Archive for the 'Korku' Category

02
Ağu
11

Katil Aileler Toplum Bilincini Öldürdüler…

Toplumumuzun bilinci bitkisel hayatta… Artık hiçbir şeye tepki vermez olduk… Bize dokunmayan yılan bin yaşasıncılık aldı başını gitti… Dünyamızda birşeyler oluyor herkes kendine göre “o niye oldu bu, niye oldu” diye soruyor ama onun olmaması için hiçbirşey yapmıyor… Bunu galiba ailelerimizden öğrendik… Onların korumacı tavrı ve evlenene kadar aynı evde 30 – 40 yaşına kadar beraber yaşama biçimi yaptı bunu… Kimse biraz sıkıntı çekmek istemedi, özgürlüklerini elde etmek, kendi evlerinde kendi kuralları olacağını bile bile konfora sattılar özgürlüklerini… Tek istekleri çamaşırları yıkansın ütülensin, önlerine yemek konulsun idi. Götü sağlama almak için çıkmadılar annelerinin babalarının sözünden… Onlar karar verdi hangi okulu okuyacağına, onlar karar verdi hangi işe gireceğine hatta onlar karar verdi kimle evleneceğine ve nerede oturacağına… Benim bir sözüm vardır ve hep kendime tekrarlarım “Birinden bir şey (para – meta) alıyorsan, aldığın kişilerin senin hayatın üzerinde söz söyleme hakkına sahiptir” diye… Babanızda araba almak için para isteseniz, “onu alma şu modeli al öyle veririm” diyebilir, en basitinden 2 kıyafet almak için para alsan “kızım mini etek alma” diyebilir ve siz almazsınız… alamazsınız… Skerler… Aslında gelmek istediğim noktadan uzaklaşıyor gibi görünsemde aslında tam o noktanın üzerindeyim… Bir insan daha ne alacağının bile kararını kendi kendine veremiyorken, ondan nasıl bir toplum bilinci oluşturmasını bekleriz… Neredeyse 35 yaşında kendi hayatını kuruyor bu insanlar… Kendi kararlarını almayı bu yaşta öğrenmeye başlıyorlar ve bu yaşta başlarsan hata yapmadığın için şimdiye kadar doğru karar da veremezsin ya da doğru olup olmadığını bile anlayamazsın… Devamlı korumacı ailelerle yetiştiğimiz için bu hallere düşüyoruz… Bir insanın özgürlüğünü elde etmesi bu kadar zaman almamalı… Koruyucu ailenin diğer neden olduğu şey ise “Kıymet bilmememizi” sağlıyor aslında… Kendi paramızı kazansak bile o evde rahat içinde yaşadığımız için, paranın kıymetide düşük oluyor, nede olsa ne kira, ne elektrik, ne doğalgaz ya da su parası ödenmiyor, zaten bunlar ödense eline birşey kalmaz ve kazandığı para kıymetli olur… O yüzden malımızın değerini bilmiyoruz… O yüzden Benzine yapılan zamları sallamıyoruz, ekmeğe yapılan, telefon ücretlerine yapılan zamları sallamıyoruz… o yüzden sokaklara dökülmemiz gerekirken kendi meramızda kaval dinliyoruz… Tamam çocuklar aileler için çok önemli ama fazla korumacı tavır bir gün hepimiz tehdit edecek… Toplum bilinci yok olacak ve bizi ne denirse inanacaz, ne denirse yapacaz… Robotlaşma ve yozlaşma beraber olacak ve o koruduğunuz çocuklarınız dünya üzerinde bir hiç olacak…

Somerset Maugham Demiş ki : “Eğer bir millet herhangi bir şeyi özgürlükten daha değerli görürse, özgürlüğünü kaybeder; ve komik olan şu ki daha değerli gördüğü rahatlık veya paraysa, onu da kaybeder. “

17
Mar
11

Bize Aykırı !!!

Bize aykırı diyorlar sadece davranışlarımız onlarınkinden farklı, bize deli diyorlar sadece düşüncelerimiz onlara göre aykırı… Biz marjinal doğmadık ki… Sonradan olduk.. Kimse bize demedi ki sen şunu şunu yapacaksın diye, içimizdeydi muhalefet. Babamız fenerbahçeyi, annemiz galatasarayı tutuyor diye biz beşiktalı doğduk. Ruhumuz aykırıydı her koyun sürüsüne, en sevdiğimiz müzik kaval olamadı hiçbir zaman. Kimsenin düşünmediği gibi düşünmeyi doğuştan edindik, hele yanına rakı – bira ekledik mi yazdık yazılarımızı kimsenin okumadığı, kimsenin görmediği… Protestomuzdu bu dünyaya, güzel fikirlerimizi kimse bilsin istemedik… Aykırı doğduk, aykırı ölecez, kimsenin yapmadıklarını yapacaz, kimsenin görmediği yerleri görecez, kimsenin cesaret edemediği şeyleri yapacaz ama kimse bilmeyecek, bilmesine de ihtiyaç duymayacaz… Birşeyleri başkaları için yapıp göstermeyle, birşeyleri kendin için yaptıktan sonra anlatmanın farkını hep bilecez… Bu dünya üzerinde genelde yalnız olacaz, bizi anlamalarını beklemeyecez ama biz hep biz olacaz, yine gezecez, yine yapacaz, yine yıkacaz, keyfinide çıkaraz, hüznünüde yaşayacaz ama ot gibi oturup kaderimizi beklemeyece… Biz kaderimizin üzerine gidecez… Biz kimmiyim… Bilmiyorum hala arıyorum… Bulursam anlatırım…
Goethe demiş ki:”Malını kaybeden bir şey kaybetmiştir. Şerefini kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Cesaretini kaybeden, her şeyini kaybetmiştir.”

18
Ara
10

Gece, Yıldızlar ve Huzur Benimle…

Gece karanlığının nöbetini tutuyorum, güneş geldiğinde teslim etmek için, daha bir yaratıcı oluyorum geceleri, kelimeler daha çok fışkırıyor beynimden, cümleler daha bir vurucu oluyor geceleri. Kararlar alıyorum hayatımı değiştirecek sabah hepsinden vazgeçtiğim. Karanlık değil aydınlık korkutuyor beni, gündüzün iki yüzlü insanlarındansa, gecenin karanlık yüzlerini tercih ediyorum. Melankoliyide seviyorum, sessizliğin sesinide… Koca sessizliği istersem bozabilirim, istersem kendime saklayabilirim biliyorum. Hüzünleniyorum her gece, o zaman yaşadığımı hissediyorum, yaşadığımı hissettikçe daha bir mutlu oluyorum hüznümü bastırıyorum sabaha doğru, güneşle öldürüyorum kendimi, saklanıyorum karanlıklara. Gece herşey daha bir basit, herşey daha anlaşılır oluyor. Sevgilinin yatakta sessiz sessiz yatarken boynundan derin bir nefes çekip kocaman bir öpücük kondurması, Üç saniyeye sıkıştırılmış yedi ciltlik aşk romanından daha etkileyici, Grange’ın kitaplarından daha heyecanlı geliyor adama. Geceleri yazıyorum yazılarımı, karanlıktan ilham alıyorum, ben geceye bırakıyorum kendimi, yazacağım mod’a o karar veriyor… Gecelerin yanlızlığıda, kalabalığıda, sesleride, sessizliğide, melankoliside, polis cevirmeside mutlu ediyor beni. Boş caddeler, sarhoşlar, yanıp sönen trafik lambaları, Bulutlar arkasındaki dolunay, kimi zaman suya vuran yakamoz ve gecenin güzelleri yıldızlar… Bulutsuz yaz gecelerinde çimenlere yatıp yıldızları izleyerek kurduğum hayallerimdeki huzur artık benimle… Yıldızları o da seviyor.  Gece, Yıldızlar ve Huzur artık benimle :D

George Bernard Shaw demiş ki : “Yaşlılar için huzur, gençler için ümid gizlidir gecenin koynunda.”

P.S : Yaşlanıyorum galiba :D

04
Kas
10

Korku Filmi Kuralları !!!!!

*Erkeklik yapıp önden gitmeyeceksin ölürsün…

*Karanlık yerlere tek başına veya biriyle gitmeyeceksin ölürsün…

*Kuytu köşede sevişmeyeceksin ölürsün…

*Ben bi jenaratörü çalıştıtayım, yok sigortayı tamir edeyim deme ölürsün… (bunları yapmak senin ne haddine)

*Uyuma ölürsün…

*Bir bira alıp geleyim deme ölürsün…

*Eline balta alıp kırsala karışma ölürsün…

*Katili tuzağa düşürdüğünü sanma ölürsün….

*Kaçarken ormana saklanma ölürsün….

*Zenciysen ölürsün…

*İyi espri yapıyorsan biraz dayanır sonra ölürsün…

*Yakışıklıysan ölürsün…

*Kafa tutarsan ölürsün…

*Filme renk katmıyorsan ölürsün…

*Başrol kahramanına çok yakınsan ölürsün…

*Başrol kahramanına uzaksanda ölürsün…

*Araba çalışmıyorsa ölürsün…

*Kapılar kendiliğinden kapanıyorsa yine ölürsün…

*Yakınlarda göl, deniz, kayalık, ahır, kiler, orman, ve ağaç ev varsa ölürsün…

*Latince sözler duyuyorsan ölürsün…

*Beyaz giymiş küçük kız çocukları görüyorsan ölürsün…

*Hayelet, zombi, boogeyman, gölge, ölmüş birilerini görüyorsan ölürsün…
Birşey eklemek isteyen varsa yorum bölümümüz açık :D

20
Haz
10

Klişeler #3 -Random-

Zurnanın zırt dediği noktadan gayet uzak bir noktada olmamıza rağmen karşılaşma sıklığı olarak gayet fazla olan klişelerden random seçmeler yaparak abuk subuk bir yazı yazmaktır amacım :D

*Kırmızı kablomu mavi kablomu ?
Bunun bir püf noktası var… Hangi kabloyu seçersen seç son 1-2 saniye karar ver ! asla unutma bunu !Hep doğru kabloyu seçeceğini unutma bu bir film, kesinlikle teröristleri yeneceksin :D. Tam bir Amerikan filmi klişesi :D Buna bağlı olan ve sabahları beni uyandıran saate benzeyen geri sayaçlı bir digital saate bağlıdır bu kablolar. Sanki bombacı bütün bombayı 2 kablodan yapmıştır. Gerzek herif kimse yoksa etrafta bırak patlasın atom bombası değil ya :D

*Kazanmak Mühim değil, öneli olan yarışmak…
Hadi ordan sende… yürü git.. Birinciyle aynı ödülü alacaksam evet sorun yok kısmen ama ne diye Mühim olan katılmak diyeyim ki… Hayatta herkes en az 1 kere birinci olmuştur sperm olarak… O durumda olsaydınız düşünün… Önemli olan katılmak mı diyecektiniz. Siz değil bir başkası çıkacaktı ananızdan :D O yüzden bir yarışmaya katılıyorsanız birinciliği hedefleyin ikinciliğe razı olun üçüncü olursanız ağlayın :D Çok ağlayın ki sizi hırslı zannetsinler.

*Şu an 70 milyon bizi izliyor…
Televizyona çıkan herkesin düştüğü bir yanılgıdır. Herkesin onları izlediğini sanır. Behlülle Bihter Kerkişse televizyon ekranlarında o zaman bile 70 milyon onları izlemezdi emin olun. Çok önemli bir iş yapıyor olsanız televizyon ekranında olmazdınız emin olun… Bu laf Çin halk Cumhuriyetinde geçerli olabilecek bir laftır… Orada söyleyin bunları biz yemeyiz :D

*Aglamiyorum… Gözüme bisey kaçti…
Erkekliğe bok sürdürmemek için yapılan nafile girişimlerden biridir aslında… Aslında dese ağlıyorum, karşısında kız varsa duygulanır hemen sarılır ona :D Erkek arkadaşlarının yanında karı gibi ağlama lafını işitmemek için veya daha ilerde ” nasıl ağlamıştın lan öyle karı gibi” denmemesi için yapılan nafile çalışmayı arkada bırakın… Öyle diyecek adamlarla işiniz olmasın. Ya da alın elinize 3-5 soğan doğramaya başlayın az da olsa kamufle edebilir.

*Yemezsen arkandan aglar…
3-5 yaşlarında olanların psikolojisini bozmak için yapılan bir laf. Çok şükür annem söylemedide benim psikolojim daha az bozuldu. Düşünsenize tabağınızda hüngür şakır ağlayan bir et parçası ” beni ye” diye… Korkarım lan ben ondan ! Canlı canlı bişey yediğimin hissine kapılırım. Taylantta, çinde, japonyada yiyorlar böyle canlı canlı ama burası Türkiye ulan, biz kımıldayan şeyleri yememe gibi bir huyumuz var hatta az pişmiş etten bile uzak dururuz… Lütfen ağlamada biz yiyyelim seni :D Şeftalinin tüyü bile bende aynı etkiyi yapar, sanki bir hayvanı tüylü tüylü yiyormuşum gibi hissederim :D Yazarken bile dilim uyuştu :S

*Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için…
Otos, Portos, Aramis ve Dartanyanın yani çakma üç silahşörlerin -ki bunlara hala neden üç silohşörler derler- aralarında söylediği bir laftır. Pratik hayatta kullanımı için en az üç kişi olmanız gerekir. Aslında başlarında bir müdür olsa hiç öyle olmaz, herkes kendini göstermeye çalışır yanındakine kazık atmak vaciptir :D

*Ben almiyim rejimdeyim…
Bu lafın söylendiği gün büyük ihtimalle pazartesidir. salı günü sorsanız böyle bişey duymayacağınıza eminim :D Karşı tarafın içi gider ama alamaz… O lafı söylediğinde yutulacak bir söz değildir… ayrıca bir parça bile bozacaktır günübirlik diyetinizi… Canım istemiyor, çok yedim falan deyinde rezil olmayın bari… ama karnınız guruldar, işte o an nafile bir çabada olduğunuz için çirkefliğe verin, deniz mahsulleri bağırsak hareketlerimi hızlandırıyor diye. Bu iğrenç foktan muhabbetti kimse uzatmak istemez :D

15
Mar
10

Ablamın Komando Eğitimi :D

Yıllar önce ablamda yaşadım bir süre – Lise hazırlık ya da 1. sınıfta falandım-. Beni komando eğitimine tutarak tek başına hayatta kalma sanatının inceliklerini sirkteki kaplan eğitmenlerinin yaptığı gibi kırbaçlama usulu olmasada psikolojik savaş taktiklerinin en acımasızcalarını kullanarak beni hayata hazırladığı bir dönemdir… Şimdi olduğu gibi o zamanlarda uyanma problemim vardı. Beni uyandırmak için üşenmemiş gitmiş Kibariye kaseti alıp her sabah uyandırma alarmı niyetine kullanarak her sabah cinnet geçirmemi sağlayarak uyandırırdı. O zamanlar kırmızı bir kaset çalarım vardı odamda ve yatağa baya uzaktı, üşenmeden gelip kaseti koyar ve play tuşuna basıp kaçardı… Kibariyenin şarkı söylediğini zannettiği çığırmalarına 37 saniye dayanıp Usain Bolt’un 100m Sprint rekorunu bile geride bırakacak şekilde banyoya gidip okula gitmek için çatalla traş olurdum. Çatalla derken Kibariye sersemliğini attıktan sonra traş bıçağına geçerdim… Birgün bana temiz gömlek giymek istermisin dedi bende tabiki pis pis gezemeyeceğim için ablamın kurduğu tuzağa şen bir sazan gibi atlayarak “evet” dedim. o an Michael Myers’ın Hallowen filminde sahneye girdiği müziğin aynısını duyduğuma yemin edebilirim… Ablamın gözlerindeki ışıltı komando eğitiminin başladığının işaretiydi… Beni çamaşır makinasının önüne kadar hipnotize etmiş bir şekilde sürükleyerek eline aldığı kirli çamaşırlarımı makineye doldurarak makinanın tüm çalışma inceliklerini anlattıktan sonra bana okumayı yeni öğrenen çocuklara yaptıkları gibi 50 kere tekrarlattırarak çamaşır makinasının tüm inceliklerini öğrendim. Artık Cırt Ayşe Teyzeye bile ihtiyaım yoktu… Hatta makinayı söküp takar parçada arttırmazdım… Vay be ben neymişim diyerek salona geçip keyfini sürerken peki gömleklerinin ütülü olmasını istermisin diye tuzak bir soru daha sordu. Desem ki hayır ütüsüzde giyerim, beni okula ütüsüz gömlekle gönderir, karizmamı çizer kızlar dalga geçer fiyakam ya da cakam bozulur diye istemeye istemeye evet dedim… Gel benle diyerek ütü odasına soktu beni. Bak bu ütü diye başlayarak -sanki hiç ütü görmemişim ya- ütüleme teknikleri üzerine bana hızlandırılmış bir kurs verdi. O gün hayatımda bu kadar değişikliğe hiç ihtiyacım ve takatim yoktu. O günden sonra kendi çamaşırlarımı kendim yıkamak, asmak ve ütülemek zorunda kaldım. Arkadaşlar kız tavlamaya giderken ben çamaşır yıkamak zorunda kaldığım günleri hiç unutmam peh be ablacım :S Neyse komando eğitimi bitmemişti ablam artık komando eğitimi dışına çıkarak gayet bordo bereli kıvamında tavizsiz eğitimini sürdürmeye devam ediyordu. Ütü işlerini bitirdikten sonra rahat bir nefes alacağımı düşünerek içeri geçerken beni mutfaktan çağırdı… Gel yamak sana yemek nasıl yapılır pratik bir şekilde anlatacam. Genelde aynı şekilde yapılır bir kaç yemeği öğrenirsen hepsini kıvırsın diyerekten beraber 3 çeşit yemek yaptık. Pilav yapmayı işte o gün öğrendim, ablama müteşekkirim. Onun sayesinde kızlara yemek yaparak tavlama diye bişey keşfetmiştim. Hem de eve getirebiliyordum… Hepsi ağzı bir karış açık kalacak yemekler yapıp, ağıma düşürdüğüm kızların sayısı gayet yeterlidir. Bu kız tavlama işinde en çok yıkama ve ütüleme işime yarayacağımı düşünürken yemek skorları hepsini solladı :D Bir ev hanımı gibi yapamasamda temel bilgilerle uydurarak yaptıklarımda yeterli oluyor ve yetiyordu bana :D Özellikle tek başıma yaşamaya başladıktan sonra işime yaradı. Ablam bir kaç sene sonra yanlız yaşayacağımı biliyordu heralde o yüzden beni hayata hazırlamaya başlamıştı. O gün hayatımı değiştirmişti, bir yerden başlamıştım ve herşeyi artık kendi başıma yapabiliyordum…  Aslında bunları öğrenmem daha çok kız tavlamama değil daha az kız tavlamama neden olmuştur. Artık kızlara ihtiyacım yoktu. Ne çamaşır ne bulaşık,ne ütü ne de yemek için… Bir çok arkadaşım sırf bunları yapamadıkları için gerzek ve kemçük ağızlı kızların çilesini çekmek zorundayken ben seçiciliği sonuna kadar kullanıyordum ve durumdan acayip memnundum :D Teşekkür ediyorum ablacım…iyiki beni o gün eğitmişsin ve kimseye boyun eğmeden yanlız başıma ayakta durabilmem için başlangıç adımlarımda yardımcı olmuşsun :D Öptüm seni kocaman :D

15
Oca
10

Deep Impact !!!!

Şimdi dünyaya bir göktaşı yaklaşıyor ve siz hala tek eşlisiniz….ya da hala diettesiniz pehhh. devam devam… Show must go on…. ! Hani derler ya yarın ölecekmiş gibi ama asla ölmeyecekmiş gibi yaşa… Ben yarın ölecekmiş gibi yaşamayı seçerdim heralde… Neler yapardım maddeler halinde yazayım…* Bir kere asla tek eşli olmam… Tüm çiçeklerden bal alırdım kana kana :D
* Yiyebildiğim kadar yerim. Kalori nedir bilmem… Tereyağlı iskenderler, Kanat ızgaralar, Kuzu tandırlar vs derlen offff gözüne vururdum yemeğin…
* Alkol bolca aldığımı düşünüyorum ama yeterincenin yeterli olmadığını gösterirdim…
* Louvre Müzesine gider tüm paramı harcayana kadar orada kalırım :D
* Rusyaya vize kalkıyormuş……..
* Sıcak denizlere inme ( panslavizm ) politikasını uygulayıp hemen izmire ya da antalyaya taşınırdım :D
* Hep yazmak istediğim kitabı Charles Bukowski kıvamında Kadınlar kitabı formatına çevirirdim ve hemen yayınlardım :D
* Facebookumda silmediğim 90 kişiyide silerdim :D
* Pazarlama Müdürüme fırçayı kayar ama işi bırakmazdım… O beni atsın :D
* Bu kart sesimle bir albüm çıkarıp listeleri altüst etmeye çalışırım :D
* Pierre Lotide bişeyler yer hesabı onlar geçirmeden kaçardım… Ben onlara geçirirdim :D
* Bir zenciyle cinsel organ değiş-tokuşu yapardım ama bu biraz tehlikeli :D
* Ajdarla kanka olur söhretin nimetlerinden yararlanırdım :D
* Eczaneden tüm kafa yapıcıları alır tek kerede kullanırdım :D
* Değişik yerlerde sevişirdim… Sahilde, piknikte, otopark tuvaletinde, evin terasında, ayda, rezidansın 35. katının canımda, ayı postunun üstünde… hayal gücüm pek keskin değil :(
* oscar ödül törenine katılmak süper olurdu ama süper sexy Holywood starıyla…
* Bizde pek tabut kültürü yok ama mp3 çalabilen ve internete wireless bağlanabilen bir tabut yaptırtırım… ama parasını ödemem !
* Direk atlayacağım şeyler dersem İspanyayı görmek, yok bilmem nerede dalış yapmak, yok cape town’ı görmek falan… aman fani şeyler bunlar… Yer, içer, sevişirim… bunun dışında göktaşı dünyaya çarpmadan önce ne yapmak istersiniz siz söyleyin bari !




Twitterdan Takip Et

  • kendimi muzige biraktigimda gittigim yerlere sizi de goturmek isterim. kendimi daha acik ifade edebilecegim bi yer yok cunku. 3 months ago

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,400 hits