Posts Tagged ‘Anlatıyorum

28
Haz
10

Sushico Keyfi :D


Çok yağmurlu bir gündü… Göğün dibi delinmiş ve bütün suyunu Ankaraya boşaltıyordu… İlk defa yağmur gören şeker Ankaralılarda erimemek için yağmur damlalarından kaçarken yine trafiği felakete çevirmişlerdi. Bizde Beysukentten yola çıkıp Sushicoya doğru ilerliyorduk. Bir ara yolda eve dönmeyi bile düşündüm ama şansımızı zorlayarak 18.30 da çıktığımız yolculuk 19.55 gibi Arjantin Sushico‘da son buldu. Geldiğimizde bize güzel bir masa rezerve etmişlerdi. Ortam süperdi ama sadece yağmurdan ve trafikten kurtulduğumuz için değildi bu süperlik… Hava daha güzel olsaydı süper bahçesinde oturma şansımız olabilirdi ama bu seferlik içerdeydik. Neyse siparişlerimiz verdik. Ben başlangıç olarak California Roll ve Osaka Roll şipariş ettim, Kız arkadaşımda Çin menüsünden Karışık sebzeli Dana eti, Karışık sebze, Sarımsak soslu brokoli. California Rolllerin üstündeki havyar kehribar rengiydi ve görüntüsüyle beni benden aldı… Bizde afiyetle soya sosuna bandıra bandıra yuttuk… tabi kim durdurur beni ardından 2. siparişimizi verdik Hitomi Roll ve Manhattan Roll… Hitomi Roll yılan balığıyla yapılıyor ve favorim oldu. Zaten yılan balığını çok severim sushi olarak ayrı bayıldım… Onun dışında servis 10 üstünden 10 puanı hak ediyordu. Garsonumuz Kenan ve diğer sevris eden garsonlar etrafımızda dört döndü ve servisi süper hale getirdiler. Son olarakta Balda Kızarmış Muz… :S Buna hiç bişey demiyorum deneyin görün…

Vera Peiffer Şöyle Demiş… ” Rüzgarın nasıl Estiği Farketmez. Farkı Yaratan, Yelkenlerinizi Nasıl Açtığınızdır.”

 

Reklamlar
23
Haz
10

Yerin Dibine Girdiğim Gün O Gündür !

Yıllardan fii, aylardan haziran ya da temmuz… ama hikayeye başlamadan önce flash back yapıp geçen seneye gitmemiz lazım. Yıllardan geçensen aylar aynı :D bizim baya büyük 20-30 kişilik bir arkadaş grubumuz var o zamanlar yazlıktayım. Benim yazlığım; ailemin evi. neyse evrim diye bir arkadaşımız bir abisi var kendisi yazman :D Asıl mesleği uzman çavuş gibi bişey olsada bizim grup içersindeki görevi yazman. Her kıza oto boka çöpe alenen yazan ve kızların rahatsız olduğu bir arkadaş. Aynı zamanda bu herif bizim grupta olmanın dışında o bölge jandarmada da görev yapıyor ve hem arkadaşımızın abisi olduğu için hemde jandarma bölgesinde ki görevli jandarma olduğu için kimse kışt diyemiyor. Yazman arkadaş kızları çok rahatsız ettiğinden dolayı bizim ekmeğimizede taş koyuyor ve bu yüzden tüm grup ona gıcık. Gıcık demek yetmez, yolda gören yolunu değiştiriyor. Dilenciden kaçar gibi. neyse bütün yaz bu yazman bizim grubun öbeğine oturdu ve çıkmak bilmedi. o sene tatil bittiğinde bu heriften uzaklaşacam diye çok mutlu olmuştum. Öbür sene geldi tatil başladı… Herkes bu herifi arıyor… Umarım tayini çıkmıştır diye… Neyse birgün kardeşi evrimi gördüm “naber evrim yavşak abin nerde” dedim ve cevabıyla yerin dibine girip ordan çıkmamak istedim. “Abim görevi gereği doğuya gitmişti ve orada şehit düştü” diyince ölüyorum zannettim. sessim çıkmadı, bişey söyleyemedim, yüzüm kızardı, başın sağolsun bile diyemedim… Kafayı öne eğdim ve hızlıca ordan uzaklaştım. Ondan sonra bir daha onun yüzüne bakamadım ve göz göze gelemedim. şimdi söylüyorum.. “çok özür dilerim evrim, çok özür dilerim” “hala unutmadım ve hala çok utanıyorum !”

15
Haz
10

Xing Ankara Official business networking event …

12 haziran Cumartesi günüvardı… Süper geçti… katılım sayısı beklediğimden çok daha fazlaydı. Genelde comfirme edenlerin sadece %30’u gelirdi ki- Bu durumu Xingde %50 gibi bir oranla aştık-  İlk önce Ahmet Kutayla(Xing Ankara Ambassadore), Başak temel’e (Limak otel sosyal Medya danışanı) ve Dostum Tolga Özek’e teşekkür ederim ayrıca üstün ve kaliteli hizmetlerinden dolayı Limak Ambassadore otele ayrıca teşekkür ederim… Xing üzerinde birbirini tanıyan ama sadece internet üzerinde birbiriyle iletişim kuran insanları bir araya topladılar. iş,projeler konuşuldu Kartvizitler alınıp verildi, kendi hayatlarımızı hiç tanımadığımız insanlara anlattık… Bir bakıma birbirimize gerçek hayatlarımızda dokunduk. Bir çok projemize destek bulduk, yeni bakış açıları ve fikirler edindik. Bu iletişimden memnun kalmayan olacağını düşünmüyorum… Çok uzun zamandır tanıdığım arkadaşlarımında orada olması bana ayrı bir keyif verdi. JCI (Genç liderle ve girişimciler derneği) Ankara başkanımız Ayşe Kılıç’ın ve Eğitim direktörümüz Seden Savaşkan’ın katılımınada ayrıca sevindim… JCI da olduğu gibi birşeyler yapmalıyım diyen insanların olduğu bir offline networkingde olmak bana keyif verdi.Dolu dolu ve tam anlamıyla bir offline networking event oldu ve bunun ilk ve son kalmaması için elimden geleni yapacağım. İnsanlar sadece iş konuşarak keyif alırmı derseniz “evet alır” derim çünkü hiç tanımadığınız insanlarla tanışarak onlardan birşeyler kapmaksa, amacımız Xing Ankara Official business networking event bunun için biçilmiş kaftan olduğunu öğrendik.  Event süresi bittikten sonra bile insanlar muhabbetlerine devam ettiler ve dağılmamakta direttiler :D Eventin bittiğine inanmak istemeyenler ve dağılmayanlar, bir daha olacağı ve daha büyük bir event olacağı sözünü Ahmet Kutaydan aldıktan sonra mekanı boşalttılar :D Limak Ambassadore otelin dağılmayan arkadaşlara gösterdiği hoşgörüye ayrıca teşekkür ederiz :D

Diğer Fotoğraflar için…

09
Haz
10

Tanrıçanın Çöküşü !

Birgün arkadaşlarla bardayız… içiyoruz erkek erkeğe. içen erkeklerin bulunduğu masada olduğu gibi konularımız futbol ve kadınlardı… Birazda abartmalarla birlikte sex :D Ben pek anlamasamda futboldan ve gerekli muhabbeti yapamasamda, kadınlarla ilgili derin bilgilerim olmasada palavralar sıkıyordum her erkek gibi masada… Yok ben uçarım giderim , konuşur koparırım bu geceyi falan. Tam o anda yanımızdan bir ahu dilber geçti… ama öyle böyle değil dibiniz düşer. scarlett johansson’un kopyası gibin bişey tam bir tanrıça. Neyse hatunu gözle takip ediyoruz, dışarıya doğru gidiyor bizde ona aval aval bakıyoruz. Gözleri alabilene aşk olsun, tüm barda kafaları döndüre döndüre gidiyor büyücü gibi. Bir fırtınaydıdı geçti ama muhabbet otuz saniye kesildi. Hatun dışardan gelirken elinde telefon -belli ki tokmakçılarından biriyle konşmuş- dikkat kesildik buna. Muhabbet yine kesilmiş durumda. Yanımızdan geçerken kızın telefonu çaldı. keşke çalmaz olaydı. Hayallerimiz yıkıldı. Hayallerimizde yer alacak hatunun telefonunda sibel canın bir parçası çalıyordu… Çakmak çakmak gözleri… felan falan :S Tam keçiörensosyete.com… çıt çıt çıt nabıyon gıııı kızlarında…Biz bu tiplere kısaca kezban diyoruz. offf masaca kestiğimiz ve hayallerimiz süsleyen hatun keko çıkmıştı. Hayallerimizi suya düşmüştü… ve masa da eski yaşadığım bir anıyı paylaşmak zorunda kaldım arkadaşlarımla. Birgün sahilde arkadaşlarla oturuyoruz… Kızlı erkekli 10 -12 kişilik bir ekip… Muhabbet dönüyor, keyifler acayip güzel, kafalar gayet iyi o saat için. neyse birden seri dürtülmelerle bir hatun gösterdiler… hatun beyaz bikinisini giymiş :S Bütün mal mülk yerli yerinde :D Scarlett johansson  #2 :D Neyse ekipteki kızlarda dahil olmak üzere göz takibine aldık hatunu… Parmaklarının ucunda sekerek ve saçlarını savurarak sahile kadar geldi… sağa sola baktı ki dikkat çekip çekmediğini check ediyordu. Farketmişti dikkat çektiğini… Biraz geriye doğru gerildi sahilden denize atlamak için. hala gözler üstünde hatunun -Kızlar dahil-… Hatun daldı suya dipten biraz gitti ve suyun üstüne çıktı ve ağzından şu sözcükler döküldü “uyyy mememin ucu dondu daaaaa”   :S inanılacak gibi değil herkesin suratında bir ekşime. Acayip bir hayal kırıklığı… muhabbet 1 dakika kadar kopmuş ama herkese en az yarım saat kadar gelmiş ve sonunda kocaman bir hayal kırıklığı… Herkes muhabbete kaldığı yerden devam etti sanki o an hiç yaşanmamış gibi… Böyle tanrıça gibi kızların kezban çıkmasından nefret ediyorum… Dünyada böyle hatunlar olduğu sürece hayal kırıklıkları devam edecek ve vodka bile duyan insanlar için çare olmayacak !

Barış Bıçakçı şöyle demiş “bu dünyada hiçbir şey göründüğü hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi!”

22
May
10

Klişeler #2 -İlişkilerde-

Klişeler#1 -İlişkilerde- denin devamını getirelim… Uzun bir yazı olunca bölmek zorunda kaldım…

İlişki İçersi Klişeleri


*ilk olamadın belki ama son olacaksın.

Romantik dangalak klişelerinden biridir. Asla böyle bir söz vermeyin. Öyle hissetseniz bile ! Asla son olamayacaksınız. Şöyle bir etrafınıza bakın… İnsanların sevgilileriyle, karı kocalarıyla ilişkilerine… Aldatanlar, boşananlar ve sonsuza kadar mutlu ve huzurlu yaşadığını zannedenler… Benim aşkım öyle bişey yapmaz demeyin herkesin yapma potansiyeli vardır ! Benim uydurduğum bir laf vardır “Güvendiğim dağlara kar yağdı, kar suları eridi derelere karıştı, dere suyu geldi şebeke suyuna girdi, biz içtik ishal olduk” diye… Her fani olmasada bir gün çoğumuz ishal olacaz unutmayın ! Son olmak ve öyle kalabilmek gerçekten çaba ister ve genelde aşıkların takati bu uzun maratona yetmez, yetenlerin aşk ve sex hayatları 60 yaşına kadar gerçekten harika olur… Aldatılmak istemiyorsanız çaba sarfetmelisiniz !

*seni görmeden önce sevginin ne olduğunu bilmiyordum…
Bunu duyduğunuz anda “Hade leyn orda” diye içinizden söyleyebilirsiniz. Aslında kötü bir söz değildir diğer klişeler gibi. Ayrılma ya da uzaklaşma amacından çok kendine bağlama amaçlı bir amacı vardır. Seviyorsanız kollarına atlayın ama bu sözü yemeyin. Bu acemilerin kullandığı bir sözdür ve kaybetme kaygısı yüzünden söylenmiş bir sözdür.

*ben karımı değil seni seviyorum, az kaldı boşanmamıza…
Buna verilecek tek cevap ” Hassiktir Ordan” dan başka bişey değildir. Bir kere evli bir adamla beraberseniz ve bunu baştan beri biliyorsanız siz salaksınız !Sizinle tek ilişkisi yataktaki… Onun dışında başka herhangi bir ilişkiniz olamaz. Onun adrenalin kaynağısınız. Asla düşünmeyin karısını sizin için terkedeceğini. Kurulu düzeni kimse bozmak istemez. Aslında bu konuda ahkam kesecek pek bir durumum yok ama yinede söyleyecek tek lafım ne kadar severseniz sevin, ondan uzaklaşın. Zaten sizi seviyorsa herşeyi arkasında bırakıp gelecektir. ama bu durumun birileri için mutlu sonla bitmeyeceğini ve bunun sorumlusunun siz olacağınızı unutmayın ! Artık kapıştığınız kişi hem laf ebesi hemde deneyimli bir aldatıcı. Bunu karısına yapan sizede aynı şeyi yapabileceğini aklınızdan çıkarmayın !

Freelance Klişeler

*Evlendikten sonra karı kız muhabbetini bırakacağım…
Bunu diyen adamın salak sulak bir sürü fışlak hatun vardır etrafında ama bir türlü evleneceği kızı bulamamıştır. Böyle hatunlarla takıldığı sürecede bulamayacaktır. Kanında damarlarında bu kızlar gezinir ki bu evlenmeyle iyileşecek bir hastalık değildir. Bu lafı kankanız söylüyorsa en güzel cevap ” Bi s.ktir git” demektir. Gülüşmeyle muhabbeti kapatırsınız ve kankanız ” Harbiden kanka yaw” gibi salakça ve yapamayacağı birşey söyler. Ciddiye almayın muhabbet uzamayacaktır !

*Numaranı silmiş değilim ya…telefonumu kaybettim.
Kıvrak klişelerden biridir. Genelde yersiniz bu lafı ve tekrar numaranızı verirsiniz. O silmiştir telefonunuzu rehberden ve yeniden zorla rehbere eklettiğiniz numarayı bir hafta içersinde tekrar silecektir. Anlayın artık bu kişi sizi pek sallamıyor, sizi görmek bulmak istese ne yapar ne eder sizin telefonunuzu bir yerlerden bulur ! Bunu sakın unutmayın. Aptallık etmeyin siz veriyorsanız onunkinide isteyin ve ” Bende telefonumu kaybettim bir daha versene numaranı” diyerek sizinde onu sallamadığınızı gösterin ! her ne kadar öyle olmasa da ! Unutmayın silinmemek ve kendinizi hatırlatmak için sadece bir haftanız var ! o yüzden kendinizi muntazam aralıklarla hatırlatın… veya farklı bir hedefe göz dikin !

*ben de seni arayacaktım yaa!!!
Bu klişe pek çok alanda kullanılabilir ama aşk hayatı üzerine bir muhabbetimiz varsa onun üzerinden gidelim. Sevgiliniz böyle bir söz söylerse artık ilişkiniz bitiyor veya bitmek üzere olduğunu söyleyebiliriz. buna söylenecek tek söz “…” sessiz kalmaktır. Sessiz kalın ve karşı tarafın saçmalamalarını dinleyin !Ne kadar komik bahaneler öne süreceğine inanamazsınız. O yorgun düştükten sonra darbeyi vurmak için tek hakkınız var, düşünme fırsatı bırakmayın ve şu sözleri söyleyin ” Bahane göt gibidir, herkeste bulunur… Küçüğüde, Büyüğüde !” Bu sözler karşı tarafta hassssiktir lan etkisi yaratacak ve elinizi güçlendirecektir !

*Ukrayna’daki hatunlar çok rahat takılıyor be abicim hepsi kaşar, orayı da yazıp gidelim mi ?
-aynen kanka. benim arkadaş okuyor orda kız direk kendi gelip veriyomuş, gidelim.
Bu hem bir klişe hemde bir geyiktir ! Evet yurtdışındaki hatunlar biraz daha free takılır yinede bu duruma getirebilmek için çaba sarfetmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Ya paranızla ya da kara kaşınız kara gözünüzle etkilemeniz lazım. Daha kolay olduğunu bilin ama kendinizden de birşeyler katmanız gerektiğini unutmayın !

Klişeler hayatımız boyunca karşımıza çıkacak… Kimi zaman bizden ayrılmak için söylenecek, kimi zaman bir ilişkiyi başlatmak ve ya devam etirmek için olacak. Artık ne yapacağınızı biliyorsunuz. Amacımız gereksiz muhabbetlerden kaçınmak ve sonuca daha çabuk ulaşmak.

20
May
10

Klişeler #1 -İlişkilerde-

Aşk hayatında her zaman karşınıza çıkacak klişelerden seçme saçmalar yapmaktır amacım… Ne anlatılmak istendiği ve kendimce korunma yöntemleri üzerinde duracam… En çok bildiğiniz klişiler işte karşınızda siz olsaydınız ne yapardınız sizde bir düşünün ve yorumlara değerli bilgilerinizi ekleyin… Bir kaç Bölüm olarak ele alacam. Ayrılma Klişeleri, Başlama/Başlayamama Klişeleri, İlişki İçersi Klişeleri ve Freelance Klişeler… Kendime göre bir sınıflandırma yaptım, o yüzden başlıkları maruz görün :Dİlk klişemiz herkesin hayatında en az birkez de olsa karşılaştığı ve ilk defa duymanın verdiği etkiyle apışıp kaldığı klişedir !

Ayrılma Klişeleri

*Sen daha iyilerine layıksın…
Kaçınılmaz sonlardan biridir. Sizi terkedecek kişide terketme konusunda acemidir aslında. Sizi apıştırıp bırakmadan önce kendi apışıp kaldığı içindir dudaklarından dökülen bu aptal sözler. Demek istediği kesinlikle şudur “Aslında söyleyecek daha anlamlı bişey bulamadım. Sıktın beni, hayatımdan çıkmanı istiyorum, ama kötü bir yönünü bulamıyorum, aslında sorun ilişkiyi devam ettirmek için iyi bir neden de bulamamam !” Bu cümleyi duyduğunuzda laf cevirme konusunda pek deneyimli olmayan gerzek sevgilinizin isteğini hemen kabul edin. Hatta “ben daha iyilerine layık olduğumu biliyorum ama ne diye saplandım kaldım onu anlayamadım” diye lafı çakın…

*Zamana ihtiyacımız var…
Bunu söylerken genelde fonda çalan parça ” Unut sevme beni, bu aşkın sonu, ne yazık ki hicran gözyaşı dolu…” olacaktır. Kısacası bitmiştir. Bu sözü duyduğunuzda hızlı düşünün çünkü iki seçeneğiniz var. Seviyorsanız laf kalabalığı ve çirkeflik yapıp katakulliye getirerek bu isteği refuze edin… Eğer etrafınızda daha iyi hedefler varsa fazla uzatmadan kabul edin. “evet, bende öyle düşünüyorum, bir süre aramayalım birbirimizi” diyerek ona istediğini verin. Aslında bunu blöf olarakta kullanabilirsiniz ama bu riskide almak her babayiğidin harcı değildir.

*Seni hiç unutmayacağım
Ahanda semi-deneyimli bir terkedici. Lafı sonuna kadar getirmiş sizi terketmiş şimdide bıçağı kalbinize saplamak istiyor… Bu cümleyi duyduğunuzda dudaklarınızdan otomatikman şu cümle dökülür ” Bir daha deneyelim “. Arkadaşlar manyakmısınız, kalbinizi kırmadan ayrılmaya, sizi başa bela etmeden uzaklaşmaya çalışıyor. Başka bir isteği yok bu malların. Buna vereceğiniz en güzel cevap ” Unut çünkü ben şu kapıdan çıkınca ilk işim yeni sevgili bulmak olacak”, “Zaten böyle olması gerekiyordu” diyerek aklına şüphe düşürün. Siz onun köpeği olacağınıza , o sizin köpeğiniz olur… Misillemeye misillleme ama kalbiniz dayanırsa bu sözleri söylemeye. Ne derler “Kılıçla yaşayan kılıçla ölür”

Başlama/Başlayamama Klişeleri

*Dünya ahiret bacimsin.
Böyle cümleler kullananlardan hemen uzaklaşın ! “Şimdi mi aklına geldi bacın olduğum” diye de ekleyin ! Aslında sorun sizdedir. Bir üst aşamaya geçmekte hızlı davranamadığınızdan dolayı, sizin ona yüz vermediğinizi düşünerek sizden daha oynak bir hatuna gönlünü kaptırmış çengelköy hıyarlarının dudaklarından kendiliğinden dökülür… Bunun muadili “sen benim kardeşim sayılırsın” gibi daha süslü ve daha modern ya da daha az kıro bir eş söylemide vardır ki aynı tepkiyi vermeniz vaciptir !

*Biz sadece arkadaşız.
Bu şıkkı aslında “Dünya ahiret bacımsın” başlığı altında ele aldık. Bu yüzden daha uzatmayacam. Son kez söylüyorum.
– Bir şey istiyorsanız biraz acele edin!

*Ben senin bildiğin kızlardan değilim.
Bu lafları eden kız bizim bildiğimiz kızlardan merak etmeyin ! Büyük ihtimalle amacınız bu salakla oynaşmak ama pekte laf ebesi sayılmazsınız. Ya laf ebesi olup kapısını tekrar çalın ya da uğraşmayın bu dangalakla -zamanınıza yazık etmeyin- gidin başka hatunlara yazılın. Dünya açık büfe arkadaşlar gördükleriniz dışında da bir dolu kız var yeteri kadar salak. Ayrıca çok sevdiğim bir lafı sizlerle paylaşmak istiyorum “Vurmayan silah yoktur atmasını bilene, vermeyen karı yoktur almasını bilene !” Bence bu kadar söz yeter !

*Bize gidelim önce biraz ders çalışırız…
Evveeeet Bu klişe aslında ayrı bir başlık olarak ele almamız gerekenlerden. Bunun altına yazmamız gereken klişeleride ekleyip tek başlık altında toplarsak “gel sana pul kolleksiyonumu göstereyim” ki bu en eskilerdendir, yeni versiyornu olarak “Gel sana DVD kolleksiyonumu ya da Film arşivimi göstereyim ” dir ve bir değişik versiyonu olarak “Gel sana kahve yapayım / ısmarlıyayım” dır. İlki Klasiklerden ikincisi ve üçüncüsü ise retro yaklaşımlardır. Kızlar bu sözleri duyduğunuzda bilin ki sizi bu herif yatağa atmak istiyor. İstiyorsanız hiç tereddüt etmeyin, hoşlanıyor ve namuslu takılıyorsanızda nelerle karşılaşabileceğinizi bile bile o eve gidin. Salak olmayın, oltaya sazan gibi atlamayın. Kıvrandırın biraz ki eğlenceli olsun. Bir laf ebesiyle karşı karşıya kalabileceğinizi aklınızdan hiç çıkarmayın. Biz erkekler karate filmi izlerken bile sevişebiliriz ama sizi havaya sokmak için kesinlikle romantik komedi tarzı bir film seçeceğimizide unutmayın.Hatta gülerken daha sıkı sarılacağımızı ve göz temasına girerek ilk öpücüğü koparmak için akbaba gibi bekleyeceğimizi asla unutmayın! Neyse ana başlığa dönersek Trigonometri, integral bile bir anda anatomi dersine dönüşebilir. Her erkek biraz doktordur. Bunu aklınızdan çıkarmayın.

28
Nis
10

Dumanların İçinden Gelen…..

sene 1988 – 89 tam olarak hatırlamasamda. O zaman bir ev satınalmışlardı bizimkiler ama ev sobalıydı. Bizimkiler paşazade çocukları oldukları için açıkçası şimdiye kadar hiç sobalı evde oturmamışlar. Kendi çaplarında bir maceraya dalmışlardı. Babam o zamanlar ticaretle uğraşıyordu ve eve yakın biryerlerde dükkanı vardı. Her öğleden sonra gelip sobayı yakar ben okuldan geldiğimde saat 4 gibi evin sıcak olmasını sağlardı. Sobalı evlerden o günlerden sonra nefret etmişimdir hep. Neyse bu düzen böyle giderken babamın şehir dışında işi çıktı ve annemle başbaşa kalmıştık. Bir akşam annem işten eve geldikten sonra sobayı yakmaya yeltendi ve herşey o andan itibaren başladı :D Annem hayatı boyunca bırakın sobayı mangal bile yakmamış, tek yaktığı şey içtiği sigaradan ibaret olan bir kadın olarak denemelerine başladı… Neyse tam sıralamasını bilmesemde, onun da bildiğini düşünmüyorum ya, kağıdı odunu kömürü doldurmuş kovanın içine, kovayıda sobanın içine,ateşide vermiş üstten üstten… Tabi soba yakmanın bir şekli şemali olduğu için bizimki becerememiş… Heryer duman altı -duman altı derken öyle böyle değil, gözgözü görmüyor-… ben annemi izliyorum ama miniciğim daha ilkokul çocuğu, dumanlar içinden annemi görüyorum ama annem beceremiyor yakmayı, neyse camları açtı duman çıksın diye… Evin içinde öyle yoğun bir duman var ki gören yangın var sanır… Neyse annem beni dumandan ve camları açtığı için soğuktan etkilenmeyeyim diye odaya koydu. Benim bekleyişim sürdükçe sürüyor.Guinness rekorlar kitabina girebilecek kadar uzun bir bekleyişti benimki… Annem öksürükler içinde falan ama sonuç yok. Sonra kapı açıldı, içeriye bir adam girdi… kocaman bir adam. “Amca sen kimsin” dedim Adamda bana “Ben itfaiyeciyim oğlum, seni kurtarmaya geldim” dedi, bende “Amca merak etme annem sadece soba yakmaya calışıyor” dedim ama adam beni kucakladığı gibi dışarı çıkardı. Baktılar ortalıkta yangın falan yok gerçekten sadece annemin çıkardığı sahte yangın var… Bırakın yangını kadın daha sobayı yakamamış evi nasıl yaksın zaten :D Ondan sonra zaten bizim paşazade çocukları ordan taşındılar yine alıştıkları gibi kaloriferli bir eve geçtiler ama benim akciğerlerimdeki hasar hep kaldı :D  Komşuların yardımıyla soba yakıldı… Biz sıcak evimizde huzur içinde uyuduk ve annem bir daha asla soba yakmadı… -Mutlu son :D –



Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 79.559 hits
Reklamlar