Archive for the 'Ankara' Category



23
Eki
09

Nedeng ¿

Niye okur yazarız ya da niye değiliz ? Bu yazıda sizi bir dolu soruya boğacam ama bu sorulara cevap verebilecek olsaydım bu yazı sosyolojik bir makale olurdu. Tam olarak kimin söylediğini bilmediğim bir sözle yazıya başlamak istiyorum… “Bizim kim olduğumuzu öğrenmek için eserlerimize baksınlar, Eserlerimiz kim olduğumuzu gösterir !” Peki eser üretmeyen insanları tanımak için ne yapmamız gerekiyor acaba ? Adli tıpta bir söz vardır “Her etki bir iz bırakır” diye… Peki insanların bizi tanıması için bir eser ortaya çıkarmıyorsak ve dünya üzerine bir iz bırakmıyorsak, insanlar bizi nasıl tanıyacak ya da kim olduğumuzu nasıl öğrenecek. Konuşmalarımızdan mı, Facebookta yazdıklarımızdan mı, FF’deki post ve yorumlarımızdan mı ? Nasıl ? FF de olan bir çok insan için söyleyebileceğim pek bişey yok aslında çoğu bir blog yazıyor, onları tanımak için bloglarına bakmak ya da postlarını takip etmek yeterli az çok nasıl biri olduğunu görmek için… Ya facebooktakiler… Aptal video paylaşımları, geleni forward etmekten başka birşey yapmayan, kendisi bişey üretmeyen adamlarla doluydu listem taki ben katliam yapıp silene kadar çoğunu. Acaba platform olarak mı paylaşmaya müsait bir ortam mı,değil diye düşürken Yaban Kedisi (Kaan Abi) ile karşılaştım Facebook’ta. Alabileceğimden çoook daha fazla bilgiyle hergün her dakika bilgi dolu postları, hayat görüşü ile karşıma çıktı ki o anda facebook paylaşmak isteyenler içinde yanlış bir platform olmadığını anladım. Peki sosyal platformları geçelim gerçek dünya ya gelelim. Bizi bu dünya üzerinde olduğumuz kişi olmamızı sağlayan nedir nasıl paylaşımlardır. Tabiki herkes bir blogda yazması gerekmiyor… Kastetmek istediğim kimi insan paylaşımlarını aktarmak için yazı yazar, kimi insan fotoğraf çeker,kimi beste yapar şarkı söyler ve bir dolu başka şey (Resim, heykel…vb). Bizi biz yapan şeyleri insanlara nasıl gösteririz. Sosyalleşmenin mantığı nedir. Bunları yapmayan insanlarla niye arkadaş oluruz, bize bişey öğretmeyen, göstermeyen, dinletmeyen kısacası paylaşımda bulunmayan insanlarla neden arkadaş oluruz ? Bir ilişkide de öyle değil midir ? Sadece eli yüzü düzgün, orası güzel burası sütun olduğu için mi biriyle beraber oluruz ya da (ilk 1 haftadan sonra) o kişi gözünüzde bir fikrin, düşüncenin sahibi bize bişeyler kattığını düşündüğümüzden mi ilişkiyi devam ettiririz. Geçen gün The Journey of the Edge of Universe’ü izledikten sonra (bununlada ilgili bir yazı yazmıştım) Dünya üzerine ne iz bırakayım yaw ye, iç, gez, eğlen… Şu dünyada yaşamanın anlamı yok bari keyfini çıkarmaya bak diye düşünmüştüm ama yine de bişeyler bırakmamız gerekiyor mu gerçekten ? Ünlü Ressam Rembrandt eserlerini bıraktıda gitti ne oldu ya da Sheakspeare Macbeth’i yazdıda ne oldu, en azından kendilerini anlatabildilermi. Resimlerinin ya da ilk basımların sahiplerini zengin etmekten başka ne yaptılar. Onların eserlerini gördük ve okuduk bize kazandırdıkları şeyler onlara ne fayda sağladı ? En son olarak bu yazının kime neye yararı olacak bilmiyorum ama okuyun diye yazdım işte :D
Reklamlar
08
Eki
09

Kahvaltı Birası….

Bu yazıma bir Dua ile başlamak istiyorum…
İçelim, ab-ı hayat neşe versin bedene allah rahmet eylesin rakıyı icat edene artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin allah bizi meyhanesiz memlekete düşürmesin… Amin :D

Galiba Alkolik olduğumu mu ilk 2002 yazında farkettim. o zamnlar bir kankam var sabah sahilde Vodka+Çilek yapmış demlenirken bende kahvaltı yapmak için sahile inmişim, “Berk ordan 2 bira kap gel” dedi… Bende hiç hayır demem ok dedim kankadan gelen laf şuydu “Ulan bir kerede hayır de, bir kere de hayır de!” tabi pek sallamadım kim alıp gelecek biraları yoksa :D Palmiye kafeye doğru ilerleyip “Ayşe abla 2 bira birde hamburger ve patetes kızartması yap ama biraları önden ver” diyip kahvaltılık biraları alıp sahilde bir güzel hüplettiğim gün anlamıştım ! ama bizim oralarda sevgiline ya da One Nigth standine sahip çıkmak istiyorsan sızmaman gerektiğinide o aralar öğrendim… Yoksa kimin eli kimin cebinde olduğunu bilmediğiniz yazlık bir mekanda bir yerde sızarsanız Dam’ınızın geceyi nerde bitireceğini asla bilemezdiniz. O yüzdendir ki benim alkol mukavemetim o günlerden beri pek bi yüksektir… İsterse yüksek olmasın. Öbür gün dalga konusu olurdunuz… Neyse bende bir kanka vardı ki karaciğerlere zarar zaten lakabıda buna uygundu “Sünger Bob” :D Her zaman bir vukuat olduğunda götümü kollayan, içerken bir maraton koşucusu gibi gayet relax ve sonuna kadar gitmesini bilen bir kanka… Neyse her kankama “olm ben galiba alkolik oluyorum” dediğimde “hahahahhaha” “Oluyorsun ha değilsin yani şimdiye kadar” diye cevapları alırdım :D Sonra rakı içmeyi öğrendim ki bu benim için bir milattı. Tedavi edilemez hale getiren her an kusturabilecek ama kendimi onu içmeden yapamadığım bir yere sürükledi ve beni yerlere süründürdü :D Anlayacağınız şudur ki arkadaşlar bu yazıdan; içiyorsanız adam gibi için yıkılmayın bol bol pratik yapın ki alkol eşiğiniz yüksek olsun :D böylece kimseye maskara olmadan yamulanlarla istediğiniz kadar ..Şak… geçebilirsiniz ki işin en keyifli noktasıdır… Alkol bazen (genelde) insanlara aptalca şeyler söyletebilir mesela geceden kalma bir halde sabah ilk tanıştığınız mekan olan klozette küçük bir senfoni verirken “Bir daha ASLA içmeyecem” tarzı saçma sapan cümleler kurdurur ki bunların 24 saat içinde hiç bir kıymeti kalmayacaktır :D Diyeceksiniz ki hiç yamulmadın mı diye tabiki yamuldum ama herkesi yamuttuktan sonra yamulduğum için genelde kimse hatırlamaz ben onarla geceyle ilgili dalga geçerken onların elindeki tek materyal gece şişenin kapağını açtıklarını hatırlamalarıdır… Şu anda da pratiklerimi sürdürüyorum ama bir gaye için hepsi… bana bu blog için güzel yazılar yazma gücü veriyor ve saçmalamama olanak tanıdığındandır ki bu blogdaki yazıların bu kadar güzel olması… Şair İhsan Yücenin Ekmek, Şarap, sen ve ben şiirinden bir dörtlükle bu yazıya nokta koyalım…

“ne diyordum arkadaş….
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
daha sonra yaparım hayatın felsefesini”

07
Eki
09

Anahtar !

Ulan Tıbbi ingilizceci seni… İngilizce hayatımı bir anahtar uğruna feda eden kişi sana ne bad dualar etsem azdır :D Neyse hikaye şöyle başlar sene 2002 ya da 2003 ben o zamanlar üniversitede uzatmaları oynuyorum… Kantincimiz Nuri abi berk gelsene bir dakika, bişey söyleyecem diye başlayıp hayatımı etkileyecek sözlerle devam etti… Nuri abi says that :D ” XXX’in boş eve ihtiyacı varmış” benden aldığı cevap “oha tamam ” tabi bu arada gözlerim parlıyor çünkü XXX benim Tıbbi İngilizce hocam…. :D Elime düştün dedim içimden XXX’e Daha sonra ıkına sıkıla geldi ve enseye tokat muhabbetimiz başladı XXX’le :D Üniversiteden okuyan arkadaşlar bazıları bilir bu muhabbeti bazılarının ağzı açık kalacaktır ama neden sınavlara kafama estiği gibi girdiğimin ispatıdır :D Neyse bu XXX’in fazla aktif cinsel hayatı ingilizce stajyerleriyle olduğunu farkettiğimde kendime pay çıkarmayı düşündüm ama böyle bişey için üniversite notlarımı riske atmak gelmedi içimden. Beleşe aldığım özel ingilizce dersleri bana yettide arttı aslında :d ama en çok beni her gördüğünde yediği boktan dolayı ıkınıp sıkılması çok hoşuma gidiyordu koca adamın :D Tek sevmediğim kısmı evliydi ve böyle birşeye yataklık yaptığımı çoook sonra farketmem oldu.Ayrıca eve giremediğim kapının önünde çıkmasını beklediğim günlerde ayrı bir konu ! Neyse XXX benim blogumda bir yazı olmaktan öteye gidemedin… Hala haberlerini alıyorum… ama sen bunu asla okuyamayacaksın ve ben Üniversitenin aksiyon potansiyeli sıralamasında en üstlerde olmaya devam edecem her zaman :D Bu arada zevkine sıçayım diyorum :D !!!
20
Eyl
09

Yeni Yıla Girebildik mi?

Alkolden tam olarak tarihleri hatırlamasamda sene 2004 -2005. Hangi yıla girdiğimiz konusunda herhangi bir fikrim yok. Dışarı çıkmaktan vazgeçilmiş ve ufak bir house partyle yeni yıla girmeyi planlıyoruz. Realden nevaleleri fazlasıyla topladıktan sonra bir arkadaşımızın evine doğru bilkentin arka yollarından hacettepe köyünden falan geçerek Angora evlerine doğru garip ve bilmediğim yollardan ilerliyoruz. 2 araba kapışır bir şekilde garip köy yollarından hareket etmekte ve hiç bilmediğim ve geçmediğim yollarda son sürat yeni yılın verdiği sevinç , arkadaşlarla geçirilecek güzel bir gece için heyecandan ve arabada o zaman ki sevgilimin olmasının verdiği gazla son sürat biyerlere doğru ilerliyoruz. En sonunda Angora evleri tarafında arkadaşın evine geldik. Ufak bir villa süper güzel bir kış bahçesi ve kış bahçesinin içinde süper bir şömine :D Neyse yemek hazırlıkları başlandı genelde hazır gıdalardan ısıt ye yemeklerinin olduğu 5 kişilik bir masada yemekler yendi. Yemekten sonra laptoplar açıldı ve alınan alkoller ve evdeki nevaleyle acaba hangi karışımlar yapılabilir düşünceleriyle denemeler yapılmaya başlandı. Genel olarak başarısız Kokteyller deneme amaçlı yapıldı ve içildi. Çoğu bulamaç gibi oldu… Ama kafa yapmak için gayet etkiliydi ve saat 10 civarında evde ayık kimse kalmadı… Ben deepfriz’e attığım biraların üstüne Tekila ekleyerek devam ederken bir telefon geldi. Kızlar geliyordu… Ve yarım saat sonra kapı çaldı Bilkentin nadide güzelleri içeri girdi ama tabi benim sevgilim var ve zaten gelen kızlar sevgilimin sectiondan arkadaşları… Neyse zaten aksiyon yapacak kafa kalmamış erken başlayan kafayla biz 4 arkadaş kış bahçesindeki şöminenin önünde keyifli bir gece geçiriyoruz ama bizim kızlar gelen kızlardan dolayı tedirgin. 4 kız; 1 tane manyak 1 mini etekli sarışın ve onun kardeşi 1tane daha kız ama onu pek hatırlamıyorum. Tabi bu arada ne zaman geldiğini bile hatırlamadığım bir erkek arkadaşımız daha gelmiş ve kızlarla içeride muhabbetteler. Neyse deli kızımız o gece ne içtiyse tahmini Ex garip hareketlerde bulunmaya ve garip danslar yapmaya başladı. Sandalyeye tersten candan erçetin oturuşu yaparak tangasını göstermeler mi yerde yuvarlanarak tangasını göstermek mi desem ya da baştan çıkartıcı danslar mı desem ne desem bilemediğim hareketler yaparak evin içinde yuvarlanmaya başladı tabi bizim kızlar bu hatuna sinir olmuş bir şekilde gözlerinden ateş püskürüyor ve bizi kesinlikle içeri göndermiyorlar herhangi birşey için. Servis süper bira bitince hemen geliyor cipsler havada uçuşuyor, çerez hiç bitmiyor cennet gibi bir kış bahçesi :D Neyse bizim 2 oğlanda içerde cebelleşiyor kızları tavlamak için ama tık yok nedense :D Sonra yanımızdaki çift içeri geçtiler serin geldiği için ve içerdeki şamatayı izlemekteler. O ara sevgilim alkolün etkisiyle yerinden kalkamıyor ve benden içerdeki çantasından tokasını getirmemi istedi. Neyse ben çantaya doğru yöneldim. Çanta solda bir tekli koltuğun üzerinde bizim çift olan arkadaşlarda sağda koltuğun üzerinde oturuyorlar. Tam ben tokayı ararken bu deli kız yanıma eldi ve “Tokamı gördün mü” dedi ama ses tonu çok manidardı. Bizim çiftle göz göze geldim gözlerimin içine bakıyorlar ne cevap verecem diye ! Neyse bende standart bir cevap geldi “Ne renkti tokan” oh dedim kurtardım ama öyle basit değildi ben bu cevabı verirken yine arkadaşların gözünün içine bakıyorum hemen yanımdaki kızla bir alakam yok… Kız olayı zora sokmaya çalıştı ne de olsa deli ve kafası gayet iyi ama böyle bir laf beklemiyordum. Dedi ki “Ne renk olduğuna sen karar ver!” Offf benden soğuk terler dökülüyor ve bizim arkadaşlardan gözümü ayırmıyorum ama içimden kurtarmam lazım aksiyona gerek yok diyorum ve ağzımdan şu sözler çıktı ” Yukarıdaki odalara bak istersen !” Neyse benden iş çıkmayacağını anlayan kız diğer arkadaşlara yöneldi ve beni gerçekten zorlayan bir hareketin sonu oldu. Arkadaşlarda gayet hayret verici bir şekilde bana bakmaya devam ettiler ve ben tokayı alıp sevgilimin yanına döndüm. Soğuk terlemeler bu kadar kısa bir konuşma içersinde nasıl oluştuğuna hayret ettim. O gece aksiyon arayan kıza cevap veremediğim için üzgünüm ama sevgilim varken aldatma olayları bana gerçekten uzak isteseydim sevgilim sızdığı dakikalarda bir aksiyon yapardım ama bir toka için değmez gerçekten ! Aksiyonlu bir yılbaşı gecesi geçtikten sonra sabah eskişehir yoluna sabah 7 de çıktığımda sadece ben vardım ve resident evil filminde ki gibi terkedilmiş bir şehire gözlerimi açtığımı sandım ama bu oyun kısa sürdü. Game Over :D
20
Eyl
09

O Gün Bayram Bitti İşte !

Şeker bayramı olması lazım tam emin değilim çooook eski bir hikaye anlatacağım size. Annemle alışverişe gitmişiz ve bana bayramlık alınmış tahmini 7-8 yaşlarındayım süüüpper bayramlıklar aldık ama işin bomba kısmı o zamanlar reebok pump vardı onlardan almaya gittik. Ben bu hava basılan ayakkabılara bayılıyorum. Hava basılan derken hava atılanla karıştırmayı gerçektende pabucun dil kısmında basket topu şeklinde ufak yuvarlak bir popma var ve bu pompayla pıs pıs pıs diye ayakkabıya hava basıyorsun. Çocukluk İşte insana güzel ve değişik geliyor böyle şeyler. Neyse annemle ayakkabıları aldık ama ben seviçten uçuyorum cidden uçuyorum… Herhalde o günden sonra sonra başka bir hediyeye bu kadar çok sevinmemiştim. Neyse eve geldik, o zamanlar 4kişi yaşıyoruz, ben,anne,baba,carlos… Canım oğlum o zamanlar daha çocuk 1 yaşında falan… Neyse ben evin içinde sevinç ve mutluluk dağıtıyorum. evde pozitif bir hava diyecem ama kesinlikle anlatmaya yetmez. Neyse gece oldu yarın bayram olduğu için erken yattım bende, kalkıp bayramlıklarımı ve reebok pump’ımı giyecem. Hani türk filmlerinde vardır ya alır sarılıp bayramlıklarına yatar çocuklar işte bende Reebok Pumplarımı (Ayakkabı ama ayakkabı demeye kıyamıyorum) aldım onlara sarılıp yattım. Güzel rüyalar görmüşümdür eminim. Sabah 10 gibi kalktım ayakkabılarıma baktım ama 1 tanesi yok yere düşmüş heralde ben uyurken. neyse onu aramaya başladım yatağımın altındaydı. Eğildim uzandım aldım. O an başımdan kaynar su değil kızgın yağlar döküldü. Gece ben uyurken ayakkabımın tekini düşürmüşüm ve benim tatlı şeker köpeğim o zamanlar daha çocuk bulmuş bunu ve yemiş. Çiğnemiş her tarafını. Kafayı yiyordum. Bir ağladım ki yedi mahalle duydu ve 1 sene Carlostan Nefret ettim. Annem yenisini alalım dedi ama bayramda tüm dükkanlar kapalı nereden alacaz. Ben bütün bayram ağladım, surat astım. Aslında nasıl güzel başlamıştım…O günden sonra benim bünye bayram seyran tutmaz oldu. Sadece para kaynağı olarak gördüm eee ne oldu büyüdük şimdi para verecek yaşa geldik nerdeyse. Artık bayramları sevmiyorum !
15
Eyl
09

Kızlar BMW’den pek anlamıyor !

İşbu yazıda geçen kişilerKız – Kız
Apachi – Erkek
BMW – Araba ve Kız tavlama Aracı olarak geçmektedir…

Bugün dışarıda çok dikkatimi çeken şeyler oldu ! Aslında hep aynı şey ama farklı kişiler ! Bugün bir mekanda bir arkadaşımla oturuyorum sokaktan geçen güzel kızlar ve yanlarında ayucuklar ya da apachiler var. Neyse bir kaç kez mekanın önünden geçtiler bunlar. Sonra bizde kalkıp iki tur atalım dedik. Aramızdaki konuşma şöyleydi

-Bu kızlar bu apachilerde ne buluyor…
-Bilmiyorum vardır bir numarası belki kız kekodur olm
-!!!! (Hayır değildi)

Bir süre yürüdükten sonra kızlaoğlan bir arabaya yanaştılar ve bindiler zaten konumuzda burdan sonra başlıyor. Bu kızlar gerçekten arabadan anlıyorlar. Kızla apachinin bindiği araba 2003-04 model bir BMW. Peki kızlar BMW veya Mercedesten anlıyormu gerçekten yoksa benim arabamın üstünede BMW amblemi yapıştırsam işe yarar mı? :S Neyse bu blogu okuyan kız varsa onlara bir soru gerçekten arabalardan anlarmısınız ya da bu apachilerle gerçekten öyle oldukları için mi gezersiniz… yOksa sizi çeken şey para mı? Para gerçekten bu kadar önemli mi? Heryer de aşk arıyorum gerçek aşkı bulmam lazım gibi laflar ettikten sonra gerçek aşkınız bu BMW ya da bu apachi mi? Tek olay para mıdır. Bildiğim en havalı BMW nin sahibi bir boyacı :D gerçekten çocuk evlere gidip badana yapıyor :D Bu şimdi para için kendini satmak mı oluyor ya da bu apachinin parası var kendimi gelecek için güvende hissediyorum o bana ne yaparsa yapsın ben alışverişe çıktığımda cebimde para olsun mu ? olay bu mudur merak ediyorum. BU BMW sahiplerinin yarısından fazlasının alabildiği şey o araba o da zaten 2. el. Siz şimdi otuzbin lira vererek alınmış bir arabanın (tabi son kuruşuna kadar ona harcamıştır) gelecekte size iyi ve güvende bir hayat yaşatabileceğine inanıyor musunuz ? Kızlar ya arabalarla biraz daha yakından ilgilenin ki adamın gerçekten parası var mı yok mu anlayın ya da gerçekten tutkunuz bir BMW ye binmekse apachi olmayan eli yüzü düzgün bir dolu adam var onlarla takılın ! Sinirleri mi germeyin :D Tek bozulduğum nokta okuma yazmayı bile 3 yılda öğrenmiş bu apachilerin sadece kız tavlamak için aldıkları bu BMW’lerin kızların üstündeki etkisi (Sosyoloji master tezi bile yapılır ) Lütfen Bir kız bana bunu açıklasın yaw !!! O arabalar size ne hissettiriyor ?

06
Eyl
09

Tarih Olacaksın !

Uyarmıştım tarih olacaksın diye ama devam etti yapış yapış olmaya. Ben demiştim ki ona benim sevgilim olsan çoktan kapının önüne koyardım o yine iyi dayandı diye ama dinlemedi; yapışkan olmaya, habersiz planlar yapmaya, istenmeyen şeylerin tümünü ve sabah uyandırmalara devam etti ve tarih oldu. Artık herkes rahatladı. Benim kız arkadaşım olmamasına rağmen ben bile rahatsız olmuştum kızdan. Niyedir bu yapışkanlık, temas manyaklığı, habersiz gelmeler… Bunu yaparak hayatın boyunca Fuck Buddy olmaya devam edeceksin. birde demez mi bütün sevgililerimden ayrılan bendim diye. Hep öyle zannederler zaten ondan ayrılan bendim :D Ben sana o güne kadar pislik yapmasam, her yaptığını terslemesem, salakça hareketlerde bulunup benden ayrılmanı sağlamasam acaba sen beni yinede terkedermiydin derler. He’s Just Not That Into You filminde çok güzel anlatıyor; ilgileniyorsak ararız, ilgileniyorsak ilgi gösteririz, yaptığımız şeylerden sonuç çıkarma biz söylemek istediklerimizi dolandırmayız. Bir arkadaşım sevgilisine “bana birşeyleri dolaylı yoldan anlatmaya çalışma anlamam, direk söyleki anlatmak istediğini anlayım…” demişti. Gerçekten öyledir bize dolaylı yoldan bişey anlatırsanız sizin gibi düşünmediğimiz için anlamayız ve kastetdikleriniz yüzünden ne yapacağımızı bilemeyip genelde yanlış şeyler yaparız. Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten kitabı çok doğru bir kitaptır. Düşünme ve yaşama şekillerimiz farklı. Biz ayakkabılara, çantalara ve elalemin ne giydiğine dikkat etmeyiz varsa yoksa teknoloji ve kızlar… Başka bişey yok hayatımızda Birde futbol diyecem ama ben pek sevmem ondan demiyorum demiyecem :D Neyse konuyu dağıtmadan Uhu 404 e geri dönelim. Bir kızı böyle yapışkan yapan şeylerin temellerine inelim, Nerden gelir bu yapışkanlık. Benim tahminlerim arkadaşlarının çoğu evlenmiş, yaşı evde kalma sınırlarına gelmiş, kariyer yapma gibi bir derdi olmayan ve dokunma hastalığı bir kızı yapışkan hale getirir gibime geliyor. Yüzlerce kez uyardık Sayın Uhu 404 ama dinlememeyi tercih ettim. Sana çok kez tarih olacaksın dedim sen aldırmadın. Bak Tarih oldun… Ama teşekkür ederim bloguma bir yazı daha eklememe yardımcı oldun. Bu yazıyı belki okursun diğerlerini okuduğun gibi o zaman belki bişeyler dank eder. Neyse bana ne ayrıca ben yazımı yazarım götümü döner yatarım :DNot* Tüm kızlar üstüne alınmasın. Yazı bir yapışkan için yazılmıştır !</divn




Twitterdan Takip Et

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1.440 takipçiye katılın

Blog Stats

  • 79.559 hits
Reklamlar