Archive for the 'Çilingir Sofrası' Category

30
Haz
11

İlk Defa Taylandda Gördüklerim…

Bunları nasıl sıralayacağımı hiç bilemedim Karma karışık bir şekilde verecem…

*Biraya buz atmak : Adamlar Biraya Buz Atıyore yaw… İlk önce anlayamadım, buranın Hong Thong diye bir Rom’u var o zannettim ama bira olduğunu görünce kafayı sıyırdım… Genelde Thaililer yapıyor olsada Bir Almanıda böyle Buzlu Bira içerken iğrenerek izledim…

*Redbull Bira : Bunu sadece 1 Thailide gördüm yaygın olmadığını umuyorum…

*Zehir gibi acı : Bu hani bizi adananalılar acı yiyor, yok diyarbakırın acısı falan demeyin… Tüm Doğu Anadoluyu toplayın, işte orada yenen acıyı burada adamlar BİR (Rakamla 1) günde yiyorlar.. Kızın çorbasına koyduğu acı yan masadan benim gözümü yakıyor… Bangkokta yanlışlıkla denedim, başım döndü lan o nasıl birşey… Bu insanlar kendilerine neden bu kadar acı çektiriyor… Acı koymadan yiyemiyorlarmış… Ohaaa… :D

*Herşeyin Micro boyu : Herşeyin ama herşeyin micro boyunu bulabiliyorsunuz derken şaka yapmıyorum…

Şampuan, saç kremi, cola, kahve, tuz :D aklıma gelmedi ama tek tuvalet kağıdı ve tek sigara ve tek shot içki alabileceğin bir farket bile var :D

*Yaşlılar : Pattaya için konuşuyorum buranın yaş ortalaması 80 :D Kendimi huzur evi bahçesinde gibi

hissediyordum ama bu amcaların ne kadar enerjik olabileceklerine şahit oldum :D

*Tuk Tuk : 2 Türü var… Bangkoktaolan Motordan bozma olanlar ki Bangkoka giderseniz kesin binin ama fazla binmeyin istanbul trafiği gibi sıkışık trafikte ekzost dumanı koklamak istemezsiniz :D Diğeri ise Pattayada olan Isızu kamyonetten bozma dolmuş tuktuk :D 10 Baht (0.5 tl) karşılığında sizi uzun uzun götürür :D Yağmur yağınca garip oluyor ama hep efil efil seyehat ediyorsunuz :D

*Açıkta duran etler : Cız Cızcılar olsun tüm etler açıkta… Nasıl oluyor da bir kişi bile zehirlenmiyor ya da

midesini bozmuyor… Garip çok sık tüketmemekle beraber Club çıkışı dayanamayıp bende yiyorum evet itiraf ediyorum bende yiyorum :D

*Yolda Böcek satan adamlar : Kamboçyaya özgü sakın ıyyy demeyin Kamboçya ya hükmeden Pol Pot adında bir şerefsiz dikdatör halkı günlük bir tabak piriç veriyormuş sadece… İnsanlar açlıktan böyle bir yöntem geliştirmişler… Yokluktan… Siz yemeyebilirsiniz ama sakın aşşalamayın… Rejim yıkılmasının üstünde çok yıllar geçmediğinden alışkanlıklar devam ediyor ama genelde Kamboçyalılar yiyorlar…

*Döner kebab satan fikirsizler : Derken Burada Thaililerin ve diğer milletlerden gelenlerin işlettiği Döner tezgahları var… Genelde tavuk döner… Bu adamlar hayatlarında döner görmeden döner kebab satan adamlar halinde otomatiğe bağlanmış bunları satıyorlar… Sıhhi hiçbir yanı olmadığı için tadına bakmak nasip olmadı aman olmasında :D

*Dansedemeyen kızlar : Go Go barlarının girişinde dansedemeyen kızlar koymuşlar… Dansedemeyen diyorum çünkü gerçekten dansedemiyorlar… Bunları köylerinden getirmişler kızlar böyle müziği ilk defa duyunca ne yapmaları gerektiği hakkında hiçbir fikirleri yok o yüzden kıvırmayla sarsılma, titremeyle sallanma arası garip hareketler yaparak çalkalanıyorlar :D

*Her adım Başı Yemekçi : Bu Thailandda 100 dükkandan 90’ı yemek satıyor ve Thaililerin yarısını yemek yerken görebilirsin… Ya yemek satıyorlar ya yemek yiyorlar sanki başka şansları yok :D

*7/11(seven eleven): Thailandın en sevdiğim şeylerinden biri…. Market zinciri ama her köşe başındalar… İnanamazsınız her yerde aynı sokakta 2 tane aynı caddede 30 tane olabilir…  Her türlü günlük ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz 24 saat açık olan marketler… Bu market tarzını çok beğendim… İçki de alabilirsin Sossisli de , Buzda alabilirsin, sıcak kahvede, şampuanda :D Güzel sistem :D

*Köpekbalığı yüzgeci ve Bird Nest : Çinliler akıllarını şeyleriyle bozmuşlar :D Köpek balığı yüzgecinden çorba yapıyorlar ve gramla satıyorlar… Pahalı birde… Bir işe yaradığını düşünmesemde bunu içiyorlar… Bird Nest çorbası ve ondan üretilen bir içecek satıyorlar mini kavanozlar içinde… Tam olarak ne işe yaradığını bilmesemde sizin için içip deneyecem evet evet bunu yapacam :D

*Bir dolu garip meyva ve sarı karpuz : Biz en çok aralarında Lamut diye kahveli meyva diyoruz,onu sevdik :S Durian durian dediler ama hiç beğenmedim…  Ben hepsini anlatmayacam tek tek deneyin :D ama yuvarlak ve avuç içine sığacak kadar olanlardan uzak durun, onların içi hep aynı uzak durun bize tatsız geldi en iyi 3 dersek Lamut (La-mood), Mango ve Pomelo (Portakal ve Greyfrut karışımı). En güzel yanı ise sokaklarda Meyva satıcıları var her tarafta ve karpuzun çekirdeğini bile çıkarıyorlar, hazırlanmasını gerekenleri hazırlayıp elinize veriyorlar :D

*Bu kadar çok Rus : gelen turistlerin %40’ı rusmuş oha dedim antalyadan daha fazla turist var burada :D

*Hello kittyli Crocks : Aslında Burada Herşeyin hello Kittylisi var :D Sadece Crocks değil Motorsikletin bile Kittylisi var…

*Yol boyu Orospu : Beach Road Ortalama uzunluğu 6-7 km olan bir yol ve başından Walking Streetin girişine kadar yol boyu bekleyen Orospuları görebilir ve pazarlık yapabilirsiniz… Erkek Orospularda var ama işlevlerini anlamadım :DDDD

*Sabah altıda yemek yiyen insanlar : Heryede yanan mangallar, çubukların ucunda kedibalıkları, Domuz şişleri, tavuk kanatları…

*Sky Train : Metronun üstten giden versiyonu… İstanbula yapsalar trafik sorunu kalmaz… Tüm şehri üstten geçebilirsiniz… harika…

*Sirocco Sky Bar (Lebua Otel) : Bir Otel düşünün 63 katında bir sky bar var… offf fena hava koşulları müsait olursa tün Bangkokun gece ışıklarını izleyerek içkilerinizi yudumlayabileceğiniz Bangkoktaki nadide yerlerden :D

*Mutfağı olmayan evler : Thaililer evde yemek yemedikleri için evlerde mutfak yok… illa isteyen balkona sokağa bir tüp atıp üstünde pişiriyorlar…

*Kaşığa koymak için çatal kullanmak : İlk gördüğümde garipsemiştim… Mesela biz Noddle’ı çatala sarar yeriz, Thaililer o sardıkları noddle’ı kaşığa koyuyorlar… Ne yerlerse yesinler çatalı kaşığa koymak için kullanıyorlar…

*Şekerli mayonez ve yiyecekler : Bunlar akıllarının şekerle ve acıyla bozmuşlar… Mayonezleri şekerli, ekmekleri şekerli, Yengeçli ve sosisli poğaçamsı şeylerin üstüne bile şeker döküyorlar ve hatta ve hatta Yeşil mangonun yanına Şekerli biber veriyorlarki garip… Sadece garip….

*Teknoloji merkezinde kola standı : Teknosa ya da Mediamarkt gibi bir yerden kola alıp gezerken içebilirsiniz :D Kola dolabı var alla alla :D

Reklamlar
02
Ağu
10

See you later allagator….

Tarih Fii tarihi… Biz izmir alsancakta arkalarda bir bara girdik. İzbe bir yer… Saat 01’i geçiyor. Saatler durmuş zaten o gün gelmişim izmire. Neyse alel acele kafamızın iyi olması lazım, bizde bir bilene danışıp barmene sorduk. “Dostum bize öyle bişey yap ki kafaları hemen saat 1-2 kıvamına getirsin” oda bize fazla düşünmeden “olur, size See You later” yapayım” dedi. ismi bile güzel see you later :D bizde ismini duyar duymaz evet yap bize dedik. Neyse bişeyler koydu shakerın içine shake yaptı, buz koydu tekrar shake yaptı falan derken önümüze su bardağı gibi bir bardakta bulamaç gibi bir içki getirdi ve ” See you later allagator, dont forget toilet paper ” diye servis etti :D bizim gözler tabi dışarı fırlamış bakıyoruz bardağa, ” Ha bu arada unutmadan bu shot yapılır ” dedi ama kocaman bardak , nasıl içilmesi gerekiyorsa yaptık kafaya çektik bunu. offf kezzap gibi, değdiği her yeri yakıyor :S garip bişey, lezzet namına hiç birşey yok ama lezzet arayan kim ki zaten… Neyse biz içtikten sonra 2 bira söyledik ağzımızı çalkalamak için ama kar etmedi. kafalarda iyi olmadı bira bitene kadar. Bara yanaşıp tam hiçbişey olmadı diyecekke barmen ” Abi bişey olmadı deme bekle” dedi bende ” o zaman 2.leri yap bize” dedim abi ” bu sizi götütür ama “dedi ” Gittiği yere kadar” derken o yine shake yaptı buz kattı bişeyler ekledi shake yaptı koydu bulamaçı önümüze. ” see you later allagator don’t forget toilet paper” derken. biz yine çektik bunları , müzik daha güzel, hayat daha güzel, izmir ve tüm türkiye daha güzel derken gece ilerledi. Son hatırladığım şeylerin listesi şöyle

1- arabayı arıyorduk ama eve gitmek için değil uyumak için
2- Arabayı koyduğumuz sokağı arıyorduk
3- gülüyorduk ama neye…
4- Ayakkabıma taş kaçmış ama kimin umrunda
5- Kız yok lan sokaklarda
6- Taksiyi kim çağırdı lan
7- Kaçıncı katta oturuyordun sen
8- Ayakkabılarımı çıkarmam lazım
9- Kimin umrunda
10- Halı ne kadar yumuşak………

sabah kalktığımda kapının girişindeki halının üstünde yatıyordum ve ark. da yanımda yatıyordu… tek ayakkabım ayağımdaydı…  offf
Şimdi anlıyorum barmen dostum seni… See you later allagator dont forget toilet paper derken :S Bir daha olsa bir daha yaparım :D

08
May
10

Çilingir Sofrasında Meşk…

Bu yazının tek amacı alkolle sanatın bütünlüğünü devri aleme göstermek…  Bu Yazıya Rakı Duasıyla başlayalım. Kadehleri kaldıralım ve…

“İçelim, ab-ı hayat neşe versin bedene allah rahmet eylesin rakıyı icat edene artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin allah bizi meyhanesiz memlekete düşürmesin”
“AMİİİİİİİİİİNNNNNN”
Naralarıyla başlar güzel bir rakı-roka muhabbeti. Kanatlar mangalda pişer, masada ezine ve tulum peyniri, paprika, haydari, ananas (deneyin ııığğ iğrenç demeyin retro meze), çay… Çay’ı ben su yerine rakının yanıda içerim, galiba gizli adanalılık var damarlarımda… Bir yudum daha rakıdan çeker ve yeteri kadar içtikten sonra şu dizeler dökülür dudaklarımdan…

Sarhoşum…

Sarhoşum…
Sarhoş.

Caddenin Göbeğine Oturmuşum,
Aklıma Eserse Sırt Üstü Yatabilirim
Nara Atabilirim,
Kem Gözler Umrumda Değil,
Ben Kendi Gözlerimden Kurtulmuşum…

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun güzel dizeleri, ne zaman içsem kafam kıyak olsa hemen bu dizeler aklıma gelir… Bir off çektirir içen herkese… ama hüzünlendirmez, masadaki keyfi asla kaçırtmaz… ve gecenin ilerleyen saatlerinde dilin kemiği yok Neyzen Tevfik gelir oturur masaya şu dizeleriyle…

Be Hey Dürzü

Ne ararsin TANRI ile aramda!…
Sen kimsin ki orucumu sorarsin?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Basi açiga niye türban sorarsin?

Raki, sarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararim, içerim.
Ikimiz de gelsek kildan köprüye,
Ben dürüstsem sarhosken de geçerim

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatip kalkip ATATÜRK’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soguyacak bu millet

Isgaldeki hali sakin unutma.
ATATÜRK’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çikardin amma
Baban kimdi bilemezdin serefsiz.

Şerefsiz kısmını bağırdıktan sonra rakıdan bir yudum daha alıp masaya yavaşça çarparsın kadehi… Çoşkunu kimse durduramaz… Sonra küfürler tektek savrulur sağa, sola :D Selanik kadehleri çıkar, 2 tur hızlı selanik kadehiyle dönersin , bizde adettendir Yeni yetmeler ve kız çocukları için değildir… Necip Mirkelam oğlunun dediği gibi…

Eşek içince zırlar,
Köpek içerse hırlar
Kedi içse tırmalar,
İnsanlar’adır rakı.

Al kadehi eline,
Dokun gönül teline,
Muhabbet alemine,
Bir merhabadır rakı.

Adabı, erkanı var,
Zamanı mekanı var,
Kimin ki iz’anı var,
O na şifadır rakı.

Gönül dargınlarına,
Vefa kırgınlarına,
Hayat yorgunlarına,
Haza devadır rakı.

Mirkelamoğlu der ki:
Had bilmezsen eğer ki,
Öyle rüsva eder ki,
Başa beladır rakı.

Masadan kalkmadan Nazım’ı hatırlayalım… Kimler için olduğunu Necip Mirkelamdan öğrendik,  Nasıl içileceğini Nazım anlatsın…

Nazım Hikmet demiş ki “RAKI !!!  Bu meret öyle bir merettir ki, acıyla içilir, tatlıyla içilir, neşeyle içilir, ağlayarak içilir, kavunla içilir, peynirle içilir, ikisi beraber çok güzel içilir yemekle içilir, mezeyle içilir, suyla içilir, susuz içilir, sodayla içilir, şalgamla içilir. Ama işte,bir tek salakla içilmez. … ”

Son olarak Atatürk Neyzen Tevfik’i Çağırmış iyi içiyor diye…

Hal hatır sorduktan sonra, “iyi içermişsin sen Tevfik bir isteğin var mı ?” demiş

Neyzen demiş ki, “Paşam Karnım biraz aç. Bir kilo rakı ,  bir somun ekmek ve bir tencere istiyorum” demiş

Paşa şaşırdıktan sonra istediğini yerine getirtmiş,

Neyzen bir kilo rakıyı tencereye döküp, üstüne ekmek doğramış,

ve çala kaşık yerken paşada şaşkınlıkla Neyzeni izlemiş.

Neyzen bitirince “Paşam şimdi karnım doydu içmeye başlayabiliriz” demiş

İçtik güzelce tüm gece, Allah rahatlık versin herkese….

05
Oca
10

Gece Saçmalamaları !

Hayatım boyunca uyuma konusunda hiç başarılı değilim !!! Hatta kota verselerdi kesin National’in altında kalırdım :D Neyse gece gece uyuma üzerine pazarlama stratejileriyle ilgili şeyler yazmayacam tabiki… Kafam karman çorman olunca 10 aç kurt kadar uykusuz oluyorum. Beynimse tam bir kurt sürüsü gibi iz sürüyor. Avı belirliyor, taktiği seçiyor, mini simülasyonlarla sonuca varıyor yok beğenmiyor yeni taktikler yeni simülasyonlar falan derken bir türlü avı yakalayamadan güneş doğuyor. Hep insomnia olduğumu düşünürdüm ama insomnia bir hastalıktır… Benimkisi ise hastalıktan öte beynim sorunu çözmeden uyumak istemiyor. İşim kötü tarafı geceleri pek seviyor… uykuyu hiiiiiç sevmiyor. Fazla ıvır zıvır konuları düşünen bir adam olduğumu düşünmeye başladım. Herkesin büyük dertleri vardır benimde var haliyle yenileride her geçen gün eklensede bunlar uykumu kaçıran kısmın %50-60lık kısmını oluşturuyor. Gerisini bagaja mont koyacaktım koymadıydım da, yok eve temizlik malzemesi alacam ne alsama kadar gidiyor… Bıdık şeyler yani ! ama beynim nasıl bir takıntılı orospu çocuğuysa oto boka takılmadan her gece uykularımı piç etmeden geceyi bana geçirtmiyor… Onu durdurabilen tek şey alkol. Dayıyorum bazen çıtı çıkmıyor geceleri :D Onun çıkmıyor ama karaciğer bu sefer küfrediyor deli gibi ! Karaciğerle beynim arasında bir seçim yapmam lazım galiba…. Karaciğer nakli yapılabildiğine göre onu feda edebilirim gibime geliyor. Onun dışında enginar hapıyla falan gittiği yere kadar koruruz sonra bir operasyon şart olacak gibi… Ameliyat masasında ben kazandım diyen bir beyinle artık nah içersin diyen bir karaciğerle kalmak istemem :DOnun dışında konudan konuya atlamak gerekirse yazma dürtüm hep geceleri geliyor. Telefona sesli aldığım notlar kesmediği zamanlar laptop kucağımda battaniye sırtımda üşümemek için laptopun ısısından fayda arayarak yazmaya ve not almaya başlıyorum. Beynim düşünmekten sıkılınca, yazma moduna geçiyor. S.kerim böyle aşkın ızdırabını diyip en iyisi bende kafayı dağıtayım diyor dürtükleyerek bilgisayarın başına otutturuyor, işin kötü yanı kontrol onda olunca ben yapmam diyemiyorsun ve beraber yazı yazmaya başlıyorsunuz. Evet size beynimi şikayet ediyorum… ona sinir oluyor :D umarım yazdıklarımı okumaz :D Neyse Edward mı gelir ısırır yoksa aileden başkasımı gelsin ısırsında wampir olayım artık. Bu kadar uykusuzluktan sonra hak ediyorum galiba :D

28
Ara
09

Nasıl Girersen Öyle Gidermiş !

Yeni yıla abuk subuk girdiğim yıllar oldu… adam akıllı girdiğim sene sayısı fazla yoktur bu sene nasıl geçecek bakalım. Sene sıralaması olmadan, tahmini kronolojiye koyduğum yılbaşı gecelerinden bahsedecem.

  • Üniversite yılları o zaman sevgilim yok evde tek başıma girecekken okuldan bir kız arkadaşımı aradım ya da o beni aradı tam olarak hatırlamıyorum… Anlayacağınız şuursuz bir gündü, O da yalnız girecekmiş beraber geçirelim dedik. Neyse evinden aldım, kızılaya indik. Elimizde biralar içip dolaşırken, o zamanlarda yeni işi bıraktığım şirketten 2 kız 1 erkekle karşılaştık… Kimsenin planı olmadığı için kızlardan birinin evine gitme kararı aldık. Alkol stokunu fulledikten sonra batıkentteki bekar evine gittik. Ev ev değil ahırdan bir parmak ötede. Neyse hoşbeş muhabbet falan. Kızlardan birinin sevgilisi yanında diğer kızdan da o şirkette çalışırken ben hoşlanıyordum. Hoşlandığım kızla hafiften yaklaşmalar -ben alkolün etkisiyle tavşan gibi sekiyorum- Neyse geceyi tek oda da geçirdikten sonra yatmaya karar verdik. Kız odasının yanında ki oda da (duvarları bitişik ve bitişik duvarada kızın yatak bitişik) bize yer yatağı hazırladı. Ben 2 kızın arasında yatıyorum ama alkolün etkisi ve hoşlandığım kızın yanımda olmasının verdiği etkiyle uyumuyorum -uyuyamıyorum-. Neyse yan odada ki kızla erkek sevişmeye başladılar ama sanki yanımızda sevişiyorlar… Tavşan gibi maşallah :D Offf böyle işkence olmaz olsun :D Neyse kafamın iyi olması, yan odadaki aksiyon beni harekete geçirdi ve hoşlandığım kıza aksiyon yaptım. oda bana boş değilmiş (Mod : Nuri Alço) İşin kötü tarafı sol tarafımda hoşlandığım kız sağ tarafımda sınıf arkadaşım kız -ki bana aşıkmış sonradan öğrendim- yatıyor ama biz kızla sevişiyoruz ve diğer kızın uyuduğunu düşünüyoruz. Sabah 6 olupta hadi ben eve gidiyorum diye kalkınca öyle olmadığını farkettik. Utanılacak bişeydi ama bu kadar heyecanlı olabilir… Spontan oluşan ama güzel geçirdiğim yılbaşlarından biridir :D Nasıl Girersen öyle gider kısmına gelirsek o sene kızla ayrıldık, ben okulu uzattım onun yüzünden ve yeni yıla girdiğim kadar heyecanlı bir yıl olmadı hatırladığım kadarıyla :D
  • Seneyi yine hatırlamasam da üniversite yılları diyelim 5.5 senede bitirdiğim için üniversite yaşantım uzun sürdü :D Bir sevgilim var o yılarda böyle Aysu Kayacı gibin bişey sülün gibi üniversiteye yeni düşmüş çıtırlardan :D ama gelirken beynini memlekette unutmuş.. Benim bekar evinde yeni yıla girmek için toparlandık. Neyse pek sallanacak bir gece değil ama bu kız içti içti içti sonra bağırmaya başladı ” Ne zaman Bastırıyoruzzzz, Ne zaman Bastırıyoruzzzzzz….” diye Ben şaşkına dönmüş ve anlamamış bir şekilde “Neyi Bastırıyoruz” dedim. Kız düğün davetiyesini demez mi ! Kafamdan kaynar sular hatta kaynar yağlar döküldü ve surların dibinde kafasına kızgın yağ dökülmüş Bizans askeri gibi sersemledim… Meğerse kız o zamana kadar kimseyle öpüşmemiş ve ben ilk erkek arkadaşı ve ilk öpüştüğü adam olmuşmuşum :S Sonra motoru açtı ama bende hasarı çoktur :D Nasıl girersen öyle gider kısmına gelirsek… O sene kızdan ayrıldım, kafasına cep telefonu fırlatmak suretiyle… Bastırmadığımız için şanslı hissettim ve yılbaşı gecesi gibi pek sallanacak bir yıl olmadı !
  • Neyse yine üniversite yılları. O zaman bir sevgilim var yine… Nereye gidelim muhabbeti oldu. Bende kızılayda Eski Limon vardı şimdi kapatıldı ama başka bişey oldu, neyse oraya gidelim dedim. Yılbaşında limonun programı söyleydi. Açılış Manga daha sonra Grup 84 kapanıştada Çilekeş. Ünlü olacak herkes oradaydı! Süper olmuştu. Tüm grupları bir gecede dinleyebilmek, ucuz bira, kafalar dümdüz, yanında sevgilin, yeniyıl falan süperdi. Kız arkadaşım tuvalete gittiğinde bana asılan hatunlar, ben tuvalete gittiğimde peşimden gelen kafası iyi hatunlar derken baya aksiyonluydu… ama birde kimle karşılaşalım. Eski sevgilim :S tabi benim hatun mod’u cinnete çekti. Bende huzursuz olunca başka bir mekana geçtik. Huzurlu mutluyuz içiyoruz müzik güzel derken benim eski hatunu tekrar görmezmiyim. Alkolün etkisiyle halüsinasyon görüyorum ya da kabus görüyorum zannettim. Milli piyango biletine büyük ikramiye çıkması ama elindeki biletin sahte olması gibi bir hayal kırıklığı içindeydim. Sanki beni takip ediyordu. Neyse o bizi görmedi, benim hatun onu görmedi. Mod’u tekrar cinnete çekmemesi için mekandan ayrılıp eve geçelim dedim. Kafam iyi numarası yaptım. Ayık uyumak zorunda kaldım :( Nasıl girersen öyle gider kısmı bende de aksiyonluydu o hatunla seneyi tamamladık, bana yine asılanlar oldu onun sınıfından :D yine sinirler gerildi yine götüm kalktı :D eski sevgilim beni tatilde yakaldı. Yine peşimdeydi yine ben uzak durdum. yine yine yine…..
  • Yine yeniden üniversite yılları… Bir arkadaşımızın evinde yeni yıla giriyoruz… aslında pek fazla aksiyon olan bir yılbaşı değildi ama hiç yapmadığımı yaparak yeni yıla evin banyosunda 3.2.1 dedikten sonra yeni yıla sevişerek girdik. Nasıl Girersen öyle gider derler ama öyle olmadı… ama denemedim diyemem. Şansımı denedim yeni yıl ruhu gerisine müsade etmedi :D nasıl girersen öyle gider yalan oldu ! En azından bunuda yapmadık demeyiz :D
  • Geldik tahmini 2005 yeni yılına. Bunula ilgili yeni yıla girebildik mi diye bir yazı yazmıştım ama kısaca burada da değinecem. Neyse Realden alkol stokunu tamamladıktan sonra Angora evleri civarında arkadaşın müstakil evine geldik. Süper bir kış bahçesi olan sevimli bir evdi. 5 kişi başladığımız geceye sevgilimin üniversiteden arkadaşlarıda katıldı. 4 tane ateş parçası hatun. (Bilkent İçmimarlığın güzelleri bilinir ) ama onlar gelene kadar aldığımız içkiler ve tekila ile denediğimiz kokteyller yüzünden zaten kafalar 1 milyon olmuştu. Neyse kızlardan biri ex falan aldı heralde garip garip dansedip tangasını göstermeye başladı tabi benim hatun beni sıkı gözetime aldı. Öyle garip dansediyordu ki sanki TRT de seksenler dansözlerinin yer hareketleriyle modern dansı birleştirmişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde kış bahçesinde şöminenin önünde yayılmışken benim hatun “çantamdan tokamı getirir misin” dedi. Ben içeriye çantanın yanına gittiğimde sağda ve solda tek kişilik koltuklar var sağdakinde bizim arkadaşlar kızla oğlan kucak kucağa oturuyorlar soldaki koltukta da çanta. Bu ex’li hatun yanıma gelip “tokamı gördün mü ?” dedi. Ben bizim arkadaşların gözünün içine bakıyorum onlarda ben ne söyleyecem diye bana dikkatli bakıyorlar zaten, o kadar yakınız ki nefesimi bile duyarlar, kıza zor zar ” tokan ne renk” diye sordum. Hafif kırıtarak ve gözlerimin içine bakarak “Ne renk olduğuna sen karar ver !” demez mi… Offf ne biçim bir çıkmazın içindeydim. Bar kapısı önünde girmeye yaşı tutmayan bebeler gibi hissettim kendimi ve “istersen yukarıda ki odalara bak” dedim ve terler içinde sanki hamamdan çıkmışım gibi yerime döndüm. Kız hayal kırıklıkları içinde mi bilmem ama benden sonra hedef değiştirdi ve ben yeni yıla terler içinde girdim :D Nasıl girersen öyle gider kısmında ise ben hala yaşı tutmayan bebeler gibi bar kapılarındaydım sanki. Bütün sene aksiyon yapsamıydım yapmadığım iyi mi oldu diye düşünerek geçirdim !
  • Bir sene de Bilkent Roll House ta girmiştik… Çok sakin güzel bir geceydi. 4 kişi 1 locayı paylaşıyorduk. Gece bowling oynadık ama kafalar güzel olunca daha güzel oluyor bowling oynamak. Ayrıca alkolden değil ama bowling oynayan bir palyaço vardı gecede :S herif strike üstüne strike yapıyordu ağzım açık onu izledim. Neyse sınırsız içki olarak anlaşmıştık ama gecenin sonunda garsondan alkol tedariği istediğimde beyfendi artık alkol servisi yapamıyoruz dediğinde hayal kırıklığına uğramıştım. Hatta çıkışta markete gidip market çalışanına şikayet ede ede söylene söyle bira almıştım. Sakin, huzurlu, bol alkol, güzel yemekler ve kafa iyi şekilde bowling oynayarak geçirilen sade bir geceydi keyifliydi :D Nasıl girersen öyle gider yine yalan olmuştu. O sene hatun beni terk etti ama yeni daha iyi bir iş buldum. hayallerim yıkıldı ama kendime daha güzel hayaller yarattım :D
  • Bir sene geçe çıkıp bir mekana gitmiştik… Neyse yeniyıl oldu herkes kucaklaşıyor falan… Şampanyalar patlatıldı ama herkes birbirine fışkırtıyor… Pehhh üstüm başım şampanya böyle ıslak balık gibiyim, bide gözüme kaçmasın mı. Yüzüne kezzap atılmış konsimatris gibi kıvranıyorum. Ulan su yok ki gözüme yüzüme atayım şöyle ferahlayım… Gözde allerji olunca ve şampanyada dandikti heralde- Cristal Champagne olsa hiç öyle yapmazdı eminim :P – pek fena bir gece geçirdim ve gözlerim 1 saat kadar pek bişey görmedi.Tavuk karası olmuş gibiydim. Ondan sonrada zaten keyfim kaçtığı için geceyi erken bitirmek zorunda kalmıştım :S Nasıl başlarsa öyle gider kısmına gelirsek işten atılmama ramak kala iş buldum ve transfer oldum. Maaşım ve şartlar süper oldu. Kötü giden gecenin sonunda eve gelmek gibi yatağa yatınca bir ohhh çekiyorsun. Sevgilisiz geçirdiğim tek yılbaşıdır heralde !

Genelde yılbaşı geceleri aksiyon yapacam diye başlamayıp ama genelde unutulmaz dakikalarla geçirdiğim gecelerdir. Alkolün ve ortamın etkisi çok olsada her yılbaşı hemen hemen en az 1 unutulmaz an yaşarım. Bakalım bu sene nasıl bir yıl geçirecem. Aksiyon olursa sizinle paylaşacam… Hadi bakalım gelsin perşembe kader başıma nasıl çoraplar ördü bakacaz :D

PS: Fotoğraflar tamamen temsilidir :D

18
Ara
09

Öğrenci Evi…

Bu yazım Uçanpastırma’nın “ayrı eve çıkma hayalleri”yazısını okuduktan sonra yazılmış bir yazıdır :DBenim aile bir garipti ben daha orta okuldayken Bodrum yakınlarında Ören’e taşındılar. Yarı dönemli olarak ordaydılar. 6 ay Ankara da 6 ay örende yaşıyorlardı. Sonra ben liseye geçtikten sonra 4 ay Ankara da kalmaya başladılar. Neyse ben lise son a geçtiğimde artık gelmiyorlardı ben onların yanına gidiyordum. Ankara da üniversiteyi kazandım. Kendime evimizin yakınlarında bir ev tuttum çünkü bizimkiler evi satıp Ören de değerlendirmeye karar verdiler. Artık kendi evim vardı… Tek başıma süper günler geçirecektim. Üniversiteye kayıt için geldim ve evde oturmaya başladım. Evde herşeyim vardı. Televizyonlar, buzdolabı, ocak, mikrodalga…. bir tek bulaşık makinesi yoktu onuda ben buldum :D Neyse ilk 3 gün huzur içindeydi. Evde uzandım TV izledim, Dergi aldım okudum, bilgisayarla bıdı bıdı… offff patladım…sıkıntıdan ölüyorum sandım. Fazla yalnızdım. Sonra üniversite başladı üniversite arkadaşları falan, ev canlanmaya başladı.. Kızlar, arkadaşlar, kankalar, İçmeler, Sızmalar, Kusmalar offf evde bir ben yaşıyordum ama evde hep birileri oluyordu… Neyse sonra evi olmayan arkadaşların eve kız atma isteği karşısında işi daha ticari bir yöne çekmeye karar verdim. Nede olsa ne kadar ekmek o kadar köfteydi. İşte o günden sonra elim ne bulaşığa değdi ne de evi temizlemek zorunda kaldım. Evi temizletip, bulaşıkları yıkatıyordum eve kız atmak isteyenlere :D ama kötü bir yanı vardı evde diğer kızların bıraktıkları aksesuarlar, toka, gözlük, don, sütyen, orkit…. Sevgililerim evde hiç tanımadıkları kızların eşyalarını buluyorlardı… işin şaşılacak tarafı bende tanımıyordum bu eşyaları ve bunları bırakan kişileri ama çokta problem değildi ev pırıl pırıldı. Bir ara 2 arkadaşım bana bir cuma film izlemeye geldiler… Geliş o geliş. Herifler mülteci kampına sığındıkları gibi bana sığındılar. Cuma gelip pazar gidiyorlardı daha sonra abartıp cuma gelip perşembe gitmeye başladılar. Silkeleyip atmak zor oldu 2 sene mi aldı ama yolladım. Bu arada okulu uzattığım için 5.5 sene öğrenci evinde yaşadım uzun uzun. Birgün sevgilimle yatakta uzanmışız telefon yatakla duvar arasına düştü. Bende telefonu alırken elime çarpan bir tokayıda alıp tüm samimiyetimle sevgilime bunu aşağıya düşürmüşsün dedim… Demez olaydım. Yeşil Dev Hulk’un sinirlenmiş ve kırmızı gözleriyle bana öyle bir bakış attı ki nefesim kesildi duvara yapıştım… inme inmiş horoz gibi çırpındım ama boşaydı ama gerçekten o tokayla hiç bir alakam yoktu.. ben asla iz bırakmam :D Neyse bir arada ev arkadaşım oldu. Tabi bizim aile bundan habersiz bana para yolluyor ama ben çocuktan kiranın ve herşeyin yarı parasını alıyorum. Offf ne günlerdi. Hafta sonları full dışarda… Alkol havuzlarında yüzüp kusa kusa eve geliyorum. Para bok zaten Bir taraftan içip bir taraftan alkol tedavisi görebilecek kadar çok. Birde burs var ki ATO bursu o zamanlar. Değmeyin keyfime :D İyi ki sıkı fıkı bir aile yapımız yokta 3 sene boyunca 2 ev arkadaşım oldu bizimkilerin ruhu duymadı. Bir arada üniversitede Mesleki İngilizce hocam vardı… O stajerleri atardı eve bende sınavlara girmeden dersten yüksek puanla geçer üstünede özel ders alırdım. Üniversite günlernde öğrenci evini ticari bir meta haline getirmiştim.. o zamanlar toydum ama şimdiki aklım olsa deli gibi para basardı o ev. Tek başına yaşamaya başlayalı 10 yılı geçti ve artık bekar evinin sessizliği bana batmıyor. Uçanpastırma rahatça sevişmek istersen evimin kapıları sana açık dostum… ben rahatsız sevişmenin adrenalinini özledim :D Her ne kadar zor olsada tek başına yaşamak kesinlikle her genç rahatça sevişebilmeli :D Bu özgürlüğe alıştıktan sonra kesinlikle vaz geçemeyeceksin. Rahat rahat sevişeceksin, ağlıyacaksın, parti verceksin, içeceksin, sızacaksın, 10 kaplan gücünde olacaksın :D Aslansın sen Kaplansın :D

08
Eki
09

Kahvaltı Birası….

Bu yazıma bir Dua ile başlamak istiyorum…
İçelim, ab-ı hayat neşe versin bedene allah rahmet eylesin rakıyı icat edene artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin allah bizi meyhanesiz memlekete düşürmesin… Amin :D

Galiba Alkolik olduğumu mu ilk 2002 yazında farkettim. o zamnlar bir kankam var sabah sahilde Vodka+Çilek yapmış demlenirken bende kahvaltı yapmak için sahile inmişim, “Berk ordan 2 bira kap gel” dedi… Bende hiç hayır demem ok dedim kankadan gelen laf şuydu “Ulan bir kerede hayır de, bir kere de hayır de!” tabi pek sallamadım kim alıp gelecek biraları yoksa :D Palmiye kafeye doğru ilerleyip “Ayşe abla 2 bira birde hamburger ve patetes kızartması yap ama biraları önden ver” diyip kahvaltılık biraları alıp sahilde bir güzel hüplettiğim gün anlamıştım ! ama bizim oralarda sevgiline ya da One Nigth standine sahip çıkmak istiyorsan sızmaman gerektiğinide o aralar öğrendim… Yoksa kimin eli kimin cebinde olduğunu bilmediğiniz yazlık bir mekanda bir yerde sızarsanız Dam’ınızın geceyi nerde bitireceğini asla bilemezdiniz. O yüzdendir ki benim alkol mukavemetim o günlerden beri pek bi yüksektir… İsterse yüksek olmasın. Öbür gün dalga konusu olurdunuz… Neyse bende bir kanka vardı ki karaciğerlere zarar zaten lakabıda buna uygundu “Sünger Bob” :D Her zaman bir vukuat olduğunda götümü kollayan, içerken bir maraton koşucusu gibi gayet relax ve sonuna kadar gitmesini bilen bir kanka… Neyse her kankama “olm ben galiba alkolik oluyorum” dediğimde “hahahahhaha” “Oluyorsun ha değilsin yani şimdiye kadar” diye cevapları alırdım :D Sonra rakı içmeyi öğrendim ki bu benim için bir milattı. Tedavi edilemez hale getiren her an kusturabilecek ama kendimi onu içmeden yapamadığım bir yere sürükledi ve beni yerlere süründürdü :D Anlayacağınız şudur ki arkadaşlar bu yazıdan; içiyorsanız adam gibi için yıkılmayın bol bol pratik yapın ki alkol eşiğiniz yüksek olsun :D böylece kimseye maskara olmadan yamulanlarla istediğiniz kadar ..Şak… geçebilirsiniz ki işin en keyifli noktasıdır… Alkol bazen (genelde) insanlara aptalca şeyler söyletebilir mesela geceden kalma bir halde sabah ilk tanıştığınız mekan olan klozette küçük bir senfoni verirken “Bir daha ASLA içmeyecem” tarzı saçma sapan cümleler kurdurur ki bunların 24 saat içinde hiç bir kıymeti kalmayacaktır :D Diyeceksiniz ki hiç yamulmadın mı diye tabiki yamuldum ama herkesi yamuttuktan sonra yamulduğum için genelde kimse hatırlamaz ben onarla geceyle ilgili dalga geçerken onların elindeki tek materyal gece şişenin kapağını açtıklarını hatırlamalarıdır… Şu anda da pratiklerimi sürdürüyorum ama bir gaye için hepsi… bana bu blog için güzel yazılar yazma gücü veriyor ve saçmalamama olanak tanıdığındandır ki bu blogdaki yazıların bu kadar güzel olması… Şair İhsan Yücenin Ekmek, Şarap, sen ve ben şiirinden bir dörtlükle bu yazıya nokta koyalım…

“ne diyordum arkadaş….
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
daha sonra yaparım hayatın felsefesini”




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,748 hits