Eylül 2010 için arşiv

26
Eyl
10

Acele eden öküz….

Geçenlerde bir haber vardı… Düğün günü alkollü şekilde eve dönüş yolunda aşırı hız yüzünden arabanın kontrolünü kaybeden evli çift ağaca çarpıp ölmüşlerdi… İşte böyle olunca hiç üzülmüyorum nedense, vicdanım medusa görmüş vicdan gibi taşlaşıyor… Ne o alkolü çekince gerdeğe mi geç kaldınız, yoksa çok alkol alınca tuvalete yetişmek için mi hız yaptınız. En mutlu gününüzde bu kadar ölümcül bir hatayı nasıl yaparsınız… Eğer karını gerçekten seviyorsan neden hayatını tehlikeye atıyorsun bire vicdansız Michael Schumacher… İnsanlar ne kadar düşüncesiz ve bencil olabiliyor ya da tam bir aptal… Size bir ayrıntı daha vereyim ve şok olun. Bu iki aceleci sevişgen emniyet kemerlerini taksalardı hayatta kalabilir istedikleri gibi bir gerdek geçirebilirlerdi.. Hoş umrumda değilsiniz o ayrı konu ama siz siz olun böyle hatalar yapmayın… Ölürsünüz. Evet; alkol aldığında normal düşünemeyebilirsin, evet; o günü heyacanı damarlarını adrenalinle doldurmuş olabilir, evet; o kalabalıktan ve yoğunluktan en kısa zamanda kendini dışarı atmak için can atıyor olabilirsin ama kimsenin ama kimsenin hayatıyla oynama hakkını sana vermez… Şimdi koca bir sessizlik içinde, bir karış toprağın altındasın… Artık aceleye gerek yok… İstediğin kadar orada kalabilirsin…

Anonim bir laf vardır “Acele eden öküz ahıra sıçarmış” diye….

Reklamlar
21
Eyl
10

Mutlu musun ?

Herşeyi çevirmek için son 5 yılımız. Küresel ısınma bundan sonra bir daha insanoğlunun geri çeviremeyeceği bir pozisyona gelecek. Mahşer gününe az kaldı ve o günü kendi elimizle getiriyoruz… Nasıl yaratıklarız ki kendi neslimizi yok etmeye çalışıyoruz… Bu süreci durduramazsak 2050 yılınadan sonra başımıza geleceklere, Kuraklık, asırı yağışlarla oluşan seller, Kasırgalar, yangınlar, göçler, açlık ve bunların getirdiği herşey. Şu anda böyle bişey göremiyor olabilirsiniz. 30-40 yıl geriden geliyor verdiğimiz etkileri görmek. Çocukluğunuzu hatırlayın, mevsimleri hatırlayın, yazın ve kışın nasıl günler geçirdiğinizi hatırlayın, Bir gariplik yok mu sizce de… Yakın zamandan bir örnek, Bu sene çinde olan sellerde 700 kişi öldü, garip değil mi, Temmuz ayının ortasında bile Ankarada, istanbulda yağmur yağıyordu, Rusyada hava sıcaklıkları 35 derecenin üstüne çıkmış durumda…  Buzullar eriyor, çöller büyüyor, seller artıyor . Hala mutlu musun ? Bugün çevreye verdiğin etkilerden, çocukların ve torunlarında etkilenecek. Daha şiddetli hava olayları yaşanacak, mevsimler değişecek, gıdalar azalacak, insanlar ölecek, yaşam alanları bunlara ayak uydurmaya çalışacak ama herkes başarılı olamayacak… Hala mutlu musun ? Bunların olmasında birilcil etken sensin, senin aşırı tüketimin insanoğlu… Sen farketmiyorsun şimdilik ama çocukların farkedecek… Paradan daha çok değer verdiğin şey yaşamın ve gelecek nesillerin yaşamı olmalı… Yeter bu kadar sürü psikolojisi, artık sende taşın altına elini koy…

Eğer hala mutluyum diyorsan sana diyecek bir sözüm yok…
Ama huzursuz olduysan ve bişeyleri değiştirmek istiyorsan, sende bir fark yarat yoksa herşey için çok geç olacak….

02
Eyl
10

Kaç Kişi Kaldık…

Hayat böyle birşey işte yaw… Sayısaldan Beş çıkması gibi… Kazandığına sevinirken altıyı ve büyük ödülü kaçırdığına daha çok üzüldüğün dengesiz, adaletsiz, acımasız bir yer… Poliyananın bile stressten ülser olduğu, neden yaşıyorsun sorusuna gerçek bir cevap verilemeyen, sanal alemin sanal tatminler yarattığı, gerçek insanların sanallaştığı, yalanın gerçek, şişkoların photoşoklanarak balık etli olduğu bir dünya bu dünya… Günlük tatminlerden vazgeçemediğimiz, kendimizi ölümsüzleştirmek için bir eser bırakmak yerine, bırakılan eserlerin tahrip edildiği bir yer burası… Değerini kaç hatun götürdüğünle, ne marka araban olduğuyla ya da kaç çanta veya ayakkabın olduğuyla doğru orantılı olduğu bir dünya bu dünya… Kaç kişi kaldık Bir kitabı okurken ondan keyif aldığı ve kağıt kokusunu içine çektiği için mutlu olan, kaç kişi kaldık herhangi birşey ürettiğimiz zaman yüzünde ufacık bir gülümseme olan, sadece çimenlerin üzerinde oturup, güneşin keyfini çıkarırken segilisiyle bir birayı paylaşmanın keyfini çıkaran kaç kişi kaldık, Bir kahvenin keskin kokusunu içine çekerken aldığı hazzı ufak bir buseyle gösteren kaç kişi kaldık. Toplumun çoğunluğunun yaptığını doğru saymayan, ne kadar az kişi desteklerse desteklesin herkesin yararına olan adil çözümleri destekleyen ve savunan ve savunmaktan kaçınmayan kaç kişi kaldık. Savunmasız olan çocukların, hayvanların , yoksulların veya bunlardan birini haklarını savunan ve onlardan fayda ve çıkar gözetmeksizin birşeyler yapan kaç kişi kaldık. Gerçekten mutlu olmak için materyalist davranış biçemleri göstermeyen, günün ve anın tadını çıkaran, sağlıktan daha önemli birşeyin olmadığını bilen, sevdiklerine özen gösteren, dayanışmanın önemini ve değerii bilen, kendi çıkarlarını gözetmeyen, bilginin değerini ve önemini bilen bir birey olmak için ne yapıyoruz…

Eflatun demiş ki :”Önemli olan; hayatta “en çok şeye sahip olmak” değil “en az şeye ihtiyaç duymaktır”.”

PS:  Fotoğraf Uğur Doyduk….




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,748 hits