Archive for the 'Acı' Category

20
Ara
14

Neden yazı yazmayı bıraktım…

recep-ivedik-ve-kitapEskiden blog yazmak, birşeyler yaratmak, yeni fikirler ortaya atmak ve olan fikirlere karşı çıkmak çok büyük bir keyif veriyordu, sonra Türkiye kitap okuma istatistikleri ile karşılaşınca yazma fikri garip gelmeye başladı. Hem yazdığım blogdan soğudum hem de yazdığım kitaptan çünkü Türkiyede yılda kişi başına 4.3 kitap düştüğünü düşünürsek bırakın benim kitabımı okumalarını benim blogumu okuyan ve paylaştığım şeylere ortak olan kaç kişi olabilirdi zaten. Eeee ben de popüler blog yazarları gibi sex hikayelerimi anlatmadığım için pek ilgi çekici birşey yoktu cahiller için. Hala kendime bu yazıyı yazarken diyorum ne diye yazıyorsun bu yazıyı, bunu okuyacak adam zaten yok, meme falan olmadığı için ilgide çekmez, Kitaptan, kültürden, cahillikten falan bahsetmek sana mı düştü diyorum kendime… Neyse… Kalın malca…

Reklamlar
20
Şub
14

Sanata Nasıl Baktığın Senin Kim Olduğunu Gösterir…

prrovŞimdi size 2 hikaye anlatacam. Biri bizim ülkemizde biri ise 1840 londrasında geçiyor.

Yıl: 14 Haziran 2011
Yer: Kars, Türkiye
Sanatçı: Heykel Traş Mehmet Aksoy
Eser: İnsanlık Anıtı
Eser Başbakan tarafından Ucube olarak anılıyor

Yıl: 1840
Yer: Londra kraliyet akademisi resim sergisi
Sanatçı: J.M.W Turner
Eser: Köle gemisi (Orjinal adı Slave Ship)
Eser eleştirmenler tarafından kanlı bir mutfak duvarı diye tanımlanmıştır.

J.M.W Turner’ın Köle gemisi tablosunu o zamanın eleştirmenleri anlamadıkları gibi Mehmet Aksoyun eserinde de anlaşılamamış ya da birilerinin siyasi kimliğini rahatsız etmiştir.Mehmet aksoyun eserinde ve Turner’ın eserinde de aslında bir insanlık dramı anlatılmaktadır. ve kendi zamanının ÖNDE GELENLERİ aşağılayıcı sözlerle bu eserleri yermişler hatta yıktırmışlardır. Mehmet Aksoy bu konuda Turner’a göre daha şanssızdır. Çünkü eseri artık yok edilmiş ve parçalanmıştır. Turner’ın köle gemisi adlı eserine de eleştirmenler söyle söylemişlerdi ‘Tiksinti verici bir saçmalık, kanlı bir mutfak duvarından farksız’.Slave-ship Turner’ın o zaman yaptığı resime gelen bu eleştirililer sigorta parası yüzünden gemiden canlı canlı denize atılan 132 kölenin dehşet verici hikayesini İngiltere denilen ticaret imparatorluğunun yüzüne vurmasından kaynaklanıyordu. Aynı yüze vurma Türkiyede de gerçekleşmiş ve eser günümüzü görememiştir. Turner yaşadığımız dönemde 19. yüzyılın en büyük ressamı olarak anılmaktadır, Mehmet Aksoy tarafında ise hala tamamen baskılanmaya çalışılan bir sanatçı vardır. Bir esere ucube demek için ne gerekiyor bilmiyorum, herhalde en güzel cevap o eserin ne anlattığını anlamamak olsa gerek. Aynı zamanda bolca saygısızlık.Şunu düşünün ülkemizde dünyaca ünlü kaç müze (resim galerisi) vardır? Sadece Paristen örnek verirsek Louvre müzesi, Orsay Müzesi, Picasso Müzesi, Orangerie müzesi Parisin sahip olduğu belli başlı müzelerden sadece birkaçıdır. Sadece her hangi biriyle boy ölçüşebilecek bir müzemizin olmaması sanata ne kadar az değer verdiğimizi basit bir şekilde özetlemektedir. Ülkeizden dünyaca ünlü kaç sanatçı(şarkıcıları kastetmiyorum, resim heykel dans edebiyat vs) çıkmıştır. Peki bizim ülkemizden neden çıkmıyor diye sorarsak benim tek diyebileceğim devlet politikaları yüzündendir. Sanatçılar kesinlikle desteklenmemiştir. Sadece aşağılanmışlardır ve devlet büyükleri onları eğlendirmek için var olan hokkabazlar olarak düşünmektedirler. Son bir sorum daha var Niye hala bu yanlış devam etmektedir. Heykeli haram olarak düşünen kafalar yüzünden. Neyse Turner 19 yüzyılın en büyük ressamı ilan edilerek ingiltere üstündeki kara lekeyi silmiştir bir bakıma, şimdi sıra biz de bizim sanatçılara gereken değeri vermekte diyecem (Bu yazıyı yazarken alkol almadım, tamamen kendi saçmalamam) ama o günleri görebileceğimizi pek zannetmiyorum.

Bir ülkede akıl ve sanattan çok, servete değer verilirse, bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır… Friedrich

02
Şub
14

Bazı hakları ellerinden alın !

child-abuse-2

Aslında her ne kadar haklar desemde birazdan anlatacaklarımın hak olmadığını siz de anlayacaksınız ama bu kadar çok insan yapınca bunlar hak gibi görülmesinin sindiremiyorum. İnsanların yaptıklarının hakları! imiş gibi davranmaları beni çileden çıkartıyor.

1-Kadınları dövme ve öldürme hakkı!

Ülkemizde bilmediğimiz duymadığımız o kadar çok kadın şiddete uğruyor  ve erkekler bunları haklarıymış gibi görmekteler neredeyse. şiddet gören kadınlarla, cinsel şiddet (Cinsel saldırıların %50’si kadarı 16 yaş altındaki kız çocuklarına karşı işleniyor.) görenleri ayırmamak lazım. sadece 2013’ün ilk 9 ayında 842 kadın öldürüldü. Demek oluyor ki kaba bir hesap yaparsak 9 ayda 270 gün var ve 9 ayda 842 kadın öldüyse her gün 3.11 kadın öldürülüyor demektir.Haberlerde bu kadınlardan kaçını gördünüz. Bakın şiddet demiyorum sadece şiddet yüzünden öldürülen diyorum. Bu öldürülen kadınlar haberlerde yer alamayacak kadar değersiz miydi ? Bir yılda öldürülen kadınların sayısı şehitlerin sayısından fazla olduğunu biliyor musunuz peki ? Bu askerler olası bir çatışma tehlikesi altındaydı peki bu öldürülen kadınlar ? Peki şiddet gören kadınlara dönersek. istatistiklere göre her 10 kadından 4’ü eşlerinden ya da partnerlerinden şiddet görüyor… Fazla uzatmak istemiyorum ve bir erkek olarak, ses çıkarmayarak, birşey yapmayarak, toplumsal tepki göstermeyerek erkeklere verdiğimiz bu hakkın geri alınmasını istiyorum !

2-Çocuk gelin olma hakkı!

Niye hakkı da hakkı diyip duruyorsun böyle hak mı olur diyip duruyorsunuz belki ama bırakın rakamlar konuşsun. Türkiyede istatistiklerde geçen 181.000 çocuk gelin var!Bilinmeyenlerle çok daha fazlası olması normal. Çocuk gelin ne demek, evcilik mi oynuyoruz. Çocuk gelin şu demek 18 yaşını doldurmamış kızlar evlenince çocuk gelin oluyorlar. 200.000 kişi bunu yapabiliyorsa bir şekilde bu bir haktır ve bu hakkın geri alınmasını istiyorum !

3-Çocukları terk etme hakkı!

Türkiyede 42.000 çocuğun çokakta yaşadığını varsayılıyor ama gerçek rakamların 200.000 civarında olduğu düşünülüyor. Bu çocukların bir kısmı dileniyor, bir kısmı ise suçlara karışıyor.Geleceğimizi yavaş yavaş yok ediyoruz. Peki hem onlar hem de bizim geleceğimiz için ne yapıyoruz ? Hiç bir fikrim yok !

4-Hayvanlara eziyet etme hakkı !

İnsanların insanlara şiddet uygulamaları bu kadar normalken hayvanlara uygulaması neden garip olsun ki. Kendilerini savunamıyorlarsa, dövün,ezin, aç bırakın hatta tecavüz edin. en kötüsü bunu bir hak olarak görün. Bu düşüncelerden ortaya çıkan şey ‘Güçsüzsen ezilirsin, dövülürsün, şiddete ve tecavüze uğrarsın hata aç bırakılırsın’ Peki kendinize sorun, bu durum ve bunun gibi durumlar için siz ne yapıyorsunuz, devletimiz ne yapıyor ve siz devletin birşeyler yapması için ne yapıyorsunuz. Sadece uzaktan bakıp ‘tüh tüh vah vah’ diyip olayları lanetlemekten başka birşey yapmıyorsanız siz de suçlu sayılırsınız.

“Yeryüzündeki her türlü kötülük, daima cehaletten gelir.” A. Camus

31
Oca
14

Düzeyli – Düzeysiz ilişkiler

qqqHayatta sevdiğim herşeyin bağımlısı oldum, her ne kadar nedenini bilmesem de. Kahve, alkol, deniz, kitaplar ve sevdiğim kadınlar. Bu tutkularımdan biri beni birgün öldürecek ama hangisi bilmiyorum. Normal sevmeyi beceremedim dedim de, normal dediğiniz nedir ki? Tutku dediğimiz duygu ne kadar normal olabilir ki ?

Kahve

Düzeysiz bir ilişkimiz var. Günde 3 fincan kahveyle başlıyorum ama ona aşkım depreştiği zamanlarda kalp atışlarım değişinceye kadar içmeye devam ediyorum. Aşk böyle birşey tutkuyla bağlanırsınız ve birgün o sizi öldürür. katil uşak değil tutkunun ta kendisidir. Güne iyi bir kahveyle başlamak gibisi yok diyecem ama sevişerek başlamakta kahve kadar iyi sayılır. Kokusu, tadı, içimi ısıtması ve beni güne hazırlaması. Hepsi bir ilişki yaşadığımın ipuçları gibi.

Alkol
İçelim ab-ı hayat neşe versin bedene, Allah rahmet eylesin rakıyı icat edene. Taşşın dökülmesiz, artsın eksilmesin, Allah bizi meyhanesiz memlekete düşürmesin… İyi gün dostum… Kötü günlerimi daha kötü yapan düşmanım. Ne demişler dostlarınızı yakınınızda, düşmanlarınızı daha da yakınınızda bulundurun demişler. doğru demişler.

Deniz
Konuşmadan anlaştığım tek aşkım. Ona doyamıyorum, saatlerce ona bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum. Beni terketmeyeceğini bildiğimden ona güvenim sonsuz olsa da, ona hiçbir zaman kavuşamayacağımıda biliyorum. Platonik bir aşk benimkisi ve gayet tehlikeli…

Ah nice denizci, ah nice kaptan,
Sevinçle uzağa sefere çıkan,
Bu kasvet dolu ufukta kayboldu.
Kurbanı oldu kötü bir kaderin,
Aysız gecede, dipsiz bir denizin,
Karanlıklarına gömüldü…

Oceano Nox – Viktor Hugo (1837)

Kitaplar
Tam olarak hatırlayamadığım bir söz ”Kitaplar geçmişteki insanlarla konuşmak gibidir” derdi. Bu ilişkide dinleyen taraf benim, sadece dinleyen taraf değil eğitilen,öğrenen taraf demek daha doğru. Onlar anlatır diğerlerinin hikayelerini, hatalarını, kararlarını, yaptıklarını ve bunlar beni daha güçlü kılar, beni hazırlar bundan sonra hayatta göreceklerime ama ne kadar hazırlasalarda tutku herşeyi yıkar geçer. Öğrendiklerim sadece bu savaştan daha az çizik alarak ayrılmama yardımcı olur, daha fazlasına değil.

Ve Sevdiğim Kadınlar
Sadece bir kez hata yaptılar.

Without passion, you don’t have energy; without energy, you have nothing. Nothing … Donald Trump

20
Haz
10

Klişeler #3 -Random-

Zurnanın zırt dediği noktadan gayet uzak bir noktada olmamıza rağmen karşılaşma sıklığı olarak gayet fazla olan klişelerden random seçmeler yaparak abuk subuk bir yazı yazmaktır amacım :D

*Kırmızı kablomu mavi kablomu ?
Bunun bir püf noktası var… Hangi kabloyu seçersen seç son 1-2 saniye karar ver ! asla unutma bunu !Hep doğru kabloyu seçeceğini unutma bu bir film, kesinlikle teröristleri yeneceksin :D. Tam bir Amerikan filmi klişesi :D Buna bağlı olan ve sabahları beni uyandıran saate benzeyen geri sayaçlı bir digital saate bağlıdır bu kablolar. Sanki bombacı bütün bombayı 2 kablodan yapmıştır. Gerzek herif kimse yoksa etrafta bırak patlasın atom bombası değil ya :D

*Kazanmak Mühim değil, öneli olan yarışmak…
Hadi ordan sende… yürü git.. Birinciyle aynı ödülü alacaksam evet sorun yok kısmen ama ne diye Mühim olan katılmak diyeyim ki… Hayatta herkes en az 1 kere birinci olmuştur sperm olarak… O durumda olsaydınız düşünün… Önemli olan katılmak mı diyecektiniz. Siz değil bir başkası çıkacaktı ananızdan :D O yüzden bir yarışmaya katılıyorsanız birinciliği hedefleyin ikinciliğe razı olun üçüncü olursanız ağlayın :D Çok ağlayın ki sizi hırslı zannetsinler.

*Şu an 70 milyon bizi izliyor…
Televizyona çıkan herkesin düştüğü bir yanılgıdır. Herkesin onları izlediğini sanır. Behlülle Bihter Kerkişse televizyon ekranlarında o zaman bile 70 milyon onları izlemezdi emin olun. Çok önemli bir iş yapıyor olsanız televizyon ekranında olmazdınız emin olun… Bu laf Çin halk Cumhuriyetinde geçerli olabilecek bir laftır… Orada söyleyin bunları biz yemeyiz :D

*Aglamiyorum… Gözüme bisey kaçti…
Erkekliğe bok sürdürmemek için yapılan nafile girişimlerden biridir aslında… Aslında dese ağlıyorum, karşısında kız varsa duygulanır hemen sarılır ona :D Erkek arkadaşlarının yanında karı gibi ağlama lafını işitmemek için veya daha ilerde ” nasıl ağlamıştın lan öyle karı gibi” denmemesi için yapılan nafile çalışmayı arkada bırakın… Öyle diyecek adamlarla işiniz olmasın. Ya da alın elinize 3-5 soğan doğramaya başlayın az da olsa kamufle edebilir.

*Yemezsen arkandan aglar…
3-5 yaşlarında olanların psikolojisini bozmak için yapılan bir laf. Çok şükür annem söylemedide benim psikolojim daha az bozuldu. Düşünsenize tabağınızda hüngür şakır ağlayan bir et parçası ” beni ye” diye… Korkarım lan ben ondan ! Canlı canlı bişey yediğimin hissine kapılırım. Taylantta, çinde, japonyada yiyorlar böyle canlı canlı ama burası Türkiye ulan, biz kımıldayan şeyleri yememe gibi bir huyumuz var hatta az pişmiş etten bile uzak dururuz… Lütfen ağlamada biz yiyyelim seni :D Şeftalinin tüyü bile bende aynı etkiyi yapar, sanki bir hayvanı tüylü tüylü yiyormuşum gibi hissederim :D Yazarken bile dilim uyuştu :S

*Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için…
Otos, Portos, Aramis ve Dartanyanın yani çakma üç silahşörlerin -ki bunlara hala neden üç silohşörler derler- aralarında söylediği bir laftır. Pratik hayatta kullanımı için en az üç kişi olmanız gerekir. Aslında başlarında bir müdür olsa hiç öyle olmaz, herkes kendini göstermeye çalışır yanındakine kazık atmak vaciptir :D

*Ben almiyim rejimdeyim…
Bu lafın söylendiği gün büyük ihtimalle pazartesidir. salı günü sorsanız böyle bişey duymayacağınıza eminim :D Karşı tarafın içi gider ama alamaz… O lafı söylediğinde yutulacak bir söz değildir… ayrıca bir parça bile bozacaktır günübirlik diyetinizi… Canım istemiyor, çok yedim falan deyinde rezil olmayın bari… ama karnınız guruldar, işte o an nafile bir çabada olduğunuz için çirkefliğe verin, deniz mahsulleri bağırsak hareketlerimi hızlandırıyor diye. Bu iğrenç foktan muhabbetti kimse uzatmak istemez :D

31
Mar
10

Pisküvi Savaşları ve Kız Erkek İlişkileri

Bu aralar Benimo diye bir pisküvinin reklamı var… Benimo dan verirmisin diyo kız… Oğlan gıcık ama vermem falan diyo. sonra değişip Naz Elmas olsam Çok güzel olsam diyo bizim oğlana… Bizim oğlanda Benimo da Benimo tutturmuş vermem deyip duruyor… Neyse bizim oğlan gerzek ne de olsa. Ama boşa oğlan demiyorum ben buna. Türk kanı damarlarında akmadığına da eminim… Bizimkiler olsa… “Veririm veririm gel sana ne gösterecem” der kızı ıssıza götürür Pippa Bacca sendromuna sokar hatunu. ama bu furya Biskremle başladı aslında… Bi Biskrem versem sende bana versenlerle başladı. Biri vermemek biride vermek üzerine 2 garip reklam. Benimo elinde tutan oğlana Naz Elmas gelse sana biskrem versem üstünede göstersem, sende bana versen oooo kimin eli kimiin cebinde uleyn karıştı reklamlar iyice :D Aslında bunların pazarlama stratejileri yanlış… Türkler için bir reklam yapıyorsan Türk gibi düşüneceksin… Benimo yu bir kızın eline verip karşısına brad pit’i koyacan, o benimo isteyecek kızda gösterecek ama vermeyecek… :D Türk aile örf ve adetlerine göre bunu izleyen aileler bunu izledikten sonra ” Bak Brad Pit geldi, kızdan istedi, kız gösterdi ama vermedi” diyecek ve bu reklam örnek teşkil edecek… Biskremi tipsiz çirkin Okan Bayülgen gibi bir adamın ya da Memet ali Erbilin eline verecen 100 tane kız koyup reklama bi biskrem versen, sende bana versen… diye oynatacan, kızlarında eline biskrem bistick veresem sana sende bi sticksen de gitsen, havanı alsan diyecek. Kız aileleri izlerken havalara uçacak örnek gösterecek bu reklamıda. “Bak kızım yabancıdan şeker almamayı öğretmiştik sana ama bunlar gibi davranacan göstercen ama vermeyecen, kendi biskremini kendin alcan tek taşını kendin takacan” dese ne güzel olmaz mı :D. Kendi kendine kitle yaratan reklam… Almayacağıda varsa alır bizim hırbolar bu malları. Gelecekte GAG , Zabazub gibi programlara malzeme olacaklar. Bir zamanlar ne aptalca reklamlar yapılıyor diye… Offf offf vermek ve almak üzerine kafa yoran başka millet yoktur heralde :D derken bişey aklıma geldi.Busta Rhymes’ın bir parçası vardı Give it to me diye… Orada der ki….

Baby if you give it to me
Bebek eğer onu bana verirsen

I’ll give it to you
Ben de sana vereceğim

I know what you want
Ne istediğini biliyorum

You know I got it
Ona sahip olduğumu biliyorsun …

Bunlarda yabancıların Benimocu Biskremci tayfası :D

18
Mar
10

Günler 48 saat olsun artık !!!

Günler 36 saat hatta 48 saat olsun… offf günler yetmiyor… Çalıştıktan sonra can kalmıyor ki insanda, pelte gibi yayıldıkça yayılası geliyor… Ne kitap okuyabiliyorsun, ne film izliyebiliyorsun, ne arkadaşlarınla takılabiliyorsun, sinema ya da tiyatro hak getire. Sevişmek bile tercihen. Zaman bana hiç yetmiyor aralarından birini seçene kadar geçen zaman bile fazla. Yok kitap okuyayım yokya yorgunum gözler bitik, yok bir film koyayım derken ooo Bihterle Behlülün ilişkisi gibi sonuçsuz kalıyor seçimler… Yemek yerken film izleyelim derken bir bakmışsın saat 22 olmuş bile. Ev işleri, yok işle ilgili raporlar, sen ne yaptın ben ne yaptım derken zaten saat 24’ü vuruyor…. Uyumasan diğer gün feci geçiyor uyusan zamanı boşa harcıyorum derken kendine kızıyorsun… Günler uzatılsın ama bizim millet öyle bişey olsa bihter behlülü 7 saat yapar, haber bültenleri 4 saat olur, televoleler ve evlenme programları patlama yapar, kimsenin kitap okuyup film izleyeceğini arkadaşlarıyla keyifli zamanlar geçireceğini düşünmüyorum…Uyuma işi 4 saatden fazla da olmamalı… Zürafalar günde 5dak*4 den 20 dakika toplam, o 20 dakikayıda ayakta uyurlarmış ama bizim millet Bihter behlül izleyelim derken sevişmeye bile zaman ayırmazlar. Okumam gereken binlerce sayfa izlemem gereken yüzlerce film öğrenmem gereken milyonlarca şey varken uyumak kendimi suçlu hissettiriyor. Benim gibi düşünen çok adam olduğunu biliyorum ama sadece 7 saat bihter behlül izlemek isteyenlerinde bir o kadar olduğuna eminim… Yoruldum artık herşeyi sıkış tepiş yaşamaktan… İyi ki Ankarada oturuyorumda trafikte saatlerimi harcamıyorum. yoksa hiçbirşey için zamanım olmazdı… Birde Ankarayı sevmezler. Bana günde 1 – 1.5 saat kazandırıyor birşeyler yapmak için ama o bile yetmiyor… Hızlı okuma tekniği çalımam lazım… 15000 sayfa okumam gereken kitap, RSS readerda okumam gereken 1200+ blog yazısı, arşivde izlenmesi gereken yüzlerce DVD derken dünyadaki en zor yapılan şey olan “seçim”‘i yapmak… Size yetiyor mu zaman… ya da neyi tercih ediyorsunuz…



Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,748 hits