Mart 2010 için arşiv

31
Mar
10

Pisküvi Savaşları ve Kız Erkek İlişkileri

Bu aralar Benimo diye bir pisküvinin reklamı var… Benimo dan verirmisin diyo kız… Oğlan gıcık ama vermem falan diyo. sonra değişip Naz Elmas olsam Çok güzel olsam diyo bizim oğlana… Bizim oğlanda Benimo da Benimo tutturmuş vermem deyip duruyor… Neyse bizim oğlan gerzek ne de olsa. Ama boşa oğlan demiyorum ben buna. Türk kanı damarlarında akmadığına da eminim… Bizimkiler olsa… “Veririm veririm gel sana ne gösterecem” der kızı ıssıza götürür Pippa Bacca sendromuna sokar hatunu. ama bu furya Biskremle başladı aslında… Bi Biskrem versem sende bana versenlerle başladı. Biri vermemek biride vermek üzerine 2 garip reklam. Benimo elinde tutan oğlana Naz Elmas gelse sana biskrem versem üstünede göstersem, sende bana versen oooo kimin eli kimiin cebinde uleyn karıştı reklamlar iyice :D Aslında bunların pazarlama stratejileri yanlış… Türkler için bir reklam yapıyorsan Türk gibi düşüneceksin… Benimo yu bir kızın eline verip karşısına brad pit’i koyacan, o benimo isteyecek kızda gösterecek ama vermeyecek… :D Türk aile örf ve adetlerine göre bunu izleyen aileler bunu izledikten sonra ” Bak Brad Pit geldi, kızdan istedi, kız gösterdi ama vermedi” diyecek ve bu reklam örnek teşkil edecek… Biskremi tipsiz çirkin Okan Bayülgen gibi bir adamın ya da Memet ali Erbilin eline verecen 100 tane kız koyup reklama bi biskrem versen, sende bana versen… diye oynatacan, kızlarında eline biskrem bistick veresem sana sende bi sticksen de gitsen, havanı alsan diyecek. Kız aileleri izlerken havalara uçacak örnek gösterecek bu reklamıda. “Bak kızım yabancıdan şeker almamayı öğretmiştik sana ama bunlar gibi davranacan göstercen ama vermeyecen, kendi biskremini kendin alcan tek taşını kendin takacan” dese ne güzel olmaz mı :D. Kendi kendine kitle yaratan reklam… Almayacağıda varsa alır bizim hırbolar bu malları. Gelecekte GAG , Zabazub gibi programlara malzeme olacaklar. Bir zamanlar ne aptalca reklamlar yapılıyor diye… Offf offf vermek ve almak üzerine kafa yoran başka millet yoktur heralde :D derken bişey aklıma geldi.Busta Rhymes’ın bir parçası vardı Give it to me diye… Orada der ki….

Baby if you give it to me
Bebek eğer onu bana verirsen

I’ll give it to you
Ben de sana vereceğim

I know what you want
Ne istediğini biliyorum

You know I got it
Ona sahip olduğumu biliyorsun …

Bunlarda yabancıların Benimocu Biskremci tayfası :D

Reklamlar
18
Mar
10

Günler 48 saat olsun artık !!!

Günler 36 saat hatta 48 saat olsun… offf günler yetmiyor… Çalıştıktan sonra can kalmıyor ki insanda, pelte gibi yayıldıkça yayılası geliyor… Ne kitap okuyabiliyorsun, ne film izliyebiliyorsun, ne arkadaşlarınla takılabiliyorsun, sinema ya da tiyatro hak getire. Sevişmek bile tercihen. Zaman bana hiç yetmiyor aralarından birini seçene kadar geçen zaman bile fazla. Yok kitap okuyayım yokya yorgunum gözler bitik, yok bir film koyayım derken ooo Bihterle Behlülün ilişkisi gibi sonuçsuz kalıyor seçimler… Yemek yerken film izleyelim derken bir bakmışsın saat 22 olmuş bile. Ev işleri, yok işle ilgili raporlar, sen ne yaptın ben ne yaptım derken zaten saat 24’ü vuruyor…. Uyumasan diğer gün feci geçiyor uyusan zamanı boşa harcıyorum derken kendine kızıyorsun… Günler uzatılsın ama bizim millet öyle bişey olsa bihter behlülü 7 saat yapar, haber bültenleri 4 saat olur, televoleler ve evlenme programları patlama yapar, kimsenin kitap okuyup film izleyeceğini arkadaşlarıyla keyifli zamanlar geçireceğini düşünmüyorum…Uyuma işi 4 saatden fazla da olmamalı… Zürafalar günde 5dak*4 den 20 dakika toplam, o 20 dakikayıda ayakta uyurlarmış ama bizim millet Bihter behlül izleyelim derken sevişmeye bile zaman ayırmazlar. Okumam gereken binlerce sayfa izlemem gereken yüzlerce film öğrenmem gereken milyonlarca şey varken uyumak kendimi suçlu hissettiriyor. Benim gibi düşünen çok adam olduğunu biliyorum ama sadece 7 saat bihter behlül izlemek isteyenlerinde bir o kadar olduğuna eminim… Yoruldum artık herşeyi sıkış tepiş yaşamaktan… İyi ki Ankarada oturuyorumda trafikte saatlerimi harcamıyorum. yoksa hiçbirşey için zamanım olmazdı… Birde Ankarayı sevmezler. Bana günde 1 – 1.5 saat kazandırıyor birşeyler yapmak için ama o bile yetmiyor… Hızlı okuma tekniği çalımam lazım… 15000 sayfa okumam gereken kitap, RSS readerda okumam gereken 1200+ blog yazısı, arşivde izlenmesi gereken yüzlerce DVD derken dünyadaki en zor yapılan şey olan “seçim”‘i yapmak… Size yetiyor mu zaman… ya da neyi tercih ediyorsunuz…
15
Mar
10

Ablamın Komando Eğitimi :D

Yıllar önce ablamda yaşadım bir süre – Lise hazırlık ya da 1. sınıfta falandım-. Beni komando eğitimine tutarak tek başına hayatta kalma sanatının inceliklerini sirkteki kaplan eğitmenlerinin yaptığı gibi kırbaçlama usulu olmasada psikolojik savaş taktiklerinin en acımasızcalarını kullanarak beni hayata hazırladığı bir dönemdir… Şimdi olduğu gibi o zamanlarda uyanma problemim vardı. Beni uyandırmak için üşenmemiş gitmiş Kibariye kaseti alıp her sabah uyandırma alarmı niyetine kullanarak her sabah cinnet geçirmemi sağlayarak uyandırırdı. O zamanlar kırmızı bir kaset çalarım vardı odamda ve yatağa baya uzaktı, üşenmeden gelip kaseti koyar ve play tuşuna basıp kaçardı… Kibariyenin şarkı söylediğini zannettiği çığırmalarına 37 saniye dayanıp Usain Bolt’un 100m Sprint rekorunu bile geride bırakacak şekilde banyoya gidip okula gitmek için çatalla traş olurdum. Çatalla derken Kibariye sersemliğini attıktan sonra traş bıçağına geçerdim… Birgün bana temiz gömlek giymek istermisin dedi bende tabiki pis pis gezemeyeceğim için ablamın kurduğu tuzağa şen bir sazan gibi atlayarak “evet” dedim. o an Michael Myers’ın Hallowen filminde sahneye girdiği müziğin aynısını duyduğuma yemin edebilirim… Ablamın gözlerindeki ışıltı komando eğitiminin başladığının işaretiydi… Beni çamaşır makinasının önüne kadar hipnotize etmiş bir şekilde sürükleyerek eline aldığı kirli çamaşırlarımı makineye doldurarak makinanın tüm çalışma inceliklerini anlattıktan sonra bana okumayı yeni öğrenen çocuklara yaptıkları gibi 50 kere tekrarlattırarak çamaşır makinasının tüm inceliklerini öğrendim. Artık Cırt Ayşe Teyzeye bile ihtiyaım yoktu… Hatta makinayı söküp takar parçada arttırmazdım… Vay be ben neymişim diyerek salona geçip keyfini sürerken peki gömleklerinin ütülü olmasını istermisin diye tuzak bir soru daha sordu. Desem ki hayır ütüsüzde giyerim, beni okula ütüsüz gömlekle gönderir, karizmamı çizer kızlar dalga geçer fiyakam ya da cakam bozulur diye istemeye istemeye evet dedim… Gel benle diyerek ütü odasına soktu beni. Bak bu ütü diye başlayarak -sanki hiç ütü görmemişim ya- ütüleme teknikleri üzerine bana hızlandırılmış bir kurs verdi. O gün hayatımda bu kadar değişikliğe hiç ihtiyacım ve takatim yoktu. O günden sonra kendi çamaşırlarımı kendim yıkamak, asmak ve ütülemek zorunda kaldım. Arkadaşlar kız tavlamaya giderken ben çamaşır yıkamak zorunda kaldığım günleri hiç unutmam peh be ablacım :S Neyse komando eğitimi bitmemişti ablam artık komando eğitimi dışına çıkarak gayet bordo bereli kıvamında tavizsiz eğitimini sürdürmeye devam ediyordu. Ütü işlerini bitirdikten sonra rahat bir nefes alacağımı düşünerek içeri geçerken beni mutfaktan çağırdı… Gel yamak sana yemek nasıl yapılır pratik bir şekilde anlatacam. Genelde aynı şekilde yapılır bir kaç yemeği öğrenirsen hepsini kıvırsın diyerekten beraber 3 çeşit yemek yaptık. Pilav yapmayı işte o gün öğrendim, ablama müteşekkirim. Onun sayesinde kızlara yemek yaparak tavlama diye bişey keşfetmiştim. Hem de eve getirebiliyordum… Hepsi ağzı bir karış açık kalacak yemekler yapıp, ağıma düşürdüğüm kızların sayısı gayet yeterlidir. Bu kız tavlama işinde en çok yıkama ve ütüleme işime yarayacağımı düşünürken yemek skorları hepsini solladı :D Bir ev hanımı gibi yapamasamda temel bilgilerle uydurarak yaptıklarımda yeterli oluyor ve yetiyordu bana :D Özellikle tek başıma yaşamaya başladıktan sonra işime yaradı. Ablam bir kaç sene sonra yanlız yaşayacağımı biliyordu heralde o yüzden beni hayata hazırlamaya başlamıştı. O gün hayatımı değiştirmişti, bir yerden başlamıştım ve herşeyi artık kendi başıma yapabiliyordum…  Aslında bunları öğrenmem daha çok kız tavlamama değil daha az kız tavlamama neden olmuştur. Artık kızlara ihtiyacım yoktu. Ne çamaşır ne bulaşık,ne ütü ne de yemek için… Bir çok arkadaşım sırf bunları yapamadıkları için gerzek ve kemçük ağızlı kızların çilesini çekmek zorundayken ben seçiciliği sonuna kadar kullanıyordum ve durumdan acayip memnundum :D Teşekkür ediyorum ablacım…iyiki beni o gün eğitmişsin ve kimseye boyun eğmeden yanlız başıma ayakta durabilmem için başlangıç adımlarımda yardımcı olmuşsun :D Öptüm seni kocaman :D

10
Mar
10

Yapıştıııırrrrr -Puhahahaa-

Yıllardan 90’ların ortalarında… O zamanlar orta son bilemedin lise hazırlığa falan gidiyorum. Odam benim tapınağım… Hiç çıkmadan günlerce yaşayabilecek erzak, çay makinası, çöp, tv ve radyo teyp var hemde cd’li… Nayse yatakta yatarken sağa sola bakıyorum duvarda benim çizdiğim resimler başucumda mezar taşı falan derken tavanın anlamsızca boşluğu beni huzursuz etmeye başlamıştı… Bişeyler çizemezdim tavana çünkü hem boy problemim vardı – ki o aralar biraz tıfıldım- hem tavana çizmek hiç kolay değil ayrıca değişik bişeylerolsun derken aklıma ışığı emip sonra dışarı veren yıldız şeklinde parlak şeyler geldi… Süper olacaktı… tüm tavanı onlarla kaplayacak, yattığımda gökyüzünü izlemiş olacaktım… Gittim 7- 8 paket yıldız aldım eve geldim yapıştırmaya başladım ama bu salak yıldızlar pürüssüz zeminler için üretildiğinde bizim tavanda isyan edip kendilerini aşşağıya attılar. Neyse pratik çözümler üretmek maksadıyla bizim kiler aynı zamanda babamın alet edevat deposu olan yerde yapıştırıcı bulup yıldızları geldikleri yere tekrar yapıştırdım… Huzur içinde yatağa yattım ama istediğim gibi ışık vermedikleri için sinir olmuştum… ama asıl hikayemizde burada başlıyor. Öbürsü gün ablam telefon etti… Bir taraftan pöskürerek gülüyor bir taraftanda söylemek istediklerini söylüyor tam doğrusu soruyor… 5. seferde anlayabildim. Ablam pöskürerek şunu soruyordu ” Berk sen -puhahahaa- balici olmuşsun… -Puhahahahah zuahahahah- Bali çeki- zuahaha- yormuşsun -puhahahah- Annem çöpünde -puahahaha- bitmiş bali tüpü -puahahah- bulmuş -zuahahaha-” “Oğlum balici oldu -puhahahah- diye ağlıyordu -zuahaha-” Benide bir gülme aldı haliyle annem beni balici zannediyordu salak parlamayan yıldızları yapıştırmak için kullandığım baliyi bitince odamdaki çöpe attığım için -zuahahah- Neyse ben annemim yanına gidince Annem ağlayarak ” sen balimi çekiyorsun” demez mi? Ben orada koptum tabiki… Anne saçmalama -puhahaha- neden bali çekeyim -zuahahaha- falan derken yıldızları falan gösterip ikna ettim ama 2 haftada gözleri üzerimden ayrılmadan devamlı kontrollerle geçirilen 2 hafta sonunda özgürlüğüme kavuştum ve temiz olduğumu kanıtladım :D




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,932 hits