Archive for the 'Gece' Category

13
May
12

Porno filmdeki figuran…

image

Porno filmdeki figüran, evet işte o benim. Diyeceksiniz genelde insanlar kendilerini başrole koyar, niye başrolü seçmedin ayrıca neden sanatsal,macera ya da polisiye film değilde porno. Sözün özüne şöyle başlamak daha aydınlatıcı olur. Ben Pattaya, Thailandda yaşıyorum yani dünyanın en büyük açık hava kerhanesinde. Burada yaşayan kadınların %85’i ya orospu ya da yeteri kadar para öderseniz sizinle yatmaya meyilli. Durum aslında sadece bayanlarla bitmiyor, buradaki erkeklerin  %40 bildiğimiz tip erkek, %10’u Emo saçlı parti boy, %35’i kırıtık ve %15’i de travesti. Ne biçim yermiş lan orası dediğinizi duyar gibi oluyorum. İşte bu yüzden kendimi porno filmdeki figüran gibi hissediyorum. Konulu filmde konu başlamadan önce sağdan soldan geçen ama aksiyon başladıktan sonra orada olmayan kişi benim. Sahil yolu boyunca bekleyen orospuların önünden geçerken düzenli olarak duymaya alıştığım  “Hello, How much ?” Sözü; figüranı olduğum porno filmin başlama gongunu duymuşum gibi hissettiriyor bana. Sadece sahil yolu değil, sahil yolunun bitiminde başlayan “Walking street”e girince karşınıza çıkan “A Go Go” barlar bu gong hissiyatının bittiğini ve bir sonraki aşamaya geçildiğini anlatan birer sinyal gibi. A Go Go basit olarak striptiz klübüne benzesede normalde sitriptiz klübünde kızlar giyinik çıkar ve dansederek image çıplak kalmayacak şekilde kıyafetlerini çıkarırlar. Tabi a go go da öyle değil, ben size ne diyorum, ben porno filmde figüranım diyorum, o yüzden a go go ları striptiz barlardan ayıran iki özellik var. Burada kapıdan girdiğiniz anda tamamen çıplak kızlarla karşılaşıyor olmanız , tamamen çıplak derken üstlerinde sadece 4 parmak genişliğinde bir etekleri var ve içki koyduğunuz masanın üstünde dansediyorlar. Şimdi ikinci özelliğe gelirsek a go go ile striptiz klübü birbirinden ayıran, a go go dan kızları kısa süreli veya tüm gecelik para karşılığı kiralayabiliyorsunuz. Kaç tane istiyorsanız… İşte ben bu yüzden porno filmdeki figüranım. İçkinizi içtiniz eve ya da otele gitmek istemiyorsunuz bara ya da club’a girdiniz. Beğendiğiniz bir kız olursa birşeyler ısmarlayıp geceyi birlikte geçirmek için pazarlık yapabilirsiniz. Pazarlık her zaman yapın :) Gittiğiniz mekanlarda birilerini beğenemediniz ya da yeteri kadar içmediniz, otele yürüyerek dönerken sigara ve soğuk alkollü içki almak için 7/11’a girdiniz. Bir baktınız hoş bir hatunda tek başına alışveris yapıyor. Hemen yanaşıp “Hello mello” dedikten sonra birseyler icelim mi gibi klişe bir cümle ile giriş yaptıktan sonra hatun evet derse bu geceyi sizle gecirip geçirmeyeceğini sorabilirsiniz. Tabi para karşılığı. İşte ben böyle bir yerde yaşıyorum ve unoffical mesleğim porno filmdeki figüranlık. Bu arada erkekler için yazılmış bir yazi gibi görünse de aslında cinsiyet farketmez. Paranız varsa kız olmanız onlar için sorun teşkil etmiyor ve bu hizmetleri günün 24 saati alabilrsiniz.  Dünyanın en çılgın şehrinden sevgilerle Nif :]

Walter Scott demiş ki: ” Paranın öldürdüğü ruh, kılıcın öldürdüğü bedenden fazladır. ”

Daha Fazla Bilgi için Tıkla

02
Ağu
10

See you later allagator….

Tarih Fii tarihi… Biz izmir alsancakta arkalarda bir bara girdik. İzbe bir yer… Saat 01’i geçiyor. Saatler durmuş zaten o gün gelmişim izmire. Neyse alel acele kafamızın iyi olması lazım, bizde bir bilene danışıp barmene sorduk. “Dostum bize öyle bişey yap ki kafaları hemen saat 1-2 kıvamına getirsin” oda bize fazla düşünmeden “olur, size See You later” yapayım” dedi. ismi bile güzel see you later :D bizde ismini duyar duymaz evet yap bize dedik. Neyse bişeyler koydu shakerın içine shake yaptı, buz koydu tekrar shake yaptı falan derken önümüze su bardağı gibi bir bardakta bulamaç gibi bir içki getirdi ve ” See you later allagator, dont forget toilet paper ” diye servis etti :D bizim gözler tabi dışarı fırlamış bakıyoruz bardağa, ” Ha bu arada unutmadan bu shot yapılır ” dedi ama kocaman bardak , nasıl içilmesi gerekiyorsa yaptık kafaya çektik bunu. offf kezzap gibi, değdiği her yeri yakıyor :S garip bişey, lezzet namına hiç birşey yok ama lezzet arayan kim ki zaten… Neyse biz içtikten sonra 2 bira söyledik ağzımızı çalkalamak için ama kar etmedi. kafalarda iyi olmadı bira bitene kadar. Bara yanaşıp tam hiçbişey olmadı diyecekke barmen ” Abi bişey olmadı deme bekle” dedi bende ” o zaman 2.leri yap bize” dedim abi ” bu sizi götütür ama “dedi ” Gittiği yere kadar” derken o yine shake yaptı buz kattı bişeyler ekledi shake yaptı koydu bulamaçı önümüze. ” see you later allagator don’t forget toilet paper” derken. biz yine çektik bunları , müzik daha güzel, hayat daha güzel, izmir ve tüm türkiye daha güzel derken gece ilerledi. Son hatırladığım şeylerin listesi şöyle

1- arabayı arıyorduk ama eve gitmek için değil uyumak için
2- Arabayı koyduğumuz sokağı arıyorduk
3- gülüyorduk ama neye…
4- Ayakkabıma taş kaçmış ama kimin umrunda
5- Kız yok lan sokaklarda
6- Taksiyi kim çağırdı lan
7- Kaçıncı katta oturuyordun sen
8- Ayakkabılarımı çıkarmam lazım
9- Kimin umrunda
10- Halı ne kadar yumuşak………

sabah kalktığımda kapının girişindeki halının üstünde yatıyordum ve ark. da yanımda yatıyordu… tek ayakkabım ayağımdaydı…  offf
Şimdi anlıyorum barmen dostum seni… See you later allagator dont forget toilet paper derken :S Bir daha olsa bir daha yaparım :D

20
Haz
10

Klişeler #3 -Random-

Zurnanın zırt dediği noktadan gayet uzak bir noktada olmamıza rağmen karşılaşma sıklığı olarak gayet fazla olan klişelerden random seçmeler yaparak abuk subuk bir yazı yazmaktır amacım :D

*Kırmızı kablomu mavi kablomu ?
Bunun bir püf noktası var… Hangi kabloyu seçersen seç son 1-2 saniye karar ver ! asla unutma bunu !Hep doğru kabloyu seçeceğini unutma bu bir film, kesinlikle teröristleri yeneceksin :D. Tam bir Amerikan filmi klişesi :D Buna bağlı olan ve sabahları beni uyandıran saate benzeyen geri sayaçlı bir digital saate bağlıdır bu kablolar. Sanki bombacı bütün bombayı 2 kablodan yapmıştır. Gerzek herif kimse yoksa etrafta bırak patlasın atom bombası değil ya :D

*Kazanmak Mühim değil, öneli olan yarışmak…
Hadi ordan sende… yürü git.. Birinciyle aynı ödülü alacaksam evet sorun yok kısmen ama ne diye Mühim olan katılmak diyeyim ki… Hayatta herkes en az 1 kere birinci olmuştur sperm olarak… O durumda olsaydınız düşünün… Önemli olan katılmak mı diyecektiniz. Siz değil bir başkası çıkacaktı ananızdan :D O yüzden bir yarışmaya katılıyorsanız birinciliği hedefleyin ikinciliğe razı olun üçüncü olursanız ağlayın :D Çok ağlayın ki sizi hırslı zannetsinler.

*Şu an 70 milyon bizi izliyor…
Televizyona çıkan herkesin düştüğü bir yanılgıdır. Herkesin onları izlediğini sanır. Behlülle Bihter Kerkişse televizyon ekranlarında o zaman bile 70 milyon onları izlemezdi emin olun. Çok önemli bir iş yapıyor olsanız televizyon ekranında olmazdınız emin olun… Bu laf Çin halk Cumhuriyetinde geçerli olabilecek bir laftır… Orada söyleyin bunları biz yemeyiz :D

*Aglamiyorum… Gözüme bisey kaçti…
Erkekliğe bok sürdürmemek için yapılan nafile girişimlerden biridir aslında… Aslında dese ağlıyorum, karşısında kız varsa duygulanır hemen sarılır ona :D Erkek arkadaşlarının yanında karı gibi ağlama lafını işitmemek için veya daha ilerde ” nasıl ağlamıştın lan öyle karı gibi” denmemesi için yapılan nafile çalışmayı arkada bırakın… Öyle diyecek adamlarla işiniz olmasın. Ya da alın elinize 3-5 soğan doğramaya başlayın az da olsa kamufle edebilir.

*Yemezsen arkandan aglar…
3-5 yaşlarında olanların psikolojisini bozmak için yapılan bir laf. Çok şükür annem söylemedide benim psikolojim daha az bozuldu. Düşünsenize tabağınızda hüngür şakır ağlayan bir et parçası ” beni ye” diye… Korkarım lan ben ondan ! Canlı canlı bişey yediğimin hissine kapılırım. Taylantta, çinde, japonyada yiyorlar böyle canlı canlı ama burası Türkiye ulan, biz kımıldayan şeyleri yememe gibi bir huyumuz var hatta az pişmiş etten bile uzak dururuz… Lütfen ağlamada biz yiyyelim seni :D Şeftalinin tüyü bile bende aynı etkiyi yapar, sanki bir hayvanı tüylü tüylü yiyormuşum gibi hissederim :D Yazarken bile dilim uyuştu :S

*Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için…
Otos, Portos, Aramis ve Dartanyanın yani çakma üç silahşörlerin -ki bunlara hala neden üç silohşörler derler- aralarında söylediği bir laftır. Pratik hayatta kullanımı için en az üç kişi olmanız gerekir. Aslında başlarında bir müdür olsa hiç öyle olmaz, herkes kendini göstermeye çalışır yanındakine kazık atmak vaciptir :D

*Ben almiyim rejimdeyim…
Bu lafın söylendiği gün büyük ihtimalle pazartesidir. salı günü sorsanız böyle bişey duymayacağınıza eminim :D Karşı tarafın içi gider ama alamaz… O lafı söylediğinde yutulacak bir söz değildir… ayrıca bir parça bile bozacaktır günübirlik diyetinizi… Canım istemiyor, çok yedim falan deyinde rezil olmayın bari… ama karnınız guruldar, işte o an nafile bir çabada olduğunuz için çirkefliğe verin, deniz mahsulleri bağırsak hareketlerimi hızlandırıyor diye. Bu iğrenç foktan muhabbetti kimse uzatmak istemez :D

11
Nis
10

Five Rules Of Girl

1-Love Me But Don’t Touch Me !Gördüğünüz gibi ilk kural sev beni ama bana dokunma… Dokunmadan sevgi, aşk mı olur yaw… Hatta bir klişe vardır ” Ten uyumumuz yok” diye… yani dokunmadan koklamadan aşk mış sevgiymiş lave mış olmaz kardeşim…. Dokunacan bakacan kızın teni asidik mi bazik mi ? Nötr de Dove mu kullanıyor anlamadan tanımadan aşk, sevgi love mı olur yaw :S Neyse 2. kurala geçelim….

2-Touch Me But Don’t Kiss Me !

Neyse 2. kurala geçmeden önce kızın teni asidik mi, bazik mi ? öğrenmişiz, şimdi dudakları kiraz mı çilek mi onu öğrenecez… :D Aslında Öğrenemeyecez çünkü don’t kiss me diyor hatun. Evet bu aşmak için ne yapılası gerekir onu anlatacam kısaca… İlk önce üşümesini sağlayın… eğer mevsim yaz ise işiniz zor ama o zamanda bayıra ya da deniz kenarına götürmeniz lazım esintili bir mekan bulmak için… Neyse esintili bir mekan buldunuz ve rüzgar kuzey – kuzey doğudan 3-4 kuvvetle esiyor. Hımmm güzel bir başlangıç diyebiliriz ve tanrıya dua eder bu hava akım hızını korumasını dilerizk i bundan daha soğuk olursa kız eve gitmek ister daha yavaş olursa hava ısnır sarılmana ihtiyaç kalmaz… Neyse tanrı yardım etti hava stabil solundan hatuna yaklaşırsın. Ona romantik bişeyler söylersin. Mesela ; “Canimi kapina, yüregimi ellerine, ruhumu bedenine, uykumu yatagina, öpücüklerimi dudagina gönderecegim!. Ve yemin ederim seni ölünceye kadar SeVecegiM!…” diye ucuz bir sözle 16 yaşında ya da 3 vodka içmiş hatunu tavlayıp öpebilirsin. daha iyisi elinden geliyorsa ardına koyma :D Neyse çaktırmadan öpücüğü aldıysan 3. aşamaya geçiyoruz bebeğim :D

3-Kıss Me But Don’t Use Me !

Bu tamamen beni one night stand olarak kullanma demek amazon dilinde :D Kısaca Hang Out But Don’t use Me… Çıptıs Çıptıs mekanlara gidelim takılalım, erotik dansla yapayım sana, öpeyim kiraz dudaklarından, seni sonuna kadar sex’e hazırlayım ama yarı yolda bırakayım kuralıdır Number 3… Yani köy çeşmesini suyla gidip susuz getirme kuralı ama bize işlemez tabiki. Kızların kendi aralarında kullandıkları bişeydir. Kendimi kullandırmadım lafı… lafta kalır. sen benim yanımda olduğun her an zaten ben seni kullanıyorum, öpmem koklamam, elden tutman ya da tutmaman bişey değiştirmez, ben seni kullandım ama sen farkında değilsin diyerek diğer kural Number 4’e geçebiliriz :D

4-Use Me But Don’T Forget Me !

Şimdi burası pek karmaşık. Bu kısımda Fuck buddy’e geçip geçmemek sizin elinizde :D Ara ara ziyaretlerle hatrını sorduğunuz geceler yaşayabilir ve geçici hafıza kayıplarıyla durumu idare edebilirsiniz :D İstesenizde unutamazsınız… Bir laf vardır ” Tatlı Tatlı yediğiniz hurmalar, çıkarken kıçını tırmalar” diye… Ya yerken tatlı tadı unutturmaz ya da çıkarken ki acı tadı. Unutanı görmedim… neyse son kural Number 5’e geçelim…

5-Forget Me But Don’t Tell Anyone !

Bu kısma bişey yazmak ve yazmamak arasındayım aslında. Zaten unutulmaz olsan Number 4’e döneriz ki Zaten Number 5’e ihtiyacım olmaz. İşte bu son şık kızların aptallıklarının son noktasıdır. Aslında Don’t Forget Me But Don’t Tell Anyone deseler çok sevinirdim. Burada “Forget Me But Don’t Tell Anyone” but yerine and kullansalar daha iyi olurdu. Burak Kut’un bir parçası vardı ” Yaşandı Bitti Saygısızca, Aldatmanın tadına varınca” gibi bişeydi. Zaten erkekler dünyaya 25 yaşına kadar süper hafızalı, 25 yaşından sonra alzheimer olurlar. İstesenizde sizi hatırlamazlar merak etmeyin.

Neyse kızların kuralları çiğnenmek içindir tüm kural ve kanunlar gibi… Çükü biz türküz kız dediğin elinin kiri… Kirin ne kuralı olur… aman hadi naş bebeğim… Beğnini çok zorlama… Aşıksan batmışsındır boka…

18
Mar
10

Günler 48 saat olsun artık !!!

Günler 36 saat hatta 48 saat olsun… offf günler yetmiyor… Çalıştıktan sonra can kalmıyor ki insanda, pelte gibi yayıldıkça yayılası geliyor… Ne kitap okuyabiliyorsun, ne film izliyebiliyorsun, ne arkadaşlarınla takılabiliyorsun, sinema ya da tiyatro hak getire. Sevişmek bile tercihen. Zaman bana hiç yetmiyor aralarından birini seçene kadar geçen zaman bile fazla. Yok kitap okuyayım yokya yorgunum gözler bitik, yok bir film koyayım derken ooo Bihterle Behlülün ilişkisi gibi sonuçsuz kalıyor seçimler… Yemek yerken film izleyelim derken bir bakmışsın saat 22 olmuş bile. Ev işleri, yok işle ilgili raporlar, sen ne yaptın ben ne yaptım derken zaten saat 24’ü vuruyor…. Uyumasan diğer gün feci geçiyor uyusan zamanı boşa harcıyorum derken kendine kızıyorsun… Günler uzatılsın ama bizim millet öyle bişey olsa bihter behlülü 7 saat yapar, haber bültenleri 4 saat olur, televoleler ve evlenme programları patlama yapar, kimsenin kitap okuyup film izleyeceğini arkadaşlarıyla keyifli zamanlar geçireceğini düşünmüyorum…Uyuma işi 4 saatden fazla da olmamalı… Zürafalar günde 5dak*4 den 20 dakika toplam, o 20 dakikayıda ayakta uyurlarmış ama bizim millet Bihter behlül izleyelim derken sevişmeye bile zaman ayırmazlar. Okumam gereken binlerce sayfa izlemem gereken yüzlerce film öğrenmem gereken milyonlarca şey varken uyumak kendimi suçlu hissettiriyor. Benim gibi düşünen çok adam olduğunu biliyorum ama sadece 7 saat bihter behlül izlemek isteyenlerinde bir o kadar olduğuna eminim… Yoruldum artık herşeyi sıkış tepiş yaşamaktan… İyi ki Ankarada oturuyorumda trafikte saatlerimi harcamıyorum. yoksa hiçbirşey için zamanım olmazdı… Birde Ankarayı sevmezler. Bana günde 1 – 1.5 saat kazandırıyor birşeyler yapmak için ama o bile yetmiyor… Hızlı okuma tekniği çalımam lazım… 15000 sayfa okumam gereken kitap, RSS readerda okumam gereken 1200+ blog yazısı, arşivde izlenmesi gereken yüzlerce DVD derken dünyadaki en zor yapılan şey olan “seçim”‘i yapmak… Size yetiyor mu zaman… ya da neyi tercih ediyorsunuz…
15
Mar
10

Ablamın Komando Eğitimi :D

Yıllar önce ablamda yaşadım bir süre – Lise hazırlık ya da 1. sınıfta falandım-. Beni komando eğitimine tutarak tek başına hayatta kalma sanatının inceliklerini sirkteki kaplan eğitmenlerinin yaptığı gibi kırbaçlama usulu olmasada psikolojik savaş taktiklerinin en acımasızcalarını kullanarak beni hayata hazırladığı bir dönemdir… Şimdi olduğu gibi o zamanlarda uyanma problemim vardı. Beni uyandırmak için üşenmemiş gitmiş Kibariye kaseti alıp her sabah uyandırma alarmı niyetine kullanarak her sabah cinnet geçirmemi sağlayarak uyandırırdı. O zamanlar kırmızı bir kaset çalarım vardı odamda ve yatağa baya uzaktı, üşenmeden gelip kaseti koyar ve play tuşuna basıp kaçardı… Kibariyenin şarkı söylediğini zannettiği çığırmalarına 37 saniye dayanıp Usain Bolt’un 100m Sprint rekorunu bile geride bırakacak şekilde banyoya gidip okula gitmek için çatalla traş olurdum. Çatalla derken Kibariye sersemliğini attıktan sonra traş bıçağına geçerdim… Birgün bana temiz gömlek giymek istermisin dedi bende tabiki pis pis gezemeyeceğim için ablamın kurduğu tuzağa şen bir sazan gibi atlayarak “evet” dedim. o an Michael Myers’ın Hallowen filminde sahneye girdiği müziğin aynısını duyduğuma yemin edebilirim… Ablamın gözlerindeki ışıltı komando eğitiminin başladığının işaretiydi… Beni çamaşır makinasının önüne kadar hipnotize etmiş bir şekilde sürükleyerek eline aldığı kirli çamaşırlarımı makineye doldurarak makinanın tüm çalışma inceliklerini anlattıktan sonra bana okumayı yeni öğrenen çocuklara yaptıkları gibi 50 kere tekrarlattırarak çamaşır makinasının tüm inceliklerini öğrendim. Artık Cırt Ayşe Teyzeye bile ihtiyaım yoktu… Hatta makinayı söküp takar parçada arttırmazdım… Vay be ben neymişim diyerek salona geçip keyfini sürerken peki gömleklerinin ütülü olmasını istermisin diye tuzak bir soru daha sordu. Desem ki hayır ütüsüzde giyerim, beni okula ütüsüz gömlekle gönderir, karizmamı çizer kızlar dalga geçer fiyakam ya da cakam bozulur diye istemeye istemeye evet dedim… Gel benle diyerek ütü odasına soktu beni. Bak bu ütü diye başlayarak -sanki hiç ütü görmemişim ya- ütüleme teknikleri üzerine bana hızlandırılmış bir kurs verdi. O gün hayatımda bu kadar değişikliğe hiç ihtiyacım ve takatim yoktu. O günden sonra kendi çamaşırlarımı kendim yıkamak, asmak ve ütülemek zorunda kaldım. Arkadaşlar kız tavlamaya giderken ben çamaşır yıkamak zorunda kaldığım günleri hiç unutmam peh be ablacım :S Neyse komando eğitimi bitmemişti ablam artık komando eğitimi dışına çıkarak gayet bordo bereli kıvamında tavizsiz eğitimini sürdürmeye devam ediyordu. Ütü işlerini bitirdikten sonra rahat bir nefes alacağımı düşünerek içeri geçerken beni mutfaktan çağırdı… Gel yamak sana yemek nasıl yapılır pratik bir şekilde anlatacam. Genelde aynı şekilde yapılır bir kaç yemeği öğrenirsen hepsini kıvırsın diyerekten beraber 3 çeşit yemek yaptık. Pilav yapmayı işte o gün öğrendim, ablama müteşekkirim. Onun sayesinde kızlara yemek yaparak tavlama diye bişey keşfetmiştim. Hem de eve getirebiliyordum… Hepsi ağzı bir karış açık kalacak yemekler yapıp, ağıma düşürdüğüm kızların sayısı gayet yeterlidir. Bu kız tavlama işinde en çok yıkama ve ütüleme işime yarayacağımı düşünürken yemek skorları hepsini solladı :D Bir ev hanımı gibi yapamasamda temel bilgilerle uydurarak yaptıklarımda yeterli oluyor ve yetiyordu bana :D Özellikle tek başıma yaşamaya başladıktan sonra işime yaradı. Ablam bir kaç sene sonra yanlız yaşayacağımı biliyordu heralde o yüzden beni hayata hazırlamaya başlamıştı. O gün hayatımı değiştirmişti, bir yerden başlamıştım ve herşeyi artık kendi başıma yapabiliyordum…  Aslında bunları öğrenmem daha çok kız tavlamama değil daha az kız tavlamama neden olmuştur. Artık kızlara ihtiyacım yoktu. Ne çamaşır ne bulaşık,ne ütü ne de yemek için… Bir çok arkadaşım sırf bunları yapamadıkları için gerzek ve kemçük ağızlı kızların çilesini çekmek zorundayken ben seçiciliği sonuna kadar kullanıyordum ve durumdan acayip memnundum :D Teşekkür ediyorum ablacım…iyiki beni o gün eğitmişsin ve kimseye boyun eğmeden yanlız başıma ayakta durabilmem için başlangıç adımlarımda yardımcı olmuşsun :D Öptüm seni kocaman :D

10
Mar
10

Yapıştıııırrrrr -Puhahahaa-

Yıllardan 90’ların ortalarında… O zamanlar orta son bilemedin lise hazırlığa falan gidiyorum. Odam benim tapınağım… Hiç çıkmadan günlerce yaşayabilecek erzak, çay makinası, çöp, tv ve radyo teyp var hemde cd’li… Nayse yatakta yatarken sağa sola bakıyorum duvarda benim çizdiğim resimler başucumda mezar taşı falan derken tavanın anlamsızca boşluğu beni huzursuz etmeye başlamıştı… Bişeyler çizemezdim tavana çünkü hem boy problemim vardı – ki o aralar biraz tıfıldım- hem tavana çizmek hiç kolay değil ayrıca değişik bişeylerolsun derken aklıma ışığı emip sonra dışarı veren yıldız şeklinde parlak şeyler geldi… Süper olacaktı… tüm tavanı onlarla kaplayacak, yattığımda gökyüzünü izlemiş olacaktım… Gittim 7- 8 paket yıldız aldım eve geldim yapıştırmaya başladım ama bu salak yıldızlar pürüssüz zeminler için üretildiğinde bizim tavanda isyan edip kendilerini aşşağıya attılar. Neyse pratik çözümler üretmek maksadıyla bizim kiler aynı zamanda babamın alet edevat deposu olan yerde yapıştırıcı bulup yıldızları geldikleri yere tekrar yapıştırdım… Huzur içinde yatağa yattım ama istediğim gibi ışık vermedikleri için sinir olmuştum… ama asıl hikayemizde burada başlıyor. Öbürsü gün ablam telefon etti… Bir taraftan pöskürerek gülüyor bir taraftanda söylemek istediklerini söylüyor tam doğrusu soruyor… 5. seferde anlayabildim. Ablam pöskürerek şunu soruyordu ” Berk sen -puhahahaa- balici olmuşsun… -Puhahahahah zuahahahah- Bali çeki- zuahaha- yormuşsun -puhahahah- Annem çöpünde -puahahaha- bitmiş bali tüpü -puahahah- bulmuş -zuahahaha-” “Oğlum balici oldu -puhahahah- diye ağlıyordu -zuahaha-” Benide bir gülme aldı haliyle annem beni balici zannediyordu salak parlamayan yıldızları yapıştırmak için kullandığım baliyi bitince odamdaki çöpe attığım için -zuahahah- Neyse ben annemim yanına gidince Annem ağlayarak ” sen balimi çekiyorsun” demez mi? Ben orada koptum tabiki… Anne saçmalama -puhahaha- neden bali çekeyim -zuahahaha- falan derken yıldızları falan gösterip ikna ettim ama 2 haftada gözleri üzerimden ayrılmadan devamlı kontrollerle geçirilen 2 hafta sonunda özgürlüğüme kavuştum ve temiz olduğumu kanıtladım :D




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,597 hits