopata bağlayan, şarkılar yazdıran , rakıları lıkır lıkır içirten his, ilişkilere can veren, ayakta kalmasını sağlayan, kuralları ve gururu yok eden his…
Bu tutku öyle bişeydir ki, rakı masasına oturduğunda 2. doublede ortaya çıkar… Unuttuğunu zannetiğini hatırlarsın, hatıralarını canlandırırsın ama yeniden keşfediyorsan mutlu olursun… Kalbin daha hızlı, daha güçlü, umut dolu atar, kimsenin seni durduramayacağı şekilde… Tek bir dokunuşla tüm iletişimi kurarsın, kelimeler, sözler ve sesler yoktur artık. Dokunuşlar vardır, tenin tuzu, saçın kokusu vardır, loş ışıkta terli bedenler, silüetler vardır, gözlerini görmesende kalp atışları vardır, nefes alışları ve soğuk bir yataktaki sıcaklık vardır….
Ne kadar uzakta olsa da onu yanında hissedersin, ona kavuşma isteğin, ışıkla karanlığın savaşından daha önemlidir, ruhundaki aydınlık ve huzuru dizginleyemezsin, onun kokusunu alırsın yanında olmasada, o olmasada sen onunlasındır…
İşte bu yüzden tutku kalbin nutellası, çilingir sofrasının rakısı, mutluluğun anahtarı, aşıkların gıdasıdır.
Donald Trump demiş ki : Without passion you dont have energy, without energy you have nothing.

Reklamlar
07
Eki
10

Yaş 16 !!11!B!r1!

(Bu yazıda yaşadıklarım tamamen gerçektir… adı geçen maddeleri açıklamayacağım kusura bakmayın )
O zamanlar yaşım daha onaltı… Deli gibi aşığım hatuna, böyle damarlarımda testesteron tonla… Kaçmışım hatunun peşinden İzmire gitmişim… Gitttim ama plan onlarda kalmaktı ama babasının evden geç gideceği tutttu şantiyeye. Annesi beni seviyordu o yüzden büronun anahtarını verdi ve operasyon böyle başladı… Gece ben onlarda kalamadım baba evde… kalacak yer yok neyse ki büronun anahtarını almışız ama kızı evden kaçırmak lazım… Neyse ki çöpü kapıcı geceleri topluyor. Bende erketede yatıyorum, kapıcı kapıyı çaldı. Salondan kapı gözükmüyor annesi çöpü atma bahanesiyle kapıyı açtığında kızı kapıdan aldım çaktırmadan sonra izmir gecelerine aktık hemen… Bir yerde bunu bir arkadaşı Ş. ile buluştuk… Ş. bütün yazımızı burnumuzdan getiren iğrençoit. Dakika bir gol bir “Kızım bana Doc (psikiyatrist) ne yazdı biliyormusun” dedi ve poşeti gösterdi… İçinde dozajında kullanıldığında tedavi edici çok kullanıldığında kafa yapıcı yeşil reçeteli birşeyler var :S Neyse aldık hatunu B. nin annesini büroya gidiyoruz… B. dedi ki C. de gelecek onunla kıbrıs şehitlerinde buluşacaz… Eywallah dedik gittik. C. yi aldık birde baya bira stokladık ofise geçtik… Neyse birkaçar tane bira içtikten sonra C. eve gitmemiz lazım ben biraz emanet (kafa yapıcı şeyler) alıp gelmem lazım dedi. “Gel benimle sende” dedi, bende ” eywallah gidelim dedim… Neyse muhabbet ediyoruz oda benim eski hatun B. den hoşlanıyormuş çaktırmadan yolda beni tehdit ediyor. C. nin evine varmaya yakın “balkondan gireyim evdekiler farketmesin ” dedi bende eywallah dedim, nerden girersen gir diye düşündüm ama bahçe girişi falan zannettim. Baya bir yürüdükten sonra ıssız sokaklarda geldik evin önüne, “ben bir gidip geleyim “dedi. “sen burada bekle ben beş dakikaya buradayım “diyip balkonlardan tırmanmaya başladı ama tırmanmaya başlayıp bir türlü tırmanması bitmeyince evinin en üst katta olduğunu öğrendim. 4. kata kadar herif balkonlardan tırmandı. Balkona çıktı , yaz havası kapısı açık içeri daldı kız kardeşi başrış çağırış, çığlıklar hafiften ” bir kere de kapıdan gir” diye bağırıyor, dedim “bu çocuk hasta, her seferinde balkondan giriyor anlaşılan”, neyse birşeyleri aldık o hızla ofise döndük… Hatunlar biraları çekmiş, bizi bekliyorlar. Neyse bunlar hazinelerinden birşeyler çektiler ve 20 dakika sonra tribe girdiler. O zaman kadar Bad trip diye bir şey bilmiyordum o gece öğrendim. bunların uçuşu başladı ama ben bişey almadığım için garip geliyor… Ş. öyle bir uçmuş ki artık dalga geçer oldum, halüsinasyonlar başladı. bende geceyi en azından güzel geçsin diye Ş.nin halüsinasyonlarını kullanmaya başladım. Sabaha karşı ayılmaya başlayınca Ş. Tutturdu ben eski sevgilimin yanına gidecem bu gece diye… Her boku bu ayarlıyor diye bende bundan kurtulmam gerektiğini biliyordum. Telefon etti çocuğa gelecem falan diye çocukta gel dedi… ama gidecek parası yok herşeyi birşeylere yatırmış ve alkole :S neyse bende cebimdeki tüm parayı verdim ” tamam ben alırım senin biletini eğer sen gitmek istiyorsan” dedim, ama amacım onu B. den uzaklaştırmak sadece. hatuna parayı verdim sabah ilk otobüsle gitti gideceği yere… Bizde B.’nin evine gidiyoruz babası gitmiş evde kıçımız rahat yer görsün diye. Kapıyı çaldık, kapıyı annesi açtı “Nerde kaldınız gazete ve ekmek nerede” dedi… Bizde şaşkınlık ama mutfağa girince şaşkınlık bitti hemen operasyona döndü… İçeride Ş. nin annesi ” dün gece gelmedi Ş. gördünüz mü?” demez mi ? offf Lafı eveleyip geveleyip görmediğimizi anlattık, bir bilse kızının evden kaçmasında ki sponsorunun ben olduğumu.. Yorgunuz uyuyalım falan diyip odaya geçtik. Uyandığımızda Ş. nin annesi yoktu B’nin annesi ne yapıp edip göndermişti. Kahvaltı yaptık, Sonra izmir sokaklarına atıldık, Bir dolu yer gezdik B’yle sonra C de bize katıldı kıbrıs şehitlerinde gitar çalıp para topladık Sarap alıp o paralarla kafamızı kıyak yaptık. Yorucu bir günün de ardından ve erken uyanmanın verdiği güç kaybından eve dönmeye karar verdik… B. ile sitelerine geldik, asansöre bindik, saıldı bana , mutluydum ve ellerimin arasından yavaşça kaydı… Asansörün dibinde yatıyordu ama asansör mezar gibi ufacıktı. Kata geldiğimizde kapıyı açtım, sürükleyerek onu dışarı çıkardım, kucağıma aldım , kapıyı çaldım ama kalbim nasıl hızlı atıyor ilk önce öldüğünü zannettiğim B, bayılmış :S Annesi açtı kapıyı , “Tansiyonu düştü bayıldı asansörde “dedim içeri girdik… Yatağına yatırdım… Ömrümden ömür geçti ama izmirde bir buçuk günü böyle yaşadım… Evet 16 yaşında bir çocuk için fazlaydı… ama böyle büyüdüm, ben böyle nif oldum…
George Carlin demiş ki : “Hayat kaç defa soluk aldığınız ile değil, soluğunuzu kesen olayların sayısı ile ölçülür…”

 




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,932 hits