Posts Tagged ‘Alıntılar

04
Tem
10

Evlilik üzerine seçme saçmalar….

Evlilik üzerine abuk subuk bir yazı yazacam. Hiç evlenmeme rağmen ama olsun. ne kadar saçmalarsam o kadar iyi bü yüzden değerli düşünürlerimizden yardım alacam… İlk sözümüzle başlayalım :D

* “Kesinlikle evlen, karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun” Sokrates
Bundan anlayacağımız ilk şey sokratesin karısının iyi olmadığı… ikinci şey ise kim karısına iyi diyebilir… 5 yıl sonunda. Şöyle bir bakacak olursak mutlu olan fazla bir adam yok ama filozof olan ondan da az… nedendir bu durum derseniz Türk milletinin yapısıyla alakalı… kendilerine mutlu edecek başkalarını buluyorlar böylece adrenalin takviyesiyle filozof olmaktan kıl payı kurtuluyorlar :D Aldatmalar olmasaydı türkiye filozof kaynıyor olurdu …

Evet ikinci sözümüze gelirsek kim söylediğini bilmiyorum ama gayet eğlenceli bir söz ve doğruluk payı gayet yüksek..
*Karın güzelse ne işin var düğün evinde.. Düğün senin evinde. Gir oyna , çık oyna… Karın çirkinse ne işin var cezane evinde.. Cenaze senin evinde.. Gir ağla, çık ağla.

Dediğim odur ki Mutluluğun anahtarı güzel karıya sahip olmak… gerisi hikaye :D Önemli kısmı aslında “Gir oyna , çık oyna…” ;D seni sıpa dediğinizi duyuyorum ama öyle değil mi. Sex evliliğin yapı taşı olduğunu unutmayalım… Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçip penisinde son bulur. İlkel benlik doyduktan sonra sevişmeyi önermiştir ki bunu kimse değiştiremez. erkeklerin ateşle ilişkisi gibi. neden sevdiklerini hiç bilmezler ama ateşin önünde saatlerini geçirebilirler :D

3. sözümüzde kimin söylediğini bilmediğim bir söz…
* filozofa sormuşlar evleneyim mi diye ” evlensende evlenmesende 10 yıl sonra pişman olacaksın” Demiş…

10 sene…. fazla uzun bir zaman… Pişman olma yönteminizi kendiniz seçeceksiniz… size evlenin ya da evlenmeyin diyemem ama kararlarınızı doğru ya da yanlış versenizde pişman olacaksınız bırakın akışına ne olacaksa olsun :D

Muğlada çok duyduğum bir sözdür…
*Ev yacaksan tuğladan, kız alacaksan muğladan…
Şöyle bir adet vardır muğlada erkek tarafı ev yapar ya da satın alır kız tarafıda evin içini döşer… Bu yüzden kızları muğladan almak iyidir ama eviniz varsa… her ne kadar bu adet hala devam ediyor mu bilmem araştırmadan adım atmayın :D

*Evlenme davaya benzer; mutlaka memnun olmayan bir taraf vardır.
(Balzac)
İş bu sözleşmede davalı eş olarak geçecektir :D gerisi hikaye…

Bu söz erkekler için söylenmiş olsada kadınlar içinde geçerlidir…
*Evlenen bir erkek,deniz satın alan bir adama benzer. Ne aldığı belli değildir:Fırtına mı,canavar mı,inci mi,kaya mı ?

Hediye paketi gibi… paketi açana kadar içinde ne olduğunu asla bilemeyeceksin… hatta açtıktan sonra bile içindekinin ne işe yaradığını anlamak baya zamanını alacak, kullanmak ise yıllarını. o yüzden keyfini çıkarmaya bak:D

Son sözü Madame de Rieux söylesin ” Evlilik erkeklerin özgürlüklerini, kadınların mutluluklarını ortaya koydukları bir piyangodur. “

Reklamlar
08
May
10

Çilingir Sofrasında Meşk…

Bu yazının tek amacı alkolle sanatın bütünlüğünü devri aleme göstermek…  Bu Yazıya Rakı Duasıyla başlayalım. Kadehleri kaldıralım ve…

“İçelim, ab-ı hayat neşe versin bedene allah rahmet eylesin rakıyı icat edene artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin allah bizi meyhanesiz memlekete düşürmesin”
“AMİİİİİİİİİİNNNNNN”
Naralarıyla başlar güzel bir rakı-roka muhabbeti. Kanatlar mangalda pişer, masada ezine ve tulum peyniri, paprika, haydari, ananas (deneyin ııığğ iğrenç demeyin retro meze), çay… Çay’ı ben su yerine rakının yanıda içerim, galiba gizli adanalılık var damarlarımda… Bir yudum daha rakıdan çeker ve yeteri kadar içtikten sonra şu dizeler dökülür dudaklarımdan…

Sarhoşum…

Sarhoşum…
Sarhoş.

Caddenin Göbeğine Oturmuşum,
Aklıma Eserse Sırt Üstü Yatabilirim
Nara Atabilirim,
Kem Gözler Umrumda Değil,
Ben Kendi Gözlerimden Kurtulmuşum…

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun güzel dizeleri, ne zaman içsem kafam kıyak olsa hemen bu dizeler aklıma gelir… Bir off çektirir içen herkese… ama hüzünlendirmez, masadaki keyfi asla kaçırtmaz… ve gecenin ilerleyen saatlerinde dilin kemiği yok Neyzen Tevfik gelir oturur masaya şu dizeleriyle…

Be Hey Dürzü

Ne ararsin TANRI ile aramda!…
Sen kimsin ki orucumu sorarsin?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Basi açiga niye türban sorarsin?

Raki, sarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararim, içerim.
Ikimiz de gelsek kildan köprüye,
Ben dürüstsem sarhosken de geçerim

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatip kalkip ATATÜRK’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soguyacak bu millet

Isgaldeki hali sakin unutma.
ATATÜRK’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çikardin amma
Baban kimdi bilemezdin serefsiz.

Şerefsiz kısmını bağırdıktan sonra rakıdan bir yudum daha alıp masaya yavaşça çarparsın kadehi… Çoşkunu kimse durduramaz… Sonra küfürler tektek savrulur sağa, sola :D Selanik kadehleri çıkar, 2 tur hızlı selanik kadehiyle dönersin , bizde adettendir Yeni yetmeler ve kız çocukları için değildir… Necip Mirkelam oğlunun dediği gibi…

Eşek içince zırlar,
Köpek içerse hırlar
Kedi içse tırmalar,
İnsanlar’adır rakı.

Al kadehi eline,
Dokun gönül teline,
Muhabbet alemine,
Bir merhabadır rakı.

Adabı, erkanı var,
Zamanı mekanı var,
Kimin ki iz’anı var,
O na şifadır rakı.

Gönül dargınlarına,
Vefa kırgınlarına,
Hayat yorgunlarına,
Haza devadır rakı.

Mirkelamoğlu der ki:
Had bilmezsen eğer ki,
Öyle rüsva eder ki,
Başa beladır rakı.

Masadan kalkmadan Nazım’ı hatırlayalım… Kimler için olduğunu Necip Mirkelamdan öğrendik,  Nasıl içileceğini Nazım anlatsın…

Nazım Hikmet demiş ki “RAKI !!!  Bu meret öyle bir merettir ki, acıyla içilir, tatlıyla içilir, neşeyle içilir, ağlayarak içilir, kavunla içilir, peynirle içilir, ikisi beraber çok güzel içilir yemekle içilir, mezeyle içilir, suyla içilir, susuz içilir, sodayla içilir, şalgamla içilir. Ama işte,bir tek salakla içilmez. … ”

Son olarak Atatürk Neyzen Tevfik’i Çağırmış iyi içiyor diye…

Hal hatır sorduktan sonra, “iyi içermişsin sen Tevfik bir isteğin var mı ?” demiş

Neyzen demiş ki, “Paşam Karnım biraz aç. Bir kilo rakı ,  bir somun ekmek ve bir tencere istiyorum” demiş

Paşa şaşırdıktan sonra istediğini yerine getirtmiş,

Neyzen bir kilo rakıyı tencereye döküp, üstüne ekmek doğramış,

ve çala kaşık yerken paşada şaşkınlıkla Neyzeni izlemiş.

Neyzen bitirince “Paşam şimdi karnım doydu içmeye başlayabiliriz” demiş

İçtik güzelce tüm gece, Allah rahatlık versin herkese….

12
Eki
09

Kavga Böyle Başladı !

Tamamı Bir Mailden Alıntıdır !

*Karıma dedim ki, “Doğum gününde nereye gitmemizi istersin?”

Yüzünde keyiften eridiğini görmek beni ihya etti!.

“Uzun zamandır gitmediğimiz bir yer olsun !” dedi.

O zaman önerdim, “Mutfağa ne dersin?”

İşte kavga böyle başladı….


*Cumartesi sabahı, sakin- sakin giyindim, kahvaltımı ettim,  köpeği kapıp sessizce garaja geçtim..

Kayığı arabanın üzerine atıp, şelaleye doğru yola çıktıydım ki, baktım fırtına çıktı-çıkacak…, garaja geri döndüm, radyoyu açtım, hava durumu, havanın gün boyu böyle gideceğini söylüyor….Eve geri döndüm, yavaşça soyunup, yatağa süzüldüm..

Uyumakta olan karımın vücuduna arkadan sarılıp, arzu dolu, kulağına fısıldadım,

“Dışarıda hava berbat”…

10 yıllık sevgili karım mırıldandı ‘Salak kocam bu havada balığa gitti, inanabiliyormusun?’

Ve kavga böyle başladı…


*Bir adamla bir kadın, bebekler gibi uyumakta.

Sabahın üçünde, birden dışarıdan bir gürültü geldi.

Kadın, panik içinde yataktan fırlayıp adama doğru bağırdı  ‘Aman Tanrım,

Bu kocam galiba!’

Adam da yataktan fırladı, korku içinde ve çıplak, kendini camdan attı, yere yapıştı. Dikenli çalının arasından koşabildiğince hızlı arabasına koştu;

Birden aydı, geri dönüp yatak odasına girdi, ve karısına : “A s..tir!!! Senin kocan benim!!!’ diye bağırdı.

‘Yok yaa ne kaçtın öyleyse?’

Ve kavga böyle başladı…….


*Karıma 14.95.’e bir kasa Miller bira alalım, diyordum ki,

7..95’e bir kutu dondurma almasın mı?.

“Oysa bira ile bu gece, dondurmayla olduğundan daha çekici olurdun” demiş bulundum.

Ve kavga başladı….


*Kadın çıplak, yatak odasındaki aynadan kendine baktı.

Gördüğünden pek memnun kalmamıştı ki, kocasına dönüp, -“Korkunç görünüyorum; yaşlı, şişman ve çirkinim!!” dedi ve devam etti:

-“Hadi bana bir iltifat yap, buna ihtiyacım var!!.’

Kocanın cevabı:  “Gözlerin iyi görüyormuş !!.”

Ve kavga başladı……


*Karımı restorana götürdüydüm…. Garson, her nasılsa, önce benim siparişi aldı.

“Ben ızgara bonfile alacağım, az-orta pişmiş lütfen.”

“Deli danadan korkmazmısınız?” dedi,

“Cık, dedim o kendi siparişini kendi verir!.”

Ve kavga böyle başladı…


*Mezunlar yemeğinde karımla masadayız,
Yandaki masada, sarhoş, elindeki kadehi çevirip duran kadına bakakalmışım.

Karım sordu, – ‘Onu tanıyormusun?’

-‘Evet,’ dedim, ‘Eski flörtüm. Duydum ki yıllar önce ayrıldığımızda içmeye başlamış, o zamandan beri kendisini ayık gören yokmuş”

‘Hadi canım!’ dedi karım, “amma uzun kutlamış!!’

Ve kavga böyle başladı…


*Emekli olduğumun ertesi, Sosyal Sigortalar’a gidip muüracaatımı yapayım dedim.

Masadaki memure, yaşımı teyit etmek için ehliyetimi istedi.

Ceplerimi karıştırdım, cüzdanımı evde bırakmışım!.

Kadına dedim ki “Bir koşu eve gidip getirebilirim!”.

“-Yok canım”, dedi kadın , ” Gömleğinizi açın lütfen!”… Düğmeleri açtığımda, kıvırcık, kırlaşmış göğüs

kıllarıma bakıp, “bu kır renk, benim için kanıt olarak yeterli!” dedi ve müracaatımı aldı.

Eve döndüğümde, sigortalarda başıma geleni karımla paylaştım.

“Pantolonunu da indireydin keşke!” dedi “maluliyet de bağlarlardı belki!”

İşte kavga böyle başladı…


*Oturmuş TV de kanallar arası zaplarken, yanıma oturan karım sordu:

-“Ne varmış bakiim TV’de?”

‘Toz.’ dedim,

Ve kavga başladı…


*Karım, yaklaşmakta olan yıldönümümüz için çaktırmadan ayak yapıyordu ..

“Üç saniyede hızla 0 dan, 100 ye çıkabilen bir nesne istiyorum” dedi,

Bir baskül aldım ona!.

İşte kavga böyle başladı…

09
Ağu
09

Etme !

uydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla basa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme

MEVLANA

Umarım gerçekten bunu mevlana şemse yazmamıştır, ETME :!




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 79.373 hits
Reklamlar