Posts Tagged ‘Çemkiriyorum

31
May
10

Sokayım sizin naturalizminize !!!

Tutturmuşlar bir naturalizm fotoğrafta, insana kafayı yedirtiyorlar. Yok bunda photoshop var yok bunda müdahale var yok bunda edit var… aman yemişim. ümlü heykeltraş Michelangelo koca mermer sütunu olduğu gibi bıraksaydı Kusursuz Davut Heykeli çıkamazdı ortaya :D Bu naturalizm manyaklarının portfolyosunda en az 3-5 tane siyah beyaz fotoğraf vardır. Eğer naturalistsen siyah beyazda yapmayacaksın, dünya siyah beyaz değil ki. Siyah beyazda fotoğrafa müdahale değil mi ? Eğer bir sanatsal bir eser ortaya çıkarıyorsanız ve çektiğiniz fotoğraf sizin istediğiniz gibi değise illaki edit yapacaksınız… Birde olay kurgusu yapıpta buna naturalizm diyenler var ki onlara hasta oluyorum. Sen benim photoshopta yaptığımı sen gerçek dünyada bir labarotuvar ortamında çektiğin fotoğrafla yapıyorsun. benim için senin yaptığınla benim yaptığım arasında bir fark yok… zorlama. sanat eseri ortaya çıkarmak istiyorsan istediğin gibi ortaya çıkar. Bırakın insanlar üretsin yeter ki. sen onu taktir et. ama tarzın olmayabilir çok önemli değil. herkes aynı şekilde sanat icra etseydi çok sıkıcı bir sanat dünyamız hatta yaşamımız olurdu ki naturalizmden kaçışta tek düzeliğe atılmış bir şamardır. Bu yüzden mutlu olmalıyız durumdan. Andy worhal’un eserlerini pek sevmem ama sanata değişik bir pencere açmıştır ve sadece çağında değil hala retro sayılan eserleri vardır bence… Charles Eames’in tasarımını yaptığı perfect chair çok güzel bir örnektir. herkes normal sandalyede otururken çağın ötesinde bir tasarımla çıkagelmiştir. Ama şu gerçekte varki resimde soyut çalışmalar baa hiçbirşey ifade etmemektedir söylemeden edemedim :D

Reklamlar
18
Mar
10

Günler 48 saat olsun artık !!!

Günler 36 saat hatta 48 saat olsun… offf günler yetmiyor… Çalıştıktan sonra can kalmıyor ki insanda, pelte gibi yayıldıkça yayılası geliyor… Ne kitap okuyabiliyorsun, ne film izliyebiliyorsun, ne arkadaşlarınla takılabiliyorsun, sinema ya da tiyatro hak getire. Sevişmek bile tercihen. Zaman bana hiç yetmiyor aralarından birini seçene kadar geçen zaman bile fazla. Yok kitap okuyayım yokya yorgunum gözler bitik, yok bir film koyayım derken ooo Bihterle Behlülün ilişkisi gibi sonuçsuz kalıyor seçimler… Yemek yerken film izleyelim derken bir bakmışsın saat 22 olmuş bile. Ev işleri, yok işle ilgili raporlar, sen ne yaptın ben ne yaptım derken zaten saat 24’ü vuruyor…. Uyumasan diğer gün feci geçiyor uyusan zamanı boşa harcıyorum derken kendine kızıyorsun… Günler uzatılsın ama bizim millet öyle bişey olsa bihter behlülü 7 saat yapar, haber bültenleri 4 saat olur, televoleler ve evlenme programları patlama yapar, kimsenin kitap okuyup film izleyeceğini arkadaşlarıyla keyifli zamanlar geçireceğini düşünmüyorum…Uyuma işi 4 saatden fazla da olmamalı… Zürafalar günde 5dak*4 den 20 dakika toplam, o 20 dakikayıda ayakta uyurlarmış ama bizim millet Bihter behlül izleyelim derken sevişmeye bile zaman ayırmazlar. Okumam gereken binlerce sayfa izlemem gereken yüzlerce film öğrenmem gereken milyonlarca şey varken uyumak kendimi suçlu hissettiriyor. Benim gibi düşünen çok adam olduğunu biliyorum ama sadece 7 saat bihter behlül izlemek isteyenlerinde bir o kadar olduğuna eminim… Yoruldum artık herşeyi sıkış tepiş yaşamaktan… İyi ki Ankarada oturuyorumda trafikte saatlerimi harcamıyorum. yoksa hiçbirşey için zamanım olmazdı… Birde Ankarayı sevmezler. Bana günde 1 – 1.5 saat kazandırıyor birşeyler yapmak için ama o bile yetmiyor… Hızlı okuma tekniği çalımam lazım… 15000 sayfa okumam gereken kitap, RSS readerda okumam gereken 1200+ blog yazısı, arşivde izlenmesi gereken yüzlerce DVD derken dünyadaki en zor yapılan şey olan “seçim”‘i yapmak… Size yetiyor mu zaman… ya da neyi tercih ediyorsunuz…
19
Kas
09

I Hate You !

Bazı insanları hayatımdan uzak tutmaya çalışıyorum… Ama bu sosyal platformlar özelliklede facebook her ne kadar bana ulaşmasını istediğim kişiler ulaşsa da ulaşmamasını istedikleriminde bana ulaşmasında yardımcı oluyor… Facebook’u artık fazla kullanmıyorum, fazla yayılmasın diye hiçbir post etmemeye, kimsenin yorum yapabileceği şeyleri yollamamaya çalıştıkça, hani derler ya sevmediğin ot burnunun dibinde biter diye öyle bitiveriyorlar. Sonra onları uzaklaştırmak için yaptığım girişimler genelde karşı tarafın küfür etmesiyle sonlanıyor ki buda umrumda değil. Sosyal platformları seviyorum ama beni bulmasını istemediğim gerzeklerin beni bulmamasını sağlayamadım lanet olsun… Neyse En azından Blog için malzeme oluyorlar ama gerisi boş işte :( Bu sefer biraz kısa oldu idare edin işte :
12
Kas
09

Katliam Bayramı !!!!!


Eski kabilelerde öldürdüğünün etini yersen tüm gücünün yiyen kişiye geçtiğine inanılır… İneğin ne gücü var demeyin aptal aptal etrafa bakmasından başka. İşte bu yiyenlere geçiyor ve aptallaştırıp insanları katliama devama zorluyor. Hangi çocuğa bu durumu anlatırsanız anlatın -kurban bayramının hikayesini- size kıçıyla gülecektir. Yok sırat köprüsüymüş yok cennetmiş falan. Tanrı diyor ya verdiğim canı bir tek ben alırım diye… Eeee bu kurala ne oldu şimdi. O kurbanda geçerli değil mi. Yoksa biz kuralları aşmayı sevdiğimizden mi böyle davranıyoruz… Bİlmiyorum ama sadece kan gölü olan bir bayram olamazmış gibi geliyor bana. Eskiden belediye falan kurallar koymadan ve cezalar kesmeden önce sokaklarda kan nehirleri görmedik mi? Ben çocukken önümde kafası kesilmiş bir boğanın koştuğunu gördüğümden beri hiç bir inancım kalmadı böyle şeylere. Ve çocuklar böyle şeyleri izliyorlar. Yine ben çocukken beslediğimiz koyunların ineklerin kesildiğini görmedik mi. duygusal bağlar kurduğumuz hayvanların kör bıçaklarla acemi kasaplar ve kendini kasap zannedenler tarafından katledildiğini görmedik mi? Kaçan hayvanlara sopalarla işkence edildiğini, dövüldüklerini, iplerle boğazlarının sıkıldığını, satırlarla kaçmasınlar diye yaralandıklarını görmedik mi… Onlarında canı var onlarda yaşıyorlar çevrelerini ne kadar algılayamasalarda. ama sırf bu yüzden onlara acı çektirmemiz mi lazım. Ayrıca şu fakirlere et dağıtılması meselesi. Şöyle bir baktığımda etrafta fakir diyebileceğimiz herkes de kurban kesiyor.. Kurban kesen bir çok kişinin o etleri mangalda yapıp sonra rakıyla afiyetle yediğinni görmedik mi? SEvmiyorum bu katliam bayramını kim ne derse desin… Hayvanlara eziyet eden bir millet, onların saflığından ve çaresizliğinden yararlanan bir milletin sonu nereye varır bilmiyorum ama ben bu bayramı kutlamıyorum ve protesto ediyorum…….
15
Eyl
09

Kızlar BMW’den pek anlamıyor !

İşbu yazıda geçen kişilerKız – Kız
Apachi – Erkek
BMW – Araba ve Kız tavlama Aracı olarak geçmektedir…

Bugün dışarıda çok dikkatimi çeken şeyler oldu ! Aslında hep aynı şey ama farklı kişiler ! Bugün bir mekanda bir arkadaşımla oturuyorum sokaktan geçen güzel kızlar ve yanlarında ayucuklar ya da apachiler var. Neyse bir kaç kez mekanın önünden geçtiler bunlar. Sonra bizde kalkıp iki tur atalım dedik. Aramızdaki konuşma şöyleydi

-Bu kızlar bu apachilerde ne buluyor…
-Bilmiyorum vardır bir numarası belki kız kekodur olm
-!!!! (Hayır değildi)

Bir süre yürüdükten sonra kızlaoğlan bir arabaya yanaştılar ve bindiler zaten konumuzda burdan sonra başlıyor. Bu kızlar gerçekten arabadan anlıyorlar. Kızla apachinin bindiği araba 2003-04 model bir BMW. Peki kızlar BMW veya Mercedesten anlıyormu gerçekten yoksa benim arabamın üstünede BMW amblemi yapıştırsam işe yarar mı? :S Neyse bu blogu okuyan kız varsa onlara bir soru gerçekten arabalardan anlarmısınız ya da bu apachilerle gerçekten öyle oldukları için mi gezersiniz… yOksa sizi çeken şey para mı? Para gerçekten bu kadar önemli mi? Heryer de aşk arıyorum gerçek aşkı bulmam lazım gibi laflar ettikten sonra gerçek aşkınız bu BMW ya da bu apachi mi? Tek olay para mıdır. Bildiğim en havalı BMW nin sahibi bir boyacı :D gerçekten çocuk evlere gidip badana yapıyor :D Bu şimdi para için kendini satmak mı oluyor ya da bu apachinin parası var kendimi gelecek için güvende hissediyorum o bana ne yaparsa yapsın ben alışverişe çıktığımda cebimde para olsun mu ? olay bu mudur merak ediyorum. BU BMW sahiplerinin yarısından fazlasının alabildiği şey o araba o da zaten 2. el. Siz şimdi otuzbin lira vererek alınmış bir arabanın (tabi son kuruşuna kadar ona harcamıştır) gelecekte size iyi ve güvende bir hayat yaşatabileceğine inanıyor musunuz ? Kızlar ya arabalarla biraz daha yakından ilgilenin ki adamın gerçekten parası var mı yok mu anlayın ya da gerçekten tutkunuz bir BMW ye binmekse apachi olmayan eli yüzü düzgün bir dolu adam var onlarla takılın ! Sinirleri mi germeyin :D Tek bozulduğum nokta okuma yazmayı bile 3 yılda öğrenmiş bu apachilerin sadece kız tavlamak için aldıkları bu BMW’lerin kızların üstündeki etkisi (Sosyoloji master tezi bile yapılır ) Lütfen Bir kız bana bunu açıklasın yaw !!! O arabalar size ne hissettiriyor ?

27
Tem
09

Omnia mea mecum porto…

Çiçereoya atfedilen söz.

Sahip olduğum herşeyi beraberimde taşırım. (Bilgiyi) Çocukluğumuzda kaçınız hatırlarsınız bilmem ama bir çizgi film vardı. Kafalarında kitaplar vardı ve bu kitaplar çizgi filmdeki karakterlerin bilgisini ve deneyimini gösterirdi. O zaman sadece izler ve kitapların çokluğunun yaşa bağlı olarak değiştiğini zannederdim. Öyle değilmiş. Bilgi yaşta değil meraktaymış. Etrafımıza baktığımızda hayatı sadece para kazanmak, salak dizileri ve tv programlarını izleyip sonrada sevişip uyuyan koyun sürüleri sardığını farkettim. Kimsenin ilgi alanı olmadığı ve anlattığınız şeylere uzaylı gibi baktıklarını gördükçe yanlış yerde olduğumu düşünmeye başladım. Sonra Eurosportta Caner Eler’le tanıştım Giro d’Italia bisiklet turunu izlerken. Bilgisiyle sizi şaşırtan, bilmesede araştırıp size bilgiyi sunan bunuda mı biliyorsun be adam dedirten bir insan çıktı karşıma. Sadece 1 tane. neyse bişeyler öğrenme isteğimiz ölmüş durumda, herkes kolay bilginin peşininde ancak bulamayacaklar ve hayatlarına koyun gibi devam etmeye devam edecekler. Çok ama çok mutlu olacaklar çünkü bilgisizler, bilgi huzursuzluk getirir daha fazlasını öğrenmek ister bilen insan, bilirki dahası vardır her zaman. Kendisi gibi birilerini arar durur dünyanın üstünde. Bakar etrafına pek seçenek yoktur aslında ama yinede bilgiyi ve bilgiyi taşıyan kişiyi arar durur. Entellektüel zekamız diplerde olduğundandır TV’de izlediğimiz o iğrenç diziler ve o kötü ana haber bültenleri. Ben Tv izlemeyi bırakalı çok oldu. izleyecek kaliteli bişey bulmak ki bu sadece belgeseller değil, izleyecek herhangi bir şeye ihtiyaç duymak ve bulamamak. İngilizlerin en çok sevilen comedi dizilerinden biri olan Coupling düz izlediğinizde gayet eğlendirici yapısı olan pek bir bilgi verme kaygısı taşımayan gayet kahkaha dolu bir dizidir ama dizinin asıl özelliği Steven Moffat’ın üstün kurgusunu ve yaratıcılığını içerir. Demek istediğim şudur ki hadi diyelim bizimkiler gibi konu yoksunu ve feodal yapıyı anlatan aşk meşk dizileri yaptınız bari biraz üzerinde düşünün kurgu yok, zeka kıpırtısı yok meraklandırma üzerine kurulmuş dizilerden ibaret bir TV. Siz isteyin, yeni şeyler izleyin, kaliteli olanı görün ki hergün saatlerinizi ayırdığınız aptal kutusu en azından size birşeyler verebilsin. ve hatta yapamayacağınızı bile bile söylesemde kapatın TV yi kitap falan okuyun en azından gazete okuyun .

“Çocuk Vakfınca yapılan ”Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı Karnesi” araştırmasında, temel ihtiyaç maddeleri sıralamasında Türkiye’de kitabın 235. sırada yer aldığı, kitap için yılda kişi başı 45 sent harcandığı ve genel olarak düzenli kitap okuma alışkanlığı oranının binde 1 olduğu belirlendi.” size bu paragrafta bişey anlam ifade etmiyorsa bu yazıyıda okumayın gidin diğer koyunlarla kaval falan dinleyin rahat uyursunuz.

27
Tem
09

Tour De Esthetic !

Türkiyede ve dünyada yapılan bisiklet turlarını izledim izlenimlerimi aktarmak istedim :D

İstanbulda başlayıp Alanyada son bulan 45. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu gayet keyifli bir organizasyon olarak ve gururla izlediğim bir yarıştı ve bu yarışın bir özelliği daha vardı Eurosportta ilk defa yayınlanıyordu. Tüm dünyanın gözleri önünde doğa güzelliklerimiz gözler önüne seriliyordu. Türkiye güzellikleri mayosu (Turkuaz Mayo) uzun süre Alessandro Fantini (The Acqua & Sapone – Caffe Mokambo takımından ) giydi :D ;ancak ormanları ve denizleri gösterdikleri zaman süperdi taki şehirlerin içindeki etaplara gelene kadar.Şehir içleri kötü yapılaşma çöplük gibi evler izledikçe kendimi kötü hissettim,şu etap ilerlesede artık şehrin içinden çıksalar, çünkü Eurosporttan 123 ülke canlı olarak izleniyordu. Daryl Impey 2 sarı 2 yeşil mayo almasıyla ve 1.liği göğüslemesiyle biten yarış keyifliydi ve bittiğine sevinmiştim ilk defa bir bisiklet turunun :D Daha sonra Giro de Italia başladı mayıs ayında :D İtalyanın sanki en güzel yerlerini çekiyorlardı kameralarla. Como gölü (Lago di Como) ve çevresi her zaman ki gibi süperdi. Tabi Venedikte başlayıp Romada biten yarış 92. kez düzenleniyordu ve 100. yıl dönümüydü. Bizimki ise 45. Cumhurbaşkanlığı diye geçsede ilk defa Eurosport ta gösteriliyordu lütfen siz kıyaslayın :( İlk Giro nun geçtiği etaplar kullanılıyordu ama etaplar doğa olsun evler olsun sokaklara kadar harikaydı. Italyalar için hüzünlü olsada (ki genelde italyan takımlar kazanır,65 kez ) bu sefer Rabobank takımından Denis Menchov rus bisikletçi turu 1.likle tamamladı. Aklımda kalan en büyük şeyse İtalyanın herşeyiyle güzel olmasıydı. Şimdilerde ise Tour De France’ı Caner Elerin süper bilgi sahibi yorumlarıyla çok keyifle izliyorum. Doğa güzellikleri , evler, yollar herşey çok güzeldi ve izlerken düşündüğüm tek şey niye biz estetikten uzak çöplük gibi yerlerde yaşıyoruz ya da yaşadığımız yerleri neden estetiksiz bir çöplüğe çeviriyoruzdu. Anlatmak istediklerimi siz aldınız, aracımız bisiklet amacımız estetik.Dostum Uğur (lk) ya bu yazıyı yazmam için ilham verdiği için teşekkür ederim :D




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 79.559 hits
Reklamlar