Archive for the 'Kızlar' Category

31
Oca
14

Düzeyli – Düzeysiz ilişkiler

qqqHayatta sevdiğim herşeyin bağımlısı oldum, her ne kadar nedenini bilmesem de. Kahve, alkol, deniz, kitaplar ve sevdiğim kadınlar. Bu tutkularımdan biri beni birgün öldürecek ama hangisi bilmiyorum. Normal sevmeyi beceremedim dedim de, normal dediğiniz nedir ki? Tutku dediğimiz duygu ne kadar normal olabilir ki ?

Kahve

Düzeysiz bir ilişkimiz var. Günde 3 fincan kahveyle başlıyorum ama ona aşkım depreştiği zamanlarda kalp atışlarım değişinceye kadar içmeye devam ediyorum. Aşk böyle birşey tutkuyla bağlanırsınız ve birgün o sizi öldürür. katil uşak değil tutkunun ta kendisidir. Güne iyi bir kahveyle başlamak gibisi yok diyecem ama sevişerek başlamakta kahve kadar iyi sayılır. Kokusu, tadı, içimi ısıtması ve beni güne hazırlaması. Hepsi bir ilişki yaşadığımın ipuçları gibi.

Alkol
İçelim ab-ı hayat neşe versin bedene, Allah rahmet eylesin rakıyı icat edene. Taşşın dökülmesiz, artsın eksilmesin, Allah bizi meyhanesiz memlekete düşürmesin… İyi gün dostum… Kötü günlerimi daha kötü yapan düşmanım. Ne demişler dostlarınızı yakınınızda, düşmanlarınızı daha da yakınınızda bulundurun demişler. doğru demişler.

Deniz
Konuşmadan anlaştığım tek aşkım. Ona doyamıyorum, saatlerce ona bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum. Beni terketmeyeceğini bildiğimden ona güvenim sonsuz olsa da, ona hiçbir zaman kavuşamayacağımıda biliyorum. Platonik bir aşk benimkisi ve gayet tehlikeli…

Ah nice denizci, ah nice kaptan,
Sevinçle uzağa sefere çıkan,
Bu kasvet dolu ufukta kayboldu.
Kurbanı oldu kötü bir kaderin,
Aysız gecede, dipsiz bir denizin,
Karanlıklarına gömüldü…

Oceano Nox – Viktor Hugo (1837)

Kitaplar
Tam olarak hatırlayamadığım bir söz ”Kitaplar geçmişteki insanlarla konuşmak gibidir” derdi. Bu ilişkide dinleyen taraf benim, sadece dinleyen taraf değil eğitilen,öğrenen taraf demek daha doğru. Onlar anlatır diğerlerinin hikayelerini, hatalarını, kararlarını, yaptıklarını ve bunlar beni daha güçlü kılar, beni hazırlar bundan sonra hayatta göreceklerime ama ne kadar hazırlasalarda tutku herşeyi yıkar geçer. Öğrendiklerim sadece bu savaştan daha az çizik alarak ayrılmama yardımcı olur, daha fazlasına değil.

Ve Sevdiğim Kadınlar
Sadece bir kez hata yaptılar.

Without passion, you don’t have energy; without energy, you have nothing. Nothing … Donald Trump

13
May
12

Porno filmdeki figuran…

image

Porno filmdeki figüran, evet işte o benim. Diyeceksiniz genelde insanlar kendilerini başrole koyar, niye başrolü seçmedin ayrıca neden sanatsal,macera ya da polisiye film değilde porno. Sözün özüne şöyle başlamak daha aydınlatıcı olur. Ben Pattaya, Thailandda yaşıyorum yani dünyanın en büyük açık hava kerhanesinde. Burada yaşayan kadınların %85’i ya orospu ya da yeteri kadar para öderseniz sizinle yatmaya meyilli. Durum aslında sadece bayanlarla bitmiyor, buradaki erkeklerin  %40 bildiğimiz tip erkek, %10’u Emo saçlı parti boy, %35’i kırıtık ve %15’i de travesti. Ne biçim yermiş lan orası dediğinizi duyar gibi oluyorum. İşte bu yüzden kendimi porno filmdeki figüran gibi hissediyorum. Konulu filmde konu başlamadan önce sağdan soldan geçen ama aksiyon başladıktan sonra orada olmayan kişi benim. Sahil yolu boyunca bekleyen orospuların önünden geçerken düzenli olarak duymaya alıştığım  “Hello, How much ?” Sözü; figüranı olduğum porno filmin başlama gongunu duymuşum gibi hissettiriyor bana. Sadece sahil yolu değil, sahil yolunun bitiminde başlayan “Walking street”e girince karşınıza çıkan “A Go Go” barlar bu gong hissiyatının bittiğini ve bir sonraki aşamaya geçildiğini anlatan birer sinyal gibi. A Go Go basit olarak striptiz klübüne benzesede normalde sitriptiz klübünde kızlar giyinik çıkar ve dansederek image çıplak kalmayacak şekilde kıyafetlerini çıkarırlar. Tabi a go go da öyle değil, ben size ne diyorum, ben porno filmde figüranım diyorum, o yüzden a go go ları striptiz barlardan ayıran iki özellik var. Burada kapıdan girdiğiniz anda tamamen çıplak kızlarla karşılaşıyor olmanız , tamamen çıplak derken üstlerinde sadece 4 parmak genişliğinde bir etekleri var ve içki koyduğunuz masanın üstünde dansediyorlar. Şimdi ikinci özelliğe gelirsek a go go ile striptiz klübü birbirinden ayıran, a go go dan kızları kısa süreli veya tüm gecelik para karşılığı kiralayabiliyorsunuz. Kaç tane istiyorsanız… İşte ben bu yüzden porno filmdeki figüranım. İçkinizi içtiniz eve ya da otele gitmek istemiyorsunuz bara ya da club’a girdiniz. Beğendiğiniz bir kız olursa birşeyler ısmarlayıp geceyi birlikte geçirmek için pazarlık yapabilirsiniz. Pazarlık her zaman yapın :) Gittiğiniz mekanlarda birilerini beğenemediniz ya da yeteri kadar içmediniz, otele yürüyerek dönerken sigara ve soğuk alkollü içki almak için 7/11’a girdiniz. Bir baktınız hoş bir hatunda tek başına alışveris yapıyor. Hemen yanaşıp “Hello mello” dedikten sonra birseyler icelim mi gibi klişe bir cümle ile giriş yaptıktan sonra hatun evet derse bu geceyi sizle gecirip geçirmeyeceğini sorabilirsiniz. Tabi para karşılığı. İşte ben böyle bir yerde yaşıyorum ve unoffical mesleğim porno filmdeki figüranlık. Bu arada erkekler için yazılmış bir yazi gibi görünse de aslında cinsiyet farketmez. Paranız varsa kız olmanız onlar için sorun teşkil etmiyor ve bu hizmetleri günün 24 saati alabilrsiniz.  Dünyanın en çılgın şehrinden sevgilerle Nif :]

Walter Scott demiş ki: ” Paranın öldürdüğü ruh, kılıcın öldürdüğü bedenden fazladır. ”

Daha Fazla Bilgi için Tıkla

02
Eki
11

Bacı Sistemi…

Dünya üzerindeki düzeni değiştirecek bir sistemdir aslında… Bir gün kankalarınızdan biri kapıdan içeri girer ve Ayşe/Fatma sizin bacınızdır der -O an dünya durmuştur- ve sizin o kıza herhangi bir meyiliniz olmamanızı, varsa bile içinizde tutmanız gerektiğini söyleyen bir sözdür. Bunu Beyonce için bile söylese kimse Beyonce’a yan gözle bakmaz. Gece kurulan düşlerde bile Beyonce anca size düşte yapacağınız şey için size kız ayarlayan kızdan öteye gidemez. Bacınızdır sözcüğü aynı zamanda sihirli bir sözcüktür… Bu laf hangi kıza söylenirse o kız bir anda çirkinleşir ve libidonun taramalarda es geçildiği görülür,vücut ona karşı hiçbir tepki veremez hale gelir. Kızı görünce hiçbir dürtü sizi dürtemez çünkü artık sizin bacınızdır ne de olsa değil mi ? Bu aslında çocuklarda ilk ben söyledim, ilk ben gördüm sözlerinin gelişmişidir… 5-15 yaşlarında sihiri kapan gelecek yaşlarında daha etkili bir silahla saldırır. Mesela arabaya binerken kim “ön koltuk benim” diye söylerse onundur, bu kurala karşı koyamazsınız. her ne kadar “ama ben çok istiyordum” desenizde nafiledir ilk siz söylemeniz yeterlidir, bacılık sisteminde de aslında aynısı geçerlidir, kim ilk önce o kız için “bacınızdır” derse, o kız o grupta içinde ilk söyleyen kişinindir ! (kız istese de istemese de). bu bacılık sistemi ne aşklar köreltmiştir ne aşkları çooook ileri bir tarihe ertelemiştir. Hatta bu kelime o kadar güçlü bir kelimedir ki aşkı bile öldürebilir. Bacmıza aşık olmamamız gerektiğini bilenler bacınızdır denen kişiye o sihirli laf söylendikten sonra sihrin etkisinden çıkamazlar ve içlerindeki aşk ateşine itfaiye arazözü ile saldırıp söndürürler ve sihirli sözün etkileri bununlada bitmez bacınızdır denen kişiyi dış unsurlardan korumak için koruyucu bir tavır içine girenlerde görülmüştür. Sonuçlarını tabi ki kimse düşünmez, kimse sorgulamaz, olur ya da olmaz ama sihirli sözcükler söylenince dünya durur… İşin garip tarafı gördüklerime dayanarak bu sihirli sözler 40 yaşına kadar insanları etkileyebilir hatta ve hatta ilkel toplumlarda 50 yaşa kadar etkili olduğu görülmüştür…

Albert Schweitzer demiş ki: “Vazife duygusu, en büyük terbiyeci güçtür.”

20
Haz
10

Klişeler #3 -Random-

Zurnanın zırt dediği noktadan gayet uzak bir noktada olmamıza rağmen karşılaşma sıklığı olarak gayet fazla olan klişelerden random seçmeler yaparak abuk subuk bir yazı yazmaktır amacım :D

*Kırmızı kablomu mavi kablomu ?
Bunun bir püf noktası var… Hangi kabloyu seçersen seç son 1-2 saniye karar ver ! asla unutma bunu !Hep doğru kabloyu seçeceğini unutma bu bir film, kesinlikle teröristleri yeneceksin :D. Tam bir Amerikan filmi klişesi :D Buna bağlı olan ve sabahları beni uyandıran saate benzeyen geri sayaçlı bir digital saate bağlıdır bu kablolar. Sanki bombacı bütün bombayı 2 kablodan yapmıştır. Gerzek herif kimse yoksa etrafta bırak patlasın atom bombası değil ya :D

*Kazanmak Mühim değil, öneli olan yarışmak…
Hadi ordan sende… yürü git.. Birinciyle aynı ödülü alacaksam evet sorun yok kısmen ama ne diye Mühim olan katılmak diyeyim ki… Hayatta herkes en az 1 kere birinci olmuştur sperm olarak… O durumda olsaydınız düşünün… Önemli olan katılmak mı diyecektiniz. Siz değil bir başkası çıkacaktı ananızdan :D O yüzden bir yarışmaya katılıyorsanız birinciliği hedefleyin ikinciliğe razı olun üçüncü olursanız ağlayın :D Çok ağlayın ki sizi hırslı zannetsinler.

*Şu an 70 milyon bizi izliyor…
Televizyona çıkan herkesin düştüğü bir yanılgıdır. Herkesin onları izlediğini sanır. Behlülle Bihter Kerkişse televizyon ekranlarında o zaman bile 70 milyon onları izlemezdi emin olun. Çok önemli bir iş yapıyor olsanız televizyon ekranında olmazdınız emin olun… Bu laf Çin halk Cumhuriyetinde geçerli olabilecek bir laftır… Orada söyleyin bunları biz yemeyiz :D

*Aglamiyorum… Gözüme bisey kaçti…
Erkekliğe bok sürdürmemek için yapılan nafile girişimlerden biridir aslında… Aslında dese ağlıyorum, karşısında kız varsa duygulanır hemen sarılır ona :D Erkek arkadaşlarının yanında karı gibi ağlama lafını işitmemek için veya daha ilerde ” nasıl ağlamıştın lan öyle karı gibi” denmemesi için yapılan nafile çalışmayı arkada bırakın… Öyle diyecek adamlarla işiniz olmasın. Ya da alın elinize 3-5 soğan doğramaya başlayın az da olsa kamufle edebilir.

*Yemezsen arkandan aglar…
3-5 yaşlarında olanların psikolojisini bozmak için yapılan bir laf. Çok şükür annem söylemedide benim psikolojim daha az bozuldu. Düşünsenize tabağınızda hüngür şakır ağlayan bir et parçası ” beni ye” diye… Korkarım lan ben ondan ! Canlı canlı bişey yediğimin hissine kapılırım. Taylantta, çinde, japonyada yiyorlar böyle canlı canlı ama burası Türkiye ulan, biz kımıldayan şeyleri yememe gibi bir huyumuz var hatta az pişmiş etten bile uzak dururuz… Lütfen ağlamada biz yiyyelim seni :D Şeftalinin tüyü bile bende aynı etkiyi yapar, sanki bir hayvanı tüylü tüylü yiyormuşum gibi hissederim :D Yazarken bile dilim uyuştu :S

*Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için…
Otos, Portos, Aramis ve Dartanyanın yani çakma üç silahşörlerin -ki bunlara hala neden üç silohşörler derler- aralarında söylediği bir laftır. Pratik hayatta kullanımı için en az üç kişi olmanız gerekir. Aslında başlarında bir müdür olsa hiç öyle olmaz, herkes kendini göstermeye çalışır yanındakine kazık atmak vaciptir :D

*Ben almiyim rejimdeyim…
Bu lafın söylendiği gün büyük ihtimalle pazartesidir. salı günü sorsanız böyle bişey duymayacağınıza eminim :D Karşı tarafın içi gider ama alamaz… O lafı söylediğinde yutulacak bir söz değildir… ayrıca bir parça bile bozacaktır günübirlik diyetinizi… Canım istemiyor, çok yedim falan deyinde rezil olmayın bari… ama karnınız guruldar, işte o an nafile bir çabada olduğunuz için çirkefliğe verin, deniz mahsulleri bağırsak hareketlerimi hızlandırıyor diye. Bu iğrenç foktan muhabbetti kimse uzatmak istemez :D

11
Nis
10

Five Rules Of Girl

1-Love Me But Don’t Touch Me !Gördüğünüz gibi ilk kural sev beni ama bana dokunma… Dokunmadan sevgi, aşk mı olur yaw… Hatta bir klişe vardır ” Ten uyumumuz yok” diye… yani dokunmadan koklamadan aşk mış sevgiymiş lave mış olmaz kardeşim…. Dokunacan bakacan kızın teni asidik mi bazik mi ? Nötr de Dove mu kullanıyor anlamadan tanımadan aşk, sevgi love mı olur yaw :S Neyse 2. kurala geçelim….

2-Touch Me But Don’t Kiss Me !

Neyse 2. kurala geçmeden önce kızın teni asidik mi, bazik mi ? öğrenmişiz, şimdi dudakları kiraz mı çilek mi onu öğrenecez… :D Aslında Öğrenemeyecez çünkü don’t kiss me diyor hatun. Evet bu aşmak için ne yapılası gerekir onu anlatacam kısaca… İlk önce üşümesini sağlayın… eğer mevsim yaz ise işiniz zor ama o zamanda bayıra ya da deniz kenarına götürmeniz lazım esintili bir mekan bulmak için… Neyse esintili bir mekan buldunuz ve rüzgar kuzey – kuzey doğudan 3-4 kuvvetle esiyor. Hımmm güzel bir başlangıç diyebiliriz ve tanrıya dua eder bu hava akım hızını korumasını dilerizk i bundan daha soğuk olursa kız eve gitmek ister daha yavaş olursa hava ısnır sarılmana ihtiyaç kalmaz… Neyse tanrı yardım etti hava stabil solundan hatuna yaklaşırsın. Ona romantik bişeyler söylersin. Mesela ; “Canimi kapina, yüregimi ellerine, ruhumu bedenine, uykumu yatagina, öpücüklerimi dudagina gönderecegim!. Ve yemin ederim seni ölünceye kadar SeVecegiM!…” diye ucuz bir sözle 16 yaşında ya da 3 vodka içmiş hatunu tavlayıp öpebilirsin. daha iyisi elinden geliyorsa ardına koyma :D Neyse çaktırmadan öpücüğü aldıysan 3. aşamaya geçiyoruz bebeğim :D

3-Kıss Me But Don’t Use Me !

Bu tamamen beni one night stand olarak kullanma demek amazon dilinde :D Kısaca Hang Out But Don’t use Me… Çıptıs Çıptıs mekanlara gidelim takılalım, erotik dansla yapayım sana, öpeyim kiraz dudaklarından, seni sonuna kadar sex’e hazırlayım ama yarı yolda bırakayım kuralıdır Number 3… Yani köy çeşmesini suyla gidip susuz getirme kuralı ama bize işlemez tabiki. Kızların kendi aralarında kullandıkları bişeydir. Kendimi kullandırmadım lafı… lafta kalır. sen benim yanımda olduğun her an zaten ben seni kullanıyorum, öpmem koklamam, elden tutman ya da tutmaman bişey değiştirmez, ben seni kullandım ama sen farkında değilsin diyerek diğer kural Number 4’e geçebiliriz :D

4-Use Me But Don’T Forget Me !

Şimdi burası pek karmaşık. Bu kısımda Fuck buddy’e geçip geçmemek sizin elinizde :D Ara ara ziyaretlerle hatrını sorduğunuz geceler yaşayabilir ve geçici hafıza kayıplarıyla durumu idare edebilirsiniz :D İstesenizde unutamazsınız… Bir laf vardır ” Tatlı Tatlı yediğiniz hurmalar, çıkarken kıçını tırmalar” diye… Ya yerken tatlı tadı unutturmaz ya da çıkarken ki acı tadı. Unutanı görmedim… neyse son kural Number 5’e geçelim…

5-Forget Me But Don’t Tell Anyone !

Bu kısma bişey yazmak ve yazmamak arasındayım aslında. Zaten unutulmaz olsan Number 4’e döneriz ki Zaten Number 5’e ihtiyacım olmaz. İşte bu son şık kızların aptallıklarının son noktasıdır. Aslında Don’t Forget Me But Don’t Tell Anyone deseler çok sevinirdim. Burada “Forget Me But Don’t Tell Anyone” but yerine and kullansalar daha iyi olurdu. Burak Kut’un bir parçası vardı ” Yaşandı Bitti Saygısızca, Aldatmanın tadına varınca” gibi bişeydi. Zaten erkekler dünyaya 25 yaşına kadar süper hafızalı, 25 yaşından sonra alzheimer olurlar. İstesenizde sizi hatırlamazlar merak etmeyin.

Neyse kızların kuralları çiğnenmek içindir tüm kural ve kanunlar gibi… Çükü biz türküz kız dediğin elinin kiri… Kirin ne kuralı olur… aman hadi naş bebeğim… Beğnini çok zorlama… Aşıksan batmışsındır boka…

31
Mar
10

Pisküvi Savaşları ve Kız Erkek İlişkileri

Bu aralar Benimo diye bir pisküvinin reklamı var… Benimo dan verirmisin diyo kız… Oğlan gıcık ama vermem falan diyo. sonra değişip Naz Elmas olsam Çok güzel olsam diyo bizim oğlana… Bizim oğlanda Benimo da Benimo tutturmuş vermem deyip duruyor… Neyse bizim oğlan gerzek ne de olsa. Ama boşa oğlan demiyorum ben buna. Türk kanı damarlarında akmadığına da eminim… Bizimkiler olsa… “Veririm veririm gel sana ne gösterecem” der kızı ıssıza götürür Pippa Bacca sendromuna sokar hatunu. ama bu furya Biskremle başladı aslında… Bi Biskrem versem sende bana versenlerle başladı. Biri vermemek biride vermek üzerine 2 garip reklam. Benimo elinde tutan oğlana Naz Elmas gelse sana biskrem versem üstünede göstersem, sende bana versen oooo kimin eli kimiin cebinde uleyn karıştı reklamlar iyice :D Aslında bunların pazarlama stratejileri yanlış… Türkler için bir reklam yapıyorsan Türk gibi düşüneceksin… Benimo yu bir kızın eline verip karşısına brad pit’i koyacan, o benimo isteyecek kızda gösterecek ama vermeyecek… :D Türk aile örf ve adetlerine göre bunu izleyen aileler bunu izledikten sonra ” Bak Brad Pit geldi, kızdan istedi, kız gösterdi ama vermedi” diyecek ve bu reklam örnek teşkil edecek… Biskremi tipsiz çirkin Okan Bayülgen gibi bir adamın ya da Memet ali Erbilin eline verecen 100 tane kız koyup reklama bi biskrem versen, sende bana versen… diye oynatacan, kızlarında eline biskrem bistick veresem sana sende bi sticksen de gitsen, havanı alsan diyecek. Kız aileleri izlerken havalara uçacak örnek gösterecek bu reklamıda. “Bak kızım yabancıdan şeker almamayı öğretmiştik sana ama bunlar gibi davranacan göstercen ama vermeyecen, kendi biskremini kendin alcan tek taşını kendin takacan” dese ne güzel olmaz mı :D. Kendi kendine kitle yaratan reklam… Almayacağıda varsa alır bizim hırbolar bu malları. Gelecekte GAG , Zabazub gibi programlara malzeme olacaklar. Bir zamanlar ne aptalca reklamlar yapılıyor diye… Offf offf vermek ve almak üzerine kafa yoran başka millet yoktur heralde :D derken bişey aklıma geldi.Busta Rhymes’ın bir parçası vardı Give it to me diye… Orada der ki….

Baby if you give it to me
Bebek eğer onu bana verirsen

I’ll give it to you
Ben de sana vereceğim

I know what you want
Ne istediğini biliyorum

You know I got it
Ona sahip olduğumu biliyorsun …

Bunlarda yabancıların Benimocu Biskremci tayfası :D

15
Mar
10

Ablamın Komando Eğitimi :D

Yıllar önce ablamda yaşadım bir süre – Lise hazırlık ya da 1. sınıfta falandım-. Beni komando eğitimine tutarak tek başına hayatta kalma sanatının inceliklerini sirkteki kaplan eğitmenlerinin yaptığı gibi kırbaçlama usulu olmasada psikolojik savaş taktiklerinin en acımasızcalarını kullanarak beni hayata hazırladığı bir dönemdir… Şimdi olduğu gibi o zamanlarda uyanma problemim vardı. Beni uyandırmak için üşenmemiş gitmiş Kibariye kaseti alıp her sabah uyandırma alarmı niyetine kullanarak her sabah cinnet geçirmemi sağlayarak uyandırırdı. O zamanlar kırmızı bir kaset çalarım vardı odamda ve yatağa baya uzaktı, üşenmeden gelip kaseti koyar ve play tuşuna basıp kaçardı… Kibariyenin şarkı söylediğini zannettiği çığırmalarına 37 saniye dayanıp Usain Bolt’un 100m Sprint rekorunu bile geride bırakacak şekilde banyoya gidip okula gitmek için çatalla traş olurdum. Çatalla derken Kibariye sersemliğini attıktan sonra traş bıçağına geçerdim… Birgün bana temiz gömlek giymek istermisin dedi bende tabiki pis pis gezemeyeceğim için ablamın kurduğu tuzağa şen bir sazan gibi atlayarak “evet” dedim. o an Michael Myers’ın Hallowen filminde sahneye girdiği müziğin aynısını duyduğuma yemin edebilirim… Ablamın gözlerindeki ışıltı komando eğitiminin başladığının işaretiydi… Beni çamaşır makinasının önüne kadar hipnotize etmiş bir şekilde sürükleyerek eline aldığı kirli çamaşırlarımı makineye doldurarak makinanın tüm çalışma inceliklerini anlattıktan sonra bana okumayı yeni öğrenen çocuklara yaptıkları gibi 50 kere tekrarlattırarak çamaşır makinasının tüm inceliklerini öğrendim. Artık Cırt Ayşe Teyzeye bile ihtiyaım yoktu… Hatta makinayı söküp takar parçada arttırmazdım… Vay be ben neymişim diyerek salona geçip keyfini sürerken peki gömleklerinin ütülü olmasını istermisin diye tuzak bir soru daha sordu. Desem ki hayır ütüsüzde giyerim, beni okula ütüsüz gömlekle gönderir, karizmamı çizer kızlar dalga geçer fiyakam ya da cakam bozulur diye istemeye istemeye evet dedim… Gel benle diyerek ütü odasına soktu beni. Bak bu ütü diye başlayarak -sanki hiç ütü görmemişim ya- ütüleme teknikleri üzerine bana hızlandırılmış bir kurs verdi. O gün hayatımda bu kadar değişikliğe hiç ihtiyacım ve takatim yoktu. O günden sonra kendi çamaşırlarımı kendim yıkamak, asmak ve ütülemek zorunda kaldım. Arkadaşlar kız tavlamaya giderken ben çamaşır yıkamak zorunda kaldığım günleri hiç unutmam peh be ablacım :S Neyse komando eğitimi bitmemişti ablam artık komando eğitimi dışına çıkarak gayet bordo bereli kıvamında tavizsiz eğitimini sürdürmeye devam ediyordu. Ütü işlerini bitirdikten sonra rahat bir nefes alacağımı düşünerek içeri geçerken beni mutfaktan çağırdı… Gel yamak sana yemek nasıl yapılır pratik bir şekilde anlatacam. Genelde aynı şekilde yapılır bir kaç yemeği öğrenirsen hepsini kıvırsın diyerekten beraber 3 çeşit yemek yaptık. Pilav yapmayı işte o gün öğrendim, ablama müteşekkirim. Onun sayesinde kızlara yemek yaparak tavlama diye bişey keşfetmiştim. Hem de eve getirebiliyordum… Hepsi ağzı bir karış açık kalacak yemekler yapıp, ağıma düşürdüğüm kızların sayısı gayet yeterlidir. Bu kız tavlama işinde en çok yıkama ve ütüleme işime yarayacağımı düşünürken yemek skorları hepsini solladı :D Bir ev hanımı gibi yapamasamda temel bilgilerle uydurarak yaptıklarımda yeterli oluyor ve yetiyordu bana :D Özellikle tek başıma yaşamaya başladıktan sonra işime yaradı. Ablam bir kaç sene sonra yanlız yaşayacağımı biliyordu heralde o yüzden beni hayata hazırlamaya başlamıştı. O gün hayatımı değiştirmişti, bir yerden başlamıştım ve herşeyi artık kendi başıma yapabiliyordum…  Aslında bunları öğrenmem daha çok kız tavlamama değil daha az kız tavlamama neden olmuştur. Artık kızlara ihtiyacım yoktu. Ne çamaşır ne bulaşık,ne ütü ne de yemek için… Bir çok arkadaşım sırf bunları yapamadıkları için gerzek ve kemçük ağızlı kızların çilesini çekmek zorundayken ben seçiciliği sonuna kadar kullanıyordum ve durumdan acayip memnundum :D Teşekkür ediyorum ablacım…iyiki beni o gün eğitmişsin ve kimseye boyun eğmeden yanlız başıma ayakta durabilmem için başlangıç adımlarımda yardımcı olmuşsun :D Öptüm seni kocaman :D




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 77,597 hits